1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 10. maddesi, medeni usul hukukunda en sık
başvurulan "kesin olmayan (seçimlik) özel yetki" kurallarından birini ihdas
etmektedir. Kural olarak her dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde (HMK m.
6) açılmak zorunda iken, kanun koyucu ticari ve sivil sözleşmelerden doğan
uyuşmazlıklarda davacıya alternatif bir mahkeme daha sunmuştur. Kuru, Medeni
Usul Hukuku eserinde, sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünde "ifa yeri"
mahkemesinin yetkili kılınmasının temelinde yatan amelin, delillerin (özellikle
tanıkların, teslimat veya üretim yeri belgelerinin) genellikle ifa yerinde
bulunması ve bu durumun yargılamayı hem usul ekonomisi hem de maddi gerçeğe
ulaşma bakımından büyük ölçüde kolaylaştırması olduğunu savunmaktadır. Bu
madde, davacıya HMK m. 6 ile HMK m. 10 arasında bir seçimlik hak tanıyarak hak
arama özgürlüğünü coğrafi olarak esnetmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Sözleşmeden Doğan Davalar: Geçerli bir sözleşmenin kurulması, ifa
edilmesi, ifa edilmemesi (temerrüt), sözleşmenin iptali, feshi, uyarlanması
veya sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat talepleri gibi sözleşme ilişkisi
etrafında şekillenen her türlü edim ve tespit uyuşmazlığını kapsar. Haksız
fiiller veya salt sebepsiz zenginleşme iddiaları bu kavramın dışındadır.
- İfa Edileceği Yer: Sözleşmeye konu olan edimin (teslim, ödeme, iş görme
vb.) yerine getirileceği veya getirildiği yerdir. İfa yeri öncelikle tarafların
açık veya örtülü (zımni) iradelerine göre belirlenir. Taraflar belirlememişse
maddi hukuk (Türk Borçlar Kanunu) kuralları devreye girer.
- De Açılabilir: Maddedeki "de" bağlacı, bu yetkinin "kesin (münhasır)
bir yetki olmadığını", davacının dilerse davalının yerleşim yerine (genel
yetkili mahkemeye) gitme hakkının her zaman saklı olduğunu gösteren usuli bir
seçimlik hak beyanıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 10, genel yetkiyi düzenleyen HMK m. 6 ile birlikte davacıya alternatif
bir yetki şeması çizerken, asıl dogmatik bağını maddi hukuka, yani Türk Borçlar
Kanunu'nun (TBK m. 89) "İfa Yeri" kurallarına katar. Pekcanıtez/Atalay/Özekes,
Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 10'un usul hukukunu doğrudan maddi
hukuk kurallarına bağlayan tipik bir yollama normu olduğunu; sözleşmede ifa
yerinin kararlaştırılmadığı hallerde yetkili mahkemenin bulunması için mutlaka
TBK m. 89'daki "para borçları", "parça borçları" ve "çeşit borçları"
ayrımlarının incelenmesi gerektiğini ve bu durumun yetki itirazlarının
çözümünde maddi hukukun usul hukukuna nüfuz etmesine yol açtığını
belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir'de ikamet eden satıcı (A), Ankara'da ikamet eden
alıcı (B)'ye 500.000 TL değerinde mal satmış ve malları teslim etmiştir. Ancak
(B) fatura bedelini ödememiştir. Taraflar sözleşmede ifa yerini
kararlaştırmamıştır. TBK m. 89/1 uyarınca para borçları (götürülecek borç)
"alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde" ifa edilir. Bu kural ve HMK m.
10 amir hükmü birleştiğinde; alacaklı (A), dava veya icra takibini dilerse
davalı (B)'nin yerleşim yeri olan Ankara'da (HMK m. 6), dilerse sözleşmenin
parasal ifa yeri olan kendi yerleşim yeri İzmir'de açabilir.
(kurmaca senaryo) İstanbul'da yaşayan (C), Bursa'daki bir galeriden (D) özel
plakalı antika bir araç satın almıştır. Araç sözleşmenin kurulduğu sırada
Bursa'dadır. Galeri aracı teslimden kaçınmaktadır. TBK m. 89/2 uyarınca parça
borçları, "sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde" ifa
edilir. Dolayısıyla aracı teslim alma (aynen ifa) davasında ifa yeri Bursa'dır.
Davalı galerinin yerleşim yeri de Bursa olduğu için bu spesifik örnekte HMK m.
6 ve HMK m. 10 aynı mahkemeyi (Bursa) işaret etmektedir. (C), bu davayı kendi
ikametgâhı olan İstanbul'da açamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde HMK m. 10, özellikle "para borçlarının tahsili"
davalarında alacaklı avukatları için muazzam bir stratejik kolaylık sağlar.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, para alacağına dayalı
sözleşmesel uyuşmazlıklarda alacaklı vekilinin TBK m. 89 uyarınca paranın
"götürülecek borç" olmasından faydalanarak yetkiyi doğrudan müvekkilinin
(alacaklının) kendi ikametgâhına çekebildiğini; ancak davanın konusu para değil
de bir malın teslimi veya ayıpsız misliyle değişimi gibi bir talepse, bu
durumda ifa yerinin borçlunun ikametgâhı olacağı için davayı alacaklının
ikametgâhında açma stratejisinin kaçınılmaz bir yetkisizlik kararı ile
sonuçlanacağını usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 10, sözleşmelerin doğasından kaynaklanan kolaylıkları usul hukukuna
taşısa da, maddi hukuk ile girift yapısı nedeniyle usuli itirazların
incelenmesini ağırlaştırmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Şerhi eserinde, yetki ilk itirazının yargılamanın en başındaki "ön inceleme"
aşamasında, davanın esasına girilmeden şeklen çözülmesi gereken bir mesele
olduğunu; ancak ifa yerinin tespiti için bazen sözleşmenin yorumlanması,
tarafların iradesinin araştırılması ve maddi hukuk incelemesi (tahkikat)
yapılması gerekebildiğini, bunun da yetki itirazının karara bağlanmasını
geciktirerek usul ekonomisini zedelediğini eleştirel bir dille ifade
etmektedir.
Öte yandan, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, HMK m.
10'un, TBK'nın para borçlarına ilişkin "götürülecek borç" kuralıyla
birleştiğinde, "davacının davalının mahkemesine gitmesi" şeklindeki o evrensel
ve asil usul ilkesini adeta paramparça ettiğini vurgulamaktadır. Uygulamada
ticari ve borçlar hukuku uyuşmazlıklarının çok büyük bir kısmı para alacağına
dayandığı için, HMK m. 10 sayesinde fiilen her alacaklı davayı kendi
ikametgâhında açmakta, bu da kanunun genel yetki kuralı olan HMK m. 6'yı kâğıt
üzerinde bırakarak yetki kuralını istisnai olmak yerine fiili bir genel kurala
dönüştürmektedir. Kanun koyucunun para borçları için bu yetkiyi daha dengeli
bir formüle kavuşturması elzemdir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 10. maddesi, medeni usul hukukunda en sık başvurulan "kesin olmayan (seçimlik) özel yetki" kurallarından birini ihdas etmektedir. Kural olarak her dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde (HMK m. 6) açılmak zorunda iken, kanun koyucu ticari ve sivil sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda davacıya alternatif bir mahkeme daha sunmuştur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünde "ifa yeri" mahkemesinin yetkili kılınmasının temelinde yatan amelin, delillerin (özellikle tanıkların, teslimat veya üretim yeri belgelerinin) genellikle ifa yerinde bulunması ve bu durumun yargılamayı hem usul ekonomisi hem de maddi gerçeğe ulaşma bakımından büyük ölçüde kolaylaştırması olduğunu savunmaktadır. Bu madde, davacıya HMK m. 6 ile HMK m. 10 arasında bir seçimlik hak tanıyarak hak arama özgürlüğünü coğrafi olarak esnetmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 10, genel yetkiyi düzenleyen HMK m. 6 ile birlikte davacıya alternatif bir yetki şeması çizerken, asıl dogmatik bağını maddi hukuka, yani Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK m. 89) "İfa Yeri" kurallarına katar. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 10'un usul hukukunu doğrudan maddi hukuk kurallarına bağlayan tipik bir yollama normu olduğunu; sözleşmede ifa yerinin kararlaştırılmadığı hallerde yetkili mahkemenin bulunması için mutlaka TBK m. 89'daki "para borçları", "parça borçları" ve "çeşit borçları" ayrımlarının incelenmesi gerektiğini ve bu durumun yetki itirazlarının çözümünde maddi hukukun usul hukukuna nüfuz etmesine yol açtığını belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir'de ikamet eden satıcı (A), Ankara'da ikamet eden alıcı (B)'ye 500.000 TL değerinde mal satmış ve malları teslim etmiştir. Ancak (B) fatura bedelini ödememiştir. Taraflar sözleşmede ifa yerini kararlaştırmamıştır. TBK m. 89/1 uyarınca para borçları (götürülecek borç) "alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde" ifa edilir. Bu kural ve HMK m. 10 amir hükmü birleştiğinde; alacaklı (A), dava veya icra takibini dilerse davalı (B)'nin yerleşim yeri olan Ankara'da (HMK m. 6), dilerse sözleşmenin parasal ifa yeri olan kendi yerleşim yeri İzmir'de açabilir.
(kurmaca senaryo) İstanbul'da yaşayan (C), Bursa'daki bir galeriden (D) özel plakalı antika bir araç satın almıştır. Araç sözleşmenin kurulduğu sırada Bursa'dadır. Galeri aracı teslimden kaçınmaktadır. TBK m. 89/2 uyarınca parça borçları, "sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde" ifa edilir. Dolayısıyla aracı teslim alma (aynen ifa) davasında ifa yeri Bursa'dır. Davalı galerinin yerleşim yeri de Bursa olduğu için bu spesifik örnekte HMK m. 6 ve HMK m. 10 aynı mahkemeyi (Bursa) işaret etmektedir. (C), bu davayı kendi ikametgâhı olan İstanbul'da açamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde HMK m. 10, özellikle "para borçlarının tahsili" davalarında alacaklı avukatları için muazzam bir stratejik kolaylık sağlar. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, para alacağına dayalı sözleşmesel uyuşmazlıklarda alacaklı vekilinin TBK m. 89 uyarınca paranın "götürülecek borç" olmasından faydalanarak yetkiyi doğrudan müvekkilinin (alacaklının) kendi ikametgâhına çekebildiğini; ancak davanın konusu para değil de bir malın teslimi veya ayıpsız misliyle değişimi gibi bir talepse, bu durumda ifa yerinin borçlunun ikametgâhı olacağı için davayı alacaklının ikametgâhında açma stratejisinin kaçınılmaz bir yetkisizlik kararı ile sonuçlanacağını usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 10, sözleşmelerin doğasından kaynaklanan kolaylıkları usul hukukuna taşısa da, maddi hukuk ile girift yapısı nedeniyle usuli itirazların incelenmesini ağırlaştırmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, yetki ilk itirazının yargılamanın en başındaki "ön inceleme" aşamasında, davanın esasına girilmeden şeklen çözülmesi gereken bir mesele olduğunu; ancak ifa yerinin tespiti için bazen sözleşmenin yorumlanması, tarafların iradesinin araştırılması ve maddi hukuk incelemesi (tahkikat) yapılması gerekebildiğini, bunun da yetki itirazının karara bağlanmasını geciktirerek usul ekonomisini zedelediğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Öte yandan, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, HMK m. 10'un, TBK'nın para borçlarına ilişkin "götürülecek borç" kuralıyla birleştiğinde, "davacının davalının mahkemesine gitmesi" şeklindeki o evrensel ve asil usul ilkesini adeta paramparça ettiğini vurgulamaktadır. Uygulamada ticari ve borçlar hukuku uyuşmazlıklarının çok büyük bir kısmı para alacağına dayandığı için, HMK m. 10 sayesinde fiilen her alacaklı davayı kendi ikametgâhında açmakta, bu da kanunun genel yetki kuralı olan HMK m. 6'yı kâğıt üzerinde bırakarak yetki kuralını istisnai olmak yerine fiili bir genel kurala dönüştürmektedir. Kanun koyucunun para borçları için bu yetkiyi daha dengeli bir formüle kavuşturması elzemdir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)