1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 129. maddesi, medeni usul hukukunda
davalının savunma hakkını (hukuki dinlenilme hakkını) somutlaştırdığı ve
davanın sınırlarını kesin olarak çizdiği "cevap dilekçesinin" şekli ve maddi
unsurlarını düzenleyen temel normdur. Bu madde, davacının "dava dilekçesinin
içeriğini" düzenleyen HMK m. 119'un kusursuz bir simetrisi (aynası)
konumundadır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile
davalının savunmasını soyut ve dağınık itirazlardan kurtarıp, tıpkı dava
dilekçesinde olduğu gibi belirli bir disiplin, sıra ve mantık silsilesi içine
oturtmayı amaçladığını; böylece yargılamada uyuşmazlık noktalarının (çekişmeli
vakıaların) hâkim tarafından ilk andan itibaren net bir şekilde tespit
edilebilmesini sağladığını savunmaktadır [1, 2]. Madde, adil yargılanma ve
silahların eşitliği ilkelerinin fiziki evraka dönüşmüş halidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Yurt İçinde Gösterilecek Adres (Bent b): Davalı eğer yurt dışında
yaşıyorsa, tebligatların uluslararası istinabe (Lahey Sözleşmesi vb.)
kurallarına tabi olup yargılamayı yıllarca uzatmasını engellemek amacıyla,
Türkiye sınırları içinde geçerli bir tebligat adresi gösterme zorunluluğudur.
- Savunmanın Dayanağı Olan Vakıaların Sıra Numarası Altında Özetleri (Bent
d): Davalının, davacının iddialarını çürütmek veya kendi itiraz/def'ilerini
ileri sürmek için dayandığı maddi olayları hikâye gibi düz bir metinle değil,
madde madde tasnif ederek yazmasıdır.
- Her Bir Vakıanın Hangi Delillerle İspat Edileceği (Bent e): Savunma
dilekçesindeki her bir iddianın karşısına (örneğin "ödeme yapıldığına dair 3
no'lu vakıanın ispatı: banka dekontu") delillerin eşleştirilerek yazılmasıdır.
Bu, somutlaştırma yükünün en katı kuralıdır.
- Açık Bir Şekilde Talep Sonucu (Bent g): Davalının mahkemeden usule
(örneğin davanın usulden reddi) veya esasa (davanın esastan reddi) ilişkin tam
olarak ne karar vermesini istediğini net bir biçimde belirtmesidir.
- M. 121 Hükmünün Uygulanması (Fıkra 2): Davalının da tıpkı davacı gibi,
cevap dilekçesinde dayandığı ve elinde bulunan belgelerin asıllarını veya
örneklerini dilekçeye eklemesi, başka yerden getirtilecek belgelerin ise adres
ve dosya numaralarını eksiksiz bildirmesi zorunluluğudur.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 129, doğrudan doğruya HMK m. 119 (Dava dilekçesinin içeriği) ile
yapısal; HMK m. 194 (Somutlaştırma yükü) ile maddi ve HMK m. 130 (Cevap
dilekçesindeki eksikliklerin giderilmesi) ile yaptırım bağlamında ayrılmaz bir
bütündür. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m.
129'da sayılan unsurların eksikliğinin doğrudan doğruya dilekçenin reddi
sonucunu doğurmadığını; tıpkı dava dilekçesinde olduğu gibi, mahkemenin (HMK m.
130 atfıyla) şekli eksiklikler (imza, adres vb.) için davalıya bir haftalık
kesin süre vereceğini, esasa ilişkin eksikliklerin (vakıa ve delil
gösterilmemesi) ise kesin süreye tabi olmaksızın doğrudan doğruya davalının
ispat hakkını kaybetmesi gibi ağır maddi sonuçlar doğuracağını usul dogmatiği
açısından belirtmektedir [1, 2].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davalı (A), aleyhine açılan alacak davasında yurt dışında
(Almanya'da) ikamet etmektedir. Dava dilekçesi kendisine konsolosluk
aracılığıyla tebliğ edilmiştir. (A), Türkiye'deki bir avukata vekâletname
vermeden kendi hazırladığı cevap dilekçesini doğrudan mahkemeye göndermiş,
ancak HMK m. 129/1-b bendi uyarınca "yurt içinde göstereceği bir adres"
kuralına uymayarak sadece Almanya'daki ev adresini yazmıştır. Mahkeme, HMK m.
130 uyarınca bu eksikliğin giderilmesi (yurt içi adres gösterilmesi) için
(A)'ya ihtaratlı bir haftalık kesin süre verir.
(kurmaca senaryo) Davalı (B), davacı (C)'nin açtığı tazminat davasına sunduğu
cevap dilekçesinde "Davacı haksızdır, ben kusursuzum. Tüm yasal delillerimi
sunuyorum." şeklinde muğlak bir savunma yapmıştır. Dilekçede HMK m. 129/1-d ve
e bentlerine aykırı olarak hiçbir vakıa özeti sıra numarasıyla yazılmamış ve
deliller vakıalarla ilişkilendirilmemiştir. Bu durumda mahkeme davalıya (B)
şekli bir kesin süre vermez; ancak tahkikat aşamasına geçildiğinde (B)
somutlaştırma yükünü yerine getirmediği için savunmasını ispat edecek tanık
veya belge sunma hakkını kullanamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, kusursuz bir cevap dilekçesi hazırlamak davanın
seyrini davalı lehine çevirmenin en önemli anahtarıdır. Sungurtekin Özkan,
Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların cevap dilekçesi yazarken "dava
dilekçesindeki vakıalara sırasıyla cevap verilmesi" alışkanlığını oturtmaları
gerektiğini; davacının 1 no'lu iddiasına karşılık savunmanın 1 no'lu vakıasının
yazılması ve hemen o cümlenin sonuna parantez içinde "(Delilimiz: ...
Sözleşmesi m. 4)" ibaresinin eklenmesinin, HMK m. 129'un ruhuna en uygun
mesleki özen pratiği olduğunu stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1,
2]. Ayrıca ikinci fıkra gereği, savunmaya eklenen belgelerin UYAP üzerinden
"cevap dilekçesi ek evrakı" olarak yüklenmesi unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 129/1-b bendinde yer alan davalı yurt dışında ise "yurt içinde bir adres
gösterme" zorunluluğu, bilişim hukukunun gelişimi karşısında doktrinde
anakronik (çağdışı) bulunarak eleştirilmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, e-devlet entegrasyonu ve Ulusal Elektronik
Tebligat Sistemi'nin (UETS) yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için de
kolaylıkla erişilebilir olduğu günümüzde, fiziki bir "yurt içi adres" gösterme
zorunluluğunun hak arama hürriyetini ve savunma hakkını gereksiz yere
zorlaştırdığını eleştirmektedir. Yazar, e-tebligat adresi (KEP/UETS) bildiren
bir gurbetçi davalıdan artık fiziki yurt içi adres istenmemesi gerektiğini
eleştirel bir dille ifade etmektedir [1, 2].
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
maddedeki 2. fıkra kurgusunu (121. madde atfını) yaptırım belirsizliği
açısından eleştirmektedir. Davalının, cevap dilekçesinde dayandığı bir
sözleşmeyi dilekçesine eklemeyi unutması halinde bunun hukuki sonucunun m.
130'daki 1 haftalık süre mi olacağı, yoksa doğrudan o delile dayanmaktan
vazgeçmiş mi sayılacağı kanunda açık değildir. Yazar, savunma hakkının
kısıtlanmaması adına, belge eklenmemesi halinin kesin süreli ihtar
mekanizmasına tabi olduğunun doğrudan madde metninde açıkça belirtilmesinin
usul dogmatiği açısından elzem olduğunu savunmaktadır [1, 2].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 129. maddesi, medeni usul hukukunda davalının savunma hakkını (hukuki dinlenilme hakkını) somutlaştırdığı ve davanın sınırlarını kesin olarak çizdiği "cevap dilekçesinin" şekli ve maddi unsurlarını düzenleyen temel normdur. Bu madde, davacının "dava dilekçesinin içeriğini" düzenleyen HMK m. 119'un kusursuz bir simetrisi (aynası) konumundadır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile davalının savunmasını soyut ve dağınık itirazlardan kurtarıp, tıpkı dava dilekçesinde olduğu gibi belirli bir disiplin, sıra ve mantık silsilesi içine oturtmayı amaçladığını; böylece yargılamada uyuşmazlık noktalarının (çekişmeli vakıaların) hâkim tarafından ilk andan itibaren net bir şekilde tespit edilebilmesini sağladığını savunmaktadır [1, 2]. Madde, adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerinin fiziki evraka dönüşmüş halidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 129, doğrudan doğruya HMK m. 119 (Dava dilekçesinin içeriği) ile yapısal; HMK m. 194 (Somutlaştırma yükü) ile maddi ve HMK m. 130 (Cevap dilekçesindeki eksikliklerin giderilmesi) ile yaptırım bağlamında ayrılmaz bir bütündür. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 129'da sayılan unsurların eksikliğinin doğrudan doğruya dilekçenin reddi sonucunu doğurmadığını; tıpkı dava dilekçesinde olduğu gibi, mahkemenin (HMK m. 130 atfıyla) şekli eksiklikler (imza, adres vb.) için davalıya bir haftalık kesin süre vereceğini, esasa ilişkin eksikliklerin (vakıa ve delil gösterilmemesi) ise kesin süreye tabi olmaksızın doğrudan doğruya davalının ispat hakkını kaybetmesi gibi ağır maddi sonuçlar doğuracağını usul dogmatiği açısından belirtmektedir [1, 2].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davalı (A), aleyhine açılan alacak davasında yurt dışında (Almanya'da) ikamet etmektedir. Dava dilekçesi kendisine konsolosluk aracılığıyla tebliğ edilmiştir. (A), Türkiye'deki bir avukata vekâletname vermeden kendi hazırladığı cevap dilekçesini doğrudan mahkemeye göndermiş, ancak HMK m. 129/1-b bendi uyarınca "yurt içinde göstereceği bir adres" kuralına uymayarak sadece Almanya'daki ev adresini yazmıştır. Mahkeme, HMK m. 130 uyarınca bu eksikliğin giderilmesi (yurt içi adres gösterilmesi) için (A)'ya ihtaratlı bir haftalık kesin süre verir.
(kurmaca senaryo) Davalı (B), davacı (C)'nin açtığı tazminat davasına sunduğu cevap dilekçesinde "Davacı haksızdır, ben kusursuzum. Tüm yasal delillerimi sunuyorum." şeklinde muğlak bir savunma yapmıştır. Dilekçede HMK m. 129/1-d ve e bentlerine aykırı olarak hiçbir vakıa özeti sıra numarasıyla yazılmamış ve deliller vakıalarla ilişkilendirilmemiştir. Bu durumda mahkeme davalıya (B) şekli bir kesin süre vermez; ancak tahkikat aşamasına geçildiğinde (B) somutlaştırma yükünü yerine getirmediği için savunmasını ispat edecek tanık veya belge sunma hakkını kullanamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, kusursuz bir cevap dilekçesi hazırlamak davanın seyrini davalı lehine çevirmenin en önemli anahtarıdır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların cevap dilekçesi yazarken "dava dilekçesindeki vakıalara sırasıyla cevap verilmesi" alışkanlığını oturtmaları gerektiğini; davacının 1 no'lu iddiasına karşılık savunmanın 1 no'lu vakıasının yazılması ve hemen o cümlenin sonuna parantez içinde "(Delilimiz: ... Sözleşmesi m. 4)" ibaresinin eklenmesinin, HMK m. 129'un ruhuna en uygun mesleki özen pratiği olduğunu stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1, 2]. Ayrıca ikinci fıkra gereği, savunmaya eklenen belgelerin UYAP üzerinden "cevap dilekçesi ek evrakı" olarak yüklenmesi unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 129/1-b bendinde yer alan davalı yurt dışında ise "yurt içinde bir adres gösterme" zorunluluğu, bilişim hukukunun gelişimi karşısında doktrinde anakronik (çağdışı) bulunarak eleştirilmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, e-devlet entegrasyonu ve Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'nin (UETS) yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için de kolaylıkla erişilebilir olduğu günümüzde, fiziki bir "yurt içi adres" gösterme zorunluluğunun hak arama hürriyetini ve savunma hakkını gereksiz yere zorlaştırdığını eleştirmektedir. Yazar, e-tebligat adresi (KEP/UETS) bildiren bir gurbetçi davalıdan artık fiziki yurt içi adres istenmemesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1, 2].
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki 2. fıkra kurgusunu (121. madde atfını) yaptırım belirsizliği açısından eleştirmektedir. Davalının, cevap dilekçesinde dayandığı bir sözleşmeyi dilekçesine eklemeyi unutması halinde bunun hukuki sonucunun m. 130'daki 1 haftalık süre mi olacağı, yoksa doğrudan o delile dayanmaktan vazgeçmiş mi sayılacağı kanunda açık değildir. Yazar, savunma hakkının kısıtlanmaması adına, belge eklenmemesi halinin kesin süreli ihtar mekanizmasına tabi olduğunun doğrudan madde metninde açıkça belirtilmesinin usul dogmatiği açısından elzem olduğunu savunmaktadır [1, 2].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)