RESMİ METİN

Ücretin tarifi


Madde 61 – (Değişik: 24/12/1980-2361/43 md.) Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez. Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır.

  1. 23 üncü maddenin 11 numaralı bendine göre istisna dışında kalan emeklilik, maluliyet, dul ve yetim aylıkları;
  2. Evvelce yapılmış veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında verilen para ve ayınlarla sağlanan diğer menfaatler;
  3. Türkiye Büyük Millet Meclisi, İl genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile özel kanunlarına veya idari kararlara göre kurulan daimi veya geçici bütün komisyonların üyelerine ve yukarıda sayılanlara benzeyen diğer kimselere bu sıfatları dolayısiyle ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;
  4. Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısiyle ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler; Bu fıkrada yeralan, "...işletme hesabı veya götürü gider usulleri yerine..." ibaresi, 22/7/1998 tarih ve 4369 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş. 67

5. (Değişik: 4/12/1985-3239/53 md.) Bilirkişilere, resmi arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler; 6. Sporculara transfer ücreti veya sair adlarla yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler. 7. (Ek: 21/3/2018-7103/7 md.) Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Gelir Vergisi Kanunu'nun (GVK) 61. maddesi, Türk vergi sistemindeki yedi temel gelir unsurundan üçüncüsü olan "Ücretler" müessesesinin hukuki ve vergisel çerçevesini çizen kurucu normdur. Kanun koyucu bu maddede, ücreti salt bir iş hukuku kavramı olmaktan çıkararak geniş ve mali bir temele oturtmuştur. Maddenin birinci fıkrası ücretin klasik tanımını (hizmet, işverene bağlılık ve karşılık unsurlarını) yaparken; ikinci fıkra ödemenin adının veya şeklinin ücretin mali niteliğini değiştirmeyeceğini hüküm altına alan bir "peçeleme yasağı" getirmiştir. Üçüncü fıkra ise, klasik anlamda bir hizmet akdi veya işçi-işveren ilişkisi bulunmasa dahi (örneğin bilirkişilik, yönetim kurulu üyeliği, ikale tazminatları), kanuni kurgu yoluyla "ücret sayılan" ödemeleri kazuistik olarak listelemiştir. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile gelir unsurunun nitelendirilmesinde şekle değil öze itibar ettiğini; isim ve sözleşme oyunlarıyla ücret ödemelerinin ticari veya serbest meslek kazancı gibi gösterilerek vergi avantajı yaratılmasını (özellikle stopajdan kaçınılmasını) engellemeyi amaçladığını değerlendirmesine yer vermektedir [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İşverene Tabi Olma (Tabiiyet/Bağımlılık): Ücreti diğer gelir unsurlarından (özellikle serbest meslek kazancından) ayıran en temel dogmatik unsurdur. Çalışanın, işverenin emir ve talimatları altında, onun organizasyonu içinde hukuki ve kişisel bir bağımlılıkla çalışmasını ifade eder.
  • Belirli Bir İşyerine Bağlılık: Çalışanın hizmetini sunarken kullandığı organizasyonel mekânı ifade eder. Günümüzde uzaktan çalışma modelleri (home-office) de hukuken işverenin organizasyonuna dâhil kabul edilmektedir.
  • Para, Ayın ve Menfaat: Ücretin sadece nakdi parayı değil; ayni ödemeleri (örneğin erzak yardımı, kömür yardımı) ve para ile ölçülebilen menfaatleri (lojman tahsisi, şirket aracı verilmesi, özel sağlık sigortası yapılması) de kapsadığını belirten genişletici kuraldır.
  • Huzur Hakkı (2. Fıkra): Anonim veya limited şirketlerde yönetim kurulu üyelerine toplantılara katılmaları veya yönetim görevleri karşılığında yapılan ödemelerdir. Kanun gereği mutlak ücrettir, kâr payı sayılmaz.
  • Kanuni Kurgu ile Ücret Sayılanlar (3. Fıkra): Aralarında tipik bir işçi-işveren ilişkisi olmayan TBMM üyelerinin ödenekleri, spor hakemlerinin ve bilirkişilerin gelirleri, tasfiye memurlarının tahsisatları doğrudan yasa emriyle ücret kategorisine dâhil edilmiştir.
  • İkale ve İş Kaybı Tazminatları (7. Bent): 2018 yılında eklenen bu hükümle, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşılarak sona erdirilmesi (ikale) sonucunda çalışana kıdem/ihbar dışında ödenen ek "iş güvencesi veya paket" tazminatları ücret şemsiyesi altına alınmış ve vergilendirilmiştir.

3. Sistematik İlişkiler

GVK m. 61, işvereni tanımlayan GVK m. 62 ile zorunlu bir kavramsal bütünlük içindedir. Ayrıca madde, bağımsız çalışmayı esas alan GVK m. 65 "Serbest Meslek Kazancı" normu ile katı bir zıtlık (sınır) ilişkisi kurar; zira tabiiyetin olduğu yerde serbest meslek değil, ücret vardır. Vergi tahsil yöntemi bakımından ise doğrudan GVK m. 94 (Tevkifat/Stopaj) ile usuli bir bağa sahiptir; zira ücretler kural olarak beyanname ile değil, kaynağında kesinti yoluyla vergilendirilir. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, ücretin ayni veya menfaat olarak sağlanan kısımlarının parasal değerinin hesaplanmasının, Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) değerleme hükümlerine dayandığını ve GVK m. 61'in geniş maddi yapısının, bordrolama ve tevsik gibi en ağır usul yükümlülüklerini işverenin üzerine yıkan dogmatik bir zemin yarattığını belirtmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) X Bilişim Şirketi, yazılım departmanı müdürü (A)'ya aylık sabit 80.000 TL maaş ve ilaveten "şirketin o yılki net kârının %2'sini" prim olarak ödeyeceğini sözleşmeyle imza altına almıştır. Yıl sonunda (A)'ya kârdan 500.000 TL ödeme yapılmıştır. GVK m. 61/2'nin amir hükmü gereğince, bu ödemenin "kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş olması" onun hukuki mahiyetini değiştirmez. Ortada bir ticari şirket ortaklığı bulunmadığından, kârdan verilen bu %2'lik pay da doğrudan "ücret" sayılır ve tıpkı aylık maaş gibi bordroya dâhil edilerek stopaja tabi tutulur.

(kurmaca senaryo) Mahkemelerde mühendislik alanında uzmanlık yapan ve serbest çalışan (B), asliye hukuk mahkemesi tarafından atandığı bir davada rapor hazırlamış ve mahkeme veznesinden 10.000 TL "bilirkişi ücreti" almıştır. (B) ile Adalet Bakanlığı arasında bir hizmet akdi (işçi-işveren ilişkisi) olmamasına rağmen, GVK m. 61/5 kurgusu gereği bilirkişilere yapılan bu ödeme kanunen mutlak surette "ücret" kabul edilir ve ödeme yapılırken doğrudan gelir vergisi stopajı kesilir. (B) bu geliri serbest meslek makbuzu keserek beyan etmez.

(kurmaca senaryo) 10 yıldır Y Bankasında çalışan (C), bankanın küçülme kararı üzerine "ikale (bozma) sözleşmesi" ile işten ayrılmayı kabul etmiştir. Banka, yasal kıdem ve ihbar tazminatlarına (vergiden istisna olan kısımlar) ek olarak, (C)'ye işi sessizce bırakması karşılığında 1.000.000 TL "işe son verme / ikale ek tazminatı" ödemiştir. GVK m. 61/7 uyarınca bu ek ödeme doğrudan "ücret" sayılır ve işveren banka tarafından ödeme anında gelir vergisi kesintisine (bordroya) tabi tutulur.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, serbest meslek mensubu ile bordrolu çalışan arasındaki ayrımın (tabiiyet unsurunun) doğru kurgulanması vergi planlaması ve ihtilaflar açısından hayati önemdedir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının özellikle şirketlerin üst düzey yöneticilerine sağladıkları menfaatlerin (şirket aracı tahsisi, kira bedelinin şirketçe ödenmesi, özel okul taksitlerinin karşılanması) birer "ayın ve menfaat" olarak mutlaka brütleştirilip ücret bordrosuna dâhil edilmesi gerektiğini; aksi takdirde bu yan hakların vergi incelemelerinde gizlenmiş ücret kabul edilerek muazzam vergi ziyaı cezaları ve KKEG (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider) reddiyatları doğuracağını stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

GVK m. 61, devletin vergi alacağını güvence altına almak için "ücret" kavramını torba bir kavrama dönüştürmüş, bu durum vergi hukukunun dogmatik saflığını bozmuştur. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, aralarında hiçbir hizmet (tabiiyet) bağı olmayan bilirkişilerin, yönetim kurulu üyelerinin, meclis üyelerinin veya spor hakemlerinin gelirlerinin salt stopaj kolaylığı sağlamak adına kanuni bir kurguyla "ücret" sayılmasının, ücretin kurucu unsuru olan "işverene bağımlılık" teorisini yerle bir ettiğini ve vergi sisteminin kavramsal tutarlılığını zedelediğini vurgulamaktadır [1].

Öte yandan, iş kaybı veya ikale tazminatlarının (7. Bent) ücret sayılarak vergilendirilmesi, tazminat hukukunun doğasına aykırıdır. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, çalışanın işini, yani hayatını idame ettirdiği temel üretim aracını kaybetmesi karşılığında aldığı telafi edici bir tazminatın "gelir (zenginleşme)" olarak nitelendirilmesinin ve ağır artan oranlı tarifeyle vergilendirilmesinin, mali güce göre vergilendirme ilkesini ihlal ettiğini; zararı telafi eden bir ödemenin gelir vergisine konu olmasının mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere, maddedeki "ayın", "tahsisat", "idrak" gibi arkaik kavramların modern insan kaynakları ve ücretlendirme (esnek yan haklar, hisse senedi opsiyonları, kripto ödemeler) terminolojisini karşılamakta yetersiz kaldığı açıktır [1]. Modern bir vergi kanunu, ücretin sınırlarını kurgusal varsayımlarla değil, dijital çağın çalışma (gig economy, freelancer) modellerine uygun, objektif ekonomik bağımlılık kriterleriyle yeniden çizmelidir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.