RESMİ METİN

Tedbirlere uymama


Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir. (2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

  1. madde, adlî kontrol tedbirine uyulmamasının yaptırımını düzenler. Adlî kontrolün tutuklamaya etkili bir alternatif olabilmesi, ancak ihlali hâlinde caydırıcı bir sonucun bulunmasıyla mümkündür; yükümlülüklere uyulmaması yaptırımsız kalsaydı, adlî kontrol işlevsiz bir tedbire dönüşürdü. Madde, adlî kontrolü isteyerek ihlal eden kişi hakkında, hükmedilebilecek ceza ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilmesini öngörerek, adlî kontrolün ciddiyetini ve etkinliğini güvence altına alır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İhlalde Tutuklama (Fıkra 1)

Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli/sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. "İsteyerek" (kasten) ifadesi önemlidir: Mücbir sebeple veya kusursuz biçimde yükümlülüğe uyamama değil, bilinçli ihlal yaptırıma yol açar. "Hapis cezasının süresi ne olursa olsun" ifadesi de dikkat çekicidir: Normalde tutuklama yasağı bulunan hafif suçlarda (m. 100/4) dahi, adlî kontrolü ihlal eden kişi tutuklanabilir; bu, adlî kontrole uymanın bir "güven" ilişkisi olduğunu ve ihlalin bu güveni bozduğunu gösterir.

2.2. Azamî Süre Sonrası Adlî Kontrolün İhlali (Fıkra 2 — 2016 eki)

Azamî tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adlî kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de tutuklama uygulanabilir; ancak bu durumda tutuklama süresi, ağır ceza işlerinde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz. Bu, azamî süre dolduktan sonra adlî kontrole geçilmiş kişinin ihlali hâlinde, tutuklamanın sınırlı bir süreyle mümkün olmasını sağlar; azamî sürenin tümüyle dolanması mantığını korur.

3. Sistematik İlişkiler

  • CMK m. 109-111 — Adlî kontrol; 112. madde ihlalin yaptırımını düzenler.
  • CMK m. 100 — Tutuklama nedenleri; ihlal hâlinde tutuklama (100/4 yasağı dahi aşılabilir).
  • CMK m. 102 — Azamî tutukluluk süreleri; 112/2 ile bağlantılı.
  • Anayasa m. 19 — Kişi özgürlüğü; tutuklamanın sınırı.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin, doğrulanmış güncel bir Yargıtay (CGK / ilgili Ceza Dairesi) kararı künyesi bu çalışmada temin edilememiştir. Mevcut otomatik tarama altyapısı yalnızca hukuk dairelerini sorgulayabildiğinden ceza dairesi kararlarına erişilememiş; kullanıcı tarafından sağlanan ek karar da bulunmamaktadır. Künye uydurmaktan kaçınmak akademik dürüstlüğün gereğidir.

Uygulamada, adlî kontrol ihlalinin isteyerek (kasten) olması; kusursuz/mücbir sebeple uyamamanın tutuklamaya yol açmaması esastır. İhlal hâlinde tutuklama da, somut değerlendirmeyle ve ölçülülük gözetilerek verilmelidir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Yurt dışı çıkış yasağı bulunan sanık, kasten yurt dışına çıkmaya teşebbüs eder.

Hukuki analiz: Adlî kontrolü isteyerek ihlal ettiğinden, hükmedilebilecek ceza ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilir (m. 112/1).

Olay 2 (kurmaca senaryo): İmza yükümlülüğü olan kişi, ağır hastalık nedeniyle imzaya gelemez.

Hukuki analiz: İhlal "isteyerek" olmadığından (kusursuz/mücbir sebep), 112. madde uyarınca tutuklama gündeme gelmemelidir; yaptırım yalnız bilinçli ihlale bağlıdır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Koşul: Adlî kontrolün isteyerek ihlali.
  • Yaptırım: Ceza süresi ne olursa olsun tutuklama (100/4 yasağı dahi aşılabilir).
  • Azamî süre sonrası ihlal: Tutuklama ağır ceza işlerinde en çok 9 ay, diğerlerinde 2 ay.

7. Eleştirel Değerlendirme

  1. madde, adlî kontrolün tutuklamaya etkili bir alternatif olabilmesi için gerekli olan caydırıcı yaptırımı sağlayan, sistematik açıdan zorunlu bir hükümdür. Adlî kontrolün ihlali yaptırımsız kalsaydı, bu tedbir işlevsizleşir ve hâkimler güven duymadıkları için tutuklamaya yönelirdi; dolayısıyla ihlalde tutuklama imkânı, paradoksal biçimde adlî kontrolün (ve böylece kişi özgürlüğünün) korunmasına hizmet eder. "İsteyerek" ihlal şartı, kusursuz uyamamanın cezalandırılmasını önleyen önemli bir güvencedir.

Bununla birlikte, kanaatimizce maddenin uygulamadaki hassas noktası, "hapis cezasının süresi ne olursa olsun tutuklama" imkânının ölçülülükle dengelenmesidir: Hafif bir adlî kontrol ihlalinin (örneğin bir imzaya gelmemenin) otomatik olarak ağır bir tutuklamayla sonuçlanması orantısız olabilir. Bu nedenle, ihlalin gerçekten kasten olup olmadığı ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığı her olayda somut biçimde değerlendirilmelidir. İhlal yaptırımı, adlî kontrolün ciddiyetini korurken, orantısız bir cezalandırmaya dönüşmemelidir. Madde, bu denge gözetilerek uygulandığında, adlî kontrol sisteminin işlerliğini güvence altına alan dengeli bir hüküm olur.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Ceza muhakemesi hukuku öğretisinin genel kabul görmüş yaklaşımlarına atıfsız genel ifadelerle başvurulmuştur; bu kanun için onaylı yazar listesi bulunmadığından spesifik yazar/eser/sayfa atfı yapılmamıştır.
  • Yargıtay kararları: Maddeye özgü doğrulanmış güncel karar temin edilememiştir (bkz. § 4); mevcut tarama altyapısı ceza dairelerini kapsamamaktadır.
  • Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 112 (2016/6763, 2020/7242 değişiklikleri); sistematik ilişkilerde m. 100, m. 102, m. 109-111 ve Anayasa m. 19.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.

Görüş: Adlî kontrolün isteyerek ihlalinde tutuklama yaptırımı, paradoksal biçimde adlî kontrolün etkinliğini ve dolayısıyla kişi özgürlüğünü korur; ancak ihlalin kasten olup olmadığı ve tutuklamanın ölçülülüğü her olayda somut değerlendirilmeli, orantısız bir cezalandırmaya dönüşmemelidir.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir. Yeni Yargıtay İBK/CGK kararları veya kanun değişiklikleri sonrası revize edilebilir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.