RESMİ METİN

Ön inceleme duruşmasına davet


MADDE 139- (1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. (Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir: a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar. b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları. c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği. ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.

7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sulhe” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuğa” ibaresi eklenmiştir. 14

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 139. maddesi, medeni usul hukukunda yazılı aşama olan "dilekçeler teatisi"nin bitimi ile sözlü aşamanın başlangıcı olan "ön inceleme duruşması" arasındaki usuli köprüyü kuran, yargılamanın seyrini değiştirecek derecede ağır yaptırımlar barındıran temel bir normdur. Mahkeme, dilekçeler aşaması tamamlandıktan ve dava şartları ile ilk itirazları dosya üzerinden inceledikten sonra (HMK m. 138), uyuşmazlığın çerçevesini yüz yüze çizmek üzere tarafları duruşmaya davet eder. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile ön inceleme davetiyesini basit bir "çağrı kâğıdı" olmaktan çıkardığını; davetiyenin içine yerleştirilen ihtaratlarla (uyarılarla) taraflara duruşmaya gelmemenin veya delillerini zamanında sunmamanın bedelini peşinen bildiren güçlü bir "usuli ültimatom" mekanizması yarattığını savunmaktadır. Madde, bilhassa 2020 yılında yapılan değişiklikle, yargılamanın hızlandırılması (usul ekonomisi) amacıyla delillerin toplanması safhasını duruşma öncesine çekmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Ön İnceleme İçin Duruşma Günü Tespit Ederek Bildirme: Dilekçeler teatisi (HMK m. 136 uyarınca replik ve düplik dilekçelerinin verilmesi veya süresinin dolması) tamamen bitmeden bu gün verilemez. Verilirse usule aykırıdır.
  • Sulh İçin Gerekli Hazırlığı Yapmaları (Bent b): Mahkemenin asıl yargılama (tahkikat) faaliyetine geçmeden önce, tarafları alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine (arabuluculuk veya sulh) psikolojik ve hukuki olarak hazırlama mecburiyetidir.
  • Yoklukta Yapılan İşlemlere İtiraz Edememe (Bent c): Mazeretsiz olarak duruşmaya katılmayan tarafın, hazır bulunan tarafın usuli işlemlerine (örneğin uyuşmazlık noktalarının tek taraflı belirlenmesine) rıza göstermiş sayılacağı ve sonradan "ben bunu kabul etmiyorum" diyemeyeceği hukuki statüdür.
  • İki Haftalık Kesin Süre ve Delilden Vazgeçmiş Sayılma (Bent ç): Maddenin kalbidir. 2020 değişikliği ile getirilmiştir. Tarafların dilekçelerinde (örneğin HMK m. 119 ve m. 129 kapsamında) varlığından bahsettikleri ancak fiziken/dijital olarak dosyaya eklemedikleri belgeleri sunmaları veya kurum adresi/dosya numarası bildirmeleri için tanınan son şanstır. Bu süre davetiyenin tebliği anında işlemeye başlar; duruşma gününe kadar beklenmez.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 139, "Ön İnceleme Duruşması"nı düzenleyen HMK m. 140 ve "Tarafların Duruşmaya Gelmemesi"ni düzenleyen HMK m. 150 ile doğrudan ve sarsılmaz bir bağ içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, 2020 yılında yapılan değişiklikle HMK m. 139/1-ç bendinin usul dogmatiğinde yapısal bir sarsıntı yarattığını; zira eskiden belgelere ilişkin eksikliklerin HMK m. 140 uyarınca "ön inceleme duruşmasında" verilen süreyle giderildiğini, ancak yeni düzenleme ile kanun koyucunun delil sunma yükünü "davetiye aşamasına" çektiğini ve duruşmadan önce delil listesinin tekemmül etmesini emredici bir kurala bağladığını usul dogmatiği açısından belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı (A), alacak davası dilekçesinde dayandığı "Cari Hesap Mutabakat Formunu" dilekçe ekinde sunmayı unutmuştur. Mahkeme, dilekçeler aşaması bittikten sonra (A)'ya HMK m. 139 uyarınca ön inceleme davetiyesi gönderir. Davetiye (A)'ya 1 Ekim tarihinde tebliğ edilir ve davetiyede "iki hafta içinde belgelerin sunulması ihtarı" yer almaktadır. Ön inceleme duruşması ise 1 Kasım tarihindedir. (A), "Nasılsa belgeyi 1 Kasım'daki duruşmada elden sunarım" diyerek iki haftalık süreyi geçirir. Duruşma günü (1 Kasım) belgeyi sunmak istediğinde, HMK m. 139/1-ç uyarınca "iki haftalık kesin süre" davetiyenin tebliğiyle dolduğu için mahkeme belgeyi kabul etmez ve (A) o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak davasını ispatlayamadığı için kaybeder.

(kurmaca senaryo) Davalı (B), kendisine usulüne uygun ve ihtar içeren ön inceleme davetiyesi tebliğ edilmesine rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamıştır. Davacı (X) duruşmada hazır bulunmuş ve "Davalı ile aramızdaki uyuşmazlık sadece faiz oranı noktasındadır, anaparada anlaştık" beyanında bulunarak uyuşmazlık tutanağını bu şekilde bağlatmıştır. Yokluğunda yapılan bu usuli işleme HMK m. 139/1-c bendi uyarınca davalı (B)'nin itiraz hakkı düşmüş olup, tahkikat sadece faiz oranı üzerinden yürütülecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 139 davetiyesi bir avukat için "tehlike çanlarının" çaldığı en kritik andır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların UYAP üzerinden e-tebligat ile ön inceleme davetiyesini açtıkları saniyeden itibaren "iki haftalık kesin sürenin" işlemeye başladığını; eski HUMK ve eski HMK (2020 öncesi) alışkanlıklarıyla delilleri "ön inceleme duruşmasına götürmek üzere dosyada bekletme" stratejisinin artık doğrudan müvekkilin davasını kaybettiren en ağır malpraktis (mesleki hata) tuzaklarından biri haline geldiğini stratejik ve hayati bir kural olarak hatırlatmaktadır. Davetiye gelir gelmez, sunulmayan sözleşmeler, banka dekontları veya tapu kayıt numaraları derhal UYAP'tan gönderilmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 139'un 1. fıkrasının (ç) bendinde 2020 yılında yapılan değişiklik, yargılamayı hızlandırma gayesi taşısa da, hak arama hürriyeti ve "ön inceleme" kurumunun doğası bağlamında doktrinde son derece sert eleştirilere maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu değişikliğin ön incelemenin felsefesiyle dogmatik olarak çeliştiğini belirtmektedir. Ön inceleme duruşmasının asıl amacı, "uyuşmazlık konularını tam olarak belirlemek"tir (HMK m. 137). Henüz duruşma yapılmadığı ve tarafların tam olarak hangi noktalarda anlaşıp hangi noktalarda ihtilaf ettikleri mahkemece tutanağa bağlanmadığı (kristalleşmediği) bir evrede, tarafları davetiyeyle "tüm delillerini sunmaya" zorlamak, hangi çekişmeli vakıa için hangi delilin sunulacağı mantığını altüst etmektedir. Yazar, ihtilaf noktaları duruşmada belirlenmeden delil toplatmanın usul dogmatiğine aykırı olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Buna ek olarak Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "iki haftalık kesin süre" yaptırımının (delilden vazgeçmiş sayılma) katılığına dikkat çekmektedir. Davetiyenin avukatın en yoğun olduğu dönemde tebliğ edilmesi veya müvekkilin yurtdışında/hastanede olması gibi durumlarda, sırf dilekçede bahsedilen bir evrakı bu 14 günlük sürede mahkemeye ulaştıramamak, milyonlarca liralık bir davanın esastan kaybedilmesine yol açabilmektedir. Yazar, kanun koyucunun adaleti şekilciliğe feda etmemesi gerektiğini ve mahkemeye mazeret hallerinde (tıpkı cevap dilekçesinde olduğu gibi) ek süre verebilme takdirinin tanınmasının silahların eşitliği ilkesi için elzem olduğunu savunmaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.