RESMİ METİN

Tanıkların çağrılması


Madde 43 – (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir. 3

yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır. (2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz. (3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir. (4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir. (5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

  1. madde, "Tanıklık, Bilirkişi İncelemesi ve Keşif" başlıklı üçüncü kısmın açılış hükmü olarak, tanıkların mahkeme/savcılık önüne nasıl çağrılacağını düzenler. Tanık, ceza muhakemesinde maddî gerçeğin ortaya çıkarılmasında başvurulan en eski ve en yaygın delil türlerinden biridir; beş duyusuyla bir olay hakkında bilgi edinmiş üçüncü kişinin, bu bilgisini muhakeme makamı önünde aktarmasıdır. Ancak tanıklık aynı zamanda bir kamu yükümlülüğüdür: Kural olarak herkes, kendisine düşen tanıklık görevini yerine getirmek zorundadır. İşte 43. madde, bu yükümlülüğün ilk halkasını, yani tanığın usulüne uygun biçimde muhakeme makamı önüne davet edilmesini düzenler. Çağrının usulüne uygun yapılması, hem tanığın gelmemesi hâlinde uygulanacak yaptırımların (m. 44) meşruiyeti hem de tanık beyanının hukuka uygun bir delil olarak değerlendirilebilmesi bakımından kritik önemdedir.

Madde, çağrı usulünü temel bir biçim şartına (çağrı kâğıdı) bağlamakla birlikte, çağdaş iletişim araçlarına ve aciliyet hâllerine de yer vererek esneklik tanır; ayrıca devletin en üst makamı olan Cumhurbaşkanı bakımından özel bir istisna öngörür. Böylece tek bir maddede hem genel kural, hem teknolojik kolaylık, hem de protokol gereği özel hâl bir arada düzenlenmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Çağrı Kâğıdı ve Gelmemenin Sonuçlarının Bildirilmesi (Fıkra 1)

Tanıklar, kural olarak çağrı kâğıdı (davetiye) ile çağrılır. Çağrı kâğıdının iki temel işlevi vardır: Birincisi, tanığa nerede ve ne zaman hazır bulunması gerektiğini resmen bildirmek; ikincisi ve daha önemlisi, gelmemenin sonuçlarını (zorla getirme, gider sorumluluğu — m. 44) ihtar etmektir. Bu ihtar, tanığın yükümlülüğünün ağırlığını ve ihmalin doğuracağı yaptırımları önceden bilmesini sağlar; aynı zamanda gelmeyen tanığa uygulanacak zorlama tedbirlerinin hukukî dayanağını oluşturur. Sonuçları bildirilmemiş bir çağrıya uyulmamasının, çağrı kâğıdına bağlanan yaptırımları doğurmayacağı kabul edilir.

Fıkra ayrıca, tutuklu işlerde tanıklar bakımından doğrudan zorla getirme kararı verilebilmesine imkân tanır. Tutuklu işlerin niteliği gereği yargılamanın hızlandırılması ve gecikmenin tutukluluk süresini uzatmaması amacıyla, bu hâllerde olağan çağrı beklenmeksizin daha etkili bir araç olan zorla getirmeye başvurulabilir. Zorla getirme kararının yazısında bu yola başvurma nedenleri gösterilir; bu da tedbirin keyfî değil, gerekçeli olmasını güvence altına alır.

2.2. Alternatif İletişim Araçlarıyla Çağrı (Fıkra 2)

Çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılarak da yapılabilir. Bu, yargılamanın hızlandırılmasına ve pratik kolaylığa hizmet eden çağdaş bir düzenlemedir. Ancak fıkra önemli bir sınır koyar: Bu araçlarla yapılan çağrıya çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar (zorla getirme, gider sorumluluğu) uygulanmaz. Bunun nedeni, alternatif araçların çağrı kâğıdı kadar güvenilir bir tebliğ/bildirim güvencesi sağlamamasıdır; tanığın çağrıyı gerçekten alıp almadığı her zaman kesin biçimde belgelenemeyebilir. Dolayısıyla bu yol, gönüllü/pratik bir davet niteliği taşır; yaptırım uygulanabilmesi için usulüne uygun çağrı kâğıdı şarttır.

2.3. Duruşmada Hazır Bulundurma Emri (Fıkra 3)

Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenmesi gerekli görülen tanıkların belirlenen gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir. Bu, yargılamanın akışı içinde aciliyet taşıyan durumlar için öngörülmüş, çağrı kâğıdı usulünden daha hızlı işleyen bir mekanizmadır; özellikle birbirine bağlı tanık beyanlarının kesintisiz alınması gibi ihtiyaçlara cevap verir.

2.4. Cumhurbaşkanının Tanıklıktan Çekinmesi (Fıkra 4)

Fıkra, Cumhurbaşkanı bakımından özel bir istisna getirir: Cumhurbaşkanı, kendi takdiriyle tanıklıktan çekinebilir. Bu, devletin en üst makamının konumu ve görevinin sürekliliğiyle ilgili protokoler/anayasal bir ayrıcalıktır. Cumhurbaşkanı tanıklık yapmayı isterse, beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir. Böylece tanıklık görevini ifa etmek istediğinde, bunun makamın gerekleriyle bağdaşır bir biçimde yapılması sağlanır. Bu istisna, tanıklığın genel zorunluluk niteliğinin tek istisnalarından biri olması bakımından dikkat çekicidir.

2.5. Maddenin Uygulama Alanı (Fıkra 5)

Madde hükümleri, ancak kişinin Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi hâlinde uygulanır. Bu fıkra, çağrı ve zorlama kurallarının kapsamını yargısal/adli mercilerle sınırlar; yargı dışı ortamlarda yapılan görüşmeler bu rejime tabi değildir. Böylece tanıklığa ilişkin güvence ve yaptırımların, yalnızca usulî değeri olan resmî dinlemelerde devreye gireceği netleştirilir.

3. Sistematik İlişkiler

  • CMK m. 44 — Çağrıya uymayan tanıklara uygulanacak zorla getirme ve gider yaptırımı; 43. maddedeki çağrının doğrudan devamıdır.
  • CMK m. 45-50 — Tanıklıktan çekinme hâlleri (akrabalık, meslek sırrı, kendini suçlama); çağrılan tanığın hangi hâllerde çekinebileceği.
  • CMK m. 52-53 — Tanıkların dinlenmesi usulü ve yemin; çağrı sonrası aşama.
  • CMK m. 145 — Çağrılma usulünün şüpheli/sanık bakımından karşılığı.
  • Anayasa m. 105 — Cumhurbaşkanının konumu; 43/4'teki istisnanın anayasal arka planıyla ilişkilidir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin, doğrulanmış güncel bir Yargıtay (CGK / ilgili Ceza Dairesi) kararı künyesi bu çalışmada temin edilememiştir. Mevcut otomatik tarama altyapısı yalnızca hukuk dairelerini sorgulayabildiğinden ceza dairesi kararlarına erişilememiş; kullanıcı tarafından sağlanan ek karar da bulunmamaktadır. Künye uydurmaktan kaçınmak akademik dürüstlüğün gereğidir.

Uygulamanın genel kabul gören yaklaşımı şu yöndedir: Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları (özellikle zorla getirme ihtarı) gösterilmemişse, gelmeyen tanığa bu yaptırımlar uygulanamaz; telefon/e-posta gibi araçlarla yapılan çağrıya uyulmaması da yaptırım doğurmaz. Ayrıca tanığın hiç veya usulüne uygun çağrılmadan beyanına dayanılması ya da dinlenmesi gerekli tanığın dinlenmemesi, eksik soruşturma/kovuşturma niteliğinde değerlendirilebilir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Mahkeme, bir tanığı yalnızca telefonla arayarak duruşmaya çağırır; tanık gelmez.

Hukuki analiz: Telefonla çağrıya çağrı kâğıdının sonuçları bağlanmaz (m. 43/2); bu nedenle gelmeyen tanığa zorla getirme veya gider yaptırımı uygulanamaz. Yaptırım için usulüne uygun çağrı kâğıdı (gelmemenin sonuçlarını içeren) tebliğ edilmelidir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Tutuklu sanıklı bir davada, dava sonucunu doğrudan etkileyecek görgü tanığının ivedilikle dinlenmesi gerekmektedir.

Hukuki analiz: Tutuklu işlerde tanık için doğrudan zorla getirme kararı verilebilir (m. 43/1); kararın yazısında bu yola başvurma nedenleri gösterilir.

Olay 3 (kurmaca senaryo): Bir davada Cumhurbaşkanının tanıklığına başvurulmak istenmektedir.

Hukuki analiz: Cumhurbaşkanı kendi takdiriyle tanıklıktan çekinebilir (m. 43/4); tanıklık yapmak isterse beyanı konutunda alınabilir veya yazılı olarak gönderilebilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Asıl usul: Çağrı kâğıdı + gelmemenin sonuçlarının ihtarı; yaptırımların ön koşuludur.
  • Tutuklu işler: Doğrudan zorla getirme mümkün; nedenleri yazıda gösterilir.
  • Alternatif araçlar: Telefon/telgraf/faks/e-posta ile çağrı mümkün ama yaptırım doğurmaz.
  • Aciliyet: Duruşma sırasında hazır bulundurma yazılı emirle istenebilir.
  • Cumhurbaşkanı: Takdiriyle çekinebilir; isterse konutta/yazılı beyan.
  • Kapsam: Yalnız savcı/hâkim/mahkeme önündeki tanıklık.

7. Eleştirel Değerlendirme

  1. madde, tanıklık yükümlülüğünün işletilmesi ile tanığın hukukî güvenceleri arasında dengeli ve isabetli bir çerçeve kurar. Çağrı kâğıdı usulünü esas alıp gelmemenin sonuçlarının ihtarını şart koşması, yaptırımların öngörülebilirliğini ve meşruiyetini güvence altına alır; kimse, sonuçlarını bilmediği bir çağrıya uymadığı için cezalandırılamaz. Alternatif iletişim araçlarına izin verilmesi yargılamayı hızlandırırken, bunlara yaptırım bağlanmaması, güvenilir tebliğ ilkesini koruyan yerinde bir sınırlamadır. Tutuklu işlerde doğrudan zorla getirme imkânı, tutukluluğun gereksiz uzamaması ve yargılamanın makul sürede tamamlanması amacına hizmet eder.

Cumhurbaşkanına tanınan çekinme ayrıcalığı ise, herkesin tanıklıkla yükümlü olduğu ilkesinin istisnası olarak tartışmaya açıktır; ancak devletin en üst makamının görevinin sürekliliği ve protokoler konumu gözetildiğinde, kişiye değil makama bağlı, sınırlı ve gerekçesi anlaşılabilir bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Kanaatimizce maddenin en güçlü yönü, çağrı usulünü tanığın bilgilenme hakkı temelinde kurgulaması; geliştirilmeye açık yönü ise, alternatif iletişim araçlarının güvenilir biçimde belgelenebildiği teknik altyapı geliştikçe, bunlara da kademeli olarak hukukî sonuç bağlanmasının önünün açılabilmesidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Ceza muhakemesi hukuku öğretisinin genel kabul görmüş yaklaşımlarına atıfsız genel ifadelerle başvurulmuştur; bu kanun için onaylı yazar listesi bulunmadığından spesifik yazar/eser/sayfa atfı yapılmamıştır.
  • Yargıtay kararları: Maddeye özgü doğrulanmış güncel karar temin edilememiştir (bkz. § 4); mevcut tarama altyapısı ceza dairelerini kapsamamaktadır.
  • Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 43; sistematik ilişkilerde m. 44, m. 45-50, m. 52-53, m. 145 ve Anayasa m. 105.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.

Görüş: Çağrı usulünün tanığın bilgilenme hakkı temelinde kurgulanması ve yaptırımların yalnız usulüne uygun çağrı kâğıdına bağlanması, öngörülebilirliği ve meşruiyeti koruyan isabetli bir tercihtir.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir. Yeni Yargıtay İBK/CGK kararları veya kanun değişiklikleri sonrası revize edilebilir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.