RESMİ METİN

Yakalanan veya tutuklanan kişilerin nakli


Madde 93 – (1) Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

  1. madde, yakalanan veya tutuklanan kişilerin naklinde kelepçe takılmasının koşullarını düzenler. Kelepçe, kişinin hareket özgürlüğünü kısıtlayan ve aynı zamanda onur kırıcı algılanabilen bir araçtır; özellikle henüz hükümlü olmayan (masumiyet karinesinden yararlanan) bir kişiye kelepçe takılması, insan onuru bakımından hassastır. Bu nedenle madde, kelepçe takmayı kural değil, istisna olarak düzenler ve yalnız belirli somut tehlike belirtileri varsa mümkün kılar. Hüküm, güvenlik ihtiyacı ile insan onuru ve masumiyet karinesi arasında ölçülü bir denge kurar.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kelepçe Takmanın Koşulları

Nakledilen kişiye kelepçe, ancak şu belirtilerin varlığında takılabilir: (i) kaçacaklarına ilişkin belirti; (ii) kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirti. "Belirtilerin varlığı" ifadesi önemlidir: Kelepçe otomatik/rutin bir uygulama değildir; somut olayda kaçma veya tehlike belirtisi bulunmalıdır. Hiçbir belirti yokken kelepçe takılması, ölçüsüz ve onur kırıcı bir müdahale oluşturur.

2.2. İstisna Niteliği ve Ölçülülük

Maddenin yapısı, kelepçeyi istisnaî bir tedbir olarak konumlandırır. Bu, ölçülülük ilkesinin (gereklilik) bir uygulamasıdır: Güvenlik amacı, ancak somut bir tehlike varsa ve başka türlü sağlanamıyorsa kelepçeyle desteklenir. Kişinin masumiyet karinesinden yararlandığı da gözetilmelidir.

3. Sistematik İlişkiler

  • CMK m. 90-91 — Yakalama ve gözaltı; nakil bu tedbirlerin uygulanması sırasında olur.
  • CMK m. 100 vd. — Tutuklama; tutuklunun nakli.
  • Anayasa m. 17 — Kişinin maddî-manevî varlığı ve onuru.
  • AİHS m. 3 — Onur kırıcı muamele yasağı; ölçüsüz kelepçenin değerlendirileceği çerçeve.
  • Masumiyet karinesi (Anayasa m. 38, AİHS m. 6/2) — Hükümlü olmayan kişinin korunması.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin, doğrulanmış güncel bir Yargıtay (CGK / ilgili Ceza Dairesi) kararı künyesi bu çalışmada temin edilememiştir. Mevcut otomatik tarama altyapısı yalnızca hukuk dairelerini sorgulayabildiğinden ceza dairesi kararlarına erişilememiş; kullanıcı tarafından sağlanan ek karar da bulunmamaktadır. Künye uydurmaktan kaçınmak akademik dürüstlüğün gereğidir.

Uygulamada, kelepçenin somut kaçma/tehlike belirtisi olmadan rutin biçimde takılması, ölçüsüz ve onur kırıcı bir müdahale olarak eleştirilir; özellikle kamuya teşhir edici biçimde kelepçeli görüntü, masumiyet karinesi bakımından sorunludur.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Daha önce kaçma girişiminde bulunmuş, tehlikeli bir sanık nakledilecektir.

Hukuki analiz: Kaçma ve tehlike belirtileri bulunduğundan kelepçe takılabilir (m. 93); tedbir somut belirtiye dayanır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Hiçbir kaçma/tehlike belirtisi olmayan bir kişiye rutin olarak kelepçe takılır.

Hukuki analiz: Belirti yokken kelepçe takılması maddenin koşulunu karşılamaz (m. 93); ölçüsüz ve onur kırıcı bir müdahale oluşturabilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Koşul: Kaçma veya hayat/beden bütünlüğü tehlikesi belirtisi.
  • Nitelik: Kelepçe kural değil, istisnadır.
  • Ölçülülük: Somut belirti yoksa takılamaz.

7. Eleştirel Değerlendirme

  1. madde, kelepçe takmayı somut tehlike belirtilerine bağlayarak, güvenlik ihtiyacı ile insan onuru ve masumiyet karinesi arasında ölçülü bir denge kuran isabetli bir hükümdür. Kelepçenin istisna olarak düzenlenmesi, hükümlü olmayan kişilerin gereksiz yere onur kırıcı bir muameleye maruz kalmasını önler. Kanaatimizce maddenin uygulamadaki kritik noktası, "belirtilerin varlığı" koşulunun gerçekten somut olayda aranması; kelepçenin rutin/otomatik bir uygulamaya dönüşmemesidir. Ayrıca, kelepçeli kişinin kamuya teşhir edilmemesi de masumiyet karinesinin korunması açısından önemlidir. Doğru uygulandığında madde, güvenlik ile onur arasında dengeli bir çözüm sunar.

Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Ceza muhakemesi hukuku öğretisinin genel kabul görmüş yaklaşımlarına atıfsız genel ifadelerle başvurulmuştur; bu kanun için onaylı yazar listesi bulunmadığından spesifik yazar/eser/sayfa atfı yapılmamıştır.
  • Yargıtay kararları: Maddeye özgü doğrulanmış güncel karar temin edilememiştir (bkz. § 4); mevcut tarama altyapısı ceza dairelerini kapsamamaktadır.
  • Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 93; sistematik ilişkilerde m. 90-91, m. 100 vd., Anayasa m. 17 ve m. 38, AİHS m. 3 ve m. 6/2.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.

Görüş: Kelepçenin yalnız somut kaçma/tehlike belirtisi hâlinde takılabilmesi; güvenlik ile insan onuru ve masumiyet karinesini dengeleyen, kelepçeyi istisna kılan isabetli bir düzenlemedir.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir. Yeni Yargıtay İBK/CGK kararları veya kanun değişiklikleri sonrası revize edilebilir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.