RESMİ METİN

yasaklanma54


Madde 151 – (1) 150 nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir. (2) Eğer yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa oturum ertelenir. Bu madde başlığı " Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem" iken 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 54

(3) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) 149 uncu maddeye göre seçilen veya 150 nci maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve 314 üncü maddesinde sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten yasaklanabilir.5556 (4) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, hâkim veya mahkeme tarafından gecikmeksizin karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam ettirir. Müdafilik görevinden yasaklama kararı, kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere, bir yıl süre ile verilebilir. Ancak, kovuşturmanın niteliği itibariyle bu süreler altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilir. Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar.5758 (5) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Görevden yasaklama kararı, şüpheli, sanık veya hükümlü ile yeni bir müdafi görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir.59 (6) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Müdafi veya vekil görevden yasaklanmış bulunduğu sürece başka davalarla ilgili olsa bile müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda veya tutukevinde ziyaret edemez.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

  1. madde iki konuyu düzenler: (i) görevlendirilen müdafiin görevini yapmaması hâlinde savunmanın sürekliliğinin sağlanması; (ii) belirli ağır suçlardan (örgüt/terör) yargılanan kişilerin müdafiliğini üstlenen, kendisi de bu suçlardan kovuşturulan avukatın müdafilikten yasaklanması. İlk konu, savunmanın kesintisiz ve etkili yürümesini güvence altına alır; ikincisi ise, savunma hakkı ile savunmanın suç örgütünün bir aracına dönüşmemesi arasında hassas bir denge kurmaya çalışan, tartışmalı bir düzenlemedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Müdafiin Görevini Yapmaması (Fıkra 1-2)

Görevlendirilen müdafi duruşmada hazır bulunmaz, vakitsiz çekilir veya görevden kaçınırsa, hâkim/mahkeme derhâl başka müdafi görevlendirir; oturuma ara verebilir veya erteleyebilir. Yeni müdafi savunmayı hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa oturum ertelenir. Bu, savunmanın kesintisiz sürmesini ve yeni müdafiin etkili savunma için hazırlanma imkânını (savunma hakkının gereği) güvence altına alır.

2.2. Müdafilikten Yasaklama (Fıkra 3-6)

TCK 220 ve 314'teki suçlar ile terör suçlarından şüpheli/sanık/hükümlü olanların müdafiliğini üstlenen avukat, kendisi de bu suçlardan kovuşturuluyorsa, müdafilik/vekillikten yasaklanabilir. Savcının talebi üzerine hâkim/mahkeme karar verir; karara itiraz edilebilir. Yasaklama, kovuşturma konusu suçla sınırlı, bir yıl (en fazla iki kez altışar ay uzatma) süreyle verilir; KYOK veya mahkûmiyet dışı karar hâlinde kendiliğinden kalkar. Yasaklanan avukat, başka davalarla ilgili olsa bile, müdafiliğini üstlendiği kişiyi infaz kurumunda/tutukevinde ziyaret edemez.

Bu düzenleme, savunmanın bir suç örgütüyle irtibat/talimat aracına dönüşmesi endişesine dayanır; ancak savunma hakkına ciddi bir müdahale oluşturduğundan, yargısal karar, itiraz, süre sınırı ve kovuşturma sona erince otomatik kalkma gibi güvencelerle çerçevelenmiştir.

3. Sistematik İlişkiler

  • CMK m. 149-150 — Müdafi seçimi ve zorunlu müdafilik; 151 görevin yerine getirilmemesini/yasaklamayı düzenler.
  • CMK m. 154 — Müdafiyle görüşmenin gizliliği.
  • TCK m. 220, 314 — Örgüt/silahlı örgüt suçları; yasaklamanın kapsamı.
  • Anayasa m. 36 — Savunma hakkı; AİHS m. 6/3-c müdafi hakkı.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin, doğrulanmış güncel bir Yargıtay (CGK / ilgili Ceza Dairesi) kararı künyesi bu çalışmada temin edilememiştir. Mevcut otomatik tarama altyapısı yalnızca hukuk dairelerini sorgulayabildiğinden ceza dairesi kararlarına erişilememiş; kullanıcı tarafından sağlanan ek karar da bulunmamaktadır. Künye uydurmaktan kaçınmak akademik dürüstlüğün gereğidir.

Uygulamada, müdafiin görevini yapmaması hâlinde savunmanın kesintisizliğinin sağlanması; müdafilikten yasaklamanın ise dar koşullarla, yargısal kararla ve güvencelerle (itiraz, süre, otomatik kalkma) uygulanması esastır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Görevlendirilen müdafi duruşmaya gelmez.

Hukuki analiz: Hâkim/mahkeme derhâl başka müdafi görevlendirir; yeni müdafi hazırlık için yeterli zaman olmadığını belirtirse oturum ertelenir (m. 151/1-2); savunmanın kesintisizliği ve etkililiği korunur.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Terör suçundan yargılanan sanığın müdafii, kendisi de aynı tür suçtan kovuşturulmaktadır.

Hukuki analiz: Savcının talebiyle hâkim/mahkeme, avukatı müdafilikten yasaklayabilir (m. 151/3); karara itiraz edilebilir, KYOK/mahkûmiyet dışı kararla yasaklama kendiliğinden kalkar.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Görevini yapmama: Derhâl yeni müdafi; gerekirse oturum ertelenir (hazırlık için).
  • Yasaklama: Örgüt/terör suçlarında, müdafi de kovuşturuluyorsa; yargısal karar, itiraz açık.
  • Süre: Bir yıl (+ en fazla iki kez 6 ay); KYOK/mahkûmiyet dışı kararda otomatik kalkar.

7. Eleştirel Değerlendirme

  1. maddenin iki düzenlemesi farklı değerlendirmeyi gerektirir. Müdafiin görevini yapmaması hâlinde savunmanın kesintisizliğinin sağlanması ve yeni müdafiye hazırlık süresi tanınması, savunma hakkının etkililiğini koruyan isabetli kurallardır.

Müdafilikten yasaklama ise daha tartışmalıdır. Düzenleme, savunmanın bir suç örgütüyle irtibat/talimat aracına dönüşmesi endişesine dayanır ve bu endişe meşru bir temele sahip olabilir. Ancak müdafilikten yasaklama, savunma hakkına ve avukatın mesleğini icra özgürlüğüne ciddi bir müdahaledir; kötüye kullanıldığında, sanığın güvendiği avukattan mahrum bırakılması ve savunmanın zayıflatılması sonucunu doğurabilir. Kanaatimizce, kanun koyucunun getirdiği güvenceler (yalnız avukatın kendisinin de aynı tür suçtan kovuşturulması şartı, yargısal karar, itiraz, süre sınırı, kovuşturma olumsuz sonuçlanınca otomatik kalkma) bu riski sınırlamaya çalışsa da, yasaklamanın dar ve istisnaî yorumlanması esastır. Avukatın yalnızca belirli bir suçtan müdafilik yapması, kendisinin suçlu olduğu anlamına gelmez; bu nedenle yasaklama, somut ve ciddi bir irtibat/kötüye kullanma tehlikesine dayanmalı, savunma hakkını zayıflatmanın aracı hâline gelmemelidir. Madde, bu hassas dengenin titizlikle gözetilmesi koşuluyla uygulanmalıdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Ceza muhakemesi hukuku öğretisinin genel kabul görmüş yaklaşımlarına (savunma hakkı, müdafilik) atıfsız genel ifadelerle başvurulmuştur; bu kanun için onaylı yazar listesi bulunmadığından spesifik yazar/eser/sayfa atfı yapılmamıştır.
  • Yargıtay kararları: Maddeye özgü doğrulanmış güncel karar temin edilememiştir (bkz. § 4); mevcut tarama altyapısı ceza dairelerini kapsamamaktadır.
  • Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 151 (2005/5353 değişikliği dâhil); sistematik ilişkilerde m. 149-150, m. 154, 5237 sayılı TCK m. 220, m. 314, Anayasa m. 36, AİHS m. 6/3-c.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.

Görüş: Müdafiin görevini yapmamasında savunmanın kesintisizliği isabetlidir. Müdafilikten yasaklama ise savunma hakkına ciddi müdahale olduğundan dar ve istisnaî yorumlanmalı; avukatın yalnız belirli suçtan müdafilik yapması suçluluğu göstermediğinden, yasaklama somut/ciddi bir kötüye kullanma tehlikesine dayanmalıdır.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir. Yeni Yargıtay İBK/CGK kararları veya kanun değişiklikleri sonrası revize edilebilir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.