RESMİ METİN

Dava şartlarının incelenmesi


MADDE 115- (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115. maddesi, bir önceki maddede (HMK m. 114) sayılan dava şartlarının yargılama sürecinde nasıl, ne zaman ve kim tarafından denetime tabi tutulacağını düzenleyen usul dogmatiğinin temel operasyonel kuralıdır. Dava şartları, mahkemenin uyuşmazlığın esasına girip tarafların maddi hukuka ilişkin haklılıklarını inceleyebilmesi için zorunlu olan kamu düzenine ilişkin asgari gerekliliklerdir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile mahkemelere mutlak bir "re'sen (kendiliğinden) araştırma" yükümlülüğü getirdiğini; zira dava şartı noksan olan (örneğin görevsiz bir mahkemede açılan veya derdest olan) bir davanın esasına girilmesinin devletin yargı erkinin gereksiz yere meşgul edilmesi anlamına geleceğini savunmaktadır. Bu madde, yargılamanın usuli sıhhatini baştan sona koruyan denetim mekanizmasıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Her Aşamada Kendiliğinden Araştırma: Dava şartlarının kamu düzeninden olması sebebiyle, hâkimin tarafların itirazını beklemeksizin, dava dilekçesinin verilmesinden hükmün kesinleşmesine (hatta temyiz aşamasına) kadar her evrede bu şartların varlığını gözetmek zorunda olmasıdır.
  • Her Zaman İleri Sürülebilmesi: Davalının, dava şartı noksanlığını cevap dilekçesinde belirtmeyi unutmuş olsa dahi, tahkikat aşamasında veya sözlü yargılamada (iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına takılmaksızın) bu usuli eksikliği her zaman dile getirebilmesidir.
  • Davanın Usulden Reddi: Dava şartının bulunmaması halinde mahkemenin uyuşmazlığın maddi esasına (kimin haklı, kimin haksız olduğuna) hiç girmeden "davayı şekli eksiklikten ötürü reddetmesi" kararıdır. Bu karar, maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz; eksiklik sonradan tamamlanarak aynı dava yeniden açılabilir.
  • Noksanlığın Giderilmesinin Mümkün Olması: Görevsizlik, kesin yetkisizlik, hukuki yarar yokluğu veya derdestlik gibi şartlar kural olarak sonradan giderilemez niteliktedir ve anında usulden ret doğurur. Ancak gider avansının eksik yatırılması veya vekâletnamenin sunulmamış olması gibi şartlar giderilebilir noksanlıklardır.
  • Kesin Süre Verilmesi: Giderilebilir bir dava şartı eksiği varsa, hâkimin davayı derhal reddetmeyip, eksikliğin tamamlanması için davacıya bağlayıcı ve son bir mühlet tanımasıdır.
  • Hüküm Anında Noksanlığın Giderilmiş Olması (Geçmişe Etkili İyileşme): Yargılamanın başında var olan bir eksikliğin, yargılama sürerken hâkim fark etmeden veya tarafça ileri sürülmeden "kendiliğinden veya tarafın eylemiyle" tamamlanmış olmasıdır. Usul ekonomisi gereği bu durumda dava geçmişteki eksiklik bahane edilerek reddedilemez.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 115, dava şartlarının listelendiği HMK m. 114 ve ön inceleme aşamasını düzenleyen HMK m. 137, m. 138 hükümleriyle koparılamaz bir zincirin halkasıdır. Kanun sistematiğine göre dava şartı noksanlıklarının kural olarak ön inceleme duruşmasında tespit edilip karara bağlanması esastır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 115/3 fıkrasının, medeni usul hukukunda "Usul Ekonomisi" (HMK m. 30) ilkesinin en güzel tezahürlerinden biri olduğunu; yargılamanın sonuna gelinmişken geçmişte kalan bir eksiğe (eğer telafi edilmişse) dönüp davayı usulden reddetmenin, usul hukukunun amaca hizmet eden (pragmatik) doğasıyla örtüşmeyeceğini usul dogmatiği açısından belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı şirket (A), vekili aracılığıyla bir ticari alacak davası açmıştır. Ancak dava dilekçesi ekinde avukatın baro pulu yapıştırılmış usulüne uygun vekâletnamesi bulunmamaktadır (giderilebilir dava şartı noksanlığı). Mahkeme ön inceleme aşamasında HMK m. 115/2 uyarınca davacı vekiline vekâletnamesini sunması için "iki haftalık kesin süre" verir. Avukat bu kesin süre içinde vekâletnameyi sunarsa yargılamaya devam edilir; sunmazsa dava "dava şartı yokluğundan" usulden reddedilir.

(kurmaca senaryo) Davacı (B), 17 yaşındayken (ergin değilken) kendi başına Asliye Hukuk Mahkemesinde bir alacak davası açmıştır (dava ehliyeti yokluğu - dava şartı noksanı). Karşı taraf bu durumu ileri sürmemiş, hâkim de gözden kaçırmıştır. Yargılama bir yıl sürmüş ve davacı (B) bu süreçte 18 yaşını doldurarak ergin (tam ehliyetli) hale gelmiştir. Dosya karara çıkacağı (hüküm) anında karşı taraf "Dava açıldığında bu kişi küçüktü, davayı dava şartı yokluğundan usulden reddedin" diye itiraz etmiştir. HMK m. 115/3 amir hükmü gereğince, hüküm anında noksanlık (küçüklük/ehliyetsizlik) giderilmiş olduğundan, başlangıçtaki noksanlıktan dolayı davanın usulden reddine karar verilemez.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 115 karşısında davalı vekilinin stratejisi büyük önem taşır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların karşı tarafın dava şartı eksiği bulunduğunu tespit ettiklerinde bunu davanın her aşamasında ileri sürebileceklerini bilmeleri gerektiğini; ancak mahkemenin esasa girip gereksiz bilirkişi veya keşif masrafları yapmasını beklemeden, usul ekonomisi ve vekâlet ücreti stratejisi gereği, bu itirazları "cevap dilekçesinde" ilk itirazlarla birlikte öncelikle ve açıkça sunmalarının çok daha isabetli bir mesleki özen pratiği olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca davacı vekilleri, mahkemenin HMK m. 115/2 uyarınca verdiği "kesin süreyi" kaçırmanın doğrudan doğruya davanın usulden reddi ile sonuçlanacağını unutmamalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 115'in "her aşamada araştırılma" kuralı (1. fıkra), yargılama pratiğinde doktrin tarafından bazı yönlerden sert şekilde eleştirilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, kanun koyucunun dava şartlarının incelenmesi için HMK m. 138'de özel olarak "Ön İnceleme" aşamasını öngördüğüne dikkat çekmektedir. Buna rağmen uygulamada hâkimlerin ön inceleme evresini sadece şekli bir tutanak imzalama ritüeline dönüştürüp, görev veya hukuki yarar gibi bariz dava şartı eksikliklerini yıllar sonra tahkikatın ortasında veya sonunda fark ederek "davanın her aşamasında araştırılır" hükmüne sığınmaları eleştirilmektedir. Yazar, m. 115/1'in mahkemelere bir tembellik hakkı vermediğini, dava şartlarının mutlak surette ön incelemede çözülmesi gerektiğinin kanunda daha bağlayıcı bir dille vurgulanması gerektiğini savunmaktadır.

Diğer taraftan Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 115/2'de yer alan "dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise" ibaresinin subjektif yorumlara çok açık olduğunu ifade etmektedir. Hangi noksanlığın giderilebilir, hangisinin giderilemez olduğuna dair kanunda nesnel bir ölçüt (katalog) bulunmaması, mahkemeler arasında eşitsiz uygulamalara yol açmaktadır. Örneğin, taraf teşkilindeki bir eksiğin veya "hukuki yarar" bağlamındaki bazı pürüzlerin giderilmesi için bazı hâkimler doğrudan usulden ret kararı verirken, bazıları kesin süre vererek eksikliğin tamamlanmasını beklemektedir. Yazar, giderilebilir dava şartlarının kanun gerekçesinde veya metninde somutlaştırılmasının, öngörülebilirlik ve adil yargılanma hakkı açısından çok daha sağlıklı bir usul dogmatiği yaratacağını eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.