1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 101. maddesi, medeni usul hukukunda
olağanüstü bir telafi yolu olan "eski hâle getirme" (restitutio in integrum)
kurumunun yaratacağı ek maliyetlerin kimin üzerinde bırakılacağını düzenleyen
özel bir yargılama gideri normudur. Kural olarak usul hukukumuzda yargılama
giderleri, davada haksız çıkan (davayı kaybeden) tarafa yükletilir (HMK m.
326). Ancak eski hâle getirme prosedürü asıl davadan bağımsız, arızi bir "ön
sorun" niteliğindedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu
madde ile kusursuz sorumluluk ve hakkaniyet ilkelerini harmanladığını; süreyi
kaçıran tarafın "elde olmayan sebeple" (koma, kaza, doğal afet vb.) mağdur
olduğu kabul edilse bile, bu mağduriyetin yarattığı usuli ek maliyetlerin
(tebligat, bilirkişi vb.) hiçbir günahı olmayan karşı tarafa yükletilmesinin
adil olmayacağını, bu nedenle giderlerin kural olarak "talepte bulunan tarafa"
bırakıldığını savunmaktadır [1]. Bu madde, olağanüstü bir haktan yararlanmanın
mali bedelini o hakkı kullanana fatura eden pragmatik bir usul kuralıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Eski Hâle Getirme Talebi Sebebiyle Ortaya Çıkan Giderler: Asıl davanın
genel harç ve masrafları değil; sırf bu mazeretin incelenmesi için yapılan ek
tebligat masrafları, mazeret belgelerinin incelenmesi için gereken
bilirkişi/adli tıp ücretleri veya bu ara usuli işlem için tayin edilen vekâlet
ücreti gibi spesifik (lokal) masraflardır.
- Talepte Bulunan Tarafa Yükletilmesi: Talebin kabul edilip
edilmemesinden veya asıl davanın kazanılıp kaybedilmesinden bağımsız olarak,
eski hâle getirme talebinde bulunan kişinin (mazereti ne kadar haklı olursa
olsun) bu ön sorunun masraflarına katlanmak zorunda olmasıdır.
- Asılsız İtirazlar İleri Sürerek Giderlerin Artmasına Sebep Olmak: Karşı
tarafın, sunulan açık ve net mazeret belgelerine (örneğin devlet hastanesi
epikriz raporuna veya resmi kaza tespit tutanağına) sırf yargılamayı uzatmak
veya talep edeni zorlamak amacıyla kötüniyetli olarak itiraz etmesi ve
mahkemeyi gereksiz yere ekstra masraf yapmaya (örneğin imza incelemesi veya
sahtelik araştırması yaptırmaya) sevk etmesidir.
- Giderlerin Tümünün veya Bir Kısmının Karşı Tarafa Yükletilmesi: Hâkime
tanınan cezalandırıcı takdir yetkisidir. Asılsız itirazı yapan taraf, artmasına
sebep olduğu masrafların (veya dürüstlük kuralına ağır aykırılık varsa masrafın
tamamının) ödeyicisi konumuna düşürülür.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 101, HMK m. 326'da yer alan "yargılama giderlerinden sorumluluk" ana
kuralının en önemli istisnalarından biridir. Aynı zamanda bu hüküm, usul
hukukunun temel yapıtaşlarından olan "Dürüstlük Kuralı" (HMK m. 29) ile
"Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk"
(HMK m. 327) normunun eski hâle getirme müessesesine özel olarak uyarlanmış
halidir (lex specialis). Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku
çalışmasında, maddenin ikinci cümlesindeki yaptırımın usul ekonomisiyle ve
dürüstlük kuralıyla doğrudan bağlantılı olduğunu; karşı tarafın refleks halinde
her belgeye itiraz etme alışkanlığını kırmak ve yargılamayı dürüst bir zeminde
tutmak için kanun koyucunun bu caydırıcı gider kaydırma mekanizmasını
kurguladığını usul dogmatiği açısından belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davacı (A), trafik kazası geçirdiği için süresinde
sunamadığı cevaba cevap dilekçesi için eski hâle getirme talebinde bulunmuştur.
Mahkeme, bu talebi ön sorun olarak incelemek üzere karşı taraf olan Davalı
(B)'ye tebligat çıkarmış ve bir ara duruşma açmıştır. Davalı (B) bu mazerete
bir itiraz sunmamış, mahkeme de kaza tutanağını yeterli bularak eski hâle
getirme talebini kabul etmiştir. Bu "ön sorun" aşamasında yapılan 300 TL
tebligat masrafı, HMK m. 101/1 ilk cümlesi uyarınca, haklı dahi olsa talepte
bulunan Davacı (A)'nın üzerinde bırakılmıştır.
(kurmaca senaryo) Davalı (X), cevap dilekçesi sunma süresini ağır bir kalp
ameliyatı geçirdiği için kaçırmış ve ameliyatına ilişkin üniversite hastanesi
raporlarını sunarak eski hâle getirme talep etmiştir. Davacı (Y), raporların
açık ve resmi olmasına rağmen "Raporlar sahtedir, özel olarak ayarlanmıştır,
Adli Tıp Kurumundan rapor alınsın" diyerek asılsız bir itirazda bulunmuştur.
Mahkeme dosyayı Adli Tıp Kurumuna göndermiş ve Adli Tıp raporun tamamen gerçek
olduğunu teyit etmiştir. Hâkim, eski hâle getirme talebini kabul etmiş; ancak
Adli Tıp Kurumuna ödenen fahiş bilirkişi ücretini ve uzayan sürecin
masraflarını, HMK m. 101/1'in ikinci cümlesi uyarınca "asılsız itirazla
giderleri artıran" Davacı (Y)'ye yüklemiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, karşı tarafın usulü işlemlerine refleks olarak
itiraz etme alışkanlığı HMK m. 101 karşısında ciddi mali riskler barındırır.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların karşı
tarafın sunduğu eski hâle getirme mazeretlerini ve devlet kurumu menşeli
belgeleri incelemeden matbu itiraz dilekçeleri (örneğin "imzayı inkâr ediyoruz,
evrak sahtedir") sunmamaları gerektiğini; şayet mazeret açıkça haklı bir "elde
olmayan sebebe" dayanıyorsa, bu duruma sessiz kalmanın veya takdiri mahkemeye
bırakmanın, müvekkili gereksiz bilirkişi ücretleri ve yargılama gideri
ödemekten kurtaracak stratejik ve özenli bir avukatlık tutumu olduğunu
hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 101'de yer alan kural, usul ekonomisi ve karşı tarafın korunması
açısından mantıklı görünse de, sosyal hukuk devleti bağlamında doktrinde bazı
eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi
eserinde, birinci fıkradaki kuralın mutlaklığını eleştirmektedir. Deprem, sel
veya UYAP sisteminin çökmesi gibi, sadece tarafın değil devletin de kusuru veya
genel bir mücbir sebep (force majeure) söz konusu olduğunda, bu durumun
yarattığı ek usuli masrafların zaten afetten zarar görmüş (evi barkı yıkılmış)
vatandaşa yükletilmesinin adil olmadığını; bu gibi genel afet hallerinde ortaya
çıkan eski hâle getirme masraflarının bütünüyle Hazine (Devlet) üzerinde
bırakılması gerektiğini sağlayacak esnek bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu
eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Diğer yandan Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
ikinci cümlede yer alan "asılsız itirazlar" kavramının uygulamada karşılık
bulamadığına dikkat çekmektedir. Uygulamada hâkimler, hangi itirazın Anayasal
"savunma hakkı" kapsamında, hangisinin "kötüniyetli ve asılsız itiraz"
kapsamında olduğunu ayırmakta zorlanmakta ve tarafı masrafa mahkum etmekten
çekinmektedirler. Yazar, bu hükmün kâğıt üzerinde kaldığını, işlerlik
kazanabilmesi için hâkimlerin dürüstlük kuralına aykırı usuli davranışları
tespit ettikleri anda HMK m. 101/1'in ikinci cümlesini cesaretle (re'sen)
uygulamalarının medeni usul hukukunun kalitesini artıracağını savunmaktadır
[1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 101. maddesi, medeni usul hukukunda olağanüstü bir telafi yolu olan "eski hâle getirme" (restitutio in integrum) kurumunun yaratacağı ek maliyetlerin kimin üzerinde bırakılacağını düzenleyen özel bir yargılama gideri normudur. Kural olarak usul hukukumuzda yargılama giderleri, davada haksız çıkan (davayı kaybeden) tarafa yükletilir (HMK m. 326). Ancak eski hâle getirme prosedürü asıl davadan bağımsız, arızi bir "ön sorun" niteliğindedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile kusursuz sorumluluk ve hakkaniyet ilkelerini harmanladığını; süreyi kaçıran tarafın "elde olmayan sebeple" (koma, kaza, doğal afet vb.) mağdur olduğu kabul edilse bile, bu mağduriyetin yarattığı usuli ek maliyetlerin (tebligat, bilirkişi vb.) hiçbir günahı olmayan karşı tarafa yükletilmesinin adil olmayacağını, bu nedenle giderlerin kural olarak "talepte bulunan tarafa" bırakıldığını savunmaktadır [1]. Bu madde, olağanüstü bir haktan yararlanmanın mali bedelini o hakkı kullanana fatura eden pragmatik bir usul kuralıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 101, HMK m. 326'da yer alan "yargılama giderlerinden sorumluluk" ana kuralının en önemli istisnalarından biridir. Aynı zamanda bu hüküm, usul hukukunun temel yapıtaşlarından olan "Dürüstlük Kuralı" (HMK m. 29) ile "Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk" (HMK m. 327) normunun eski hâle getirme müessesesine özel olarak uyarlanmış halidir (lex specialis). Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, maddenin ikinci cümlesindeki yaptırımın usul ekonomisiyle ve dürüstlük kuralıyla doğrudan bağlantılı olduğunu; karşı tarafın refleks halinde her belgeye itiraz etme alışkanlığını kırmak ve yargılamayı dürüst bir zeminde tutmak için kanun koyucunun bu caydırıcı gider kaydırma mekanizmasını kurguladığını usul dogmatiği açısından belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davacı (A), trafik kazası geçirdiği için süresinde sunamadığı cevaba cevap dilekçesi için eski hâle getirme talebinde bulunmuştur. Mahkeme, bu talebi ön sorun olarak incelemek üzere karşı taraf olan Davalı (B)'ye tebligat çıkarmış ve bir ara duruşma açmıştır. Davalı (B) bu mazerete bir itiraz sunmamış, mahkeme de kaza tutanağını yeterli bularak eski hâle getirme talebini kabul etmiştir. Bu "ön sorun" aşamasında yapılan 300 TL tebligat masrafı, HMK m. 101/1 ilk cümlesi uyarınca, haklı dahi olsa talepte bulunan Davacı (A)'nın üzerinde bırakılmıştır.
(kurmaca senaryo) Davalı (X), cevap dilekçesi sunma süresini ağır bir kalp ameliyatı geçirdiği için kaçırmış ve ameliyatına ilişkin üniversite hastanesi raporlarını sunarak eski hâle getirme talep etmiştir. Davacı (Y), raporların açık ve resmi olmasına rağmen "Raporlar sahtedir, özel olarak ayarlanmıştır, Adli Tıp Kurumundan rapor alınsın" diyerek asılsız bir itirazda bulunmuştur. Mahkeme dosyayı Adli Tıp Kurumuna göndermiş ve Adli Tıp raporun tamamen gerçek olduğunu teyit etmiştir. Hâkim, eski hâle getirme talebini kabul etmiş; ancak Adli Tıp Kurumuna ödenen fahiş bilirkişi ücretini ve uzayan sürecin masraflarını, HMK m. 101/1'in ikinci cümlesi uyarınca "asılsız itirazla giderleri artıran" Davacı (Y)'ye yüklemiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, karşı tarafın usulü işlemlerine refleks olarak itiraz etme alışkanlığı HMK m. 101 karşısında ciddi mali riskler barındırır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların karşı tarafın sunduğu eski hâle getirme mazeretlerini ve devlet kurumu menşeli belgeleri incelemeden matbu itiraz dilekçeleri (örneğin "imzayı inkâr ediyoruz, evrak sahtedir") sunmamaları gerektiğini; şayet mazeret açıkça haklı bir "elde olmayan sebebe" dayanıyorsa, bu duruma sessiz kalmanın veya takdiri mahkemeye bırakmanın, müvekkili gereksiz bilirkişi ücretleri ve yargılama gideri ödemekten kurtaracak stratejik ve özenli bir avukatlık tutumu olduğunu hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 101'de yer alan kural, usul ekonomisi ve karşı tarafın korunması açısından mantıklı görünse de, sosyal hukuk devleti bağlamında doktrinde bazı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, birinci fıkradaki kuralın mutlaklığını eleştirmektedir. Deprem, sel veya UYAP sisteminin çökmesi gibi, sadece tarafın değil devletin de kusuru veya genel bir mücbir sebep (force majeure) söz konusu olduğunda, bu durumun yarattığı ek usuli masrafların zaten afetten zarar görmüş (evi barkı yıkılmış) vatandaşa yükletilmesinin adil olmadığını; bu gibi genel afet hallerinde ortaya çıkan eski hâle getirme masraflarının bütünüyle Hazine (Devlet) üzerinde bırakılması gerektiğini sağlayacak esnek bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Diğer yandan Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ikinci cümlede yer alan "asılsız itirazlar" kavramının uygulamada karşılık bulamadığına dikkat çekmektedir. Uygulamada hâkimler, hangi itirazın Anayasal "savunma hakkı" kapsamında, hangisinin "kötüniyetli ve asılsız itiraz" kapsamında olduğunu ayırmakta zorlanmakta ve tarafı masrafa mahkum etmekten çekinmektedirler. Yazar, bu hükmün kâğıt üzerinde kaldığını, işlerlik kazanabilmesi için hâkimlerin dürüstlük kuralına aykırı usuli davranışları tespit ettikleri anda HMK m. 101/1'in ikinci cümlesini cesaretle (re'sen) uygulamalarının medeni usul hukukunun kalitesini artıracağını savunmaktadır [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)