RESMİ METİN

Asgarî geçim indirimi


Madde 32 – (Mülga: 4/12/1985-3239/138 md.; Yeniden düzenleme: 28/3/20075615/2 md.) (Mülga:22/12/2021-7349/3 md.)

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Gelir Vergisi Kanunu'nun (GVK) 32. maddesi, uzun yıllar boyunca Türk vergi sisteminde ücretlilerin vergi yükünü hafifleten ve ailevi durumlarını dikkate alan "Asgari Geçim İndirimi" (AGİ) müessesesini düzenlemekteydi. Ancak bu madde, 22/12/2021 tarihli ve 7349 sayılı Kanun ile tamamen mülga edilmiştir (yürürlükten kaldırılmıştır). Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu maddeyi ilga ederek asgari geçim indirimi sisteminden tamamen vazgeçtiğini; bunun yerine asgari ücretin tamamını (tüm ücretliler için asgari ücrete isabet eden kısmı) gelir vergisinden istisna tutan yeni ve objektif bir sisteme (GVK m. 23/18) geçiş yaptığını değerlendirmesine yer vermektedir [1]. Bu bağlamda GVK m. 32, günümüzde yürürlükte olmayan ancak Türk vergi hukukunun sosyal karakterinin evrimini ve "şahsilik" ilkesinin terk edilişini anlamak açısından büyük dogmatik öneme sahip tarihsel bir normdur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Mülga (Yürürlükten Kaldırılmış Olma): Kanun koyucunun iradesiyle maddenin hukuk âlemindeki varlığına ve uygulanabilirliğine son verilmesidir. 2022 yılı itibarıyla bordrolarda AGİ uygulaması hukuken sona ermiştir.
  • Asgari Geçim İndirimi (Tarihsel Kavram): Mülga metnin yürürlükte olduğu dönemde; ücretlinin kendisi, çalışmayan eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları için asgari ücretin belirli oranları üzerinden hesaplanan tutarın, o ayki hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilmesi (düşülmesi) işlemiydi. Doğrudan vergiden indirim (tax credit) esasına dayanıyordu.
  • Şahsi ve Ailevi Durum (Tarihsel Kriter): AGİ uygulamasında bekar bir çalışan ile evli ve üç çocuklu bir çalışanın devlete ödeyeceği nihai vergi (veya alacağı iade) birbirinden farklıydı. İlgasıyla birlikte bu sübjektif ayrım ortadan kalkmıştır.

3. Sistematik İlişkiler

Mülga GVK m. 32, yürürlükte olduğu dönemde doğrudan GVK m. 61 (Ücretin Tanımı) ve GVK m. 103 (Vergi Tarifesi) ile entegre çalışan bir sistematiğe sahipti. 2021 yılı sonundaki ilga işlemi, Gelir Vergisi Kanunu'nun mimarisinde köklü bir sarsıntı yaratmış ve asgari geçim güvencesi "indirim" (m. 32) bölümünden alınarak, "istisnalar" (m. 23/18) bölümüne taşınmıştır. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, asgari geçim indiriminin mülga edilmesiyle birlikte vergi sisteminin sübjektif (kişisel durumu gözeten) karakterinden uzaklaşarak objektif (herkese eşit tutarda muafiyet sağlayan) bir karaktere büründüğünü; bu durumun vergilendirmede şahsilik ilkesi ile vergi tekniği arasında kurulan dogmatik bağı kopardığını belirterek normun ilgasının yarattığı sistematik kopuşa dikkat çekmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Evli ve eşi çalışmayan, 3 çocuk sahibi asgari ücretli işçi (A) ile bekar ve çocuksuz asgari ücretli işçi (B) aynı fabrikada çalışmaktadır. 2021 yılında (GVK m. 32 yürürlükteyken), işçi (A)'nın "Asgari Geçim İndirimi" oranı %100'e ulaştığı için maaşından hiç gelir vergisi kesilmiyor, işçi (B) ise daha düşük bir AGİ aldığı için maaşından bir miktar vergi kesiliyordu. Dolayısıyla (A)'nın eline geçen net maaş, (B)'den daha yüksekti. Günümüzde ise (GVK m. 32 mülga olduğu için) durum tamamen değişmiştir. Asgari ücret istisnası gereği her ikisinin de asgari ücrete isabet eden kazancı vergiden tamamen istisna edilmiştir. Artık AGİ ödenmediği için, eş ve çocuk durumuna bakılmaksızın evli ve 3 çocuklu (A) ile bekar (B) kuruşu kuruşuna aynı net maaşı almaktadır. Ailevi duruma dayalı gelir avantajı sıfırlanmıştır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, özellikle iş hukuku davalarında ve bordro hesaplamalarında 2022 öncesi ve sonrası dönemlerin ayrımı mutlak surette doğru yapılmalıdır. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren hazırlanan bordrolarda veya açılan işçilik alacağı davalarında "AGİ alacağı" kalemini tamamen literatürden çıkarmaları gerektiğini; mülga bir kanun maddesine dayanılarak işverenden AGİ talep edilmesinin hukuken imkansız olduğunu ve bordro parametrelerinin güncel asgari ücret istisnasına göre optimize edilmesi zorunluluğunu pratik bir usul kuralı olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

GVK m. 32'nin ilga edilmesi, asgari ücretin vergi dışı bırakılması gibi pozitif bir ambalajla sunulsa da, vergi adaleti ve sosyal devlet ilkesi açısından telafisi güç yaralar açmıştır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, modern bir gelir vergisi sisteminin en temel özelliğinin kişinin ailevi yüklerini ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri dikkate alan "sübjektif" bir vergilendirme yapması olduğunu; AGİ'nin kaldırılarak herkese standart (maktu) bir istisna uygulanmasının, vergi hukukunu ilkel bir "objektif/gayrişahsi" vergi modeline gerilettiğini vurgulamaktadır [1].

Bu durum özellikle çok çocuklu ve dar gelirli aileler aleyhine "mali güce göre vergilendirme" ilkesini ihlal etmektedir. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, bekar ve hiçbir masrafı olmayan bir ücretli ile evinde 4 boğaz besleyen bir ücretlinin devlete karşı aynı vergi yükünü taşımasının anayasal eşitlik ve vergi adaleti prensipleriyle açıkça çeliştiğini; devletin AGİ'yi kaldırarak asgari geçim maliyetini sosyal bir ölçüt olmaktan çıkardığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere, asgari ücretin vergi dışı bırakılması takdir edilecek bir hamledir; ancak bunun bedeli GVK m. 32'deki aile indiriminin feda edilmesi olmamalıydı [1]. Çağdaş vergi mimarisinde çözüm, asgari ücret istisnasını korurken, bunun üzerine ücretlinin evli ve çocuklu olmasına göre artan yeni ve dinamik bir "sosyal indirim/kredi" mekanizmasını vergi sistemine acilen yeniden kazandırmaktır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.