1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 1. maddesi, medeni usul hukukumuzun temel
taşı olan "görev" müessesesinin anayasal ve yasal çerçevesini çizmektedir.
Maddede yer alan "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir" ilkesi,
Anayasa'nın "kanuni hakim güvencesi" (tabii hakim) ilkesinin usul hukukundaki
doğrudan yansımasıdır. Görev kurallarının kamu düzeninden olduğu vurgulanarak,
yargı erkinin iş bölümünün tarafların iradesine bırakılamayacağı kesin bir
biçimde kurala bağlanmıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde bu durumun,
mahkemelerin madde itibarıyla yetkilerinin sınırlarının tespiti açısından büyük
bir önem taşıdığını ifade etmektedir [1, 2].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Görev: İlk derece mahkemeleri arasındaki iş bölümünü ifade eder. Hangi
uyuşmazlığın, niteliği veya değeri itibarıyla hangi mahkeme tarafından
çözüleceğini belirler.
- Kanunla Düzenleme (Kanunilik İlkesi): Görev kurallarının idari
işlemlerle, yönetmeliklerle veya tarafların kendi aralarında yapacakları
sözleşmelerle belirlenemeyeceğini ifade eder. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni
Usul Hukuku çalışmasında görevin kanunla belirlenmesi ilkesinin yargı
bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının bir gereği olduğunu belirtmektedir [1,
2].
- Kamu Düzeni: Uyuşmazlığın çözümünde devletin ve toplumun üstün
yararının bulunmasını ifade eder. Görev kurallarının kamu düzeninden olması, bu
kuralların emredici nitelikte olduğunu ve hakimin önündeki uyuşmazlıkta görevli
olup olmadığını re'sen (kendiliğinden) incelemesi gerektiğini zorunlu kılar.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde kamu düzeni kavramının
hakime her aşamada müdahale yetkisi ve yükümlülüğü verdiğini vurgulamaktadır
[1, 2].
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 1 hükmü, Kanun'un "Dava Şartları ve İlk İtirazlar" başlıklı bölümünde
yer alan HMK m. 114/1-c hükmü ile kopmaz bir bütünlük arz eder. Mahkemenin
görevli olması, mutlak bir dava şartıdır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Şerhi eserinde, görev hususunun dava şartı olması sebebiyle davanın her
aşamasında ileri sürülebileceğine ve mahkemece re'sen gözetileceğine dair
sistematik ilişkiyi değerlendirmektedir [1, 2]. Ayrıca bu madde, genel görevli
mahkemeyi düzenleyen Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi (HMK m. 2) ve Sulh
Hukuk Mahkemelerinin görevi (HMK m. 4) ile birlikte okunmalıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Tacir olmayan A ile B arasında bir kira sözleşmesi
akdedilmiştir. Taraflar, kira sözleşmesinin "Uyuşmazlıkların Çözümü" başlıklı
maddesine şu hükmü eklemiştir: "Bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkta
Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir." Daha sonra kira bedelinin ödenmemesi
üzerine A, B'ye karşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tahliye ve alacak davası
açmıştır. Davalı B, mahkemenin görevli olduğunu kabul etmiştir. Ancak hakim,
HMK m. 1 uyarınca görev kurallarının kamu düzeninden olması sebebiyle, HMK m. 4
gereği kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli
olduğunu re'sen dikkate alarak, tarafların görev sözleşmesini geçersiz saymalı
ve "görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddine" karar vermelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
Bir avukat olarak dava açmadan önce yapılacak ilk usuli tespit, görevli
mahkemenin doğru belirlenmesidir. Görev kuralları kamu düzeninden olduğu için,
tarafların görevsiz bir mahkemede uyuşmazlığı esastan çözme konusunda anlaşması
veya davalının görev itirazında bulunmaması hukuken bir sonuç doğurmaz.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, avukatların davanın en başında
görev hususunu isabetli tespit etmemesi halinde yargılamanın ilerleyen
aşamalarında usul ekonomisine aykırı şekilde zaman ve masraf kaybı
yaşanabileceğini ifade etmektedir [1, 2]. Görevsizlik kararı verilmesi
durumunda, kararın kesinleşmesinden itibaren süresi içinde (HMK m. 20) görevli
mahkemeye gönderme talebinde bulunulması hak düşürücü süreye tabi olduğundan
büyük dikkat gerektirir.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 1 hükmü, kanuni hakim güvencesinin sağlanması ve mahkemeler arası
ihtisaslaşmanın korunması adına son derece isabetlidir. Kamu düzeninden
sayılması, güçlüye karşı zayıfın usul kurallarıyla ezilmesini de
engellemektedir (örneğin; genel işlem şartı ile görevli mahkemenin
değiştirilmesinin önüne geçilir). Ancak Türk hukuk sisteminde özel mahkemelerin
(Tüketici, Fikrî ve Sınaî Haklar, İş vb.) sayısının hızla artması ve görev
sınırlarının kanun koyucu tarafından sık sık değiştirilmesi, uygulamada ciddi
"görev uyuşmazlıklarına" yol açmaktadır. Esasa girilmeden sadece görev
tartışmalarıyla yıllarca süren davalar usul ekonomisi ilkesini zedelemektedir.
Görev kurallarının çok daha net, istisnasız ve öngörülebilir şekilde
kanunlaştırılması, yargılamanın makul sürede sonuçlanması için bir
zorunluluktur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 1. maddesi, medeni usul hukukumuzun temel taşı olan "görev" müessesesinin anayasal ve yasal çerçevesini çizmektedir. Maddede yer alan "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir" ilkesi, Anayasa'nın "kanuni hakim güvencesi" (tabii hakim) ilkesinin usul hukukundaki doğrudan yansımasıdır. Görev kurallarının kamu düzeninden olduğu vurgulanarak, yargı erkinin iş bölümünün tarafların iradesine bırakılamayacağı kesin bir biçimde kurala bağlanmıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde bu durumun, mahkemelerin madde itibarıyla yetkilerinin sınırlarının tespiti açısından büyük bir önem taşıdığını ifade etmektedir [1, 2].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 1 hükmü, Kanun'un "Dava Şartları ve İlk İtirazlar" başlıklı bölümünde yer alan HMK m. 114/1-c hükmü ile kopmaz bir bütünlük arz eder. Mahkemenin görevli olması, mutlak bir dava şartıdır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, görev hususunun dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında ileri sürülebileceğine ve mahkemece re'sen gözetileceğine dair sistematik ilişkiyi değerlendirmektedir [1, 2]. Ayrıca bu madde, genel görevli mahkemeyi düzenleyen Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi (HMK m. 2) ve Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi (HMK m. 4) ile birlikte okunmalıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Tacir olmayan A ile B arasında bir kira sözleşmesi akdedilmiştir. Taraflar, kira sözleşmesinin "Uyuşmazlıkların Çözümü" başlıklı maddesine şu hükmü eklemiştir: "Bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir." Daha sonra kira bedelinin ödenmemesi üzerine A, B'ye karşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tahliye ve alacak davası açmıştır. Davalı B, mahkemenin görevli olduğunu kabul etmiştir. Ancak hakim, HMK m. 1 uyarınca görev kurallarının kamu düzeninden olması sebebiyle, HMK m. 4 gereği kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu re'sen dikkate alarak, tarafların görev sözleşmesini geçersiz saymalı ve "görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddine" karar vermelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
Bir avukat olarak dava açmadan önce yapılacak ilk usuli tespit, görevli mahkemenin doğru belirlenmesidir. Görev kuralları kamu düzeninden olduğu için, tarafların görevsiz bir mahkemede uyuşmazlığı esastan çözme konusunda anlaşması veya davalının görev itirazında bulunmaması hukuken bir sonuç doğurmaz. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, avukatların davanın en başında görev hususunu isabetli tespit etmemesi halinde yargılamanın ilerleyen aşamalarında usul ekonomisine aykırı şekilde zaman ve masraf kaybı yaşanabileceğini ifade etmektedir [1, 2]. Görevsizlik kararı verilmesi durumunda, kararın kesinleşmesinden itibaren süresi içinde (HMK m. 20) görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulması hak düşürücü süreye tabi olduğundan büyük dikkat gerektirir.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 1 hükmü, kanuni hakim güvencesinin sağlanması ve mahkemeler arası ihtisaslaşmanın korunması adına son derece isabetlidir. Kamu düzeninden sayılması, güçlüye karşı zayıfın usul kurallarıyla ezilmesini de engellemektedir (örneğin; genel işlem şartı ile görevli mahkemenin değiştirilmesinin önüne geçilir). Ancak Türk hukuk sisteminde özel mahkemelerin (Tüketici, Fikrî ve Sınaî Haklar, İş vb.) sayısının hızla artması ve görev sınırlarının kanun koyucu tarafından sık sık değiştirilmesi, uygulamada ciddi "görev uyuşmazlıklarına" yol açmaktadır. Esasa girilmeden sadece görev tartışmalarıyla yıllarca süren davalar usul ekonomisi ilkesini zedelemektedir. Görev kurallarının çok daha net, istisnasız ve öngörülebilir şekilde kanunlaştırılması, yargılamanın makul sürede sonuçlanması için bir zorunluluktur.