1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 153. maddesi, medeni yargılamaya hâkim olan
"duruşmaların aleniyeti (açıklığı)" ilkesinin sınırlarını çizen ve bu ilkenin
kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal edecek bir medya şovuna dönüşmesini
engelleyen temel koruma normudur. Aleniyet, duruşma salonunun kapılarının
dinleyicilere açık olması anlamına gelse de, bu açıklık yargılamanın ses ve
görüntü cihazlarıyla sınırsızca kaydedilip yayımlanabileceği anlamına gelmez.
Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile
mahkemenin sükunetini, yargılamanın ciddiyetini ve tarafların kişilik haklarını
teknolojik müdahalelere karşı mutlak bir koruma kalkanı altına aldığını
savunmaktadır. Madde, yargılamanın mahremiyeti ile kamunun bilgi alma hakkı
arasındaki hassas dengeyi, yargısal otoritenin ve ilgili kişilerin iznine
bağlayarak usul dogmatiği açısından kusursuz bir güvence mekanizması
kurmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Fotoğraf Çekilememesi ve Kayıt Yapılamaması: Duruşma salonunda bulunan
avukatlar, taraflar, tanıklar, gazeteciler veya izleyiciler dahil hiç kimsenin
cep telefonu, kamera veya ses kayıt cihazı ile yargılama faaliyetini dijital
veya analog olarak kopyalayamamasıdır. Bu mutlak bir yasaktır.
- Mahkemece Çekim Yapılması (İstisna): Yargılamanın zorunlu kıldığı
hallerde (örneğin SEGBİS ile yapılan e-duruşmalarda veya çok sanıklı/taraflı
karmaşık dosyalarda beyanların doğruluğunu teyit etmek amacıyla) sadece ve
bizzat "mahkeme" tarafından resmi kayıt alınabilmesidir.
- Yayın Yasağı ve Açık İzin Şartı: Mahkemenin kendi aldığı resmi
kayıtların veya dava dosyası içindeki kişilik haklarına (sağlık, özel hayat,
ticari sırlar vb.) temas eden belgelerin medyada veya sosyal ağlarda
paylaşılabilmesi için aranan "çifte kilit" sistemidir. Hem mahkemenin hem de o
belgede/kayıtta ismi geçen "ilgili kişilerin" açık (yazılı veya tutanağa
geçirilmiş) izni gereklidir.
- 151. Madde Hükmünün Uygulanması (Fıkra 2): Yasağı ihlal eden kişinin
HMK m. 151 kapsamında değerlendirilerek derhâl salondan atılması ve gerekirse
disiplin hapsine çarptırılması yaptırımıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 153, usul hukukunda "Duruşmaların Aleniyeti"ni düzenleyen HMK m. 28 ve
"Duruşma Düzeni"ni sağlayan HMK m. 151 ile koparılamaz bir üçlü sacayağı
oluşturur. Ayrıca, fıkra 3'teki açık atıf sebebiyle Türk Ceza Kanunu'nun 286.
maddesindeki "Ses veya Görüntülerin Kayda Alınması" suçuyla doğrudan bir ceza
hukuku köprüsü kurar. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku
çalışmasında [1], HMK m. 153'teki kayıt ve yayın yasağının, aleniyet ilkesinin
(HMK m. 28) bir istisnası değil, tam aksine aleniyetin "kişilik hakları
sınırında biten" doğal çerçevesi olduğunu usul dogmatiği açısından
belirtmektedir. Zira aleniyet, duruşmayı salonda izlemeyi kapsar, izleneni
çoğaltıp kitlesel yayına sokmayı kapsamaz.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve kamuoyunun yakından
takip ettiği bir ünlüye ait tazminat davasında, dinleyici sıralarında oturan
bir gazeteci, cep telefonuyla gizlice tarafların ve hâkimin fotoğrafını çekip
sosyal medya hesabından paylaşır. Hâkim, durumu fark ettiğinde HMK m. 153/2
delaletiyle HMK m. 151'i işleterek gazeteciyi derhâl duruşma salonundan attırır
ve hakkında 2 gün disiplin hapsi kararı verir. Ayrıca HMK m. 153/3 amir hükmü
gereğince, TCK m. 286 uyarınca cezai soruşturma yapılması için durumu bir
tutanakla Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir.
(kurmaca senaryo) Aile Mahkemesinde görülen çekişmeli bir boşanma davasında,
SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden dinlenen bir tanığın
beyanları mahkemece usulüne uygun olarak kayda (CD'ye) alınmış ve dosyaya
konulmuştur. Davacı vekili, bu CD'deki kayıtları alıp, haklılığını basına
ispatlamak amacıyla bir televizyon kanalına vermek ister. Ancak HMK m. 153/1
uyarınca, bu kaydın yayımlanabilmesi için hem mahkemenin hem de kayıtta yer
alan tanığın ve diğer tarafın "açık izni" şarttır. İzin alınmadan yapılan bu
yayın eylemi hukuka aykırıdır ve yayın yasağının ihlalidir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 153 yasağı bilhassa e-duruşma (SEGBİS)
döneminde avukatlar için ciddi bir disiplin ve ceza mayını haline gelmiştir.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların
özellikle ofislerinden e-duruşmaya bağlanırken bilgisayarlarında çalışan ekran
kaydedici (screen capture) yazılımlarla "ileride savunmamda kullanırım"
düşüncesiyle duruşmayı gizlice kayda almalarının devasa bir mesleki hata
(malpraktis) ve TCK anlamında doğrudan suç teşkil ettiğini; aynı zamanda
avukatın, duruşma salonuna giren müvekkilini (asili) "telefonunu tamamen
kapatması ve asla cebinden çıkarmaması" yönünde önceden katı bir şekilde
uyarmasının hayati bir mesleki özen pratiği olduğunu stratejik bir kural olarak
hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 153 metni teoride kusursuz bir koruma sağlasa da, maddenin katı lafzı
ile dijital çağın gerçekleri arasındaki uyumsuzluk doktrinde eleştirilere maruz
kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1],
maddedeki "her türlü belge ve tutanak... hiçbir yerde yayımlanamaz" yasağının
fazlasıyla geniş ve mutlak kaleme alındığını eleştirmektedir. Yazar,
yargılamanın şeffaflığı ve kamuoyunu ilgilendiren büyük çevre, tüketici veya
yolsuzluk davalarında (kişilik haklarından ziyade kamusal menfaatin üstün
olduğu durumlarda) salt tutanakların dahi yayımlanmasının "tarafların iznine"
bağlanmasının, basın hürriyeti ve kamunun bilgi alma hakkıyla çeliştiğini;
yayın yasağının sadece "kişilik haklarını ağır derecede zedeleyecek" evraklarla
sınırlandırılması gerektiğini savunmaktadır.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1],
maddenin yaptırım felsefesini eleştirmektedir. Kanun, kayıt yasağını ihlal
edene disiplin hapsi ve hapis cezası öngörürken, özellikle e-duruşma sisteminde
bu yasağın denetiminin fiilen imkânsız hale gelmesini bir usul açığı olarak
görmektedir. Yazar, avukatın bürosundan bağlandığı e-duruşmada arkada duran bir
3. kişinin odayı cep telefonuyla kaydetmesi durumunda mahkemenin bunu tespit
etmesinin ve HMK m. 151'i uygulamasının fiziken mümkün olmadığını; bu sebeple
teknolojik çağın getirdiği bu yeni yargılama tarzında, klasik "salondan atma"
yaptırımlarının anlamsızlaştığını ve m. 153'ün dijital yargılama usullerine
özel (örneğin sisteme girişi yasaklama gibi) yeni usuli yaptırımlarla
güncellenmesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 153. maddesi, medeni yargılamaya hâkim olan "duruşmaların aleniyeti (açıklığı)" ilkesinin sınırlarını çizen ve bu ilkenin kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal edecek bir medya şovuna dönüşmesini engelleyen temel koruma normudur. Aleniyet, duruşma salonunun kapılarının dinleyicilere açık olması anlamına gelse de, bu açıklık yargılamanın ses ve görüntü cihazlarıyla sınırsızca kaydedilip yayımlanabileceği anlamına gelmez. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile mahkemenin sükunetini, yargılamanın ciddiyetini ve tarafların kişilik haklarını teknolojik müdahalelere karşı mutlak bir koruma kalkanı altına aldığını savunmaktadır. Madde, yargılamanın mahremiyeti ile kamunun bilgi alma hakkı arasındaki hassas dengeyi, yargısal otoritenin ve ilgili kişilerin iznine bağlayarak usul dogmatiği açısından kusursuz bir güvence mekanizması kurmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 153, usul hukukunda "Duruşmaların Aleniyeti"ni düzenleyen HMK m. 28 ve "Duruşma Düzeni"ni sağlayan HMK m. 151 ile koparılamaz bir üçlü sacayağı oluşturur. Ayrıca, fıkra 3'teki açık atıf sebebiyle Türk Ceza Kanunu'nun 286. maddesindeki "Ses veya Görüntülerin Kayda Alınması" suçuyla doğrudan bir ceza hukuku köprüsü kurar. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], HMK m. 153'teki kayıt ve yayın yasağının, aleniyet ilkesinin (HMK m. 28) bir istisnası değil, tam aksine aleniyetin "kişilik hakları sınırında biten" doğal çerçevesi olduğunu usul dogmatiği açısından belirtmektedir. Zira aleniyet, duruşmayı salonda izlemeyi kapsar, izleneni çoğaltıp kitlesel yayına sokmayı kapsamaz.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir ünlüye ait tazminat davasında, dinleyici sıralarında oturan bir gazeteci, cep telefonuyla gizlice tarafların ve hâkimin fotoğrafını çekip sosyal medya hesabından paylaşır. Hâkim, durumu fark ettiğinde HMK m. 153/2 delaletiyle HMK m. 151'i işleterek gazeteciyi derhâl duruşma salonundan attırır ve hakkında 2 gün disiplin hapsi kararı verir. Ayrıca HMK m. 153/3 amir hükmü gereğince, TCK m. 286 uyarınca cezai soruşturma yapılması için durumu bir tutanakla Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir.
(kurmaca senaryo) Aile Mahkemesinde görülen çekişmeli bir boşanma davasında, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden dinlenen bir tanığın beyanları mahkemece usulüne uygun olarak kayda (CD'ye) alınmış ve dosyaya konulmuştur. Davacı vekili, bu CD'deki kayıtları alıp, haklılığını basına ispatlamak amacıyla bir televizyon kanalına vermek ister. Ancak HMK m. 153/1 uyarınca, bu kaydın yayımlanabilmesi için hem mahkemenin hem de kayıtta yer alan tanığın ve diğer tarafın "açık izni" şarttır. İzin alınmadan yapılan bu yayın eylemi hukuka aykırıdır ve yayın yasağının ihlalidir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 153 yasağı bilhassa e-duruşma (SEGBİS) döneminde avukatlar için ciddi bir disiplin ve ceza mayını haline gelmiştir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların özellikle ofislerinden e-duruşmaya bağlanırken bilgisayarlarında çalışan ekran kaydedici (screen capture) yazılımlarla "ileride savunmamda kullanırım" düşüncesiyle duruşmayı gizlice kayda almalarının devasa bir mesleki hata (malpraktis) ve TCK anlamında doğrudan suç teşkil ettiğini; aynı zamanda avukatın, duruşma salonuna giren müvekkilini (asili) "telefonunu tamamen kapatması ve asla cebinden çıkarmaması" yönünde önceden katı bir şekilde uyarmasının hayati bir mesleki özen pratiği olduğunu stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 153 metni teoride kusursuz bir koruma sağlasa da, maddenin katı lafzı ile dijital çağın gerçekleri arasındaki uyumsuzluk doktrinde eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddedeki "her türlü belge ve tutanak... hiçbir yerde yayımlanamaz" yasağının fazlasıyla geniş ve mutlak kaleme alındığını eleştirmektedir. Yazar, yargılamanın şeffaflığı ve kamuoyunu ilgilendiren büyük çevre, tüketici veya yolsuzluk davalarında (kişilik haklarından ziyade kamusal menfaatin üstün olduğu durumlarda) salt tutanakların dahi yayımlanmasının "tarafların iznine" bağlanmasının, basın hürriyeti ve kamunun bilgi alma hakkıyla çeliştiğini; yayın yasağının sadece "kişilik haklarını ağır derecede zedeleyecek" evraklarla sınırlandırılması gerektiğini savunmaktadır.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin yaptırım felsefesini eleştirmektedir. Kanun, kayıt yasağını ihlal edene disiplin hapsi ve hapis cezası öngörürken, özellikle e-duruşma sisteminde bu yasağın denetiminin fiilen imkânsız hale gelmesini bir usul açığı olarak görmektedir. Yazar, avukatın bürosundan bağlandığı e-duruşmada arkada duran bir 3. kişinin odayı cep telefonuyla kaydetmesi durumunda mahkemenin bunu tespit etmesinin ve HMK m. 151'i uygulamasının fiziken mümkün olmadığını; bu sebeple teknolojik çağın getirdiği bu yeni yargılama tarzında, klasik "salondan atma" yaptırımlarının anlamsızlaştığını ve m. 153'ün dijital yargılama usullerine özel (örneğin sisteme girişi yasaklama gibi) yeni usuli yaptırımlarla güncellenmesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)