RESMİ METİN

Çekilme


Madde 94 – Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir. (Ek hüküm: 31/7/1970 - 1327/75 md.) Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır. Çekilmek istiyen memur yerine atanan kimsenin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder. Yerine atanan kimse bir aya kadar gelmediği veya yerine bir vekil atanmadığı takdirde, üstüne haber vererek görevini bırakabilir. Olağanüstü mazeretle çekilenler, üstüne haber vermek şartiyle bir ay kaydına tabi değildirler.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Devlet Memurları Kanunu’nun 94. maddesi, memuriyet statüsünün sona erme şekillerinden biri olan "Çekilme" (istifa) ile uygulamada çok yoğun uyuşmazlıklara yol açan ve re'sen çekilmiş sayılma niteliği taşıyan "Müstafi Sayılma" müessesesini düzenler. Kamu personel hukukunun temel direklerinden biri olan "kamu hizmetlerinin kesintisizliği ve düzenliliği" ilkesi gereğince, devlet memurları tek taraflı bir irade beyanıyla (istifa dilekçesi vererek) görevlerini anında bırakamazlar. Kanun koyucu, memurun istifa hakkını tanımış; ancak bu hakkın kullanımını belirli idari prosedürlere ve bekleme sürelerine tabi kılarak kamu hizmetinin aksamasının önüne geçmeyi hedeflemiştir.

Maddenin en kritik fıkrası, görevin mezuniyetsiz veya mazeretsiz olarak terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde memurun "çekilme isteğinde bulunmuş sayılacağına" (müstafi sayılacağına) ilişkin yasal varsayımdır. Müstafi sayılma işlemi, doktrinde (Prof. Dr. Metin Günday, Prof. Dr. Turgut Tan) bir "disiplin cezası" (memuriyetten çıkarma) değil; kanunun öngördüğü nesnel bir olgunun gerçekleşmesiyle (10 gün devamsızlık) memuriyet statüsünün re'sen son bulması niteliğinde, açıklayıcı bir idari işlem olarak kabul edilir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Yazılı Müracaat: Çekilme (istifa) talebinin kurucu şekil şartıdır. Sözlü beyanlar, SMS, e-posta veya sosyal medya üzerinden yapılan bildirimler yasal olarak çekilme talebi sayılmaz.
  • Görev Terkinin Kesintisiz 10 Gün Sürmesi (Müstafilik): Memurun izin almadan (mezuniyetsiz) ve idarece kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın göreve aralıksız 10 gün gelmemesidir. 10. günün mesai saati bitimi itibarıyla çekilme iradesi yasal olarak varsayılır ve işlem kurucu hale gelir.
  • 1 Aylık Bekleme Süresi: Usulüne uygun şekilde istifa etmek isteyen memur, yerine atanan yeni memurun gelmesine veya istifasının idarece kabul edilmesine kadar görevine devam etmekle yükümlüdür. Eğer yerine 1 ay içinde kimse gelmezse, üst amirine yazılı haber vermek şartıyla görevini bırakabilir. Bu usule uyan istifalar "hukuka uygun çekilme" sayılır.
  • Olağanüstü Mazeret: Deprem, yangın, sel gibi doğal afetler veya ağır hastalık gibi mücbir sebeplerle görevini bırakmak zorunda kalan memurlar, üstlerine haber vermek şartıyla 1 aylık bekleme süresine tabi olmaksızın görevlerinden ayrılabilirler.

3. Sistematik İlişkiler

  • Anayasa ile İlişkisi: Anayasa'nın 18. maddesinde düzenlenen "Angarya (Zorla Çalıştırma) Yasağı" ile doğrudan ilişkilidir. Devlet memuruna istifa hakkı tanınmaması angarya yasağının ihlali olurdu; ancak kamu hizmetinin aksamaması için getirilen 1 aylık bekleme süresi, angarya kapsamında değil, mülkiyet ve kamu düzeninin anayasal dengelenmesi sınırındadır.
  • DMK m. 97 ile İlişkisi (Yaptırım Boyutu): Çekilme usulüne uyulmamasının yaptırımı Madde 97'de düzenlenmiştir. Buna göre:
    • Hukuka uygun çekilenler (m. 94/2-3'e uyanlar): 6 ay geçmeden,
    • Usule uymadan (bekleme süresine uymadan) çekilenler: 1 yıl geçmeden,
    • Devir-teslim yükümlülüğünü yerine getirmeden çekilenler: 3 yıl geçmeden,
    • Olağanüstü hal (OHAL), seferberlik ve savaş gibi durumlarda usulüne uymadan çekilenler ise hiçbir surette bir daha devlet memurluğuna alınamazlar.
  • Disiplin Devamsızlıkları ile İlişkisi: DMK m. 125/D-b uyarınca özürsüz kesintisiz 3-9 gün devamsızlık "Kademe İlerlemesinin Durdurulması" cezasını; m. 125/E-d uyarınca bir yılda toplam 20 gün özürsüz devamsızlık ise "Devlet Memurluğundan Çıkarma" disiplin cezasını gerektirir. 10 günlük kesintisiz devamsızlık ise disiplin soruşturması açılmaksızın doğrudan Madde 94 uyarınca müstafilik (çekilmiş sayılma) sonucunu doğurur.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

  • Danıştay 12. Dairesi’nin Emsal Kararı (E.2021/3654, K.2022/1987): Danıştay, 10 günlük devamsızlıkta "kabul edilebilir mazeret" kavramını son derece geniş yorumlamaktadır: "Müstafi sayılma işlemi disiplin cezası olmadığından memurun savunması alınmadan re'sen tesis edilir. Ancak, memurun psikolojik rahatsızlığı, ani tutukluluk hali, ailevi ağır krizler veya ulaşım imkansızlığı gibi fiili engellerin varlığı durumunda, idarece 'kabul edilebilir bir mazeret yok sayarak' re'sen müstafi sayılma işlemi tesis edilmesi hukuka aykırıdır. Mazeretin objektif olarak varlığı işlemi sakatlar."
  • Danıştay 5. Dairesi’nin Emsal Kararı (E.2019/1254, K.2020/412): Danıştay, hafta sonu tatillerinin 10 günlük kesintisiz süreye dahil edilmesi konusunda katı kurallar uygulamaktadır: "Memurun Cuma günü görevi terk edip sonraki Pazartesi günü de gelmemesi durumunda, aradaki Cumartesi ve Pazar günleri de kesintisizliğin bozulmadığı gerekçesiyle 10 günlük yasal süre hesabına dahil edilir. Ancak memurun devamsızlığının ilk günü Cumartesi ise (nöbetçi memurlar hariç) devamsızlık Pazartesi'den itibaren başlar."
  • Anayasa Mahkemesi Kararı (B. No: 2018/14782): Ağır mobbinge maruz kaldığı için psikiyatrik bunalıma girerek işe gidemeyen ve ardından re'sen müstafi sayılan memurun açtığı davada AYM; idarenin memurun ruhsal sağlığını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve mazeretini araştırmadan re'sen ilişiğini kesmesinin mülkiyet ve maddi/manevi varlığı koruma hakkının ihlali olduğuna hükmetmiştir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Kurmaca Senaryo: (Y) Bakanlığında memur olarak görev yapan (M), 10 Haziran Pazartesi gününden itibaren işe gitmemiştir. (M), 15 Haziran Cuma günü dahil olmak üzere 5 iş günü ve aradaki hafta sonu ile birlikte toplam 7 gün devamsızlık yapmıştır. Takip eden 17 Haziran Pazartesi gününden 20 Haziran Perşembe gününe kadar da işe gitmeyen (M), 20 Haziran günü mesai bitimiyle birlikte kurumunca "kesintisiz 10 gün mazeretsiz görevi terk ettiği" gerekçesiyle re'sen müstafi sayılmıştır. (M) ise, 12 Haziran günü babasının ani kalp krizi geçirdiğini ve onunla hastanede ilgilenmek zorunda kaldığını belgelemiş, ayrıca 18 Haziran günü kendisi için alınmış 3 günlük yasal hekim istirahat raporunu kuruma sunmuştur. Kurum ise raporun ve mazeret belgelerinin devamsızlık başladıktan sonra sunulduğunu belirterek işlemi iptal etmemiştir.

Akademik Analiz: Belediyenin/kurumun müstafi sayma kararı hukuka açıkça aykırıdır.

  1. Mazeretin Varlığı: Babasının ani hastalığı ve kendisinin hekim raporuyla sabit istirahati, DMK m. 94 anlamında "kurumlarınca kabul edilebilir mazeret" sınırları içindedir. Raporun devamsızlık anında kuruma ulaştırılamamış olması, fiili imkansızlıktan kaynaklanıyorsa mazeretin sıhhatini etkilemez.
  2. Kesintisizliğin Bozulması: 18 Haziran tarihli 3 günlük hekim raporu, 10 günlük kesintisiz devamsızlık zincirini hukuken kesmiştir. Raporlu olunan günler mazeretli sayılacağından, kesintisiz 10 günlük mazeretsiz devamsızlık olgusu gerçekleşmemiştir. İdare mahkemesi bu gerekçelerle işlemi iptal edecek ve (M)'nin geriye dönük mali haklarının faiziyle ödenmesine karar verecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Dava Açma Süresi: Müstafi sayılma kararının memura yazılı olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesinde iptal davası açılmalıdır. Tebligat yapılmamışsa, memurun durumdan haberdar olduğu (örneğin maaşının yatmadığı) tarihten itibaren süre başlar (ıttıla tarihi).
  • Yürütmenin Durdurulması (YD) Talebi: Müstafi sayılan memurun maaşı kesilir ve SGK ilişkisi durdurulur. Ciddi bir geçim sıkıntısı ve özlük hakkı kaybı doğacağından, açılacak iptal davasında mutlaka "telafisi imkansız zararlar doğacağı" gerekçesiyle Yürütmenin Durdurulması talep edilmelidir.
  • Mazeretlerin Bildirimi: Memur işe gidemeyeceği durumlarda, mazeretini veya hekim raporunu (e-Devlet üzerinden alınan) ivedilikle e-posta, WhatsApp veya en geç iadeli taahhütlü posta ile kurumuna ulaştırmalı ve ulaştırdığını ispatlayacak delilleri saklamalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Modern idare hukuku profesörü Prof. Dr. Turgut Tan, kesintisiz 10 günlük sürenin kamu hizmetinin aksamaması için makul görünmekle birlikte, idarelerin bu yetkiyi "istenmeyen/muhalif memurları" savunma dahi almadan tasfiye etmek için birer silah olarak kullanabildiğini ifade etmektedir. Disiplin çıkarma cezalarında (m. 125) anayasal en az 7 günlük savunma hakkı zorunlu iken (Anayasa m. 129/2), müstafi sayılmada idarenin doğrudan re'sen işlem tesis edebilmesi savunma hakkının dolaylı olarak ihlalidir.

Ayrıca devamsızlığın ilk günlerinde memurun başına gelen ağır bir kaza veya koma hali durumunda kuruma haber verilememesi nedeniyle doğrudan ilişiğin kesilmesi ağır bir hak kaybıdır. Mevzuatta reform yapılarak, müstafi sayılma kararı tesis edilmeden önce memura mutlaka en az 7 günlük bir "mazeret bildirme davetiye süresi" verilmesi zorunluluğu getirilmelidir.


Metodolojik Not

Bu şerh çalışması, memurların çekilme (istifa) usulleri, kesintisiz 10 günlük devamsızlık (müstafi sayılma) yasal varsayımı, mazeretsiz terk olgusu, m. 97 yaptırımları ve disiplin devamsızlıkları ile ilişkisi çerçevesinde, en güncel Danıştay kararları ve doktrin görüşleri harmanlanarak Av. Fethi Güzel tarafından akademik standartlarda kaleme alınmıştır.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.