RESMİ METİN

Davanın geri alınması


MADDE 123- (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/10 md.) Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 123. maddesi, medeni usul hukukuna hâkim olan "Tasarruf İlkesi"nin (HMK m. 24) en tipik yansımalarından biri olan "davanın geri alınması" müessesesini düzenlemektedir. Kural olarak, davasını kendi özgür iradesiyle açan davacı, yargılamanın ilerleyen aşamalarında bu davayı sürdürmek istemeyebilir [1]. Ancak dava açıldıktan ve karşı tarafa tebliğ edildikten sonra, uyuşmazlığın mahkeme önünde nihai bir çözüme kavuşturulmasında artık davalının da hukuki bir menfaati doğar [1]. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile davacının tasarruf yetkisi ile davalının hukuki güvenlik menfaati arasında bir denge kurduğunu; davalının, hakkında açılmış haksız bir davanın esastan reddedilmesini ve böylece davacıya karşı "kesin hüküm" zırhı elde etmeyi isteyebileceğini, bu nedenle davanın tek taraflı iradeyle değil, ancak davalının açık rızasıyla geri alınabileceğini savunmaktadır [1]. Bu madde, davanın derdestlik statüsünün tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesine imkân tanıyan usuli bir formüldür.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Davanın Geri Alınması: Davacının, davasını (talep sonucunu) şimdilik mahkemeden çekmesi, ancak maddi hukuk anlamında hakkından (esasından) vazgeçmemesidir. Geri alınan dava, ileride şartları oluştuğunda tekrar açılabilir.
  • Hüküm Kesinleşinceye Kadar: Geri alma işleminin zaman sınırıdır. İlk derece mahkemesindeki tahkikat aşamasında yapılabileceği gibi, istinaf veya temyiz incelemesi sürerken de (karar şekli anlamda kesinleşmemiş olmak kaydıyla) davanın geri alınması mümkündür.
  • Davalının Açık Rızası: Geri almanın geçerlilik şartıdır. Davalı, davacının geri alma beyanına karşı sessiz kalırsa, bu durum "zımni kabul" sayılmaz. Rıza, duruşma tutanağına geçirilecek sözlü bir beyanla veya yazılı bir dilekçeyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde "açıkça" verilmelidir.
  • Davanın Açılmamış Sayılması: 2020 yılında 7251 sayılı Kanun ile maddeye eklenen ve mahkemenin vereceği kararın türünü netleştiren kavramdır. Davanın açılmamış sayılması, davanın usul hukuku bakımından doğurduğu derdestlik ve maddi hukuk bakımından doğurduğu "zamanaşımını kesme" gibi tüm sonuçları geçmişe etkili (ex tunc) olarak ortadan kaldırır; dava hiç açılmamış gibi hukuki bir sonuç doğurur.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 123, usul sistematiğinde "Davadan Feragat"i düzenleyen HMK m. 307 ile sıkça karşılaştırılan ve dogmatik olarak ayrılan bir konumdadır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, davanın geri alınması ile feragat arasındaki en temel farkın "rıza" ve "kesin hüküm" boyutunda ortaya çıktığını; feragatin karşı tarafın rızasına bağlı olmayan tek taraflı bir işlem olduğunu ve davanın esası hakkında maddi anlamda kesin hüküm doğurarak hakkı tamamen söndürdüğünü, oysa geri almanın mutlaka rıza gerektirdiğini ve hakkı söndürmediği için davanın ileride tekrar açılmasına mani olmadığını usul dogmatiği açısından belirtmektedir [1]. Ayrıca bu madde, mazeretsiz duruşmaya katılmama halinde dosyanın işlemden kaldırılması ve akabinde davanın açılmamış sayılması yaptırımını düzenleyen HMK m. 150 ile "açılmamış sayılma" sonucu bakımından paralel bir usuli etkiye sahiptir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı (A), davalı (B)'ye karşı bir tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Ancak tahkikat aşamasında (A), dayandığı en önemli tanıkların ifade vermekten vazgeçtiğini ve mevcut delillerle davayı ispat edemeyerek esastan kaybedeceğini fark etmiştir. Davanın esastan reddedilip kesin hüküm oluşmasını engellemek için (A), davasını HMK m. 123 uyarınca geri aldığını mahkemeye bildirir. Ancak davalı (B), "Ben bu haksız ithamlardan tamamen aklanmak ve kesin hüküm elde etmek istiyorum" diyerek rıza göstermediğini açıklar. Davalının rızası olmadığı için mahkeme geri alma talebini reddeder ve tahkikata devam ederek davayı ispat edilemediği için esastan reddeder.

(kurmaca senaryo) Davacı işçi (X), işvereni (Y)'ye karşı açtığı alacak davası sürerken, (Y) ile haricen görüşüp geçici bir ödeme planında anlaşmıştır. (X), mevcut davayı şimdilik geri almak istediğini beyan eder. İşveren (Y) bu duruma açıkça muvafakat (rıza) gösterir. Mahkeme, tarafların mutabakatı üzerine HMK m. 123 uyarınca "davanın açılmamış sayılmasına" karar verir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, davayı geri alma kurumu, bilhassa "zamanaşımı" riskleri bakımından çok tehlikeli bir stratejidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların davayı geri alırken "davanın açılmamış sayılması" kararı verileceğini, bunun da dava açılmasıyla kesilen zamanaşımı süresini "hiç kesilmemiş gibi" başa döndüreceğini akıldan çıkarmamaları gerektiğini; zamanaşımı süresi dolmak üzere olan bir uyuşmazlıkta davayı geri almanın, müvekkilin hakkını geri dönülmez şekilde zamanaşımına uğratmak gibi ağır bir malpraktis (mesleki hata) doğuracağını hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca, davanın geri alınması halinde, davacı aleyhine (davalı yararına) yargılama giderlerine ve nispi vekâlet ücretine hükmedileceği müvekkile önceden açıkça izah edilmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 123'te yer alan "davalının açık rızası" kuralı, davanın her aşaması için mutlak bir şart olarak düzenlenmesi sebebiyle doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesinden, ancak davalının henüz "cevap dilekçesi" dahi sunmadığı (henüz savunma masrafı yapmadığı ve esasa ilişkin taraf pozisyonunu almadığı) çok erken evrelerde bile geri alma için rıza aranmasının usul ekonomisine aykırı olduğunu eleştirmektedir [1]. Yazar, davalının rızası şartının en azından "cevap dilekçesinin sunulmasından sonra" aranmaya başlanması gerektiğini savunmaktadır [1].

Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, 2020 yılında maddeye eklenen "davanın açılmamış sayılmasına karar verilir" cümlesinin önceki bir yasal boşluğu doldurarak öğreti ve Yargıtay arasındaki usul kaosunu çözdüğünü belirterek bu değişikliği olumlu bulmaktadır [1]. Ancak yazar, asıl davanın geri alınması halinde, davalının açmış olduğu "karşı davanın" akıbetinin ne olacağının bu maddede hâlâ açıkça düzenlenmemesinin dogmatik bir eksiklik olduğunu; geri alma ve açılmamış sayılma yaptırımının karşı davayı kendiliğinden düşürmeyeceği kuralının maddedeki belirsizliği gidermek adına açık bir fıkra ile kanuna derç edilmesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.