RESMİ METİN

Türkiye'de yerleşme


Madde 4 – Aşağıda yazılı kimseler Türkiye'de yerleşmiş sayılır:

  1. İkametgahı Türkiye'de bulunanlar (İkametgah, Kanunu Medeninin 19 uncu ve mütaakıp maddelerinde yazılı olan yerlerdir);
  2. (Değişik: 19/2/1963-202/2 md.) Bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye'de oturma süresini kesmez.)
AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Gelir Vergisi Kanunu'nun (GVK) 4. maddesi, Türk vergi sisteminde "tam mükellefiyet" rejiminin temel dayanağı olan "Türkiye'de yerleşme" kavramının hukuki sınırlarını çizen kurucu bir maddi vergi hukuku normudur. GVK m. 3 uyarınca tüm dünya kazançları üzerinden vergilendirilecek olan kişilerin tespiti, doğrudan bu maddedeki kriterlerin varlığına bağlanmıştır. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun tam mükellefiyetin tespitinde vatandaşlık bağı yerine "ekonomik bağlılık" ve "ikamet" esasını benimsediğini; böylece devletin vergilendirme yetkisini kişinin uyruğundan ziyade o ülkedeki fiili ve hukuki yaşantısına, o ülkenin kamusal altyapısından faydalanma düzeyine dayandırdığını değerlendirmesine yer vermektedir. Madde, yerleşme olgusunu biri hukuki/sübjektif (ikametgâh), diğeri ise fiili/objektif (altı aydan fazla oturma) olmak üzere iki alternatif kritere bağlayarak vergi idaresinin kavrama alanını genişletmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İkametgâh: Maddenin birinci bendinde Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 19. maddesine açık atıf yapılmıştır. Buna göre ikametgâh, "bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer"dir. İkametgâhın varlığı, fiilen orada bulunmayı her zaman gerektirmez; kişinin hayat ve ekonomik ilişkilerinin merkezinin (hayatın olağan akışı içinde) Türkiye'de olması yeterlidir.
  • Bir Takvim Yılı İçinde Altı Aydan Fazla Oturma: Kişinin ikametgâhı (sürekli kalma niyeti) Türkiye'de olmasa dahi, salt fiziki varlığının belirli bir süreyi aşması nedeniyle yasa gereği yerleşmiş sayılmasıdır (objektif kriter). Sürenin başlangıcı ve bitişi aynı takvim yılı (1 Ocak - 31 Aralık) içinde hesaplanmalıdır. Altı ay hesabı, 183 gün olarak dikkate alınır.
  • Geçici Ayrılmalar: Altı aylık fiziki bulunma süresinin kesintisiz olmasının şart olmadığını ifade eden kuraldır. Turistik gezi, kısa süreli iş seyahati veya sağlık sebebiyle yurtdışına çıkıp dönmek oturma süresini sıfırlamaz, birleşik hesaplama yapılır.

3. Sistematik İlişkiler

GVK m. 4, tam mükellefiyeti düzenleyen GVK m. 3'ün "ön şartı" niteliğindedir. Aynı zamanda, yerleşme sayılmayan istisnai fiili durumları düzenleyen GVK m. 5 ile ayrılmaz bir bütünlük içindedir. Madde, medeni hukuk ile vergi hukuku arasındaki entegrasyonun en bariz örneklerinden biridir. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında [1], vergi hukukunun bazı kavramları (ikametgâh gibi) özel hukuktan ödünç alarak kendi bünyesine entegre ettiğini; ancak altı aylık fiili oturma süresi gibi tamamen vergi dogmatiğine özgü objektif süre kurallarıyla medeni hukukun niyet (animus) arayan sübjektif katılıklarını bertaraf ederek hazine menfaatini koruduğunu belirtmektedir. Bu maddedeki şartları taşımayanlar ise GVK m. 6 uyarınca "dar mükellef" statüsüne düşer.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alman vatandaşı (A), emekli olduktan sonra Antalya'dan bir ev satın almış, Nüfus Müdürlüğüne adres kaydını yaptırmış ve hayatının kalanını burada geçirme niyetiyle eşyalarını getirmiştir. (A), yılın sadece 4 ayını Antalya'da, kalan 8 ayını ise Almanya'daki çocuklarının yanında geçirmektedir. GVK m. 4/1 ve Medeni Kanun atfı uyarınca, (A)'nın ikametgâhı (sürekli kalma niyeti ve hayat merkezi) artık Türkiye'dedir. Altı aydan az kalsa bile, ikametgâh kriteri gerçekleştiği için (A) Türkiye'de tam mükelleftir ve dünya genelindeki gelirlerini Türkiye'de beyan etmek zorundadır.

(kurmaca senaryo) Fransız mühendis (B), Türkiye'deki bir köprü inşaatında uzman olarak görevlendirilmiştir. (B), 1 Ekim 2023 tarihinde Türkiye'ye gelmiş ve 30 Nisan 2024 tarihinde işini bitirerek ülkesine dönmüştür. (B), Türkiye'de toplam 7 ay kalmasına rağmen; bu süre tek bir "takvim yılı" içinde gerçekleşmemiştir (2023'te 3 ay, 2024'te 4 ay). İkametgâhı da Fransa'da olan (B), GVK m. 4/2'deki takvim yılı şartını ihlal etmediği için Türkiye'de yerleşmiş sayılmaz; yalnızca dar mükellef statüsünde Türkiye'de elde ettiği kazançlardan vergilendirilir.

(kurmaca senaryo) Yabancı bir danışman (C), 1 Şubat'ta Türkiye'ye gelmiş, 15 gün Dubai'ye konferansa gitmiş, ardından dönüp Kasım sonuna kadar Türkiye'de fiziken bulunmuştur. Dubai'ye gidişi GVK m. 4/2 parantez içi hükmü gereğince "geçici ayrılma" sayılır, süreyi kesmez. (C), bir takvim yılı içinde toplamda 6 aydan fazla Türkiye'de oturduğu için tam mükellefiyet kazanır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, "Türkiye'de yerleşme" tartışmaları genellikle Çifte Vergilendirmeyi Önleme Antlaşmaları (ÇVÖA) hükümleri ile çatışmaktadır. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde [1], meslek mensuplarının salt MERNİS (Adres Kayıt Sistemi) kayıtlarına güvenerek mükellefiyet tesisi veya iptali yapmamaları gerektiğini; idarenin ikametgâh tespiti yaparken mükellefin aile bağları, çocuklarının okuduğu okul, sosyal kulüp üyelikleri ve banka hesap hareketleri gibi hayatın olağan akışındaki "hayati menfaatlerin merkezini" aradığını stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır. Altı aylık oturma süresinin hesabında ise Emniyet Genel Müdürlüğü pasaport giriş-çıkış kayıtları yegâne kesin delildir.

7. Eleştirel Değerlendirme

GVK m. 4, tam mükellefiyetin tespiti açısından pratik bir çerçeve sunsa da, maddenin lafzındaki bazı kısıtlamalar modern vergi teorisi ve uluslararası hukuk standartları açısından ciddi zafiyetler barındırmaktadır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde [1], "bir takvim yılı içinde" altı ay oturma şartının, vergi planlamasına ve suni vergiden kaçınma yollarına kapı araladığını; yılsonunda gelip bir sonraki yılın baharında giden kişilerin fiilen altı aydan fazla kalsalar bile kanunun katı lafzı yüzünden yerleşmiş sayılmadığını ve bu dönemsel kopukluğun hazine aleyhine sonuçlar doğurduğunu vurgulamaktadır.

Ayrıca, "geçici ayrılma" kavramının yasal bir süreye veya orana bağlanmaması uygulamada idare ile mükellefler arasında sürekli ihtilaf yaratmaktadır. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında [1], ne kadarlık bir sürenin veya hangi amacın "geçici" sayılacağının idarenin keyfi takdirine bırakılmasının hukuki öngörülebilirlik ilkesini zedelediğini; idarenin yorum farklılıkları nedeniyle mükelleflerin ağır ve beklenmedik "dünya geliri" vergi tarhiyatlarıyla karşılaştığını eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında [1] da işaret edildiği üzere, GVK m. 4'ün OECD Model Vergi Antlaşması kurallarına ve uluslararası bağlama yeri (tie-breaker rules) prensiplerine tam uyumlu hale getirilmesi elzemdir. Salt mekanik bir gün sayımı veya şekli nüfus kaydından ziyade, "hayati menfaatlerin merkezi" kavramının iç hukuka açıkça derç edilmesi, hem çifte vergilendirme sorunlarını azaltacak hem de vergi adaletini tahkim edecektir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.