RESMİ METİN

Terditli dava


MADDE 111- (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilikferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 111. maddesi, medeni usul hukukunda davacıya tanınan en önemli stratejik dava açma yöntemlerinden biri olan "terditli dava" (kademeli dava / subsidiary action) kurumunu düzenlemektedir. Terditli dava, davacının mahkemeden asıl ulaşmak istediği bir hukuki sonuç (asli talep) bulunmakla birlikte, bu talebinin ispat edilememesi veya hukuken kabul görmemesi riskine karşı, mahkemeden ikinci bir hukuki koruma (fer'î talep) talep etmesini sağlayan usul mekanizmasıdır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile usul ekonomisi ilkesini en üst düzeyde hayata geçirdiğini; davacının asıl talebinin reddedilmesi ihtimalinde yeni bir dava açmak, yeniden harç ödemek ve yıllarca sürecek yeni bir yargılama külfetine katlanmak yerine, tüm taleplerini tek bir dilekçede bir hiyerarşi içinde sunarak "ikinci bir usuli güvenlik ağı" kurduğunu savunmaktadır. Madde, birbiriyle bağlantılı hakların aynı yargılamada, sırasıyla ve kademeli olarak incelenmesini emreder.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Aslilik-Ferîlik İlişkisi (Kademelilik): Taleplerin aynı seviyede (eşdeğer) olmamasını ifade eder. Asli talep, davacının ilk ve birincil tercihidir. Fer'î (yardımcı/yedek) talep ise ancak ve ancak asli talebin reddi şartına (taliki şarta) bağlanmış olan ikincil tercihtir.
  • Aynı Davalıya Karşı İleri Sürülmesi: Terditli davanın kurulabilmesi için taraf özdeşliği şarttır. Asli talebin yöneltildiği davalı ile fer'î talebin yöneltildiği davalı aynı kişi veya kurum olmalıdır.
  • Hukuki veya Ekonomik Bağlantı: Taleplerin birbiriyle alakasız olmamasını gerektiren ön şarttır. Hukuki bağlantı, taleplerin aynı sözleşmeden veya aynı haksız fiilden doğmasını; ekonomik bağlantı ise her iki talebin davacının malvarlığındaki aynı eksilmeyi (veya aynı ekonomik menfaati) gidermeye yönelik olmasını ifade eder.
  • Asli Talebin Esastan Reddi: Mahkemenin, fer'î talebi incelemeye geçebilmesi için gerçekleşmesi gereken mutlak usuli şarttır. Hâkim, asli talebi delilleriyle inceleyip maddi hukuk bakımından haksız bularak (esastan) reddetmedikçe, dilekçedeki ikinci talebin kapağını dahi açamaz. Şayet asli talebi kabul ederse, fer'î talebi incelemeksizin karar tesis eder.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 111, doğrudan doğruya "Davaların Yığılması"nı düzenleyen HMK m. 110 ve "Seçimlik Dava"yı düzenleyen HMK m. 112 ile çok ince dogmatik sınırlara sahiptir. Davaların yığılmasında (HMK m. 110) tüm talepler eşdeğerdir (aslidir) ve mahkeme hepsi hakkında ayrı ayrı olumlu veya olumsuz bir karar vermek zorundadır. Oysa terditli davada talepler arasında "ya bu, olmazsa şu" şeklinde bir hiyerarşi vardır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], hâkimin terditli davada sahip olduğu inceleme sırasının (hiyerarşinin) emredici olduğunu; asli talebi atlayarak doğrudan fer'î talebi kabul etmesinin HMK m. 26'daki "Taleple Bağlılık İlkesi"nin ağır bir ihlali anlamına geleceğini ve kararın mutlak bozma sebebi olacağını usul dogmatiği açısından belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı (A), davalı (B)'den bir taşınmaz satın almış ve bedelini ödemiştir; ancak (B) tapu devrine yanaşmamaktadır. Davacı (A) mahkemeye başvurarak, "Öncelikle sözleşmenin ifası ile taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek adıma tesciline (asli talep); şayet mahkemeniz sözleşmenin geçersiz olduğu veya ifanın imkânsızlaştığı kanaatine varırsa, ödemiş olduğum 2.000.000 TL satış bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca faiziyle iadesine (fer'î talep) karar verilsin" şeklinde bir dava açar. Mahkeme, tapu iptal ve tescil şartlarının oluşmadığına kanaat getirip asli talebi esastan reddederse, ikinci aşamaya geçer ve 2.000.000 TL'nin iadesi (fer'î talep) hakkında kabul kararı verir.

(kurmaca senaryo) Davacı işçi (X), işvereni (Y) aleyhine dava açarak, "Öncelikle işe iademe karar verilmesini (asli talep); mahkemeniz aksi kanaatteyse ve iş akdinin feshinin geçerli nedene dayandığı sonucuna varılırsa, ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatlarımın tahsiline (fer'î talep)" şeklinde talepte bulunmuştur. Her iki talep de aynı iş sözleşmesinden doğduğu için aralarında "hukuki bağlantı" şartı gerçekleşmiş kusursuz bir terditli davadır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, terditli davanın dilekçe kurgusu mesleki uzmanlık gerektirir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların dava dilekçesinin "Netice-i Talep" (sonuç) kısmını yazarken talepleri alt alta düz bir şekilde sıralamamaları gerektiğini; talepler arasına mutlak surette "şayet mahkemeniz aksi kanaatteyse", "asli talebimizin kabul görmemesi halinde" veya "terditli olarak" gibi hiyerarşi kuran bağlaçları eklemelerinin hayati bir kural olduğunu hatırlatmaktadır. Aksi takdirde, hâkimin bu dilekçeyi HMK m. 110 anlamında "davaların yığılması" olarak algılayıp her bir talep için ayrı nispi harç isteyebileceği ve davacının hukuki yarar yokluğundan davasının reddedilebileceği unutulmamalıdır. Terditli davada harç, kural olarak değeri yüksek olan talep üzerinden tek seferde ödenir.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 111'in 2. fıkrasında yer alan "asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe" ibaresi, usul ekonomisi ve mantığı açısından doktrinde ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], bu ifadenin aşırı katı kurgulandığına dikkat çekmektedir. Zira uygulamada, asli talebin "esastan" değil de "usulden" (örneğin asli talep için hukuki yarar yokluğu veya zamanaşımı sebebiyle) reddedildiği haller mevcuttur. Kanun lafzı katı yorumlandığında, asli talep usulden reddedilirse hâkimin fer'î talebi inceleyememesi (davanın kilitlenmesi) gibi absürt bir dogmatik sonuç ortaya çıkmaktadır. Yazar, bu lafzın daraltıcı yorumlanmaması gerektiğini ve kanun koyucunun metni "asli talebin reddine (usulden veya esastan) karar vermedikçe" şeklinde düzeltmesinin usul hukuku dogmatiğine daha uygun olacağını savunmaktadır.

Diğer yandan, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddedeki "aynı davalıya karşı" sınırlandırmasını eleştirmektedir. Gerçek hayatta ekonomik ve hukuki bağlantı bazen farklı kişileri de kapsayabilmektedir (örneğin asli talep olarak sözleşmenin tarafı olan asilden ifa istenmesi, fer'î talep olarak eğer sözleşme geçersizse işlemi yapan haksız yetkili temsilciden tazminat istenmesi). Yazar, modern usul hukukunda terditli davaların sadece "talepler" arasında değil, şartları varsa "davalılar" arasında da (terditli davalı / husumette terdit) kurulabilmesine açıkça cevaz veren esnek bir yasal düzenlemenin HMK'ya eklenmesinin, yargılamanın tek elden ve pratik biçimde çözülmesini sağlayacağını eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.