RESMİ METİN

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası


MADDE 149- (Başlığı ile Birlikte Değişik:22/7/2020-7251/17 md.) (1) Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir. (2) Mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine; tanığın, bilirkişinin veya uzmanın aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine karar verebilir. (3) Mahkeme, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine resen karar verebilir. (4) Mahkeme, fiilî engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına, yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünü alarak karar verebilir. (5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 149. maddesi, usul hukukunda geleneksel "fiziki mekân" zorunluluğunu aşarak yargılamayı dijital çağa entegre eden ve "e-duruşma" ile "SEGBİS" (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) uygulamalarının hukuki zeminini oluşturan devrim niteliğinde bir normdur. 2020 yılında 7251 sayılı Kanun ile maddede yapılan köklü değişiklik, yargılamanın makul sürede bitirilmesi ve adalete erişimin kolaylaştırılması amaçlarına hizmet etmektedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile klasik "doğrudanlık (yüz yüzelik) ilkesine" sanal bir boyut kazandırdığını; tarafların ve avukatların binlerce kilometre yol katetmeden, bulundukları yerden yargılamaya katılabilmelerinin, usul ekonomisi (HMK m. 30) bağlamında muazzam bir zaman ve masraf tasarrufu sağladığını savunmaktadır [1]. Bu madde, adliye binalarının duvarlarını şeffaflaştıran ve teknolojik imkânları adaletin tecellisi için seferber eden esnek bir usul mühendisliğidir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Aynı Anda Ses ve Görüntü Nakledilmesi: Duruşmanın dijital ortamda yapılabilmesinin temel şartıdır. İletişimin mutlaka "senkronize" (eşzamanlı) olması, yani karşılıklı etkileşime, anında itiraz ve cevaba imkân tanıması zorunludur. Sadece ses (telefon) veya gecikmeli/kayıtlı bir görüntü nakli ile duruşma icra edilemez.
  • Talep Üzerine Karar Verilmesi (Fıkra 1): Tarafın veya vekilinin (avukatın) e-duruşmaya katılabilmesi için mahkemenin resen harekete geçemeyeceğini, mutlaka UYAP üzerinden veya fiziken bir "talep" iletilmesi gerektiğini ifade eder. Hâkimin bu talebi kabul etme konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.
  • Resen Dinleme Yetkisi (Fıkra 2 ve 3): Mahkeme; tanık, bilirkişi veya uzmanı dinlerken tarafların talebi olmasa bile kendiliğinden (resen) sanal katılım kararı verebilir. Aynı şekilde, kamu düzenini ilgilendiren ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri (örneğin nesebin reddi, velayet) davalarda da ilgililerin e-duruşma yoluyla dinlenilmesine resen karar verilebilir.
  • Fiilî Engel veya Güvenlik Sebebiyle Başka Yerde Duruşma (Fıkra 4): Duruşmanın yapıldığı adliye binasının fiziki bir afet (deprem, yangın vb.) nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi veya kan davası, terör riski gibi ağır güvenlik zafiyetlerinin bulunması durumunda, yargılamanın il sınırları içinde (örneğin başka bir ilçedeki adliyede veya cezaevinde) yapılabilmesine olanak tanıyan istisnai yetkidir. Bu kararın alınabilmesi için "Adalet Komisyonunun uygun görüşü" şarttır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 149, "Hukuki Dinlenilme Hakkı" (HMK m. 27), "Usul Ekonomisi" (HMK m. 30) ve "Duruşmaların Aleniyeti" (HMK m. 28) ilkeleriyle çok sıkı bir dogmatik etkileşim içindedir. Ayrıca tanıkların mahkemede dinlenilmesini asıl kural olarak kabul eden HMK m. 259 hükmünün de teknolojik bir istisnasıdır (istinabe kurumunun yerini almaktadır). Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 149 uyarınca yapılan ses ve görüntü naklinin, hâkimin tanığın veya tarafın jest ve mimiklerini (beden dilini) eşzamanlı olarak gözlemlemesine imkân tanıdığı için, "doğrudanlık ilkesine" ve maddi gerçeğin araştırılması hedefine halel getirmediğini usul dogmatiği açısından belirtmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) İstanbul'da bürosu bulunan davacı vekili Avukat (A), Erzurum Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tapu iptal ve tescil davasının tahkikat duruşmasına katılmak zorundadır. Ancak aynı gün İstanbul'da başka acil duruşmaları da vardır. Avukat (A), duruşmadan bir gün önce UYAP üzerinden e-duruşma talebi gönderir. Hâkim, HMK m. 149/1 uyarınca talebi kabul eder. Duruşma saati geldiğinde Avukat (A), ofisindeki bilgisayarından sisteme bağlanarak Erzurum'daki duruşmaya katılır, beyanlarını sunar ve usuli işlemlerini gerçekleştirir. Uçak ve konaklama masrafından tasarruf edilerek usul ekonomisi sağlanmıştır.

(kurmaca senaryo) Trabzon'da görülen bir iş kazası davasında, olayın tek görgü tanığı olan (T) emekli olmuş ve Antalya'ya yerleşmiştir. Tanık (T)'nin Trabzon'a gelmesi sağlık sorunları nedeniyle fiilen çok zordur. Mahkeme, istinabe yoluyla (Antalya mahkemesine yazı yazarak) tanığı dinlemek yerine; HMK m. 149/2 uyarınca, (T)'nin Antalya Adliyesindeki SEGBİS odasına giderek Trabzon mahkemesine canlı (eşzamanlı) bağlanmasına ve doğrudan kendi huzurunda dinlenilmesine karar verir.

(kurmaca senaryo) Aile mahkemesinde görülen ve taraflar arasında silahlı çatışmaya varan ağır bir husumetin bulunduğu boşanma davasında, tarafların aynı adliye koridorunda bulunması ciddi can güvenliği riski taşımaktadır. Mahkeme, HMK m. 149/4 uyarınca, il adalet komisyonundan uygun görüş alarak duruşmanın merkez adliye binası yerine, üst düzey güvenliğe sahip kapalı cezaevi kampüsü içindeki duruşma salonunda yapılmasına karar verir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, e-duruşma uygulaması büyük bir konfor sunmakla birlikte kendi içinde ciddi malpraktis (mesleki hata) tuzakları barındırır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların e-duruşma talebinde bulunmalarının duruşmaya katılma yükümlülüğünü otomatik olarak kaldırmadığını; hâkimin talebi reddetme ihtimaline karşı UYAP ekranından "kabul" kararını mutlaka teyit etmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca, internet bağlantısının kopması veya sistemsel bir arıza nedeniyle avukatın duruşmaya bağlanamaması halinde, karşı tarafın talebiyle "dosyanın işlemden kaldırılmasına" (HMK m. 150) veya avukatın yokluğunda aleyhe usuli işlemler yapılmasına sebebiyet verilmemesi için, avukatın teknik altyapısını güvenceye alması ve olası bir aksaklıkta mahkeme kalemine hızla ulaşabilecek (mazeret gönderebilecek) bir yedek plana sahip olması stratejik bir meslek kuralıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 149'un uygulamaya geçirilmesi yargıyı hızlandırmış olsa da, maddenin hâkime tanıdığı takdir yetkisinin sınırsızlığı doktrinde sert eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 149/1'deki "karar verebilir" ifadesinin, e-duruşma taleplerinin kabulünde tamamen hâkimin sübjektif keyfiyetine yol açtığını eleştirmektedir [1]. Aynı adliyedeki bir hâkim tüm e-duruşma taleplerini kabul ederken, yan mahkemedeki hâkimin teknolojiye mesafeli olduğu için "avukat cübbesini giyip huzuruma gelecek" diyerek tüm talepleri gerekçesiz reddetmesi, avukatlar arasında eşitsizliğe ve hukuki öngörülebilirliğin zedelenmesine neden olmaktadır. Yazar, e-duruşma talebinin reddinin ancak "teknik altyapının o an müsait olmaması" gibi objektif gerekçelere dayandırılması gerektiğini savunmaktadır [1].

Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, e-duruşma uygulamasının "Duruşmaların Aleniyeti" (HMK m. 28) ve "maddi gerçeğin tespiti" ilkeleri bakımından yarattığı dogmatik tehlikelere dikkat çekmektedir [1]. Avukatın bürosundan bağlandığı bir duruşmayı kamuoyunun veya basının nasıl izleyeceği belirsizdir. Daha da önemlisi, HMK m. 149/2 kapsamında bir tanığın veya tarafın evinden/ofisinden sanal olarak dinlenmesi halinde; kamera açısının dışında kalan bir kişinin tanığa baskı yapıp yapmadığını, elindeki kâğıttan metin okutup okutmadığını veya arkadan bir avukatın sufle verip vermediğini hâkimin ekran üzerinden denetleyebilmesi fiilen imkânsızdır [1]. Yazar, teknolojik kolaylığın, şahitliğin güvenilirliğine gölge düşürecek bu tür manipülasyonlara açık kapı bırakmasının, yargılamanın temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşma ülküsünü derinden tehdit ettiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.