1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 119. maddesi, medeni usul hukukunun giriş
kapısı olan "dava dilekçesinin" anatomisini ve zorunlu unsurlarını düzenleyen
temel usul normudur. Medeni yargılamada tasarruf ilkesi (HMK m. 24) geçerli
olduğundan, mahkeme kendiliğinden bir davayı başlatamaz; yargılamanın
sınırları, tarafları ve konusu davacının sunacağı bu dilekçe ile çizilir. Kuru,
Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile dava dilekçesini
katı bir şekil şartına bağlayarak yargılamanın en başından itibaren düzenli,
sınırları öngörülebilir ve sağlıklı bir zeminde yürümesini amaçladığını;
dilekçedeki her bir unsurun, davalının savunma hakkını (hukuki dinlenilme
hakkını) layıkıyla kullanabilmesi için asgari birer güvence teşkil ettiğini
savunmaktadır. Madde, yargılamanın anayasası niteliğindeki bu evrakın şekli ve
maddi içeriğini belirlerken, aynı zamanda eksikliklerin usuli yaptırımını da
net bir çizgiyle ortaya koymaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Vakıaların Sıra Numarası Altında Açık Özetleri (Bent e): Davacının,
davasını dayandırdığı maddi olayları (hikâyeyi) karmaşık bir metin yığını
halinde değil, madde madde, kronolojik ve anlaşılır bir sırayla mahkemeye sunma
zorunluluğudur.
- Her Bir Vakıanın Hangi Delillerle İspat Edileceği (Bent f): İddia
edilen her bir maddi olgunun karşısına, onu ispatlamaya yarayan delilin
(örneğin; 3. maddedeki vakıa için tanık beyanı, 4. maddedeki vakıa için banka
dekontu) yazılmasıdır. Bu, somutlaştırma yükünün en belirgin yansımasıdır.
- Dayanılan Hukuki Sebepler (Bent g): Davacının iddialarını dayandırdığı
kanun maddeleri veya hukuki kurumlardır (örneğin; haksız fiil, sebepsiz
zenginleşme).
- Açık Bir Şekilde Talep Sonucu (Bent ğ): Dilekçenin "Netice-i Talep"
kısmıdır. Mahkemeden tam olarak neyin istendiğinin (ne kadar para, hangi malın
iadesi, hangi durumun tespiti) hiçbir yoruma veya şüpheye yer bırakmayacak
açıklıkta yazılmasıdır.
- Eksikliğin Tamamlanması İçin Kesin Süre (Fıkra 2): Kanun koyucu
dilekçedeki unsurları ikili bir ayrıma tabi tutmuştur. Taraf kimlikleri, adres,
imza ve açık talep sonucu gibi şekli unsurların eksikliği halinde mahkeme 1
haftalık kesin süre verir. Ancak davanın değeri, vakıalar, deliller veya hukuki
sebepler (a, d, e, f, g bentleri) eksikse, bu fıkra uyarınca doğrudan 1
haftalık süre verilip dava açılmamış sayılmaz; zira bunların eksikliği davanın
esastan reddine (ispatlanamamasına) veya hâkimin re'sen hukuku uygulamasına
(HMK m. 33) tabidir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 119, medeni usul hukukunda "Somutlaştırma Yükü ve Delillerin
Gösterilmesi"ni düzenleyen HMK m. 194 ile et ve tırnak gibidir. Bir dilekçede
vakıaların ve delillerin eşleştirilmemesi, m. 194'ün doğrudan ihlali anlamına
gelir. Ayrıca maddedeki "açık talep sonucu" (bent ğ), mahkemenin "Taleple
Bağlılık İlkesi" (HMK m. 26) çerçevesinde vereceği hükmün sınırlarını çizer.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 119'un
ikinci fıkrasındaki kurgunun dogmatik açıdan çok hassas olduğunu; hâkimin,
hukuki sebeplerin (bent g) eksik olması halinde HMK m. 33 gereği hukuku
kendiliğinden uygulayacağı için bu eksikliğin dilekçeyi geçersiz kılmayacağını,
vakıa ve delil (bent e ve f) eksikliğinin ise usulden değil esastan (ispat
yokluğundan) ret sebebi doğuracağını, bu nedenle söz konusu bentlerin 1
haftalık kesin süre ve "açılmamış sayılma" yaptırımından kasten istisna
tutulduğunu usul dogmatiği bağlamında belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davacı (A), bizzat hazırladığı bir alacak davası
dilekçesini mahkemeye sunmuştur. Dilekçede davalının adı, olayın özeti ve talep
edilen miktar yazılıdır; ancak (A), TC Kimlik Numarasını (bent c) ve imzasını
(bent h) dilekçeye atmayı unutmuştur. Hâkim, tensip zaptı ile HMK m. 119/2
uyarınca davacı (A)'ya bu şekli eksiklikleri gidermesi (TC kimlik numarasını
bildirmesi ve dilekçeyi imzalaması) için 1 haftalık kesin süre verir. (A) bu
süre içinde mahkemeye gelip imza atmazsa, davanın esasına hiç girilmeden
"davanın açılmamış sayılmasına" karar verilir.
(kurmaca senaryo) Davacı (B)'nin avukatı, sunduğu dava dilekçesinde vakıaları
çok detaylı anlatmış (bent e), ancak mahkemeden tam olarak ne istediğini, ne
kadar tazminat talep ettiğini yazmamıştır ("Müvekkilimin mağduriyetinin
giderilmesine..." şeklinde muğlak bir talepte bulunmuştur - bent ğ eksikliği).
Mahkeme, talep sonucunun "açık" olmaması sebebiyle vekile 1 haftalık kesin süre
verir. Vekil bu süre içinde talebini netleştirip rakam belirtmezse, dava
açılmamış sayılır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 119'a uygun bir dilekçe yazmak davanın
kazanılmasının yarısıdır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında,
meslektaşların özellikle vakıalar ile delilleri irtibatlandırma (bent e ve f)
konusunda eski alışkanlıklarını sürdürerek dilekçenin sonuna sadece "her türlü
yasal delil" yazıp geçmemeleri gerektiğini; her ne kadar bu durum doğrudan HMK
m. 119/2 uyarınca davanın usulden açılmamış sayılması sonucunu doğurmasa da,
tahkikat aşamasında somutlaştırma yükü yerine getirilmediği için iddiaların
ispatlanamaması sebebiyle davanın esastan reddedilmesi gibi çok daha ağır bir
malpraktis (mesleki hata) tehlikesi barındırdığını stratejik bir kural olarak
hatırlatmaktadır. Ayrıca, UYAP üzerinden e-imza ile gönderilen dilekçelerde
imza (bent h) eksikliği teknik olarak zaten yaşanmamaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 119/2'de yer alan yaptırım sistemi, usul ekonomisi ve hak arama
hürriyeti dengesi bakımından doktrinde çeşitli eleştirilere konu olmaktadır.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki 1 haftalık
kesin sürenin, özellikle davalının adresi (bent b) veya TC kimlik numarası
(bent c) eksikliklerinde fazla katı bir sonuç doğurduğunu eleştirmektedir.
Bazen davacının, davalının açık adresini bilmesinin objektif olarak imkânsız
olduğunu; devletin resmi kurumlarının (MERNİS sistemi) mahkemenin elinin
altında bulunduğu bir düzende, salt adres eksikliği sebebiyle davanın açılmamış
sayılması yaptırımının usul hukukunun adalete hizmet etme amacıyla çeliştiğini
ve hâkime re'sen araştırma yetkisi veren esnek bir formüle ihtiyaç olduğunu
eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ikinci fıkradaki kuralın dogmatik
temellerini tartışmaya açmaktadır. Davacının imzasının eksik olması veya talep
sonucunun bulunmamasının elbette ki davanın ilerlemesine engel olduğunu; ancak
1 haftalık sürenin günümüz tebligat sorunları da göz önüne alındığında çok kısa
ve acımasız olduğunu belirtmektedir. Yazar, şekli eksikliklerin (örneğin imza
eksikliğinin) giderilmesi için verilen bir haftalık sürenin geçirilmesi halinde
derhal "açılmamış sayılma" gibi ağır bir sonuç (harçların yanması ve
zamanaşımının geri dönmesi) yerine, dilekçenin "işlemsiz (muallak) bırakılması"
ve davacıya makul bir süre daha tanınması yönünde bir düzenlemenin, hak arama
hürriyetini daha güçlü koruyacağını savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 119. maddesi, medeni usul hukukunun giriş kapısı olan "dava dilekçesinin" anatomisini ve zorunlu unsurlarını düzenleyen temel usul normudur. Medeni yargılamada tasarruf ilkesi (HMK m. 24) geçerli olduğundan, mahkeme kendiliğinden bir davayı başlatamaz; yargılamanın sınırları, tarafları ve konusu davacının sunacağı bu dilekçe ile çizilir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile dava dilekçesini katı bir şekil şartına bağlayarak yargılamanın en başından itibaren düzenli, sınırları öngörülebilir ve sağlıklı bir zeminde yürümesini amaçladığını; dilekçedeki her bir unsurun, davalının savunma hakkını (hukuki dinlenilme hakkını) layıkıyla kullanabilmesi için asgari birer güvence teşkil ettiğini savunmaktadır. Madde, yargılamanın anayasası niteliğindeki bu evrakın şekli ve maddi içeriğini belirlerken, aynı zamanda eksikliklerin usuli yaptırımını da net bir çizgiyle ortaya koymaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 119, medeni usul hukukunda "Somutlaştırma Yükü ve Delillerin Gösterilmesi"ni düzenleyen HMK m. 194 ile et ve tırnak gibidir. Bir dilekçede vakıaların ve delillerin eşleştirilmemesi, m. 194'ün doğrudan ihlali anlamına gelir. Ayrıca maddedeki "açık talep sonucu" (bent ğ), mahkemenin "Taleple Bağlılık İlkesi" (HMK m. 26) çerçevesinde vereceği hükmün sınırlarını çizer. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 119'un ikinci fıkrasındaki kurgunun dogmatik açıdan çok hassas olduğunu; hâkimin, hukuki sebeplerin (bent g) eksik olması halinde HMK m. 33 gereği hukuku kendiliğinden uygulayacağı için bu eksikliğin dilekçeyi geçersiz kılmayacağını, vakıa ve delil (bent e ve f) eksikliğinin ise usulden değil esastan (ispat yokluğundan) ret sebebi doğuracağını, bu nedenle söz konusu bentlerin 1 haftalık kesin süre ve "açılmamış sayılma" yaptırımından kasten istisna tutulduğunu usul dogmatiği bağlamında belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davacı (A), bizzat hazırladığı bir alacak davası dilekçesini mahkemeye sunmuştur. Dilekçede davalının adı, olayın özeti ve talep edilen miktar yazılıdır; ancak (A), TC Kimlik Numarasını (bent c) ve imzasını (bent h) dilekçeye atmayı unutmuştur. Hâkim, tensip zaptı ile HMK m. 119/2 uyarınca davacı (A)'ya bu şekli eksiklikleri gidermesi (TC kimlik numarasını bildirmesi ve dilekçeyi imzalaması) için 1 haftalık kesin süre verir. (A) bu süre içinde mahkemeye gelip imza atmazsa, davanın esasına hiç girilmeden "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilir.
(kurmaca senaryo) Davacı (B)'nin avukatı, sunduğu dava dilekçesinde vakıaları çok detaylı anlatmış (bent e), ancak mahkemeden tam olarak ne istediğini, ne kadar tazminat talep ettiğini yazmamıştır ("Müvekkilimin mağduriyetinin giderilmesine..." şeklinde muğlak bir talepte bulunmuştur - bent ğ eksikliği). Mahkeme, talep sonucunun "açık" olmaması sebebiyle vekile 1 haftalık kesin süre verir. Vekil bu süre içinde talebini netleştirip rakam belirtmezse, dava açılmamış sayılır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 119'a uygun bir dilekçe yazmak davanın kazanılmasının yarısıdır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle vakıalar ile delilleri irtibatlandırma (bent e ve f) konusunda eski alışkanlıklarını sürdürerek dilekçenin sonuna sadece "her türlü yasal delil" yazıp geçmemeleri gerektiğini; her ne kadar bu durum doğrudan HMK m. 119/2 uyarınca davanın usulden açılmamış sayılması sonucunu doğurmasa da, tahkikat aşamasında somutlaştırma yükü yerine getirilmediği için iddiaların ispatlanamaması sebebiyle davanın esastan reddedilmesi gibi çok daha ağır bir malpraktis (mesleki hata) tehlikesi barındırdığını stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır. Ayrıca, UYAP üzerinden e-imza ile gönderilen dilekçelerde imza (bent h) eksikliği teknik olarak zaten yaşanmamaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 119/2'de yer alan yaptırım sistemi, usul ekonomisi ve hak arama hürriyeti dengesi bakımından doktrinde çeşitli eleştirilere konu olmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki 1 haftalık kesin sürenin, özellikle davalının adresi (bent b) veya TC kimlik numarası (bent c) eksikliklerinde fazla katı bir sonuç doğurduğunu eleştirmektedir. Bazen davacının, davalının açık adresini bilmesinin objektif olarak imkânsız olduğunu; devletin resmi kurumlarının (MERNİS sistemi) mahkemenin elinin altında bulunduğu bir düzende, salt adres eksikliği sebebiyle davanın açılmamış sayılması yaptırımının usul hukukunun adalete hizmet etme amacıyla çeliştiğini ve hâkime re'sen araştırma yetkisi veren esnek bir formüle ihtiyaç olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ikinci fıkradaki kuralın dogmatik temellerini tartışmaya açmaktadır. Davacının imzasının eksik olması veya talep sonucunun bulunmamasının elbette ki davanın ilerlemesine engel olduğunu; ancak 1 haftalık sürenin günümüz tebligat sorunları da göz önüne alındığında çok kısa ve acımasız olduğunu belirtmektedir. Yazar, şekli eksikliklerin (örneğin imza eksikliğinin) giderilmesi için verilen bir haftalık sürenin geçirilmesi halinde derhal "açılmamış sayılma" gibi ağır bir sonuç (harçların yanması ve zamanaşımının geri dönmesi) yerine, dilekçenin "işlemsiz (muallak) bırakılması" ve davacıya makul bir süre daha tanınması yönünde bir düzenlemenin, hak arama hürriyetini daha güçlü koruyacağını savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)