RESMİ METİN

Tutanak


MADDE 154- (1) Hâkim, tahkikat ve yargılama işlemlerinin icrasıyla, iki tarafın ve diğer ilgililerin sözlü açıklamalarını, gerekirse özet olarak zabıt kâtibi aracılığıyla tutanağa kaydettirir. (2) Taraflar veya diğer ilgililer sözlü açıklamalarını hâkimin izniyle doğrudan da tutanağa yazdırabilir. (3) Aşağıdaki hususlar mutlak olarak tutanağa yazılır: a) Mahkemenin adı, duruşmanın açıldığı yer, gün ve saat. b) Hâkim, zabıt kâtibi, hazır bulunan taraflar ve varsa vekilleri, kanuni temsilcileri, fer’î müdahil ve tercümanın ad ve soyadları. c) Yargılamanın aleni ya da gizli yapıldığı. ç) Beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabule ilişkin beyanlar ve sulh müzakereleri ile sonucu. d) Beyanda bulunana okunmak kaydıyla taraf, tanık, bilirkişi veya uzman kişi beyanı. e) Duruşma dışında yapılan işlemlerin özeti. f) Tarafların sundukları belgelerin neler olduğu. g) Tarafların soruşturmaya ilişkin istekleri ile diğer kanunların tutanağa yazılmasını emrettiği konular. ğ) Ara kararları ve hükmün sonucu. h) Karar veya hükmün açıklanma biçimi. (4) Tutanakta sözü edilen veya dosyaya konduğu belirtilen belgeler de tutanağın eki sayılır. (5) Tahkikat ve yargılama sırasında yapılan işlemler teknik araçlarla kayda alınırsa, bu durum bir tutanakla tespit olunur.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 154. maddesi, medeni yargılamada mahkeme içi usul işlemlerinin "resmi hafızasını" ve yegâne ispat aracını oluşturan "duruşma tutanağının" (zaptının) hukuki rejimini düzenlemektedir. Yargılama sürecinde söylenen sözler, alınan ara kararlar ve tarafların beyanları, ancak tutanağa geçirildikleri ölçüde hukuki bir varlık (geçerlilik) kazanır; tutanağa yansımayan bir usuli işlemin varlığı kural olarak başka bir delille kanıtlanamaz. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile şekli gerçeğin ve ispat güvenliğinin alt yapısını kurduğunu; tutanağın salt bir sekreterya işlemi olmadığını, aksine yargılamanın şeffaflığını, aleniyetini ve hukuki denetimini (istinaf/temyiz) sağlayan "kurucu" nitelikte resmi bir belge (vesika) olduğunu savunmaktadır. Bu madde, duruşma salonundaki sözlü diyalektiği, hukuki bir belgeye dönüştüren usuli bir kalıptır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Gerekirse Özet Olarak Kaydettirme (Fıkra 1): Hâkimin, tarafların, tanıkların veya bilirkişilerin duruşmadaki sözlü açıklamalarını kelimesi kelimesine değil, davanın esasına etkili olan kısımlarını kendi hukuki süzgecinden (özetleyerek) zabıt kâtibine yazdırmasıdır. Kural olarak tutanak hâkimin diktesiyle oluşur.
  • Hâkimin İzniyle Doğrudan Yazdırma (Fıkra 2): Avukatların veya tarafların, kendi beyanlarının hâkim tarafından özetlenirken anlam kaymasına uğradığını düşündükleri hallerde, hâkimden izin alarak doğrudan zabıt kâtibine kendi cümleleriyle yazdırma imkânıdır.
  • Mutlak Olarak Tutanağa Yazılacak Hususlar (Fıkra 3): Mahkemenin künyesi, hazır bulunanlar, aleniyet durumu, ara kararlar gibi yargılamanın geçerlilik şartı olan unsurların listedeki sırayla mutlak surette kayda alınması zorunluluğudur.
  • Okunmak ve İmzası Alınmak Kaydıyla (Fıkra 3/ç ve d): Davayı esastan sona erdiren (feragat, kabul, sulh) veya kesin delil vasfı taşıyan (ikrar, yemin) çok kritik irade beyanlarının tutanağa geçirildikten sonra beyan sahibine yüksek sesle okunması ve tutanağın altının derhal o kişiye (veya vekile) imzalattırılmasıdır. İmza yoksa işlem usulen tekemmül etmemiş sayılır.
  • Teknik Araçlarla Kayıt (Fıkra 5): SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) gibi araçlarla yapılan kayıtların da ana duruşma tutanağında "işlemin teknik araçla kayda alındığı" şeklinde bir şerhle usule bağlanmasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 154, "Tutanağın İspat Gücü"nü düzenleyen HMK m. 156 ve "Hukuki Dinlenilme Hakkı" (HMK m. 27) ile ayrılmaz bir dogmatik bağ içindedir. Ayrıca, "Feragat ve Kabul" (HMK m. 307 vd.) ile "Sulh" (HMK m. 313 vd.) gibi davayı sona erdiren taraf işlemlerinin şekil şartını doğrudan belirler. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 154/3-ç bendi uyarınca davadan feragat veya kabul beyanının tutanağa yazılıp altı imzalanmadıkça hukuki bir sonuç doğurmayacağını; zira tutanağın bu tür tasarrufi işlemlerde sadece bir "ispat şartı" değil, aynı zamanda mutlak bir "geçerlilik (şekil) şartı" olduğunu usul dogmatiği açısından belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen bir tapu iptal davasında, davalı taraf duruşma esnasında söz alarak "Evet, davacının iddia ettiği gibi o bedeli ben elden almadım, borcum var" diyerek açıkça bir "ikrar"da bulunmuştur. Hâkim bu beyanı tutanağa geçirtmiş, ancak duruşma yoğunluğu sebebiyle tutanağı davalıya "okuyup altını imzalatmayı" unutmuştur. Davalı, istinaf aşamasında bu ikrarından döndüğünü beyan eder. HMK m. 154/3-ç bendi uyarınca ikrar beyanının altı okunup imzalanmadığı için, bu beyan usulen geçerli bir mahkeme içi ikrar vasfı taşımaz ve hükme esas alınamaz.

(kurmaca senaryo) Tanık (T), trafik kazası davasında olayı son derece detaylı ve teknik terimlerle anlatmaktadır. Hâkim, tanığın 10 dakikalık konuşmasını "Tanık, davalının hızlı geldiğini ve çarptığını beyan etti" şeklinde bir cümleyle kâtibe yazdırır. Davacı vekili, tanığın anlattığı "fren izi ve savrulma yönü" gibi detayların tutanakta olmadığını fark eder. HMK m. 154/2 uyarınca hâkimden izin isteyerek, tanığın beyanlarındaki eksik teknik kısımları doğrudan kâtibe dikte ettirip tutanağa geçmesini sağlar.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 154 avukatın duruşmadaki en büyük kalkanı ve yegane delilidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların duruşma salonunda hâkimin dikte ettiği tutanağı ekrandan veya kâtibin yazımından eşzamanlı olarak satır satır takip etmelerinin hayati önem taşıdığını; avukatın duruşmada söylediği çok kritik bir itirazın (örneğin zamanaşımı def'inin veya tanığa sorulan soruya itirazın) tutanağa geçirilmediğini gördüğü an derhal söz alarak "Hâkim bey, bu beyanımın da tutanağa geçirilmesini talep ediyorum" demesinin bir mecburiyet olduğunu stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır. Tutanağa yazılmayan söz, uzay boşluğunda kaybolmuş demektir.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 154'ün 1. fıkrasında hâkime tanınan "gerekirse özet olarak... kaydettirir" yetkisi, maddi gerçeğin saptırılması riski bağlamında doktrinde ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hâkimin tanık veya taraf beyanlarını kendi hukuki filtresinden geçirerek özetlemesinin, o an için önemsiz görünen ama dosyanın ilerleyen aşamalarında (veya Yargıtay incelemesinde) davanın kaderini değiştirebilecek kritik nüansların tutanağa hiç yansımamasına neden olduğunu eleştirmektedir. Yazar, "özetleme" yetkisinin, sözlü yargılamanın doğasına ve doğrudanlık ilkesine zarar verdiğini, beyanların anlam kaymasına uğratılabildiğini ifade etmektedir.

Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, tutanak tutma yönteminin (m. 154/1) teknolojik çağın gerisinde kalışını eleştirmektedir. SEGBİS gibi gelişmiş ses ve görüntü kayıt sistemlerinin bulunduğu bir adliye altyapısında, hâlâ hâkimin konuşmaları durdurup kâtibe manuel olarak dikte yapmasının (klasik zabıt usulünün) yargılamayı inanılmaz derecede yavaşlattığını ve hâkim ile avukatlar arasında "onu dedin, bunu demedin" tartışmalarına yol açtığını belirtmektedir. Yazar, modern usul hukukunda duruşmaların kesintisiz olarak teknik cihazlarla kayda alınması ve sonradan "tam döküm" (verbatim transcript) (kelimesi kelimesine deşifre) yapılması usulünün ana kural haline getirilmesi gerektiğini eleştirel bir dille savunmaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.