1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 116. ve 117. maddeleri, medeni usul
hukukunda davalının davanın esasına girilmesini engellemek veya geciktirmek
amacıyla başvurabileceği usuli savunma vasıtalarını, yani "ilk itirazlar"
(initial objections) kurumunu ve bunun ileri sürülme usulünü düzenlemektedir.
Dava şartlarından (HMK m. 114) farklı olarak, ilk itirazlar kamu düzeninden
sayılmazlar; bu nedenle hâkim tarafından re'sen (kendiliğinden)
araştırılamazlar. Kanun koyucu, yargılamanın sürüncemede bırakılmasını önlemek
amacıyla bu itirazları sınırlı sayıda (tâdadi) belirlemiş ve ileri
sürülmelerini çok katı bir süreye ve şekle bağlamıştır. Kuru, Medeni Usul
Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu maddelerle usul ekonomisi ilkesi ile
davalının savunma hakkı arasında hassas bir denge kurduğunu; davalıya usuli bir
hak tanınırken, bu hakkın yargılamanın ilerleyen aşamalarında kötüye
kullanılmasını (geciktirici taktikleri) engellemek için ilk itirazların mutlak
surette "cevap dilekçesinde" ve "topluca" ileri sürülmesi zorunluluğunu
getirdiğini savunmaktadır. Bu düzenleme, uyuşmazlığın usuli çerçevesinin
tahkikata geçilmeden önce kesin olarak çizilmesini sağlayan pragmatik bir
filtredir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Kesin Yetki Kuralının Bulunmadığı Hâllerde Yetki İtirazı (m. 116/1-a):
Kanunun mahkemenin yetkisini kamu düzenine bağlamadığı (örneğin haksız fiil,
sözleşme veya genel yetki kuralları) hallerde, davalının davanın yanlış yer
mahkemesinde açıldığını ileri sürmesidir.
- Tahkim İtirazı (m. 116/1-b): Taraflar arasında uyuşmazlığın devlet
mahkemelerinde değil, hakem veya hakem heyeti nezdinde çözüleceğine dair
geçerli bir "tahkim sözleşmesi" veya "tahkim şartı" bulunmasına rağmen,
davacının devlet mahkemesinde dava açması durumunda davalının yaptığı
itirazdır.
- Mülga c bendi (İş Bölümü İtirazı): 2020 yılındaki değişiklikle
kaldırılmıştır. Asliye Hukuk ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki
ilişkinin iş bölümü olmaktan çıkarılıp "görev" ilişkisine dönüştürülmesiyle bu
itiraz türü tarihe karışmıştır.
- Cevap Dilekçesinde İleri Sürülme Zorunluluğu (m. 117/1): İlk
itirazların, davalının mahkemeye sunacağı ilk esasa cevap dilekçesinde (iki
haftalık süre içinde) ve tümünün aynı anda bildirilmesi zorunluluğudur. Cevaba
cevap dilekçesinde veya ön inceleme duruşmasında ilk itiraz ileri sürülemez;
sürülürse dinlenmez ve haktan zımnen feragat edilmiş sayılır.
- Dava Şartlarından Sonra İncelenmesi (m. 117/2): Hâkimin usuli inceleme
hiyerarşisini gösterir. Hâkim önce kendi görevini, derdestlik olup olmadığını
veya yargı yolunu (dava şartlarını) inceler; bunlar tamsa davalının ilk
itirazlarını değerlendirmeye alır.
- Ön Sorunlar Gibi İncelenmesi (m. 117/3): İlk itirazların, HMK m. 163 ve
164 uyarınca asıl uyuşmazlıktan bağımsız (hadise) olarak, gerekirse tarafların
dinlenip sadece bu usuli mesele için delil toplanarak ivedilikle karara
bağlanmasını ifade eder.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 116 ve 117, doğrudan doğruya "Dava Şartları"nı düzenleyen HMK m. 114 ve
115 ile, "Yetki İtirazının İleri Sürülmesi"ni detaylandıran HMK m. 19 ile
sarsılmaz bir dogmatik bağ içindedir. Ayrıca tahkim itirazı bağlamında, HMK'nın
"Tahkim" bölümündeki m. 412 ve devamı hükümleriyle doğrudan temas halindedir.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, ilk itirazların
süresinde ileri sürülmemesinin hukuki sonuçlarının çok ağır olduğunu; örneğin
kesin olmayan yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmemesiyle
birlikte, yetkisiz mahkemenin bir anda "yetkili" hale geldiğini (yetkinin sükut
ettiğini) ve tahkim itirazının ileri sürülmemesiyle tarafların tahkim
sözleşmesinden zımnen dönmüş (feragat etmiş) sayılarak devlet yargısına tabi
olmayı kabul ettiklerini usul dogmatiği açısından belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davacı şirket (A) ile davalı şirket (B) arasındaki ticari
alım satım sözleşmesinde "Uyuşmazlıklar İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC)
kurallarına göre çözülecektir" şeklinde açık bir tahkim şartı bulunmaktadır.
Ancak (A), alacağını tahsil etmek için Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde dava
açar. Davalı (B), kendisine tebliğ edilen dava dilekçesine karşı süresi içinde
sunduğu cevap dilekçesinde sadece borcu ödediğine dair esasa ilişkin savunma
yapar, tahkim itirazında bulunmayı unutur. Tahkikat aşamasına geçildiğinde (B)
"Sözleşmede tahkim şartı vardı, mahkeme davaya bakamaz" diye itiraz etse de;
HMK m. 117/1 amir hükmü gereğince bu ilk itiraz cevap dilekçesinde ileri
sürülmediği için mahkemece dinlenmez ve yargılamaya (devlet mahkemesinde) devam
edilir.
(kurmaca senaryo) İzmir'de ikamet eden davacı (X), Trabzon'da ikamet eden
davalı (Y)'ye karşı aralarındaki ödünç sözleşmesine dayanarak İzmir Asliye
Hukuk Mahkemesinde alacak davası açmıştır (kesin yetki kuralı yoktur, genel
yetkili yer Trabzon'dur). Davalı (Y), cevap dilekçesinde HMK m. 116/1-a
uyarınca İzmir mahkemesinin yetkisiz olduğunu, davanın Trabzon mahkemelerinde
görülmesi gerektiğini (HMK m. 19'a uygun olarak) yetki itirazı şeklinde ileri
sürmüştür. Mahkeme, HMK m. 117/3 uyarınca bu itirazı ön sorun olarak inceler,
haklı bularak yetkisizlik kararı verir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde ilk itirazlar, usul hukukunun en tehlikeli süre
tuzaklarından biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında,
meslektaşların cevap dilekçesi hazırlarken zihinsel bir kontrol listesi
(check-list) yapmaları gerektiğini; dilekçenin başına mutlaka "USULE İLİŞKİN
İTİRAZLARIMIZ" başlığı açılarak yetki veya tahkim itirazlarının esasa
girilmeden önce yazılmasının mesleki özenin bir gereği olduğunu
hatırlatmaktadır. Ayrıca bilhassa yetki itirazında bulunulurken, sadece
"mahkemeniz yetkisizdir" demenin yeterli olmadığını, HMK m. 19 uyarınca
"yetkili mahkemenin (örneğin Ankara Mahkemeleri) neresi olduğunun" açıkça
gösterilmesinin zorunlu olduğunu, aksi halde ilk itirazın geçersiz sayılacağını
stratejik bir kural olarak vurgulamaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 116 ve 117 kurgusu, yargılamayı hızlandırma amacı taşısa da doktrin
tarafından bazı katı yönleriyle eleştirilmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 117/1'deki ilk itirazların "cevap
dilekçesinde" ileri sürülme zorunluluğunu hak arama özgürlüğü bağlamında
eleştirmektedir. Davacının dava dilekçesinin (HMK m. 119) son derece belirsiz,
muğlak ve vakıalardan yoksun olduğu hallerde, davalının neye cevap vereceğini
dahi tam anlayamadan, iki haftalık kesin süre içinde tüm yetki veya tahkim
itirazlarını kusursuzca sunmaya zorlanması silahların eşitliği ilkesini
zedelemektedir. Yazar, dava dilekçesinin açıklattırılması (HMK m. 31) gereken
durumlarda, ilk itirazların ileri sürülme süresinin de bu açıklamadan itibaren
başlamasına izin veren esnek bir düzenlemenin HMK'ya kazandırılmasını
savunmaktadır.
Bunun yanı sıra Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
tahkim itirazının (m. 116/1-b) doğası gereği bir "ilk itiraz" olarak
nitelendirilmesinin dogmatik bir hata olduğunu belirtmektedir. Yetki itirazı
sadece davanın "hangi coğrafyadaki mahkemede" görüleceğini belirlerken, tahkim
itirazı uyuşmazlığın devletin egemenlik alanından (devlet yargısından) tamamen
çıkarılıp özel yargıya taşınması anlamına gelir. Bu kadar ağır ve köklü bir
yargı yolu itirazının, basit bir yetki itirazıyla aynı torbaya konulup salt
"cevap dilekçesinde bildirilmediği için" zımnen kaybedilmesi (sükut etmesi),
tahkim hukukunun ciddiyetiyle bağdaşmaz. Yazar, tahkim itirazının aslında bir
tür "olumsuz dava şartı" (yargı yolunun caiz olmaması) gibi değerlendirilmesi
ve tahkikat aşamasına geçilinceye kadar daha geniş bir sürede ileri
sürülebilmesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 116. ve 117. maddeleri, medeni usul hukukunda davalının davanın esasına girilmesini engellemek veya geciktirmek amacıyla başvurabileceği usuli savunma vasıtalarını, yani "ilk itirazlar" (initial objections) kurumunu ve bunun ileri sürülme usulünü düzenlemektedir. Dava şartlarından (HMK m. 114) farklı olarak, ilk itirazlar kamu düzeninden sayılmazlar; bu nedenle hâkim tarafından re'sen (kendiliğinden) araştırılamazlar. Kanun koyucu, yargılamanın sürüncemede bırakılmasını önlemek amacıyla bu itirazları sınırlı sayıda (tâdadi) belirlemiş ve ileri sürülmelerini çok katı bir süreye ve şekle bağlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu maddelerle usul ekonomisi ilkesi ile davalının savunma hakkı arasında hassas bir denge kurduğunu; davalıya usuli bir hak tanınırken, bu hakkın yargılamanın ilerleyen aşamalarında kötüye kullanılmasını (geciktirici taktikleri) engellemek için ilk itirazların mutlak surette "cevap dilekçesinde" ve "topluca" ileri sürülmesi zorunluluğunu getirdiğini savunmaktadır. Bu düzenleme, uyuşmazlığın usuli çerçevesinin tahkikata geçilmeden önce kesin olarak çizilmesini sağlayan pragmatik bir filtredir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 116 ve 117, doğrudan doğruya "Dava Şartları"nı düzenleyen HMK m. 114 ve 115 ile, "Yetki İtirazının İleri Sürülmesi"ni detaylandıran HMK m. 19 ile sarsılmaz bir dogmatik bağ içindedir. Ayrıca tahkim itirazı bağlamında, HMK'nın "Tahkim" bölümündeki m. 412 ve devamı hükümleriyle doğrudan temas halindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, ilk itirazların süresinde ileri sürülmemesinin hukuki sonuçlarının çok ağır olduğunu; örneğin kesin olmayan yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmemesiyle birlikte, yetkisiz mahkemenin bir anda "yetkili" hale geldiğini (yetkinin sükut ettiğini) ve tahkim itirazının ileri sürülmemesiyle tarafların tahkim sözleşmesinden zımnen dönmüş (feragat etmiş) sayılarak devlet yargısına tabi olmayı kabul ettiklerini usul dogmatiği açısından belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davacı şirket (A) ile davalı şirket (B) arasındaki ticari alım satım sözleşmesinde "Uyuşmazlıklar İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC) kurallarına göre çözülecektir" şeklinde açık bir tahkim şartı bulunmaktadır. Ancak (A), alacağını tahsil etmek için Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açar. Davalı (B), kendisine tebliğ edilen dava dilekçesine karşı süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde sadece borcu ödediğine dair esasa ilişkin savunma yapar, tahkim itirazında bulunmayı unutur. Tahkikat aşamasına geçildiğinde (B) "Sözleşmede tahkim şartı vardı, mahkeme davaya bakamaz" diye itiraz etse de; HMK m. 117/1 amir hükmü gereğince bu ilk itiraz cevap dilekçesinde ileri sürülmediği için mahkemece dinlenmez ve yargılamaya (devlet mahkemesinde) devam edilir.
(kurmaca senaryo) İzmir'de ikamet eden davacı (X), Trabzon'da ikamet eden davalı (Y)'ye karşı aralarındaki ödünç sözleşmesine dayanarak İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açmıştır (kesin yetki kuralı yoktur, genel yetkili yer Trabzon'dur). Davalı (Y), cevap dilekçesinde HMK m. 116/1-a uyarınca İzmir mahkemesinin yetkisiz olduğunu, davanın Trabzon mahkemelerinde görülmesi gerektiğini (HMK m. 19'a uygun olarak) yetki itirazı şeklinde ileri sürmüştür. Mahkeme, HMK m. 117/3 uyarınca bu itirazı ön sorun olarak inceler, haklı bularak yetkisizlik kararı verir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde ilk itirazlar, usul hukukunun en tehlikeli süre tuzaklarından biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların cevap dilekçesi hazırlarken zihinsel bir kontrol listesi (check-list) yapmaları gerektiğini; dilekçenin başına mutlaka "USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ" başlığı açılarak yetki veya tahkim itirazlarının esasa girilmeden önce yazılmasının mesleki özenin bir gereği olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca bilhassa yetki itirazında bulunulurken, sadece "mahkemeniz yetkisizdir" demenin yeterli olmadığını, HMK m. 19 uyarınca "yetkili mahkemenin (örneğin Ankara Mahkemeleri) neresi olduğunun" açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğunu, aksi halde ilk itirazın geçersiz sayılacağını stratejik bir kural olarak vurgulamaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 116 ve 117 kurgusu, yargılamayı hızlandırma amacı taşısa da doktrin tarafından bazı katı yönleriyle eleştirilmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 117/1'deki ilk itirazların "cevap dilekçesinde" ileri sürülme zorunluluğunu hak arama özgürlüğü bağlamında eleştirmektedir. Davacının dava dilekçesinin (HMK m. 119) son derece belirsiz, muğlak ve vakıalardan yoksun olduğu hallerde, davalının neye cevap vereceğini dahi tam anlayamadan, iki haftalık kesin süre içinde tüm yetki veya tahkim itirazlarını kusursuzca sunmaya zorlanması silahların eşitliği ilkesini zedelemektedir. Yazar, dava dilekçesinin açıklattırılması (HMK m. 31) gereken durumlarda, ilk itirazların ileri sürülme süresinin de bu açıklamadan itibaren başlamasına izin veren esnek bir düzenlemenin HMK'ya kazandırılmasını savunmaktadır.
Bunun yanı sıra Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, tahkim itirazının (m. 116/1-b) doğası gereği bir "ilk itiraz" olarak nitelendirilmesinin dogmatik bir hata olduğunu belirtmektedir. Yetki itirazı sadece davanın "hangi coğrafyadaki mahkemede" görüleceğini belirlerken, tahkim itirazı uyuşmazlığın devletin egemenlik alanından (devlet yargısından) tamamen çıkarılıp özel yargıya taşınması anlamına gelir. Bu kadar ağır ve köklü bir yargı yolu itirazının, basit bir yetki itirazıyla aynı torbaya konulup salt "cevap dilekçesinde bildirilmediği için" zımnen kaybedilmesi (sükut etmesi), tahkim hukukunun ciddiyetiyle bağdaşmaz. Yazar, tahkim itirazının aslında bir tür "olumsuz dava şartı" (yargı yolunun caiz olmaması) gibi değerlendirilmesi ve tahkikat aşamasına geçilinceye kadar daha geniş bir sürede ileri sürülebilmesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)