RESMİ METİN

Kazanç veya iradın Türkiye'de elde edilmesi


Madde 7 – (Değişik: 27/3/1969-1137/1 md.) Dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından kazanç ve iradın Türkiye'de elde edildiği aşağıdaki şartlara göre tayin olunur:

  1. (Değişik: 31/12/1981-2574/1 md.) Ticari kazançlarda: Kazanç sahibinin Türkiye'de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasiyle sağlanması (Bu şartları haiz olsalar dahi iş merkezi Türkiye'de bulunmayanlardan, ihraç edilmek üzere Türkiye'de satın aldıkları veya imal ettikleri malları

Türkiye'de satmaksızın yabancı memleketlere gönderenlerin bu işlerden doğan kazançları Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz.) Türkiye'de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının veya her ikisinin Türkiye'de olması veya satış aktinin Türkiye'de yapılmış olmasıdır. İş merkezinden maksat ise, iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkezdir. 2. Zirai kazançlarda: Zirai faaliyetlerin Türkiye'de icra edilmesi; 3. Ücretlerde: a) Hizmetin Türkiye'de ifa edilmiş veya edilmekte olması veya Türkiye'de değerlendirilmesi; b) (Değişik: 24/12/1980-2361/3 md.) Türkiye'de kain müesseselerin idare meclisi başkan ve üyelerin, denetçilerine, tasfiye memurlarına ait huzur hakkı, aidat, ikramiye ve benzerlerinin Türkiye'de değerlendirilmesi; 4. Serbest meslek kazançlarında: Serbest meslek faaliyetlerinin Türkiye'de icra edilmesi veya Türkiye'de değerlendirilmesi; 5. Gayrimenkul sermaye iratlarında: Gayrimenkulün Türkiye'de bulunması ve bu mahiyetteki mal ve hakların Türkiye'de kullanılması veya Türkiye'de değerlendirilmesi; 6. Menkul sermaye iratlarında: Sermayenin Türkiye'de yatırılmış olması; 7. Diğer kazanç ve iratlarda: Bu kazanç veya iratları doğuran işin veya muamelenin Türkiye'de ifa edilmesi veya Türkiye'de değerlendirilmesi;1 Bu maddenin 3 üncü, 4 üncü, 5 inci ve 7 nci bentlerinde sözü edilen değerlendirmeden maksat, ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa, Türkiye'de ödiyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya karından ayrılmasıdır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Gelir Vergisi Kanunu'nun (GVK) 7. maddesi, Türk gelir vergisi sisteminde "dar mükellefiyet" rejiminin pratik uygulamasını kuran ve "mülkilik (yersellik/kaynak)" ilkesinin altını dolduran en kritik maddi vergi hukuku normudur. GVK m. 6, dar mükelleflerin "sadece Türkiye'de elde ettikleri" kazançlardan vergilendirileceğini genel bir kural olarak koyarken; GVK m. 7, gelirin yedi unsurunun her biri için "Türkiye'de elde etme" (kaynak bağlantısı) şartlarını ayrı ayrı (kazuistik olarak) tayin etmektedir. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile devletin vergilendirme yetkisini uluslararası hukuka uygun biçimde sınırlandırdığını ve vergi alacağının doğabilmesi için gelir ile Türkiye coğrafyası/ekonomisi arasında somut, objektif bir ekonomik bağın (nexus) kurulmasını şart koştuğunu değerlendirmesine yer vermektedir [1]. Madde, uluslararası ticaret ve hizmet akışında Türkiye'nin vergi yetkisinin röntgenini çeken yasal bir harita işlevi görmektedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İşyeri ve Daimi Temsilci: Ticari kazancın Türkiye'de elde edilmiş sayılmasının temel şartıdır. Dar mükellefin Türkiye'de ticari faaliyette bulunabilmesi için fiziksel bir mekâna (işyeri) veya kendisi adına işlem yapmaya hukuken yetkili bir kişiye (daimi temsilci) sahip olması gerekir.
  • İhracat İstisnası (Türkiye'de Satış Yapmama): Türkiye'de iş merkezi bulunmayan dar mükelleflerin, Türkiye'den mal satın alıp veya imal ettirip, bu malları Türkiye içinde satmaksızın (doğrudan ihraç ederek) yurtdışına göndermelerinden doğan kazançlar Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz. Bu durum, yabancı sermayeyi ve ihracatı teşvik eden özel bir istisnadır.
  • Türkiye'de İfa Etmek: Ücret, serbest meslek ve diğer kazançlar açısından, bedeli doğuran fiziksel veya zihinsel faaliyetin Türkiye sınırları içinde (maddi olarak) gerçekleştirilmesidir.
  • Türkiye'de Değerlendirilmesi: GVK m. 7'nin en genişletici kavramıdır. Hizmet yurtdışında ifa edilmiş olsa bile; ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yurtdışında yapılsa dahi bu ödemenin Türkiye'deki kişinin (şirketin) hesaplarına gider olarak yazılması (kârından ayrılması) durumunda, gelir "Türkiye'de elde edilmiş" sayılır. Yani ekonomik yükün Türkiye'de kalmasıdır.
  • Sermayenin Yatırılması: Menkul sermaye iratlarında (faiz, kâr payı vb.), paranın veya sermaye unsurunun Türk ekonomisi içinde, Türkiye'de mukim kurumlara veya kişilere kullandırılmasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

GVK m. 7, doğrudan GVK m. 6 (Dar Mükellefiyet) ile organik bir bütünlük içindedir ve bu maddenin hemen ardından gelen GVK m. 8 (İş yeri ve daimi temsilcinin tanımı) ile teknik olarak tamamlanmaktadır. Aynı zamanda bu madde, Türkiye'nin taraf olduğu Çifte Vergilendirmeyi Önleme Antlaşmalarındaki (ÇVÖA) "İşyeri (Permanent Establishment)" ve "Kaynak Devletin Vergilendirme Yetkisi" kuralları ile sürekli etkileşim halindedir. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, iç hukuktaki bu geniş "kaynak" tanımlarının (özellikle değerlendirme kavramının), uluslararası antlaşmalarla daraltılabileceğini ve normlar hiyerarşisi gereği ÇVÖA hükümlerinin GVK m. 7'ye karşı öncelikli olarak tatbik edileceğini belirterek normun uluslararası vergi hukuku ile olan bu sistematik sınırına dikkat çekmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Merkezi Almanya'da bulunan bir şirket, Türkiye'deki tekstil atölyelerinden fason olarak tişört imal ettirip bu ürünleri hiçbir şekilde Türkiye iç piyasasına sürmeden doğrudan Avrupa'ya ihraç etmektedir. GVK m. 7/1'deki ihracat istisnası (parantez içi hüküm) uyarınca, bu Alman şirketinin söz konusu ticari faaliyetten elde ettiği kazanç "Türkiye'de elde edilmiş" sayılmaz ve Türkiye'de gelir/kurumlar vergisine tabi tutulmaz.

(kurmaca senaryo) İtalya'da yaşayan İtalyan vatandaşı mimar (A), hayatında hiç Türkiye'ye gelmemiş olmasına rağmen, İstanbul'daki bir inşaat firmasının projesini İtalya'daki ofisinden online olarak çizmiş ve firmaya göndermiştir. Türk firması, bu çizim bedelini kendi muhasebe kayıtlarında "gider" olarak göstermiş ve İtalya'ya havale etmiştir. Mimar (A) hizmeti Türkiye'de "ifa" etmemiş olsa da, ödeme Türkiye'deki kârdan ayrıldığı için GVK m. 7/4 uyarınca hizmet Türkiye'de "değerlendirilmiş" sayılır ve bu serbest meslek kazancı stopaj yoluyla Türkiye'de vergilendirilir.

(kurmaca senaryo) İngiltere'de yaşayan (B), Ankara'da bulunan dairesini aylık 20.000 TL bedelle kiraya vermiştir. Gayrimenkul Türkiye'de bulunduğu ve Türkiye'de kullanıldığı için (GVK m. 7/5), (B) bu gayrimenkul sermaye iradını Türkiye'de elde etmiş sayılır ve dar mükellef sıfatıyla vergisini öder.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, yurtdışından alınan hizmetlere ilişkin faturalarda "Türkiye'de değerlendirme" kuralı en büyük vergi cezası tuzağıdır. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının yurtdışındaki firmalardan veya kişilerden alınan (yazılım, danışmanlık, avukatlık gibi) hizmet bedellerini kayıtlara gider olarak yazarken, hizmeti sunan kişi Türkiye'ye hiç adım atmamış olsa dahi GVK m. 7 uyarınca hizmetin "Türkiye'de değerlendirilmiş" sayılacağını ve GVK m. 94 uyarınca %20 oranında stopaj (vergi kesintisi) yapılması zorunluluğunu gözden kaçırmamaları gerektiğini stratejik bir uyarı olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

GVK m. 7, özellikle "değerlendirme" kavramının olağanüstü genişliği nedeniyle modern dijital ekonomi karşısında ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, "Türkiye'de değerlendirme" kavramının, hizmetin ifa edildiği yer ilkesini fiilen ortadan kaldırdığını; Türkiye'den yurtdışına yapılan her türlü ödemeyi potansiyel olarak Türkiye'de elde edilmiş gelir kurgusuna sokarak, yabancı mükellefler açısından agresif ve ağır bir çifte vergilendirme riski yarattığını vurgulamaktadır [1].

Ayrıca, kanunun bu tek taraflı (unilateral) genişletici kaynak kuralı, evrensel vergi hukuku prensipleriyle çatışmaktadır. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, dijital çağda sınırların anlamsızlaştığı bir ortamda, sırf faturayı ödeyen (gider yazan) taraf Türkiye'de diye, yurtdışında kendi emeğiyle yaratılan bir gelirin mülkilik ilkesi zorlanarak Türk maliyesince vergilendirilmek istenmesinin, vergi yetkisinin aşırı ve haksız kullanımı anlamına geldiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere, GVK m. 7'nin OECD Model Vergi Antlaşmasındaki genel kabul görmüş "işyeri" ve "fiziki ifa" standartlarıyla senkronize edilmesi; özellikle hizmet ve gayrimaddi hak ödemelerinde (know-how, yazılım) Türkiye'de değerlendirme kurgusunun, çağdaş vergi etiğine uygun biçimde makul sınırlara çekilmesi elzemdir [1]. Aksi halde, dar mükelleflerin Türkiye ile olan ticari ve bilimsel entegrasyonu, öngörülemez stopaj yükleri altında boğulmaya devam edecektir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.