Son Madde
RESMİ METİN

Konusu


MADDE 116- (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir: a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı. b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı. c) (Mülga:22/7/2020-7251/8 md.) İleri sürülmesi ve incelenmesi

MADDE 117- (1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. (2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir. (3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır. ÜÇÜNCÜ KISIM Yazılı Yargılama Usulü

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 116. ve 117. maddeleri, medeni usul hukukunda davalının davanın esasına girilmesini engellemek veya geciktirmek amacıyla başvurabileceği usuli savunma vasıtalarını, yani "ilk itirazlar" (initial objections) kurumunu ve bunun ileri sürülme usulünü düzenlemektedir. Dava şartlarından (HMK m. 114) farklı olarak, ilk itirazlar kamu düzeninden sayılmazlar; bu nedenle hâkim tarafından re'sen (kendiliğinden) araştırılamazlar. Kanun koyucu, yargılamanın sürüncemede bırakılmasını önlemek amacıyla bu itirazları sınırlı sayıda (tâdadi) belirlemiş ve ileri sürülmelerini çok katı bir süreye ve şekle bağlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu maddelerle usul ekonomisi ilkesi ile davalının savunma hakkı arasında hassas bir denge kurduğunu; davalıya usuli bir hak tanınırken, bu hakkın yargılamanın ilerleyen aşamalarında kötüye kullanılmasını (geciktirici taktikleri) engellemek için ilk itirazların mutlak surette "cevap dilekçesinde" ve "topluca" ileri sürülmesi zorunluluğunu getirdiğini savunmaktadır. Bu düzenleme, uyuşmazlığın usuli çerçevesinin tahkikata geçilmeden önce kesin olarak çizilmesini sağlayan pragmatik bir filtredir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Kesin Yetki Kuralının Bulunmadığı Hâllerde Yetki İtirazı (m. 116/1-a): Kanunun mahkemenin yetkisini kamu düzenine bağlamadığı (örneğin haksız fiil, sözleşme veya genel yetki kuralları) hallerde, davalının davanın yanlış yer mahkemesinde açıldığını ileri sürmesidir.
  • Tahkim İtirazı (m. 116/1-b): Taraflar arasında uyuşmazlığın devlet mahkemelerinde değil, hakem veya hakem heyeti nezdinde çözüleceğine dair geçerli bir "tahkim sözleşmesi" veya "tahkim şartı" bulunmasına rağmen, davacının devlet mahkemesinde dava açması durumunda davalının yaptığı itirazdır.
  • Mülga c bendi (İş Bölümü İtirazı): 2020 yılındaki değişiklikle kaldırılmıştır. Asliye Hukuk ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin iş bölümü olmaktan çıkarılıp "görev" ilişkisine dönüştürülmesiyle bu itiraz türü tarihe karışmıştır.
  • Cevap Dilekçesinde İleri Sürülme Zorunluluğu (m. 117/1): İlk itirazların, davalının mahkemeye sunacağı ilk esasa cevap dilekçesinde (iki haftalık süre içinde) ve tümünün aynı anda bildirilmesi zorunluluğudur. Cevaba cevap dilekçesinde veya ön inceleme duruşmasında ilk itiraz ileri sürülemez; sürülürse dinlenmez ve haktan zımnen feragat edilmiş sayılır.
  • Dava Şartlarından Sonra İncelenmesi (m. 117/2): Hâkimin usuli inceleme hiyerarşisini gösterir. Hâkim önce kendi görevini, derdestlik olup olmadığını veya yargı yolunu (dava şartlarını) inceler; bunlar tamsa davalının ilk itirazlarını değerlendirmeye alır.
  • Ön Sorunlar Gibi İncelenmesi (m. 117/3): İlk itirazların, HMK m. 163 ve 164 uyarınca asıl uyuşmazlıktan bağımsız (hadise) olarak, gerekirse tarafların dinlenip sadece bu usuli mesele için delil toplanarak ivedilikle karara bağlanmasını ifade eder.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 116 ve 117, doğrudan doğruya "Dava Şartları"nı düzenleyen HMK m. 114 ve 115 ile, "Yetki İtirazının İleri Sürülmesi"ni detaylandıran HMK m. 19 ile sarsılmaz bir dogmatik bağ içindedir. Ayrıca tahkim itirazı bağlamında, HMK'nın "Tahkim" bölümündeki m. 412 ve devamı hükümleriyle doğrudan temas halindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, ilk itirazların süresinde ileri sürülmemesinin hukuki sonuçlarının çok ağır olduğunu; örneğin kesin olmayan yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmemesiyle birlikte, yetkisiz mahkemenin bir anda "yetkili" hale geldiğini (yetkinin sükut ettiğini) ve tahkim itirazının ileri sürülmemesiyle tarafların tahkim sözleşmesinden zımnen dönmüş (feragat etmiş) sayılarak devlet yargısına tabi olmayı kabul ettiklerini usul dogmatiği açısından belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı şirket (A) ile davalı şirket (B) arasındaki ticari alım satım sözleşmesinde "Uyuşmazlıklar İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC) kurallarına göre çözülecektir" şeklinde açık bir tahkim şartı bulunmaktadır. Ancak (A), alacağını tahsil etmek için Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açar. Davalı (B), kendisine tebliğ edilen dava dilekçesine karşı süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde sadece borcu ödediğine dair esasa ilişkin savunma yapar, tahkim itirazında bulunmayı unutur. Tahkikat aşamasına geçildiğinde (B) "Sözleşmede tahkim şartı vardı, mahkeme davaya bakamaz" diye itiraz etse de; HMK m. 117/1 amir hükmü gereğince bu ilk itiraz cevap dilekçesinde ileri sürülmediği için mahkemece dinlenmez ve yargılamaya (devlet mahkemesinde) devam edilir.

(kurmaca senaryo) İzmir'de ikamet eden davacı (X), Trabzon'da ikamet eden davalı (Y)'ye karşı aralarındaki ödünç sözleşmesine dayanarak İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açmıştır (kesin yetki kuralı yoktur, genel yetkili yer Trabzon'dur). Davalı (Y), cevap dilekçesinde HMK m. 116/1-a uyarınca İzmir mahkemesinin yetkisiz olduğunu, davanın Trabzon mahkemelerinde görülmesi gerektiğini (HMK m. 19'a uygun olarak) yetki itirazı şeklinde ileri sürmüştür. Mahkeme, HMK m. 117/3 uyarınca bu itirazı ön sorun olarak inceler, haklı bularak yetkisizlik kararı verir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde ilk itirazlar, usul hukukunun en tehlikeli süre tuzaklarından biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların cevap dilekçesi hazırlarken zihinsel bir kontrol listesi (check-list) yapmaları gerektiğini; dilekçenin başına mutlaka "USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ" başlığı açılarak yetki veya tahkim itirazlarının esasa girilmeden önce yazılmasının mesleki özenin bir gereği olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca bilhassa yetki itirazında bulunulurken, sadece "mahkemeniz yetkisizdir" demenin yeterli olmadığını, HMK m. 19 uyarınca "yetkili mahkemenin (örneğin Ankara Mahkemeleri) neresi olduğunun" açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğunu, aksi halde ilk itirazın geçersiz sayılacağını stratejik bir kural olarak vurgulamaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 116 ve 117 kurgusu, yargılamayı hızlandırma amacı taşısa da doktrin tarafından bazı katı yönleriyle eleştirilmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 117/1'deki ilk itirazların "cevap dilekçesinde" ileri sürülme zorunluluğunu hak arama özgürlüğü bağlamında eleştirmektedir. Davacının dava dilekçesinin (HMK m. 119) son derece belirsiz, muğlak ve vakıalardan yoksun olduğu hallerde, davalının neye cevap vereceğini dahi tam anlayamadan, iki haftalık kesin süre içinde tüm yetki veya tahkim itirazlarını kusursuzca sunmaya zorlanması silahların eşitliği ilkesini zedelemektedir. Yazar, dava dilekçesinin açıklattırılması (HMK m. 31) gereken durumlarda, ilk itirazların ileri sürülme süresinin de bu açıklamadan itibaren başlamasına izin veren esnek bir düzenlemenin HMK'ya kazandırılmasını savunmaktadır.

Bunun yanı sıra Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, tahkim itirazının (m. 116/1-b) doğası gereği bir "ilk itiraz" olarak nitelendirilmesinin dogmatik bir hata olduğunu belirtmektedir. Yetki itirazı sadece davanın "hangi coğrafyadaki mahkemede" görüleceğini belirlerken, tahkim itirazı uyuşmazlığın devletin egemenlik alanından (devlet yargısından) tamamen çıkarılıp özel yargıya taşınması anlamına gelir. Bu kadar ağır ve köklü bir yargı yolu itirazının, basit bir yetki itirazıyla aynı torbaya konulup salt "cevap dilekçesinde bildirilmediği için" zımnen kaybedilmesi (sükut etmesi), tahkim hukukunun ciddiyetiyle bağdaşmaz. Yazar, tahkim itirazının aslında bir tür "olumsuz dava şartı" (yargı yolunun caiz olmaması) gibi değerlendirilmesi ve tahkikat aşamasına geçilinceye kadar daha geniş bir sürede ileri sürülebilmesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.