RESMİ METİN

İnşaî dava


MADDE 108- (1) İnşaî dava yoluyla, mahkemeden, yeni bir hukuki durum yaratılması veya mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi yahut onun ortadan kaldırılması talep edilir. 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu madde başlığı “Belirsiz alacak ve tespit davası” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 9

(2) Bir inşaî hakkın, dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde, inşaî dava açılır. (3) Kanunlarda aksi belirtilmedikçe, inşaî hükümler, geçmişe etkili değildir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 108. maddesi, medeni usul hukukunda dava çeşitlerini tamamlayan sacayağının sonuncusu olan "inşai dava" (yenilik doğuran dava / constitutive action) türünü hüküm altına almaktadır. Hukuk sistemimizde kişiler, sahip oldukları "yenilik doğuran hakları" kural olarak tek taraflı bir irade beyanıyla (örneğin sözleşmeyi feshetmek, takas ileri sürmek) kullanabilirler. Ancak kanun koyucu, kamu düzenini, aile yapısını veya üçüncü kişilerin haklarını derinden etkileyen bazı kritik hukuki durumların salt kişilerin iradesiyle değil, ancak bir mahkeme kararıyla (devletin yargı erkinin süzgecinden geçerek) değiştirilmesini emretmiştir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile mahkemeye sadece bir uyuşmazlığı çözme veya tespit etme görevi vermediğini, bizzat maddi hukuka müdahale ederek hukuki dünyada "yeni bir gerçeklik yaratma" yetkisi tanıdığını savunmaktadır. Bu dava türü, mahkemenin kararının kesinleşmesiyle birlikte hukuki statüleri doğrudan ve kendiliğinden dönüştüren, dönüştürücü gücü en yüksek usul mekanizmasıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İnşai Dava: Davacının, mahkemeden vereceği bir hükümle yeni bir hukuki durum yaratmasını, var olan bir hukuki durumu değiştirmesini veya tamamen ortadan kaldırmasını talep ettiği dava türüdür.
  • Yeni Bir Hukuki Durum Yaratılması (Kurucu İnşai Dava): Taraflar arasında daha önce var olmayan bir statünün veya ilişkinin mahkeme kararıyla kurulmasıdır (Örneğin; evlat edinme davası).
  • Mevcut Hukuki Durumun İçeriğinin Değiştirilmesi (Değiştirici İnşai Dava): Geçerli bir şekilde kurulan ancak değişen şartlar nedeniyle taraflar arasındaki dengesi bozulan bir ilişkinin mahkemece yeni şartlara uyarlanmasıdır (Örneğin; sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması davası, nafakanın artırılması veya azaltılması).
  • Mevcut Hukuki Durumun Ortadan Kaldırılması (Bozucu İnşai Dava): Var olan bir hukuki ilişkinin veya statünün mahkeme kararıyla sonlandırılmasıdır (Örneğin; boşanma davası, evliliğin butlanı davası, genel kurul kararının iptali davası).
  • Dava Yoluyla Kullanılmasının Zorunlu Olduğu Hâller: Yenilik doğuran (inşai) bir hakkın, muhataba yöneltilecek tek taraflı bir ihtarname veya beyanla değil, ancak ve ancak mahkeme kararıyla kullanılabileceği istisnai durumları ifade eder.
  • İnşai Hükümlerin Geçmişe Etkili Olmaması (Ex Nunc): Kararın kural olarak "kesinleştiği andan itibaren" ileriye dönük (geleceğe etkili) sonuç doğurmasıdır. Dava açıldığı tarihe veya uyuşmazlığın doğduğu tarihe kural olarak geri dönülmez.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 108, doğrudan doğruya "Eda Davası" (HMK m. 105) ve "Tespit Davası" (HMK m. 106) ile sistemin bütününü oluşturur. İnşai bir dava, doğası gereği hem o inşai hakkın varlığının "tespitini" içerir hem de duruma göre fer'i bir "eda" talebiyle (örneğin boşanma ile birlikte tazminat ve nafaka istenmesi) birleşebilir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, inşai davanın en belirgin dogmatik farkının kararın icra edilebilirliği noktasında ortaya çıktığını; inşai hükümlerin (örneğin boşanma kararının) icra dairesinde "ilamlı icraya" konulmasına gerek olmaksızın, salt kesinleşmekle hukuki sonucu kendiliğinden doğurduğunu ve nüfus idaresi gibi mercilerce doğrudan sicile işlendiğini usul dogmatiği açısından belirtmektedir. Ayrıca bu madde, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan maddi hukuk kurallarıyla doğrudan temas halindedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Eşler arasında şiddetli geçimsizlik bulunmaktadır. Davacı eş (A), evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle davalı (B)'ye karşı Aile Mahkemesinde boşanma davası açmıştır. Hukukumuzda evliliğin tek taraflı beyanla sona erdirilmesi mümkün olmadığından (dava yolu zorunlu olduğundan), bu dava HMK m. 108/2 kapsamında zorunlu bir "bozucu inşai davadır". Mahkeme boşanmaya karar verir ve bu karar temyiz aşamalarından geçerek 10 Ekim tarihinde kesinleşir. HMK m. 108/3'teki "geçmişe etkili olmama" kuralı gereğince, taraflar davanın açıldığı tarihte değil, hükmün kesinleştiği 10 Ekim tarihinde boşanmış sayılırlar.

(kurmaca senaryo) Davacı şirket (X), pandemi nedeniyle kiraladığı plazanın kira bedelini ödemekte aşırı ifa güçlüğüne düşmüştür. (X), davalı mülk sahibi (Y)'ye karşı "sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması (kiranın indirilmesi)" davası açmıştır. Mahkemenin, sözleşmedeki mevcut kira bedelini değiştirerek yeni bir bedel tayin etmesi, HMK m. 108/1 uyarınca "mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi" mahiyetinde olup tipik bir değiştirici inşai davadır. Karar kesinleştiğinde taraflar arasındaki sözleşme yeni bedel üzerinden devam eder.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, inşai davalarda HMK m. 108/3'ün "geçmişe etkili olmama" (ileri etkili olma) kuralı stratejik bir öneme sahiptir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle inşai davalar uzun sürdüğünde müvekkillerinin mağduriyetini engellemek için sadece inşai talepte bulunmakla yetinmemeleri gerektiğini; örneğin bir kira uyarlama veya ortaklığın giderilmesi davasında dava süresince doğacak mağduriyetleri önlemek için mutlaka "ihtiyati tedbir" (HMK m. 389) müessesesini aktif olarak kullanmalarının ve inşai hükmün kesinleşmesine kadar geçecek zamanı tedbir kararlarıyla güvence altına almalarının hayati bir usul kuralı olduğunu hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 108'in 3. fıkrasında yer alan "Kanunlarda aksi belirtilmedikçe, inşaî hükümler, geçmişe etkili değildir" kuralı, genel kural olarak doğru olsa da, istisnaların kapsamı doktrinde tartışma ve eleştiri yaratmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, kanun koyucunun hangi inşai davaların geçmişe etkili (ex tunc) olduğunu HMK metninde tek tek saymamasının veya bir çerçeve çizmemesinin hukuk uygulamasında karmaşaya yol açtığını eleştirmektedir. Örneğin önalım (şufa) davasında mülkiyetin ne zaman geçtiği veya dernek genel kurul kararlarının iptalinin makable şamil (geçmişe etkili) sonuçları sıkça Yargıtay içtihatlarıyla doldurulmaya çalışılmakta, bu da usul hukukunun aleniyet ve belirlilik ilkelerini zedelemektedir.

Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde" ifadesinin usul dogmatiği açısından fazla "maddi hukuka bağımlı" bir tanımlama tekniği olduğunu vurgulamaktadır. Yazar, bir inşai hakkın ne zaman dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğunun HMK'da değil bütünüyle Medeni Kanun ve Borçlar Kanununda saklı tutulmasının, usul kanununun kendi ayakları üzerinde duran sistematik bütünlüğünü zayıflattığını; en azından usul dogmatiğinde temel kabul edilen (nesebin reddi, boşanma, ortaklığın giderilmesi gibi) başlıca mutlak inşai dava türlerinin madde gerekçesinde veya metninde örnekleyici olarak sayılmasının hukuk uygulayıcılarına daha güvenli bir yol haritası sunacağını eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.