RESMİ METİN

Davaların yığılması


MADDE 110- (1) Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 110. maddesi, medeni usul hukukunda "objektif dava birleşmesi" olarak da bilinen "davaların yığılması" (yığılmalı dava / objective joinder of claims) kurumunu düzenlemektedir. Kural olarak her bir hukuki talep, ayrı bir davanın konusunu oluşturur. Ancak aynı davacı ile aynı davalı arasında birden fazla hukuki uyuşmazlık bulunuyorsa, bu uyuşmazlıkların her biri için ayrı ayrı dava açılması hem taraflar hem de mahkemeler açısından ciddi bir zaman, emek ve masraf israfına yol açar. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile usul ekonomisi ilkesini en somut haliyle hayata geçirdiğini; davacının, aralarında hukuki veya fiili bir irtibat bulunmasa dahi, aynı davalıya karşı olan tüm bağımsız asli taleplerini tek bir dilekçede toplayarak yargılamayı tekilleştirme imkânına sahip kılındığını savunmaktadır. Bu madde, usul hukukunda davacıya tanınan güçlü bir stratejik kolaylık ve birleştirme mekanizmasıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Aynı Davalıya Karşı Olması: Yığılmanın birinci şartı "taraf özdeşliğidir". Davacı aynı kişi olmalı, yönelttiği taleplerin tamamının muhatabı (davalısı) da aynı kişi veya kurum olmalıdır. Davalılar farklıysa, şartları varsa ancak ihtiyari dava arkadaşlığı (HMK m. 57) gündeme gelebilir.
  • Birbirinden Bağımsız Birden Fazla Asli Talep: Davacının ileri sürdüğü taleplerin birbirinin alternatifi veya yedeği olmamasını ifade eder. Her bir talep kendi başına bağımsız bir davaya konu olabilecek niteliktedir ve mahkeme her biri hakkında ayrı ayrı karar vermek zorundadır.
  • Aynı Yargı Çeşidi İçinde Yer Alması: Taleplerin tamamının tabi olduğu yargılama usulünün (yazılı yargılama usulü veya basit yargılama usulü) aynı olması gerektiği gibi, idari yargının veya adli yargının görev alanına giren taleplerin birbirine karıştırılamayacağını da ifade eder.
  • Ortak Yetkili Bir Mahkemenin Bulunması: Birlikte açılan davaların tamamına bakmaya kanunen yetkili (coğrafi olarak görevli) tek bir mahkemenin bulunması şartıdır. Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi (HMK m. 6) genel yetkili olduğundan, bu şart çoğunlukla davalının ikametgâhında dava açılarak sağlanır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 110, anayasal bir kural olan "Davanın Makul Sürede Bitirilmesi" ve HMK m. 30'da düzenlenen "Usul Ekonomisi" ilkeleriyle organik bir bütünlük içindedir. Kurum, taleplerin niteliği bakımından "Terditli (Kademeli) Dava" (HMK m. 111) ve "Seçimlik Dava" (HMK m. 112) müesseselerinden keskin çizgilerle ayrılır. Terditli davada talepler arasında bir asillik-fer'ilik ilişkisi varken, davaların yığılmasında tüm talepler eşdeğerde aslidir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, davaların yığılması halinde ortada fiziksel olarak tek bir dava dilekçesi bulunsa da, hukuken "talep sayısı kadar bağımsız dava" bulunduğunu; bu nedenle her bir talep için ayrı ayrı harç alınması, ayrı ayrı ret/kabul kararı verilmesi ve her biri için nispi/maktu vekâlet ücretlerinin ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini usul dogmatiği açısından belirtmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı ev sahibi (A), kiracısı (B)'ye karşı bir dava açmak istemektedir. (A)'nın (B)'den hem ödenmeyen son üç aylık kira bedelinden doğan 30.000 TL alacağı hem de (B)'nin altı ay önce (A)'nın arabasına çarpmasından doğan 50.000 TL haksız fiil tazminatı alacağı bulunmaktadır. Kira alacağı ile trafik kazasından doğan tazminat alacağı birbirinden tamamen kopuk ve bağımsız iki asli taleptir. Ancak davacı (A), HMK m. 110 uyarınca bu iki bağımsız talebini "aynı davalı (B)'ye karşı" yönelttiği için, genel yetkili yer olan (B)'nin yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesinde tek bir dava dilekçesinde yığarak (birleştirerek) ileri sürebilir.

(kurmaca senaryo) Davacı (X), aynı ilde bulunan davalı (Y) aleyhine, aralarındaki bayilik sözleşmesinden doğan cari hesap alacağının tahsili ile davalı (Y)'nin haksız yere elinde tuttuğu (X)'e ait ticari deponun tahliyesi için tek bir dilekçe ile dava açmıştır. Alacak davası yazılı yargılama usulüne, tahliye davası ise basit yargılama usulüne tabidir. Talepler HMK m. 110'da aranan "aynı yargı çeşidi içinde yer alma" (aynı usule tabi olma) şartını taşımadığı için davaların yığılması kural olarak mümkün olmaz; mahkemenin bu talepleri tefrik etmesi (ayırması) gerekir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) yoluna gidilirken dilekçe kurgusunun netliği hayati önem taşır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların yığılmalı dava açarken "netice-i talep" kısmında her bir asli talebi bentler halinde ayrı ayrı belirtmeleri ve uyuşmazlık değerini (harca esas değeri) her bir talep için ayrı ayrı göstererek nispi harçlarını eksiksiz yatırmaları gerektiğini; aksi halde mahkemenin taleplerin sınırını çizmekte zorlanacağını ve "taleple bağlılık ilkesi" (HMK m. 26) gereği yanlış hüküm kurabileceğini stratejik bir meslek kuralı olarak hatırlatmaktadır [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 110'da yer alan "taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması" kuralı, katı formülasyonu nedeniyle doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, asliye hukuk mahkemelerinin yazılı yargılama usulü, sulh hukuk mahkemelerinin ise basit yargılama usulü uyguladığını hatırlatarak; sırf usul türleri farklı diye aralarında sıkı fiili bağ bulunan taleplerin yığılmasının engellenmesini eleştirmektedir. Yazar, usul ekonomisi gereği kanun koyucunun bu katı yasağı esneterek, farklı usullere tabi olsalar bile aralarında irtibat bulunan taleplerin "daha kapsamlı olan yazılı yargılama usulü şemsiyesi altında" tek bir mahkemede yığılabilmesine imkân tanıması gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "ortak yetkili mahkeme" şartının ihlali halinde mahkemenin nasıl bir usul işlemi yapacağının kanunda açıkça yazılmamasını dogmatik bir boşluk olarak değerlendirmektedir. Yığılan taleplerden birisi için o mahkeme yetkiliyken diğeri için kesin yetki kuralı gereği başka bir yer mahkemesi yetkiliyse, hâkim dava dilekçesini tamamen usulden mi reddedecektir, yoksa yetkisiz olduğu talebi tefrik edip (ayırıp) diğerine bakmaya devam mı edecektir? Yazar, kanun metnine "Şartların bulunmaması halinde mahkeme taleplerin ayrılmasına (tefrikine) karar verir" şeklinde doğrudan çözüme yönelik bir fıkra eklenmesinin, uygulamadaki keyfiliği ve usul hatalarını önleyeceğini savunmaktadır [1].

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.