1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 15. maddesi, sigorta sözleşmelerinden doğan
uyuşmazlıklarda yetkili mahkemeyi, sigortanın türüne (zarar veya can sigortası)
göre ikili bir ayrıma tabi tutarak düzenleyen özel bir yetki normudur. Modern
ekonomik hayatta devasa mali güce sahip sigorta şirketleri ile genellikle zayıf
konumda olan sigortalılar (veya lehtarlar) arasındaki uyuşmazlıklarda, genel
yetki kuralı (HMK m. 6) uyarınca davanın daima şirketin merkezinde açılması,
sigortalıların hak arama hürriyetini fiilen imkânsız hale getirebilmektedir.
Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile sigorta
şirketine karşı dava açacak olan sigortalıyı korumayı ve özellikle zarar
sigortalarında keşif veya bilirkişi incelemesi gibi delillerin toplanmasını
usul ekonomisi bakımından kolaylaştırmayı amaçladığını savunmaktadır [1].
Madde, zarar sigortalarında davacıya "seçimlik (kesin olmayan) yetki" sunarken,
can sigortalarında doğrudan insan hayatı söz konusu olduğu için zayıf tarafı
korumak adına "kesin yetki" kuralını ihdas etmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Zarar Sigortaları (1. Fıkra): Malvarlığı değerlerinin (eşya, sorumluluk
vb.) uğrayabileceği zararları teminat altına alan sigortalardır (örneğin kasko,
DASK, yangın sigortası).
- Sabit Bulunması Gereken Taşınır/Taşınmaz: Ev, fabrika gibi taşınmazlar
ile niteliği gereği bir yere sabitlenmiş makinelerdir. Bu mallara ilişkin
davalarda yetki, "malın bulunduğu yer" olarak belirlenmiştir.
- Rizikonun Gerçekleştiği Yer: Hareketli taşınırlar (örneğin otomobil)
için öngörülen yetki kuralıdır. Kazanın, hırsızlığın veya zararın fiilen
meydana geldiği coğrafi yargı çevresini ifade eder. "De açılabilir" ibaresi, bu
yetkinin kesin olmadığını, davanın genel yetkili mahkemede (HMK m. 6) de
açılabileceğini gösterir.
- Can Sigortaları (2. Fıkra): İnsan hayatı, sağlığı, bedensel bütünlüğü
üzerinde kurulan (hayat, kaza, sağlık) sigortalardır.
- Kesin Yetkili: Can sigortalarında, sigortalı veya lehtarın leh ya da
aleyhine açılacak tüm davalarda, "onların (sigortalı/lehtarın) yerleşim yeri"
mahkemesi mutlak yetkilidir. Taraflar yetki sözleşmesi yapamaz, hâkim
yetkisizliği re'sen gözetir.
- Deniz Sigortaları İstisnası (3. Fıkra): Deniz sigortalarının (navlun,
gemi, tekne sigortaları) uluslararası niteliği ve kendine has karmaşık ticari
yapısı nedeniyle bu maddenin koruyucu şemsiyesinden açıkça dışlanmasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 15, usul hukuku ile maddi hukuk, özellikle de Türk Ticaret Kanunu'nun
(TTK) Sigorta Hukuku kitabı arasında çok sıkı bir dogmatik entegrasyon
kurmaktadır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK
m. 15'in, TTK'da sigortalıyı ve tüketiciyi korumaya yönelik getirilen emredici
maddi hukuk kurallarının (örneğin sigortalının aleyhine sözleşme yapılamaması
ilkesinin) usul hukukuna yansımış ve somutlaşmış hali olduğunu belirtmektedir
[1]. Ayrıca, bu maddedeki özel yetki kuralları, davalının yerleşim yeri esasına
dayanan HMK m. 6 (genel yetki) ile, zarar sigortaları yönünden alternatifli;
can sigortaları yönünden ise bütünüyle dışlayıcı bir sistematik ilişki
içindedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir'de bulunan bir fabrika binası (taşınmaz/sabit mal),
merkezi İstanbul'da bulunan bir sigorta şirketine yangına karşı
sigortalatılmıştır. Fabrikada çıkan yangın sonrası sigorta şirketi hasarı
ödemekten kaçınmıştır. Fabrika sahibi, zarar sigortasından doğan bu tazminat
davasını açarken HMK m. 15/1 amir hükmünün kendisine tanıdığı usuli esneklikten
faydalanarak; davayı dilerse genel yetkili İstanbul (şirket merkezi)
mahkemelerinde, dilerse "malın bulunduğu yer" olan İzmir mahkemelerinde ikame
edebilir.
(kurmaca senaryo) Ankara'da yaşayan (A)'nın kaskolu aracı, Antalya'da
tatildeyken trafik kazasına (riziko) karışmış ve hurdaya dönmüştür. (A), kasko
bedelinin tahsili için zarar sigortasına dayalı dava açacaktır. HMK m. 15/1
uyarınca araç, "sabit bulunması gerekmeyen bir taşınır" olduğundan, (A) bu
davayı rizikonun gerçekleştiği yer olan Antalya mahkemelerinde de açma hakkına
sahiptir.
(kurmaca senaryo) Bursa'da ikamet eden (B), bir hayat (can) sigortası
poliçesi yaptırmıştır. İlerleyen yıllarda (B) ile merkezi İstanbul'da olan
sigorta şirketi arasında prim ödemeleri ve poliçe iptali konusunda uyuşmazlık
çıkmıştır. Sigorta şirketi (B)'ye karşı dava açacaktır. HMK m. 15/2 amir hükmü
gereğince, can sigortalarına ilişkin bu davada sigortalı (B)'nin yerleşim yeri
olan Bursa mahkemesi "kesin yetkilidir". Şirket bu davayı kendi merkezi olan
İstanbul'da açamaz, açarsa yetkisizlik kararı verilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, zarar sigortaları (seçimlik yetki) ile can
sigortalarındaki (kesin yetki) usul rejimlerinin birbirine karıştırılması en
yaygın usul hatalarından biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması
çalışmasında, meslektaşların özellikle hayat, ferdi kaza veya özel sağlık
sigortalarından (can sigortalarından) doğan bir alacağı tahsil etmek isterken,
sırf şirketin merkezi orada diye davayı İstanbul mahkemelerinde açmamaları
gerektiğini; can sigortalarında sigortalının veya lehtarın ikametgâhının "kesin
yetkili" olması sebebiyle bu tür davaların şirketin merkezinde açılmasının
mutlak bir yetkisizlik kararına ve ciddi zaman/vekâlet ücreti kayıplarına yol
açacağını usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 15, zayıf konumdaki sigortalıyı koruma ideali taşısa da, kanunlaştırma
dilindeki bazı muğlaklıklar yargılamalarda görev ve yetki tartışmalarına zemin
hazırlamaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
birinci fıkradaki "sabit bulunması gerekmeyen taşınır" ifadesinin, günümüz
teknolojisinde devasa iş makineleri, mobil santraller veya pahalı tarım
araçları gibi kompleks eşyalar söz konusu olduğunda yoruma çok açık hale
geldiğini; malın hareketli olup olmamasının yetkiyi değiştirmesinin usul
hukukunun öngörülebilirlik ilkesini zedelediğini eleştirel bir dille ifade
etmektedir [1].
Ayrıca, can sigortalarındaki "kesin yetki" kuralının çift taraflı (hem lehe hem
aleyhe) katı bir şekilde uygulanması bazen bizzat sigortalının aleyhine
sonuçlar doğurabilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi
eserinde, can sigortalarında sigortalının yerleşim yeri mahkemesinin mutlak ve
kesin yetkili kılınmasının tüketiciyi koruma mantığına uygun olduğunu; ancak
sigortalının bizzat kendisinin, delillerin ve şirket yetkililerinin bulunduğu
"şirket merkezinde" (örneğin İstanbul'da) dava açmak istemesi halinde bile
kanunun buna "kesin yetki" engeli koyarak mani olmasının, hak arama hürriyetini
gereksiz bir usuli katılıkla kısıtladığını belirtmektedir [1]. Modern usul
yaklaşımında, kesin yetki kuralı yerine sigortalıya (tüketiciye) geniş bir
seçim hakkı verilmesi daha adil bir çözüm olabilirdi.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 15. maddesi, sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemeyi, sigortanın türüne (zarar veya can sigortası) göre ikili bir ayrıma tabi tutarak düzenleyen özel bir yetki normudur. Modern ekonomik hayatta devasa mali güce sahip sigorta şirketleri ile genellikle zayıf konumda olan sigortalılar (veya lehtarlar) arasındaki uyuşmazlıklarda, genel yetki kuralı (HMK m. 6) uyarınca davanın daima şirketin merkezinde açılması, sigortalıların hak arama hürriyetini fiilen imkânsız hale getirebilmektedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile sigorta şirketine karşı dava açacak olan sigortalıyı korumayı ve özellikle zarar sigortalarında keşif veya bilirkişi incelemesi gibi delillerin toplanmasını usul ekonomisi bakımından kolaylaştırmayı amaçladığını savunmaktadır [1]. Madde, zarar sigortalarında davacıya "seçimlik (kesin olmayan) yetki" sunarken, can sigortalarında doğrudan insan hayatı söz konusu olduğu için zayıf tarafı korumak adına "kesin yetki" kuralını ihdas etmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 15, usul hukuku ile maddi hukuk, özellikle de Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) Sigorta Hukuku kitabı arasında çok sıkı bir dogmatik entegrasyon kurmaktadır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 15'in, TTK'da sigortalıyı ve tüketiciyi korumaya yönelik getirilen emredici maddi hukuk kurallarının (örneğin sigortalının aleyhine sözleşme yapılamaması ilkesinin) usul hukukuna yansımış ve somutlaşmış hali olduğunu belirtmektedir [1]. Ayrıca, bu maddedeki özel yetki kuralları, davalının yerleşim yeri esasına dayanan HMK m. 6 (genel yetki) ile, zarar sigortaları yönünden alternatifli; can sigortaları yönünden ise bütünüyle dışlayıcı bir sistematik ilişki içindedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir'de bulunan bir fabrika binası (taşınmaz/sabit mal), merkezi İstanbul'da bulunan bir sigorta şirketine yangına karşı sigortalatılmıştır. Fabrikada çıkan yangın sonrası sigorta şirketi hasarı ödemekten kaçınmıştır. Fabrika sahibi, zarar sigortasından doğan bu tazminat davasını açarken HMK m. 15/1 amir hükmünün kendisine tanıdığı usuli esneklikten faydalanarak; davayı dilerse genel yetkili İstanbul (şirket merkezi) mahkemelerinde, dilerse "malın bulunduğu yer" olan İzmir mahkemelerinde ikame edebilir.
(kurmaca senaryo) Ankara'da yaşayan (A)'nın kaskolu aracı, Antalya'da tatildeyken trafik kazasına (riziko) karışmış ve hurdaya dönmüştür. (A), kasko bedelinin tahsili için zarar sigortasına dayalı dava açacaktır. HMK m. 15/1 uyarınca araç, "sabit bulunması gerekmeyen bir taşınır" olduğundan, (A) bu davayı rizikonun gerçekleştiği yer olan Antalya mahkemelerinde de açma hakkına sahiptir.
(kurmaca senaryo) Bursa'da ikamet eden (B), bir hayat (can) sigortası poliçesi yaptırmıştır. İlerleyen yıllarda (B) ile merkezi İstanbul'da olan sigorta şirketi arasında prim ödemeleri ve poliçe iptali konusunda uyuşmazlık çıkmıştır. Sigorta şirketi (B)'ye karşı dava açacaktır. HMK m. 15/2 amir hükmü gereğince, can sigortalarına ilişkin bu davada sigortalı (B)'nin yerleşim yeri olan Bursa mahkemesi "kesin yetkilidir". Şirket bu davayı kendi merkezi olan İstanbul'da açamaz, açarsa yetkisizlik kararı verilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, zarar sigortaları (seçimlik yetki) ile can sigortalarındaki (kesin yetki) usul rejimlerinin birbirine karıştırılması en yaygın usul hatalarından biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle hayat, ferdi kaza veya özel sağlık sigortalarından (can sigortalarından) doğan bir alacağı tahsil etmek isterken, sırf şirketin merkezi orada diye davayı İstanbul mahkemelerinde açmamaları gerektiğini; can sigortalarında sigortalının veya lehtarın ikametgâhının "kesin yetkili" olması sebebiyle bu tür davaların şirketin merkezinde açılmasının mutlak bir yetkisizlik kararına ve ciddi zaman/vekâlet ücreti kayıplarına yol açacağını usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 15, zayıf konumdaki sigortalıyı koruma ideali taşısa da, kanunlaştırma dilindeki bazı muğlaklıklar yargılamalarda görev ve yetki tartışmalarına zemin hazırlamaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, birinci fıkradaki "sabit bulunması gerekmeyen taşınır" ifadesinin, günümüz teknolojisinde devasa iş makineleri, mobil santraller veya pahalı tarım araçları gibi kompleks eşyalar söz konusu olduğunda yoruma çok açık hale geldiğini; malın hareketli olup olmamasının yetkiyi değiştirmesinin usul hukukunun öngörülebilirlik ilkesini zedelediğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Ayrıca, can sigortalarındaki "kesin yetki" kuralının çift taraflı (hem lehe hem aleyhe) katı bir şekilde uygulanması bazen bizzat sigortalının aleyhine sonuçlar doğurabilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, can sigortalarında sigortalının yerleşim yeri mahkemesinin mutlak ve kesin yetkili kılınmasının tüketiciyi koruma mantığına uygun olduğunu; ancak sigortalının bizzat kendisinin, delillerin ve şirket yetkililerinin bulunduğu "şirket merkezinde" (örneğin İstanbul'da) dava açmak istemesi halinde bile kanunun buna "kesin yetki" engeli koyarak mani olmasının, hak arama hürriyetini gereksiz bir usuli katılıkla kısıtladığını belirtmektedir [1]. Modern usul yaklaşımında, kesin yetki kuralı yerine sigortalıya (tüketiciye) geniş bir seçim hakkı verilmesi daha adil bir çözüm olabilirdi.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)