RESMİ METİN

Tarafta iradî değişiklik


MADDE 124- (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 124. maddesi, mülga 1086 sayılı HUMK döneminde katı bir şekilde yasaklanan ve ancak davanın reddi ile yeni bir dava açılmasıyla aşılan "husumet (sıfat) yanılması" problemini, usul ekonomisine uygun modern bir formülle çözen devrim niteliğinde bir düzenlemedir. Hukukumuzda kural olarak davanın tarafları, dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasıyla (tevzi anında) sabitlenir. Ancak karmaşıklaşan ticari ilişkiler, isim benzerlikleri veya idari teşkilat yapısındaki muğlaklıklar nedeniyle davacının gerçek hasmı (dava edilecek doğru kişiyi) tespit etmesi bazen oldukça güçtür. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile katı şekilciliği yumuşattığını; davacının basit bir dikkatsizlik veya kabul edilebilir bir hukuki hata yüzünden davasının husumet (pasif dava ehliyeti) yokluğundan reddedilmesi tehlikesini bertaraf ederek, davanın doğru taraflar arasında görülmesini sağlayan esnek bir "iradî taraf değişikliği" kurumu ihdas ettiğini savunmaktadır. Bu madde, adalete erişim hakkı ile davalının usuli güvenliği arasındaki dengeyi hassas bir teraziyle ölçer.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İradî Taraf Değişikliği: Ölüm, iflas veya dava konusunun devri gibi kanundan doğan mecburi değişikliklerin aksine, davacının kendi iradesi ve talebiyle davanın davalısını (veya istisnai hallerde davacısını) değiştirmek istemesidir.
  • Karşı Tarafın Açık Rızası: Kural olarak, taraf değişikliğinin geçerlilik şartıdır. Dava edilen kişinin veya yeni dâhil edilecek kişinin susması (zımni kabulü) yeterli değildir; duruşmada tutanağa geçirilmiş veya dilekçeyle sunulmuş açık bir muvafakat aranır.
  • Maddi Hata: Tarafın isminde, unvanında veya kimlik bilgilerinde yapılan, dürüst bir gözlemcinin ilk bakışta yazım veya ifade yanlışı olduğunu anlayabileceği mekanik hatalardır (Örneğin; "Ahmet" yerine "Mahmet" yazılması).
  • Kabul Edilebilir Yanılgı: Davacının, gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, hukuki ilişkinin karmaşıklığı veya karşı tarafın yarattığı görünüm nedeniyle yanlış kişiye dava açmasını haklı kılan objektif hata halidir.
  • Dürüstlük Kuralına Aykırı Olmamak: Taraf değişikliği talebinin, yargılamayı kasten uzatma, gerçek hasmı gizleme veya usuli bir avantaj (örneğin yetki kuralını dolanma) sağlama amacı taşımamasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 124, medeni usul hukukunda "Dürüstlük Kuralı" (HMK m. 29) ve "Usul Ekonomisi" (HMK m. 30) ilkelerinin en somut yansımasıdır. Dogmatik olarak "Husumet (Sıfat)" kurumu ile doğrudan çatışır ve onu esnetir. Maddi hukukta bir hakkın sahibi (aktif sıfat) veya yükümlüsü (pasif sıfat) olmayan kişiye dava açılması, davanın esastan reddini gerektirir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 124'ün usul hukukumuza girişinin "husumet" dogmatiğinde çığır açtığını; eskiden husumet yokluğu mutlak bir esastan ret sebebi iken, bu madde sayesinde husumet eksikliğinin belli şartlar altında (kabul edilebilir yanılgı) karşı tarafın rızası dahi aranmaksızın "usuli bir köprü" ile düzeltilebilir hale geldiğini usul dogmatiği açısından belirtmektedir. Ayrıca m. 124/2 fıkrası, HMK m. 125'teki "dava konusunun devri" hükümlerine atıf yapan bir rezerv (saklı tutma) normudur.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı işçi (A), uzun yıllar çalıştığı şirkete karşı kıdem tazminatı davası açmıştır. Ancak şirketin ticaret sicilindeki tam unvanı "XYZ Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" iken, (A) dava dilekçesinde davalı olarak yanlışlıkla "XYZ Tekstil Anonim Şirketi"ni göstermiştir. Mahkeme, bu durumun HMK m. 124/3 kapsamında bariz bir "maddi hata" olduğuna kanaat getirerek, davalı tarafın rızasını aramaksızın taraf teşkilindeki (unvandaki) bu hatanın düzeltilmesine ve taraf değişikliği talebinin kabulüne karar verir.

(kurmaca senaryo) Davacı (X), yolda yürürken kafasına düşen bir inşaat malzemesi nedeniyle yaralanmış ve binanın dış cephesinde devasa bir tabelası bulunan "Güneş İnşaat" isimli taşeron firmaya tazminat davası açmıştır. Ancak yargılama sırasında binanın asıl sahibinin ve işin asıl sorumlusunun "Yıldız Yatırım A.Ş." olduğu, Güneş İnşaat'ın sadece alt yüklenici olup olayda pasif husumetinin bulunmadığı ortaya çıkmıştır. (X), HMK m. 124/4 uyarınca "kabul edilebilir bir yanılgı" içinde olduğunu (tabelanın yarattığı güven) belirterek davalının Yıldız Yatırım A.Ş. olarak değiştirilmesini talep eder. Hâkim, rıza aramaksızın talebi kabul eder. Ancak yanlışlıkla dava edilen Güneş İnşaat davanın tarafı olmaktan çıkarılırken, (X) bu şirket lehine doğan vekâlet ücretini ve yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, husumet itirazıyla karşılaşıldığında davanın esastan reddedilmesini (ve dolayısıyla müvekkilin fahiş vekâlet ücreti ödemesini ve zamanaşımı tehlikesi yaşamasını) önlemenin en stratejik yolu HMK m. 124'ü aktif kullanmaktır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların davalıyı yanlış gösterdiklerini fark ettiklerinde derhal davayı geri alma (HMK m. 123) yoluna gitmemeleri gerektiğini; bunun yerine mahkemeye sunacakları bir dilekçeyle hatanın "kabul edilebilir yanılgıdan" kaynaklandığını detaylıca (örneğin karmaşık şirket birleşmeleri, idari yapıdaki karmaşa veya tabela aldatmacası gibi argümanlarla) izah ederek hâkimi HMK m. 124/4'ü uygulamaya ikna etmelerinin mesleki bir cankurtaran vazifesi gördüğünü hatırlatmaktadır. Ayrıca yeni eklenen tarafa dava dilekçesinin yeniden tebliğ edilmesi ve taraf teşkilinin baştan sağlanması gerektiği unutulmamalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 124'ün getirdiği esneklik uygulamada çok faydalı olsa da, 3. ve 4. fıkralarda yer alan soyut kavramlar doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, "kabul edilebilir yanılgı" ve "dürüstlük kuralına aykırı olmamak" gibi kavramların sınırlarının son derece belirsiz olduğunu vurgulamaktadır. Yazar, hangi hatanın kabul edilebilir olup hangisinin davacının ağır ihmali sayılacağı konusunun tamamen hâkimin subjektif takdirine bırakılmasının mahkemeler arasında ciddi içtihat farklılıklarına (eşitsizliklere) yol açtığını; bu durumun, taraf teşkili gibi usul hukukunun omurgasını oluşturan bir alanda hukuki güvenlik ilkesini tehlikeye attığını eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, dördüncü fıkradaki "yargılama giderlerine hükmeder" yaptırımının dogmatik yetersizliğine dikkat çekmektedir. Hâkim kararıyla yargılamadan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen (masum) ilk davalının, sadece yargılama giderleri (ve maktu/nispi vekâlet ücreti) ile tatmin edilmesinin bazen yetersiz kalabileceği belirtilmektedir. Örneğin haksız yere ticari itibarı zedelenen veya banka hesaplarına bir süre ihtiyati haciz konulan bu yanlış davalının, uğradığı munzam (ek) zararların aynı dava içinde mi çözüleceği yoksa ayrı bir haksız fiil davasına mı konu olacağı HMK metninde belirsiz bırakılmıştır. Yazar, usul kanununun bu geçiş sürecini daha kapsayıcı bir usuli koruma zırhıyla donatması gerektiğini savunmaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.