RESMİ METİN

Tarafların duruşmaya daveti17


MADDE 147- (1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, birinci fıkraya “tahkikat” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve sözlü yargılama” ibaresi ile ikinci fıkraya “itiraz edemeyecekleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği” ibaresi eklenmiştir. 17

edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 147. maddesi, yargılamanın hazırlık (ön inceleme) evresinin tamamlanarak maddi gerçeğin araştırıldığı asıl ve en yoğun aşama olan "tahkikat" evresine geçişi sağlayan usuli çağrı mekanizmasını düzenlemektedir. Bu madde, salt bir bildirim normu değil; içerdiği ağır ihtaratlar (uyarılar) sebebiyle tarafların usuli haklarını doğrudan etkileyen bir yaptırım aracıdır. 2020 yılında 7251 sayılı Kanun ile maddede yapılan köklü değişiklik, "tahkikat" ile "sözlü yargılama" evreleri arasındaki zaman boşluğunu ortadan kaldırarak bu iki aşamayı tek bir tebligatın güvencesi (ve tehdidi) altına sokmuştur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile eski usuldeki "tahkikat bitince sözlü yargılama için yeni bir gün ve davetiye bekleme" hantallığını sonlandırdığını; taraflara davanın esasına girildiği andan itibaren her duruşmada hüküm verilebilecekmiş gibi hazırlıklı olma yükümlülüğü getirdiğini savunmaktadır. Bu madde, makul sürede yargılanma ilkesi ile hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) arasındaki hassas dengeyi kuran anayasal bir tebligat kuralıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Tahkikat ve Sözlü Yargılama İçin Duruşmaya Davet: 2020 değişikliğinin özüdür. Taraflara gönderilen davetiye sadece delillerin toplanması aşamasına (tahkikata) değil, aynı zamanda tahkikatın bittiği an başlayacak olan nihai savunma aşamasına (sözlü yargılamaya) da çağrı niteliği taşır.
  • Geçerli Bir Özrü Olmadan: Tarafların duruşmaya mazeretsiz katılmamasını ifade eder. HMK sistematiğinde "geçerli özür", aniden gelişen ağır hastalık, birinci derece yakının vefatı veya mücbir sebep (deprem, sel) gibi belgelendirilebilir ve tarafın iradesi dışındaki objektif imkânsızlıklardır.
  • Yapılan İşlemlere İtiraz Edememe: Yoklukta devam eden duruşmada, hazır bulunan tarafın veya mahkemenin yaptığı usuli işlemlere (örneğin tanık dinlenmesi, bilirkişi raporunun kabulü) gelmeyen tarafın sonradan itiraz hakkının sükut etmesi yaptırımıdır.
  • Tahkikatın Sona Erdiği Duruşmada Sözlü Yargılamaya Geçileceği: Mahkemenin "tahkikat bitmiştir" (HMK m. 146) ara kararını kurduğu celsede, duruşmayı ertelemeksizin doğrudan son sözleri sorarak sözlü yargılamaya başlayacağını peşinen ihtar etmesidir.
  • 150. Madde Hükmü Saklı Kalmak Kaydıyla Yoklukta Hüküm: Duruşmaya her iki taraf da gelmezse veya gelen taraf davayı takip etmezse dosyanın "işlemden kaldırılacağı" (HMK m. 150); ancak bir taraf gelir ve davayı takip ederse, gelmeyen tarafın yokluğunda (esastan) nihai kararın verileceği kuralıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 147, "Sözlü Yargılama"yı düzenleyen HMK m. 186 ve "Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması"nı düzenleyen HMK m. 150 ile koparılamaz bir usul zinciri oluşturur. Madde metnindeki ihtar, m. 150'nin uygulanmasının ön şartıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 147'ye eklenen ihtaratların, HMK m. 186'daki "sözlü yargılama için ayrıca davetiye gönderilmesi" kuralının altını tamamen boşalttığını ve adeta tahkikat ile sözlü yargılamayı usul dogmatiği açısından "tek ve kesintisiz bir aşamaya" dönüştürdüğünü; bu durumun, silahların eşitliği ilkesi çerçevesinde taraf avukatlarına muazzam bir teyakkuz (hazırlık) külfeti yüklediğini belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı (A) ve davalı (B) arasındaki alacak davasında, mahkeme ön incelemeyi tamamlamış ve taraflara HMK m. 147 uyarınca meşruhatlı (ihtaratlı) tahkikat duruşması davetiyesi tebliğ etmiştir. Son tahkikat duruşmasında davalı (B) mazeretsiz olarak hazır bulunmamıştır. Duruşmada son bilirkişi raporunu okuyan hâkim, tahkikatın bittiğini bildirmiş ve ara vermeksizin "sözlü yargılamaya" geçmiştir. Davacı (A)'nın son sözlerini alarak davayı (A) lehine kabul etmiştir. Davalı (B), istinaf dilekçesinde "Sözlü yargılama için bana ayrıca duruşma günü verilmedi ve tebligat çıkarılmadı, hukuki dinlenilme hakkım ihlal edildi" şeklinde itiraz etse de, HMK m. 147/2 uyarınca kendisine gönderilen ilk davetiyede bu durum (ayrıca davetiye çıkarılmayacağı ve yoklukta hüküm verileceği) ihtar edildiği için bu itirazı dinlenmez.

(kurmaca senaryo) Ön incelemeden sonra tahkikata geçilen bir iş davasında, HMK m. 147 ihtarlı davetiyeleri taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Duruşma günü saat 10:00'da hem davacı (X) hem de davalı (Y) geçerli bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya katılmamışlardır. Mahkeme, HMK m. 147/2'deki "150. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla" atfını işleterek, yoklukta esastan hüküm vermek yerine dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, 2020 yılında HMK m. 147'de yapılan değişiklik tam anlamıyla bir usuli devrimdir ve malpraktis (mesleki hata) tuzaklarıyla doludur. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların duruşmalara katılırken "Bugün sadece bilirkişi raporu değerlendirilir, mahkeme sözlü yargılama için haftaya yeni bir gün verir, ben esaslı savunmamı o zaman yaparım" şeklindeki eski HUMK/HMK alışkanlıklarını kesinlikle terk etmeleri gerektiğini; tahkikat aşamasındaki her duruşmanın aniden "sözlü yargılama ve karar" celsesine dönüşebileceği bilinciyle, avukatın çantasına o dosyanın nihai esas savunmasını (son sözünü) koymadan duruşma salonuna girmesinin geri dönülemez hak kayıplarına yol açacağını stratejik ve hayati bir kural olarak hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 147'de 2020 yılında yapılan değişiklikler (7251 sayılı Kanun), yargılamayı hızlandırma gibi pragmatik bir amaca hizmet etse de, "usul adaleti" ve "savunma hakkının özü" bakımından doktrinde sert eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, tahkikatın sona ermesi ile sözlü yargılama (son sözlerin söylenmesi) evrelerinin birleştirilmesini eleştirmektedir. Yazar, tahkikat boyunca toplanan delillerin (yüzlerce sayfalık bilirkişi raporlarının, tanık beyanlarının) bir bütün olarak değerlendirilmesi, avukatın ofisine gidip tüm dosyayı süzgeçten geçirerek nihai bir savunma tezi hazırlaması için taraflara "düşünme ve toparlanma süresi" verilmesinin Anayasal hukuki dinlenilme hakkının gereği olduğunu; bu iki evrenin anında (nefes aldırmadan) birbirine bağlanmasının nitelikli yargılamayı zedelediğini ifade etmektedir.

Buna paralel olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "yokluklarında hüküm verileceği" ihtaratının pratik tehlikelerine dikkat çekmektedir. Mazeretsiz duruşmaya katılmamak bir ihmal olsa da, tarafın yokluğunda hem tahkikatın aniden bitirilmesi, hem sözlü yargılamanın icra edilmesi, hem de nihai kararın o celsede "tek taraflı beyanla" verilmesi silahların eşitliği ilkesini aşırı derecede sarsmaktadır. Yazar, kanun koyucunun usul ekonomisi adına adaleti feda ettiğini; tahkikatın bittiği celsede sırf karşı taraf yok diye davanın oldubittiye getirilmesinin, modern usul hukukunun öngördüğü diyalektik yapıya (tez-antitez-sentez) ağır bir darbe vurduğunu eleştirel bir dille savunmaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.