RESMİ METİN

Duruşma düzeni


MADDE 151- (1) Hâkim, duruşmanın düzenini bozan kimseyi, bunu yapmaktan men eder ve gerekirse, avukatlar hariç, derhâl duruşma salonundan çıkarılmasını emreder. (2) Bir kimse, ihtara rağmen mahkemenin düzenini bozar veya mahkeme huzurunda uygun olmayan bir söz söylemeye veya davranışta bulunmaya devam ederse derhâl yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi uygulanır. Bu fıkra hükmü avukatlar hakkında uygulanmaz. (3) Mahkemenin düzenini bozan eylem veya mahkeme huzurunda söylenen uygun olmayan söz veya davranış, ayrıca bir suç oluşturuyor ise bu durum bir tutanak ile Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve gerekiyorsa, avukatlar hariç, fiili işleyenin tutuklanmasına da karar verilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 151. maddesi, medeni yargılamanın sağlıklı, vakar ve sükunet içinde yürütülebilmesi için mahkeme hâkimine adeta bir "kolluk amiri" yetkisi veren emredici bir disiplin normudur. Yargılama faaliyeti, tarafların veya izleyicilerin keyfi taşkınlıklarına tahammül edemeyecek kadar ciddi bir kamu hizmetidir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile duruşmanın düzenini ve mahkemenin itibarını korumayı amaçladığını; hâkime yargılamayı felce uğratan kişilere karşı derhal müdahale etme, zor kullanma ve yaptırım uygulama (salondan atma, disiplin hapsi, tutuklama) yetkisi bahşettiğini savunmaktadır. Ancak bu madde, savunma makamının bağımsızlığı prensibi gereği, yargılamanın kurucu unsuru olan avukatları bu ağır doğrudan yaptırımlardan mutlak bir biçimde muaf tutarak (avukatlar hariç), silahların eşitliği ilkesine anayasal bir güvence sağlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Duruşmanın Düzenini Bozan Kimse: Duruşma salonunda bulunan davacı, davalı, tanık, bilirkişi veya salt izleyici (dinleyici) konumundaki herkesi kapsar. Bağırma, hakaret etme, izinsiz söz alma, telefonla konuşma gibi yargılamanın akışını bozan her türlü eylem bu kapsamdadır.
  • Derhâl Salondan Çıkarılmasını Emretme (Fıkra 1): Hâkimin, uyarıya rağmen veya doğrudan taşkınlık yapan kişiyi mübaşir veya adliye kolluk güçleri (polis/jandarma) vasıtasıyla zorla dışarı atma yetkisidir.
  • Dört Güne Kadar Disiplin Hapsi (Fıkra 2): Bir ceza (mahkûmiyet) kararı değil, mahkeme düzenini sağlamaya yönelik derhâl uygulanan idari/usuli bir yaptırımdır. İhtara rağmen düzensizliğe devam eden kişi doğrudan yakalanır ve mahkemece verilecek kararla dört güne kadar hapsedilir.
  • Fiili İşleyenin Tutuklanması (Fıkra 3): Düzeni bozan eylem aynı zamanda Türk Ceza Kanunu anlamında bir suçsa (örneğin hâkime hakaret, kasten yaralama, tehdit), hukuk hâkiminin o an için bir ceza hâkimi yetkisiyle donatılarak faili doğrudan tutuklayabilmesidir.
  • Avukatlar Hariç (Muafiyet): Maddenin üç fıkrasında da tekrarlanan bu ibare, avukatların savunma dokunulmazlığını ifade eder. Hâkim, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle bir avukatı salondan atamaz, ona disiplin hapsi veremez ve suç işlese dahi (meşhut suç hali hariç özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu maddeye dayanarak tutuklama kararı veremez.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 151, "Yargılamanın Sevk ve İdaresi"ni düzenleyen HMK m. 32'nin icrai (yaptırımsal) boyutudur. Hâkimin m. 32'deki yetkisi, m. 151'deki zor kullanma araçlarıyla ete kemiğe bürünür. Madde ayrıca, "Avukatın duruşma düzenine aykırı davranışı"nı düzenleyen HMK m. 79 ve Avukatlık Kanunu'nun (m. 58 vd.) avukatların yargılanma ve soruşturulma usullerine ilişkin özel hükümleriyle doğrudan bir dogmatik sınıra sahiptir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, hâkimin duruşma düzenini sağlama yetkisinin yargı yetkisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu; ancak "avukatlar hariç" kuralının usul dogmatiği açısından basit bir imtiyaz değil, savunma makamının iddia ve karar makamları karşısında bağımsızlığını teminat altına alan, avukatın müvekkilini savunurken hâkimin "seni salondan atarım" tehdidi altında kalmasını engelleyen hayati bir denge mekanizması olduğunu belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen bir tapu iptal davasında, dinleyici sıralarında oturan davalı yakını (A), davacı tanığının beyanları sırasında ayağa kalkarak tanığa küfretmiş ve üzerine yürümüştür. Hâkim, duruşma düzenini bozan (A)'yı bunu yapmaktan men ederek uyarmış, ancak (A) hakaretlerine hâkime yönelterek devam etmiştir. Hâkim, HMK m. 151/2 uyarınca kolluk güçlerine (A)'nın derhâl yakalanmasını emreder ve hakkında duruşma zaptıyla 3 gün disiplin hapsi kararı verir. Ayrıca eylem (hakaret) suç oluşturduğundan, HMK m. 151/3 gereği durumu bir tutanakla Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir.

(kurmaca senaryo) Bir boşanma davasında, davalı vekili Avukat (B), hâkimin sözünü sürekli kesmekte, yüksek sesle mahkemenin taraflı olduğunu iddia etmekte ve duruşma düzenini bozmaktadır. Hâkim, (B)'yi uyarır ancak (B) aynı tavrı sürdürür. Bu durumda hâkim, HMK m. 151 amir hükmündeki "avukatlar hariç" ibaresi gereğince, Avukat (B)'nin salondan çıkarılmasını emredemez veya ona disiplin hapsi veremez. Hâkimin yapabileceği tek hukuki işlem, Avukat (B)'nin söz ve davranışlarını duruşma tutanağına geçirerek gereğinin yapılması (disiplin soruşturması) için durumu ilgili Baro Başkanlığına ve savcılığa bildirmektir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 151'de avukatlara tanınan dokunulmazlık, mutlak bir eylem serbestisi olarak anlaşılamaz. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların bu maddedeki "avukatlar hariç" güvencesini bir kalkan olarak kullanıp duruşmada taşkınlık yapmamaları gerektiğini; hukuk hâkiminin avukatı salondan çıkaramasa dahi, avukatın taşkın eylemlerini tutanağa bağlayıp baroya veya savcılığa bildirmesinin, avukat hakkında Avukatlık Kanunu uyarınca çok ağır disiplin cezaları (meslekten uzaklaştırma dahi) ve görevi kötüye kullanma suçlamaları doğurabileceğini stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır. Usuli muafiyet, mesleki vakarın ihlalini meşrulaştırmaz.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 151'de avukatlara tanınan mutlak muafiyet (avukatlar hariç) kuralı, savunma hakkının kutsallığı ile mahkemenin düzeni arasındaki denge bağlamında doktrinde ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu mutlak muafiyeti eleştirmektedir. Yazar, bir avukatın duruşmayı fiilen yapılamaz hale getirmesi (örneğin evrakları fırlatması, fiziki bir taşkınlık yapması veya sürekli bağırarak yargılamayı durdurması) durumunda dahi hâkimin onu salondan çıkaramamasının, yargılama faaliyetini felç ettiğini belirtmektedir. Savunma hakkının korunması elzem olmakla birlikte, mahkemenin fiilen görevini yapamaz hale geldiği ekstrem (ağır fiziki engelleme) durumlarda, hâkime en azından "salondan çıkarma" yetkisinin (hapsi veya tutuklama olmaksızın) verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hukuk hâkimine 3. fıkrada tanınan doğrudan "tutuklama" yetkisini ceza muhakemesi prensipleri yönünden eleştirmektedir. Hukuk mahkemesi hâkiminin, olay anında aniden bir ceza (veya sulh ceza) hâkimi şapkası takarak, hiçbir ceza muhakemesi (CMK) prosedürü işletilmeden (savcı talebi veya sorgu olmaksızın) doğrudan kişi hürriyetini bağlayıcı bir "tutuklama" kararı verebilmesinin adil yargılanma ve kanuni hâkim güvencesi ilkelerine aykırı olduğu ifade edilmektedir. Yazar, hukuk hâkiminin sadece faili yakalatıp (gözaltına aldırıp) savcılığa teslim etmesi, tutuklama kararının ise ceza hâkimlerince verilmesi gerektiğine dair usul dogmatiğindeki çelişkiyi eleştirel bir dille ortaya koymaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.