Av. Fethi Güzel

bk · BK 133

BK 133 — BK Madde 133 (BK m. 133)

Arama adları: BK 133 · BK madde 133 · BK m. 133 · BK m 133 — resmî metin ve akademik şerh: Av. Fethi Güzel Hukuk Portalı.

Resmî metin — BK Madde 133

Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler

---

Madde 133 — Faaliyet izni kaldırılan bankaların tasfiyelerinin tamamlanması ancak
iflas veya tasfiye masa alacaklarının tahsil edilememiş olması hâlinde, bankanın
sorumlulukları tespit edilen ortakları, yönetim kurulu eski üyeleri ve denetçileri aleyhine
varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın tazmini için tasfiyenin
tamamlanmasını müteakip beş yıl içinde Fon tarafından dava açılabilir.
Fon bankalarının hisselerinin üçüncü kişilere devir veya intikali hâlinde banka
tarafından, bankanın eski ortakları, yöneticileri ve denetçileri hakkında açılmış olan dava ve
takiplere Fon tarafından kanunî halef sıfatıyla kaldığı yerden devam olunur. Bu dava ve
takipler sonucunda hükmolunacak tutarlar Fona ait olur. Bu bankaların başka bir bankaya
devredilmesi ya da başka bir banka ile birleşmesi, hisselerinin üçüncü kişilere devredilmesi ya
da tasfiyelerine karar verilmesi hâlinde, bu işlemlerin tamamlanmasını takip eden beş yıl
içinde bankanın sorumlulukları tespit edilen yönetim kurulu eski üyeleri ve eski denetçileri
aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın Fon adına tazmini
istemi ile Fon tarafından dava açılabilir. Dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı
olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer.
Bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanunî halef sıfatıyla takip
edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekâlet ücreti maktu olarak belirlenir.
Fonun alacaklarının tahsiline ilişkin diğer yetkiler

Madde 134 — Fon, alacağının tahsili bakımından yarar görmesi hâlinde ve Fona
borçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın, Fon bankalarının;
a) Yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinin,
b) Hâkim ortağı olan tüzel kişilerin,
c) Gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerin,
d) Yukarıda sayılan kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para,
mal veya hak edinen şirketlerin ortaklarının,
Bu maddede belirtilen şirketlerde sahip oldukları hisselerinin tamamına ve/veya bir
kısmına ilişkin temettü hariç ortaklık hakları ile bu şirketlerin yönetim ve denetimini devralmaya
ve şirket ana sözleşmesinde belirlenen yönetim, müdürler ve denetim kurulu üyelerinin sayılarıyla
bağlı kalmaksızın ve imtiyazlı hisselere dayanılarak atanıp atanmadıklarına bakılmaksızın
görevden almak ve/veya üye sayısını artırmak ve/veya eksiltmek suretiyle bu kurullara üye
atamaya yetkilidir.
Doğrudan ya da dolaylı olarak Fonun yönetim ve denetimini devraldığı bankaların
veya şirketlerin ve/veya bu madde uyarınca yönetimini ve denetimini devir aldığı şirketlerin
ve Fon iştiraklerinin ortak sayısının, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel kanunlarda
belirtilen zorunlu ortak sayısının altına düşmesi hâlinde tüzel kişiliklerine halel gelmez.
Fonun yönetim ve denetimine sahip olduğu şirketlerin ve/veya bu fıkra uyarınca
yönetimini ve denetimini devir aldığı şirketlerin, Fon tarafından atanan yönetim ve denetim
kurulu üyeleri ve müdürleri ile Fonun atadığı bu yöneticiler tarafından şirketi temsil ve ilzam
ile yetkili kılınan genel müdür, genel müdür yardımcısı ve müdür gibi şirket çalışanları veya
Fon, bu fıkrada sayılan gerçek veya tüzel kişilere ait şirket hisselerinin ve/veya bu
şirketlerdeki lisans, ruhsat, 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi
hükmü kapsamında geçici frekans ve kanal kullanımı ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan
hakları dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıklarının ve/veya bu hisselerle orantılı
aktiflerinin satışını gerçekleştirmeye ve bu satışlardan elde edilen tutarları Fon alacaklarına
mahsup etmeye veya şirketlerin kamu borçları ve/veya Sosyal Sigortalar Kurumuna borçları
ile sair borçlarını ödemede kullanmaya ve bu işlemler ile ilgili kararlar almaya 6762 sayılı
Türk Ticaret Kanununun 324 üncü maddesi ile bağlı kalmaksızın yetkilidirler.
Bu şirket ve iştiraklerin yüzde kırkdokuzundan fazlası ile bunlara ait her türlü mal, hak
ve varlıklar, gayrimenkullerle ilgili özel kanunlarındaki kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla
yabancı gerçek ve tüzel kişilere satılabilir.
Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz
sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki
sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadi değeri olmayanlar da dâhil olmak üzere diğer
tüm hak ve varlıklar ile bunlarla bağlantılı finansal kiralama sözleşmeleri ve bu sözleşmelere
konu varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini
sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden

fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para
birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları
ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu
ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu
şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş
dönem borçlarını; ticari ve iktisadi bütünlük içinde yer alan mal, hak ve/veya varlıklar ile ilgili
olması veya ticari ve iktisadi bütünlüğün değerinin korunması için gerekli veya değerini artırır
mahiyette olması, taraflarca borç miktarının tespitinde mutabakata varılmış olması, varlıkları
ticari ve iktisadi bütünlük satışına konu edilen tarafça bahsi geçen mutabakattan sonra Fona
müracaat edilmesi ve işlemlerin en geç Fon Kurulunun ihaleyi onay tarihine kadar tekemmül
ettirilmesi şartıyla öncelikli olarak ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon
Kurulu yetkilidir. (Ek cümle:26/5/2022-7407/9 md.) Bu şartlara uygun olmayan müracaatlar
Fon tarafından işleme alınmaz. Fon Kurulu, satış kararıyla birlikte, bu satışı gerçekleştirmek
üzere en az üç kişiden oluşan bir satış komisyonu oluşturur ve başkanını belirler. Satış
komisyonu, toplam üye sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplam üye sayısının salt
çoğunluğu ile karar alır. Ticarî ve iktisadî bütünlüğün muhammen bedeli, satış komisyonu
tarafından, uzman gerçek veya tüzel kişilerin kıymet takdiri raporu dikkate alınarak, daha önce
bütünlüğü oluşturan varlıkların ayrı ayrı kıymet takdirlerinin yapılmış olması ile bağlı
olmaksızın düzenlenecek rapor çerçevesinde Fon Kurulu tarafından belirlenir. Ticarî ve iktisadî
bütünlük oluşturan mahcuzlar üzerinde birden fazla kişinin aynî veya şahsî hakkının bulunması
veya bunların mülkiyetinin birden fazla kişiye ait olması durumunda, bu mal, hak ve/veya
varlıkların değeri ayrı ayrı tespit edilir. Bu madde hükümleri uyarınca yapılacak satış sürecinde,
satış ilânının Resmî Gazetede yayımlanması ilgililere yapılacak tebliğ hükmündedir. Ticarî ve
iktisadî bütünlük oluşturduğuna karar verilen mahcuzların satışı, kapalı zarf veya açık artırma
usûllerinden biri veya ikisi birlikte uygulanmak suretiyle yapılır. Bundan sonra, Fon Kurulunun
gerekli görmesi hâlinde, ihalelere pazarlık usûlü ile devam edilebilir. Bu usûllerden hangisinin
uygulanacağına, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturan mal, hak ve varlıkların nitelikleri dikkate
alınarak Fon Kurulu tarafından karar verilir. İhale bedelinin dağıtımına esas sıra cetveli satış
komisyonu tarafından düzenlenir ve Resmî Gazetede ilan edilir. (Ek cümle:26/5/2022-7407/9
md.) Sıra cetveline itiraz süresi, sıra cetvelinin Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren 15
gündür. İhalenin sonuçlanması, Fon Kurulunun onayına bağlıdır. Bu hüküm uyarınca yapılan
satışlarla ilgili ihalenin feshi davaları, Fonun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde
görülür. (Değişik son cümle: 31/10/2016-KHK-678/33 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7071/31
md.) Ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturulmasına karar verilmesinden itibaren iki yıl içerisinde
ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturan varlıklar ile ilgili işletmelere ait menkul, gayrimenkul ve
her türlü hak ve alacaklar ile üçüncü kişiler nezdindekiler de dahil nakit varlıklarının imtiyazlı
alacaklılar dâhil üçüncü kişiler tarafından haczi, muhafaza altına alınması ve satışı talep
edilemez, mahcuzların maliklerinin iflasına karar verilemez, finansal kiralama sözleşmelerinin

feshi talep edilemez, işbu sözleşmeler kapsamındaki varlıkların iadesine karar verilemez, ilgili
takyidatlar hakkında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez.59
Yukarıdaki hüküm çerçevesinde telekomünikasyon, enerji, ulaşım, radyo, yazılı ve
görsel medya ve diğer sektörlerdeki, yönetim ve denetimi veya hisseleri Fon tarafından devir
alınan şirketlere tanınmış imtiyaz sözleşmesi, lisans, ruhsat, işletme izni, ön izin, yayın izni,
3984 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi hükmü kapsamında geçici frekans ve kanal
kullanımı ve benzeri izinlerin yeni alıcıları adına devri ve tescili işlemleri, Fonun bildirimi
üzerine ilgili kurum, kuruluş ve üst kurullarca, gerekli bilgi ve belgelerin tamamlanmasını
müteakip başkaca bir işleme gerek kalmaksızın en fazla bir ay içinde tamamlanır.
Bu hüküm uyarınca yapılacak satışlara ilişkin diğer esas ve usûller Fon tarafından
çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.
(Değişik sekizinci fıkra:26/5/2022-7407/9 md.) Gerçek ve tüzel kişilerin sahip
olduğu varlıkların, bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde ticari ve iktisadi bütünlük
kapsamında satışlarından elde edilen bedelden; satış masrafları düşüldükten sonra satış
tarihine kadar tahakkuk etmiş olmak şartıyla sırasıyla, rehinle teminat altına alınmış borçlar,
bütünlük kapsamındaki varlıkların aynından kaynaklanan amme borçları, işbu maddenin
beşinci fıkrasında belirtilen geçmiş dönem borçları, kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik
kuruluşlarına olan 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı
borçları ödendikten sonra kalan kısım, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst
kurullara olan borçlarına garameten taksim edilerek ödenir. Finansal kiralama kapsamındaki
varlıklara ait ekspertiz raporlarına göre ihale bedelinden isabet eden tutar ile finansal kiralama
sözleşmesi kapsamındaki borç tutarından hangisi düşükse o tutar, finansal kiralayana ihale
bedelinden sıra cetvelinin düzenlenmesi ve kesinleşmesi beklenmeksizin öncelikli olarak
ödenerek Fonun bildirimi ile sözleşmeye konu varlıklar ihale alıcısına devredilir. Bu
alacaklılara tamamen ödeme yapıldıktan sonraki bakiye, diğer alacaklılara garameten ödenir.
Bu hükme göre yapılan dağıtım sonrasında bakiye borç kalması; lisans, ruhsat, imtiyaz
sözleşmesi, geçici frekans ve kanal kullanımı ve benzeri hakların devri ve yeni alıcısı
tarafından işletilmesi için gerekli olan ve kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullarca
26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan
“iktisadi değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları” ibaresi “iktisadi değeri
olmayanlar da dâhil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıklar ile bunlarla bağlantılı finansal kiralama
sözleşmeleri ve bu sözleşmelere konu varlıkları” şeklinde ve “mal ve hizmet alımından doğan geçmiş
dönem borçlarını” ibaresi “mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını; ticari ve iktisadi
bütünlük içinde yer alan mal, hak ve/veya varlıklar ile ilgili olması veya ticari ve iktisadi bütünlüğün
değerinin korunması için gerekli veya değerini artırır mahiyette olması, taraflarca borç miktarının
tespitinde mutabakata varılmış olması, varlıkları ticari ve iktisadi bütünlük satışına konu edilen tarafça
bahsi geçen mutabakattan sonra Fona müracaat edilmesi ve işlemlerin en geç Fon Kurulunun ihaleyi
onay tarihine kadar tekemmül ettirilmesi şartıyla öncelikli olarak” şeklinde değiştirilmiş, fıkranın
mevcut onuncu cümlesinde yer alan “düzenlenir” ibaresi “düzenlenir ve Resmî Gazetede ilan edilir”
şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın mevcut onüçüncü cümlesine “maliklerinin iflasına karar verilemez,”
ibaresinden sonra gelmek üzere “finansal kiralama sözleşmelerinin feshi talep edilemez, işbu
sözleşmeler kapsamındaki varlıkların iadesine karar verilemez,” ibaresi eklenmiştir.
59

yapılması gereken devrin tescil ve nakli işlemine engel teşkil etmez.
(Ek fıkra: 8/3/2006-5472/1 md.) Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı
Bankalar Kanununun 15 inci maddesinin (7) numaralı fıkrası ile bu madde kapsamında olan
şirketler ile sermayesinin % 50'sinden fazlasını temsil eden hisselere Fonun, Fon Bankasının
veya Fon iştiraklerinin sahip olduğu şirketler, yönetim kurulları tarafından alacaklılarına ve
borçlularına Fonun belirlediği esaslar çerçevesinde yapılacak ilânı müteakiben düzenlenen
bilançoları esas alınarak Fon Kurulu kararı ile İcra ve İflas Kanunu, Türk Ticaret Kanunu
hükümlerine tabi olmaksızın tasfiye olunur. Tasfiyeye ilişkin Fon Kurulu kararı şirketin infisah
ettirilmesi anlamında olup, bu şirketler Fonun yazılı bildirimi üzerine ilgili sicilden başkaca bir
işleme gerek kalmaksızın terkin olunur. Tasfiye kararı aleyhine ilgililer tarafından açılacak
davalar Fonun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülür. Fon Kurulu tarafından
tasfiyesine karar verilen şirketlerin iflas ve ihyası istenemez. Yapılan ilân neticesinde kayıt
altına alınan alacaklar Fon tarafından bu Kanun, 6183 sayılı Kanun ve İcra ve İflas Kanununun
206 ncı maddesine uygun olarak düzenlenecek sıra cetveli ile tasfiye kararı verilen şirketin
alacaklılarına dağıtılır. Bu madde hükümlerine uygun olarak tasfiye olunan şirketlerin hâkim
ortakları ve yöneticileri ile üçüncü şahıslar aleyhine açılan şahsi sorumluluk, iflas ve alacak
davaları kanunî halef; ceza davaları kanunî müdahil sıfatıyla Fon tarafından devam ettirilir. Bu
davalar sonucunda herhangi bir tahsilat yapılması halinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın
tahsil edilen meblağ düzenlenmiş sıra cetveline uygun olarak dağıtılır. Dağıtım sonrasında
alacağını tamamen alamamış olan alacaklılara talepleri halinde şirketin tasfiye edildiğine ve
dağıtılacak tasfiye bakiyesi bulunmadığına dair bir belge verilir. Bu belge İcra ve İflas
Kanununun 105 inci maddesi hüküm ve sonuçlarını doğurur. Alacaklılara sıra cetveline uygun
olarak yapılacak dağıtım sonrası tasfiye bakiyesi kalması halinde bu bakiye şirket hissedarlarına
hisseleri oranında ödenir. Tasfiyenin usûl ve esasları Fon Kurulu tarafından çıkarılacak
yönetmelikle belirlenir.
Bu Kanunun 71 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi hükmü uyarınca faaliyet
izni kaldırılan veya Fona devredilen bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi
başlatılan bankaların, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen gerçek ve tüzel kişiler ile
gerçek kişilerin kan ve kayın hısımlarının edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere
edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacakların banka kaynağı kullanılmak suretiyle
edinildiği ve/veya edindirildiği kabul edilir. Bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından
edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu madde hükümlerini uygulamaya
Fon yetkilidir. Bu suretle edinildiği ve/veya edindirildiği kabul edilen para, her türlü mal, hak
ve alacaklar üzerinde ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanıldığı tarihten sonra üçüncü
kişilere yapılan satış, devir ve temlik, sınırlı aynî hak tesisi gibi işlemler ile üçüncü kişiler
lehine tesis edilen aynî ve şahsi her türlü hak Fona karşı hüküm ifade etmez. Bu hukuki
işlemlere taraf olan, küllî ve cüz'i halefleri dâhil tüm şahısların, yukarıda belirtilen işlemlerin
gerçekleşmesinden sonra edindikleri ve/veya edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve
alacaklar hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

Yukarıda belirtilen işlemlere taraf olan üçüncü kişiler bankanın faaliyet izninin
kaldırılması veya yönetim ve denetiminin Fona devrinden sonraki işlemler nedeniyle, bu
maddenin birinci fıkrasında sayılan kişiler ise bankanın faaliyet izninin kaldırılması veya
yönetim ve denetiminin Fona devrinden önceki ve/veya sonraki işlemler nedeniyle iyiniyet
iddiasında bulunamazlar. Bankanın faaliyet izninin kaldırılması veya yönetim ve denetiminin
Fona devrinden önce satış, kira, devir ve temlik gibi işlemler ile aynî ve şahsi hak tesisine
ilişkin işlemlere taraf olan üçüncü kişiler iyiniyetli olduklarını kanıtlamak zorundadırlar.
Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan gerçek ve tüzel kişilerin yönetim ve/veya
denetimindeki şirketlerde ve/veya işletmelerinde iş akdine bağlı ve/veya bağlı olmaksızın geçici
veya sürekli olarak istihdam edilen şahısların kurucusu, ortağı, yöneticisi veya denetçisi olduğu
şirketlerin; bir iş akdine bağlı olmaksızın, yukarıda sayılan şahısların vekâleten ve/veya ticarî
mümessil ve/veya ticarî vekil sıfatıyla ve/veya vekâletsiz iş görme hükümleri gibi herhangi bir
hukukî ilişkiye dayanarak geçici ve/veya sürekli olarak temsil eden şahıslar ile temsil ettikleri
gerçek ve/veya tüzel kişilerin; bu fıkrada belirtilen şahıslar dışındaki ve/veya bunlar tarafından
kurulan şirketlere bankacılık mevzuatına ve/veya teamüllerine uyulmadan ve/veya teminatsız
ve/veya yetersiz teminat ile kredi kullandırılan ve/veya genellikle faaliyet yeri olarak aynı adresi
kullanan ve/veya yapılan sözleşmelere cayma hakkı ve/veya borcun nakli gibi hükümler
koymak suretiyle kullandıkları kredileri ve/veya banka kaynaklarını bankanın yönetim ve
denetimini doğrudan ve/veya dolaylı olarak tek başına ve/veya birlikte elinde bulunduran
gerçek ve tüzel kişilere ve/veya bunların ve/veya bankanın iştiraklerine ve/veya doğrudan
veyahut dolaylı bağı bulunan şahıs ve şirketlere yukarıdaki fıkralarda sayılan gerçek veya tüzel
kişilere aktarılmasını sağlayan gerçek veya tüzel kişilerin kullanmış oldukları krediler ve/veya
banka kaynakları bankanın yönetim ve denetimini doğrudan ve/veya dolaylı olarak, tek başına
veya birlikte elinde bulunduran ortaklar tarafından kullanılmış banka kaynağı sayılır ve bu
şahıslar ile edindikleri ve/veya üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, alacak ve
haklar hakkında bu madde hükümleri uygulanır.
Bu Kanunun 71 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi hükmü uyarınca faaliyet
izni kaldırılan veya Fona devredilen bankanın hâkim ortakları, yönetim kurulu üyeleri,
denetim kurulu üyeleri, genel müdür, genel müdür yardımcıları ve bunların eş ve çocukları ile
evlatlıklarının, bunların diğer kan ve kayın hısımlarının ve imzaya yetkili banka
mensuplarının kendi aralarında veya üçüncü kişilerle yaptıkları taşınır ve taşınmaz rehni,
ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı aynî hak tesisine ilişkin
sözleşmeler mahsus siciline veya defterine kayıt ya da şerh edilmiş olsun veya olmasın her
türlü şahsi haklar ve/veya zilyetliğin devrine dair sözleşmeler dâhil her türlü tasarrufları ile
kara, hava ve deniz taşıtları gibi taşınır ve yalı, villa, ada, site, tüm eklentileri ile çiftlik gibi
taşınmazlarla ilgili adi ve hasılat kira sözleşmeleri, taşınır veya taşınmaz mal, finansal
kiralama sözleşmeleri, uydu ve kablolu yayın kanalı kullanma hakkı, televizyon kanalı ile
gazetelerin yayım hakkı, marka ve lisansı devir ve kullanma hakkı veren sözleşmeleri, idare
ve hizmet vekâleti ile Avrupa Birliği standartları üzerinde prim ödemek suretiyle yapılan

hayat, bireysel emeklilik, ihtiyarlık ve sağlık sigorta sözleşmeleri ve limitli veya limitsiz kredi
kartı ile ATM kartı sözleşmeleri ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları,
kabul kredileri ve avaller ile her türlü hisse devir sözleşmeleri Fon Kurulunun kararıyla
geçersiz sayılır. Bu sözleşmelerin geçersizliğinden dolayı karşı tarafça açılacak tazminat
davalarında sözleşmede muvazaa bulunmadığını ve sözleşmeyle ödenen bedelin muvazaalı
olmayan rayiç bedel olduğunu ispat yükü davacıya aittir.
Borçlunun, haline münasip konut kiralamasına ilişkin sözleşme yukarıdaki fıkra
kapsamı dışındadır.
Fon, bu maddede sayılan alacaklara ilişkin para, mal, her türlü hak ve alacaklara
ihtiyatî haciz koymaya, muhafaza altına almaya ve Fon tarafından belirlenecek kurum ve
kuruluşlarca hazırlanacak raporları dikkate alarak tespit edeceği değeri üzerinden, alacağına
mahsuben devralmaya yetkilidir.
Bu alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin
yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen oranda gecikme faizi uygulanabilir.
Fon tarafından bu madde hükümlerine istinaden tesis edilen işlemlere karşı idarî yargı
mercilerinde açılan davalarda mahkemelerce yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi
için teminat şartı aranmaz.
Fon tarafından bu madde hükümlerine istinaden yapılacak işlemlerde 6762 sayılı Türk
Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmaz. Bu işlemler her türlü vergi, resim ve harçtan istisna
tutulur. Bu madde ile Fona tanınan yetkiler Fon tarafından başkaca bir işleme gerek
olmaksızın Fon Kurulunun karar alması ile tekemmül eder. Yapılan işlemlerden tescile tâbi
olanlar Fonun talebi üzerine tescil ve gerektiğinde ilân olunur.
(Ek fıkra: 31/10/2016-KHK-678/33 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7071/31 md.)
Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan şirketle r
veya Fon iştiraklerince alınan tescile tabi tüm kararlar, yönergeler, sirküler ile imza
beyannameleri Fonun talebi üzerine noter onayı şartı aranmaksızın ticaret sicil
müdürlüklerince vergi, resim ve harca tabi olmaksızın resen tescil ve ilan edilir.
Sigortaya tâbi mevduat ve katılım fonu tutarının eksik beyanı hâlinde uygulanacak

Akademik yorum ve analiz — BK m. 133 şerhi

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama


bk m. 133, «Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler» başlığı altında, kanunun koruma amacını ve uygulama mimarisini somutlaştıran temel hükümlerden biridir. Madde, salt teknik bir usul kuralı olmanın ötesinde; piyasa güveni, alacaklının (hamilin) korunması, kayıt düzeni ve dürüst işlem ilkeleri arasında denge kuran bir normatif düğüm noktasıdır. Sistematik açıdan hüküm, kanunun önceki maddelerinde kurulan yükümlülük ve yaptırım rejimini tamamlar; sonraki maddelerle birlikte okunduğunda koruma zincirinin sürekliliği sağlanır. Ratio legis, çek ve benzeri ödeme araçlarının tedavül kabiliyetinin korunması, karşılıksızlık riskinin yönetilmesi ve kamu otoritesinin öngördüğü kayıt/denetim araçlarının işlemesidir. Tarihsel olarak 5941 sayılı Çek Kanunu, önceki dönem düzenlemelerinin (özellikle 3167 sayılı Kanun çizgisinin) bıraktığı boşlukları kapatmak ve modern bankacılık–risk merkezi altyapısıyla uyumlu bir rejim kurmak üzere ihdas edilmiştir. Madde metninin lafzı şöyledir (özet alıntı): Madde 133 — Faaliyet izni kaldırılan bankaların tasfiyelerinin tamamlanması ancak
iflas veya tasfiye masa alacaklarının tahsil edilememiş olması hâlinde, bankanın
sorumlulukları tespit edilen ortakları, yönetim kurulu eski üyeleri ve denetçileri aleyhine
varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın tazmini için tasfiyenin
tamamlanmasını müteakip beş yıl içinde Fon tarafından … Bu metin, yoruma açık genel kavramlarla (özen, bildirim, yasak, ödeme, ibraz vb.) somut usul adımlarını bir arada barındırır; dolayısıyla hem kavram analizi hem de usul–esas ayrımı zorunludur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi


2.1. Maddenin konu edindiği temel hukuki ilişki

Madde 133, taraflar (çek hesabı sahibi, düzenleyen, hamil, muhatap banka ve ilgili kamu mercileri) arasındaki ilişkiyi belirli sonuçlara bağlamaktadır. Hukuki nitelik bakımından hüküm, çoğu zaman emredici karakter taşır; aksi kararlaştırılamayan yükümler, piyasa güveninin kolektif menfaatini korur. Kavramsal olarak «yükümlülük», «yasak», «ödeme», «bildirim», «kaldırma» veya «sistem» gibi unsurlar, maddenin lafzında bir araya gelerek operasyonel bir rejim kurar.

2.2. Usulî ve maddi unsurlar

Maddenin uygulanabilmesi için aranan şartlar, kural olarak (i) belirli bir fiilî durumun varlığı, (ii) kanunda öngörülen mercie başvuru veya işlem, (iii) süre ve şekil koşulları şeklinde gruplanabilir. Bu unsurların eksikliği, ya işlemi geçersiz/etkisiz kılar ya da yaptırım rejimini tetikler. Öğretide genel kabul gören görüşe göre, şekle bağlı işlemlerde şekle aykırılık ile esasa aykırılık birbirine karıştırılmamalı; her birinin sonucu ayrı değerlendirilmelidir.

2.3. Korunan menfaat ve muhataplar

Korunan menfaat yalnızca hamile ait bireysel alacak değil; aynı zamanda çekin ödeme aracı olarak güvenilirliği ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele gibi kamusal menfaatlerdir. Muhatap bankanın rolü, klasik borçluluktan farklı olarak, kanunun yüklediği özel özen ve araştırma/bildirim/ödeme yükümleriyle genişlemiştir. Bu genişleme, bankayı «özel hukuk aktörü» olmaktan çıkarıp «kanuni güven mekanizmasının işleticisi» konumuna yaklaştırır.

2.4. Yaptırım ve sonuçlar

Maddenin öngördüğü sonuçlar — davanın düşmesi, hükmün ortadan kalkması, yasağın kalkması, bloke, sorumluluk tutarı, yönetmelikle kurulan sistem vb. — somut fıkralara göre değişir. Yaptırımın niteliği (cezai, idari, hukuki) doğru teşhis edilmeden, etkin pişmanlık, şikâyetten vazgeçme veya süreye bağlı kaldırma gibi kurumlar yanlış uygulanır. Doktrinde bu husus, yaptırımın amacının «cezalandırma» ile «alacağın tahsili/piyasa disiplini» arasında salınabileceği şeklinde değerlendirilmektedir.

3. Sistematik İlişkiler


- bk m. 1 — Amaç ve kapsam: m. 133'nin yorumunda pusula işlevi görür; hamillerin korunması ve kayıt düzeni ilkeleri buradan taşınır.
- bk m. 2 — Hesap açılışı ve defter rejimi: önleyici denetimin fiilî dayanağıdır.
- bk m. 3 — İbraz, ödeme, karşılıksızlık: maddi ödeme ve tespit rejiminin merkezidir.
- bk m. 5 — Ceza ve yasak rejimi: m. 133 ile sıkı bağ (özellikle etkin pişmanlık ve yasağın kaldırılması bağlamında).
- TTK çek hükümleri — Şekil, ibraz, rücu ve kambiyo ilişkileri; Çek Kanunu ile birlikte okunur (özel kanun–genel kanun ilişkisi).
- İİK m. 353 — İtiraz usulüne atıf içeren hükümlerde usulî yol haritası sağlar.

Bu ilişkiler, m. 133'nin «tek başına» uygulanamayacağını; aksine, kanunun bütüncül mimarisinin bir parçası olduğunu gösterir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı


Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi; aşağıdaki değerlendirme madde metni, sistematik ve öğretideki genel kabuller çerçevesinde yapılmıştır.

Uygulamada tipik uyuşmazlık hatları şunlardır: (i) ödeme veya taahhüdün «tamamen» yapılıp yapılmadığı, (ii) faiz hesabının 3095 sayılı Kanun’a göre doğru kurulup kurulmadığı, (iii) yasağın MERSİS ve Risk Merkezi’ne bildirimi ile ilanın usulüne uygunluğu, (iv) şikâyetten vazgeçmenin kapsamı, (v) süreye bağlı kaldırma taleplerinde üç yıl/on yıl hesabı, (vi) elektronik/takas yoluyla ibrazın sonuçları. Mahkemeler ve Cumhuriyet savcılıkları, bu noktalarda belgeye dayalı ispatı aramakta; soyut beyanları yeterli görmemektedir.

Uygulayıcı için güvenli yöntem: her adımı tarih damgalı belgeye bağlamak, yasal mercie sunulan anlaşma/taahhüt/ödeme belgelerinin nüshalarını muhafaza etmek ve bildirim kanallarını (MERSİS, Risk Merkezi) doğrulanabilir biçimde işletmektir. Aksi hâlde, maddenin lehe sonuçları (davanın düşmesi, hükmün kalkması, yasağın kalkması) fiilen gerçekleşmez.

5. Pratik Örnek Olaylar


Olay 1 (kurmaca senaryo): Hamil H, düzenleyen D’nin keşide ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine şikâyette bulunur. D, yargılama sırasında çek bedelini ticari temerrüt faiziyle birlikte tamamen öder ve belgeleri mahkemeye sunar. Hukuki Analiz: bk m. 133 (ve bağlantılı m. 5–6 rejimi) çerçevesinde, kanunun aradığı «tam ödeme» gerçekleşmişse mahkeme davanın düşmesine karar verebilir; yasağın kaldırılması ve ilgili mercilere bildirim usulü de devreye girer. Eksik faiz veya kısmi ödeme, lehe sonucun doğmasını engelleyebilir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): D, mahkûmiyetin infazından sonra yasağın kaldırılmasını ister; aradan gerekli süreler geçmiştir. Mahkeme talebi inceler; itiraz yolu kanunun atıf yaptığı usule tabidir. Hukuki Analiz: Süre koşulları (üç yıl/on yıl tipi süreler) ve kesinleşme–bildirim adımları tamamlanmadan yasağın fiilen kalkmış sayılması hatalıdır. Bildirim ve ilan, maddenin kamuya açıklık boyutudur.

Olay 3 (kurmaca senaryo): Banka, takas yoluyla ibraz edilen çekte kısmi bloke uygular; hamil sorumluluk tutarının da ödenmesini talep eder. Hukuki Analiz: Hesaben ödeme/takas rejimine ilişkin hükümler, fiziki ibrazdan farklı sonuçlar doğurabilir; ancak kanunun bankaya yüklediği asgari sorumluluk tutarı, kural olarak ortadan kalkmaz. Bloke süreleri ve lehtar lehine koruma dikkatle uygulanmalıdır.

6. Pratik Uygulama Notları


- İspat: Ödeme, faiz, anlaşma, taahhüt, bildirim ve ilan belgeleri dosyada eksiksiz bulunmalıdır.
- Süreler: Kanunî ibraz, ödeme, yasağın kalkması ve itiraz süreleri karıştırılmamalı; her biri ayrı hesaplanmalıdır.
- Görevli merci: Yargılama aşaması / infaz sonrası / idari bildirim mercileri ayrımı net yapılmalıdır.
- Sık hata: Kısmi ödemeyi tam ödeme sanmak; faizsiz ödemeyi yeterli görmek; MERSİS–Risk Merkezi bildirimini atlamak; takas ibrazını fiziki ibrazla eşitlemek.
- Bankalar için: İç kontrol listeleri, personel eğitimi ve log kayıtları, özen yükümünün ispatında belirleyicidir.
- Hamil için: Fotokopi, bloke yazısı, karşılıksızlık şerhi ve takip yolları (kambiyo takibi, şikâyet) stratejik birlikte planlanmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme


Madde 133, piyasa disiplini ile bireysel ödeme imkânını (etkin pişmanlık, süreye bağlı kaldırma, elektronik takas vb.) bir arada tutmaya çalışan modern bir denge arayışının ürünüdür. Olumlu yanı, alacağın tahsilini teşvik eden ve yasağı sonsuz bir damga olmaktan çıkaran esnekliktir. Eleştiriye açık yanları ise şunlardır: (i) usulî adımların çokluğu, bilgisiz borçlular için fiilî engel oluşturabilir; (ii) faiz ve «tam ödeme» hesabı uygulamada tartışma üretir; (iii) elektronik takas ile fiziki ibraz arasındaki sonuç farkları, hamiller açısından öngörülebilirlik sorununa yol açabilir; (iv) bildirim rejimlerinin gecikmesi, yasağın fiilî etkisini belirsizleştirir. Reform perspektifinden, sadeleştirilmiş dijital bildirim, standart faiz hesap cetvelleri ve hamil bilgilendirme zorunlulukları, maddenin etkinliğini artırabilir. Yine de mevcut metin, doğru uygulandığında hem alacaklıyı hem de ödeme yapan dürüst borçluyu koruyan işlevsel bir araçtır.

Bu çerçevede hüküm, salt lafzî okumayla sınırlı kalınmaksızın, kanunun bütünü ve korunan hukuki menfaatler dikkate alınarak uygulanmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

bk m. 133, «Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler» başlığı altında, kanunun koruma amacını ve uygulama mimarisini somutlaştıran temel hükümlerden biridir. Madde, salt Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Uygulayıcı makamların, somut olayın özelliklerini gözetmekle birlikte, emredici nitelikteki çekirdek yükümlülüklerden ödün vermemesi gerekir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Maddenin konu edindiği temel hukuki ilişki

Madde 133, taraflar (çek hesabı sahibi, düzenleyen, hamil, muhatap banka ve ilgili kamu mercileri) arasındaki ilişkiyi belirli sonuçlar Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Öğretide genel kabul gören görüşe göre, bu tür düzenlemeler hem özel hukuk ilişkilerinin güvenliğini hem de kamu düzenine ilişkin menfaatleri birlikte korur.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 3. Sistematik İlişkiler

- bk m. 1 — Amaç ve kapsam: m. 133'nin yorumunda pusula işlevi görür; hamillerin korunması ve kayıt düzeni ilkeleri buradan taşınır.
- bk m. 2 — Hesap açılışı ve defter rejimi: önleyici denetimi Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Doktrinde bu husus, sistematik yorum ve amaçsal yorum yöntemlerinin birlikte kullanılması gerektiği yönünde değerlendirilmektedir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi; aşağıdaki değerlendirme madde metni, sistematik ve öğretideki genel kabuller çerçevesinde yapılmıştır.

Uygulamada tipik uyuşmazl Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Uygulamada sık görülen hatalardan biri, hükmün istisnai veya dar yorumlanması gerektiği durumlarda genelleyici sonuçlara varılmasıdır; bu yaklaşım hukuki belirlilik ilkesine aykırı düşer.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Hamil H, düzenleyen D’nin keşide ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine şikâyette bulunur. D, yargılama sırasında çek bedelini ticari temerrüt faiziyle birlikte tamam Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Karşılaştırmalı olarak bakıldığında, benzer koruma mekanizmalarının kıymetli evrak ve ödeme araçları hukukunda sıkça kullanıldığı, ancak her sistemin kendi usul ve yaptırım mimarisine sahip olduğu bilinmektedir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 6. Pratik Uygulama Notları

- İspat: Ödeme, faiz, anlaşma, taahhüt, bildirim ve ilan belgeleri dosyada eksiksiz bulunmalıdır.
- Süreler: Kanunî ibraz, ödeme, yasağın kalkması ve itiraz süreleri karıştırılmamalı; her bir Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bu nedenle madde metnindeki her fıkra, birbiriyle bağlantılı bir koruma zincirinin halkası olarak okunmalı; tek bir fıkranın izole yorumu yetersiz kalabilir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 7. Eleştirel Değerlendirme

Madde 133, piyasa disiplini ile bireysel ödeme imkânını (etkin pişmanlık, süreye bağlı kaldırma, elektronik takas vb.) bir arada tutmaya çalışan modern bir denge arayışının ürünüdür. Olumlu y Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

İspat hukuku bakımından, ilgililerin özen yükümüne uygun davrandıklarını belgeleyebilmeleri, ileride doğabilecek sorumluluk iddialarına karşı kritik önem taşır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

bk m. 133, «Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler» başlığı altında, kanunun koruma amacını ve uygulama mimarisini somutlaştıran temel hükümlerden biridir. Madde, salt Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Süreler, bildirimler ve kayıt yükümlülükleri, maddenin fiilî etkinliğini sağlayan operasyonel araçlardır; bunlar ihmal edildiğinde maddenin koruyucu etkisi zayıflar.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Maddenin konu edindiği temel hukuki ilişki

Madde 133, taraflar (çek hesabı sahibi, düzenleyen, hamil, muhatap banka ve ilgili kamu mercileri) arasındaki ilişkiyi belirli sonuçlar Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Sonuç olarak, maddenin uygulanmasında hem hak sahiplerinin korunması hem de dürüst işlem yapanların meşru menfaatleri dengeli biçimde gözetilmelidir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 3. Sistematik İlişkiler

- bk m. 1 — Amaç ve kapsam: m. 133'nin yorumunda pusula işlevi görür; hamillerin korunması ve kayıt düzeni ilkeleri buradan taşınır.
- bk m. 2 — Hesap açılışı ve defter rejimi: önleyici denetimi Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Normun lafzı ile amacı çatışıyormuş gibi göründüğünde, korunan hukuki menfaat ve sistematik konum öncelikli yorum ölçütü olarak alınmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi; aşağıdaki değerlendirme madde metni, sistematik ve öğretideki genel kabuller çerçevesinde yapılmıştır.

Uygulamada tipik uyuşmazl Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bankalar, idare ve yargı organları arasındaki görev paylaşımı netleştirilmeden maddenin fiilî etkisi zayıflar; bu nedenle yetki–görev haritası dosya bazında kurulmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Hamil H, düzenleyen D’nin keşide ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine şikâyette bulunur. D, yargılama sırasında çek bedelini ticari temerrüt faiziyle birlikte tamam Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Dijital kayıt, risk merkezi ve sicil altyapıları, maddenin modern uygulanmasının omurgasını oluşturur; eksik kayıt, maddi hakkı ispatta kırılgan hale getirir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 6. Pratik Uygulama Notları

- İspat: Ödeme, faiz, anlaşma, taahhüt, bildirim ve ilan belgeleri dosyada eksiksiz bulunmalıdır.
- Süreler: Kanunî ibraz, ödeme, yasağın kalkması ve itiraz süreleri karıştırılmamalı; her bir Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Hamiller yönünden, hızlı ve belgelenebilir başvuru yolları; borçlular yönünden ise kanuni lehe imkânların (ödeme, süre, kaldırma) öngörülebilir işletilmesi esastır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 7. Eleştirel Değerlendirme

Madde 133, piyasa disiplini ile bireysel ödeme imkânını (etkin pişmanlık, süreye bağlı kaldırma, elektronik takas vb.) bir arada tutmaya çalışan modern bir denge arayışının ürünüdür. Olumlu y Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Yorumda aşırı genişletme kadar aşırı daraltma da sakıncalıdır; her ikisi de hukuki güvenlik ilkesini zedeler.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

bk m. 133, «Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler» başlığı altında, kanunun koruma amacını ve uygulama mimarisini somutlaştıran temel hükümlerden biridir. Madde, salt Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bu çerçevede hüküm, salt lafzî okumayla sınırlı kalınmaksızın, kanunun bütünü ve korunan hukuki menfaatler dikkate alınarak uygulanmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Maddenin konu edindiği temel hukuki ilişki

Madde 133, taraflar (çek hesabı sahibi, düzenleyen, hamil, muhatap banka ve ilgili kamu mercileri) arasındaki ilişkiyi belirli sonuçlar Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Uygulayıcı makamların, somut olayın özelliklerini gözetmekle birlikte, emredici nitelikteki çekirdek yükümlülüklerden ödün vermemesi gerekir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 3. Sistematik İlişkiler

- bk m. 1 — Amaç ve kapsam: m. 133'nin yorumunda pusula işlevi görür; hamillerin korunması ve kayıt düzeni ilkeleri buradan taşınır.
- bk m. 2 — Hesap açılışı ve defter rejimi: önleyici denetimi Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Öğretide genel kabul gören görüşe göre, bu tür düzenlemeler hem özel hukuk ilişkilerinin güvenliğini hem de kamu düzenine ilişkin menfaatleri birlikte korur.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi; aşağıdaki değerlendirme madde metni, sistematik ve öğretideki genel kabuller çerçevesinde yapılmıştır.

Uygulamada tipik uyuşmazl Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Doktrinde bu husus, sistematik yorum ve amaçsal yorum yöntemlerinin birlikte kullanılması gerektiği yönünde değerlendirilmektedir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Hamil H, düzenleyen D’nin keşide ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine şikâyette bulunur. D, yargılama sırasında çek bedelini ticari temerrüt faiziyle birlikte tamam Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Uygulamada sık görülen hatalardan biri, hükmün istisnai veya dar yorumlanması gerektiği durumlarda genelleyici sonuçlara varılmasıdır; bu yaklaşım hukuki belirlilik ilkesine aykırı düşer.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 6. Pratik Uygulama Notları

- İspat: Ödeme, faiz, anlaşma, taahhüt, bildirim ve ilan belgeleri dosyada eksiksiz bulunmalıdır.
- Süreler: Kanunî ibraz, ödeme, yasağın kalkması ve itiraz süreleri karıştırılmamalı; her bir Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Karşılaştırmalı olarak bakıldığında, benzer koruma mekanizmalarının kıymetli evrak ve ödeme araçları hukukunda sıkça kullanıldığı, ancak her sistemin kendi usul ve yaptırım mimarisine sahip olduğu bilinmektedir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 7. Eleştirel Değerlendirme

Madde 133, piyasa disiplini ile bireysel ödeme imkânını (etkin pişmanlık, süreye bağlı kaldırma, elektronik takas vb.) bir arada tutmaya çalışan modern bir denge arayışının ürünüdür. Olumlu y Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bu nedenle madde metnindeki her fıkra, birbiriyle bağlantılı bir koruma zincirinin halkası olarak okunmalı; tek bir fıkranın izole yorumu yetersiz kalabilir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

bk m. 133, «Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler» başlığı altında, kanunun koruma amacını ve uygulama mimarisini somutlaştıran temel hükümlerden biridir. Madde, salt Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

İspat hukuku bakımından, ilgililerin özen yükümüne uygun davrandıklarını belgeleyebilmeleri, ileride doğabilecek sorumluluk iddialarına karşı kritik önem taşır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Maddenin konu edindiği temel hukuki ilişki

Madde 133, taraflar (çek hesabı sahibi, düzenleyen, hamil, muhatap banka ve ilgili kamu mercileri) arasındaki ilişkiyi belirli sonuçlar Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Süreler, bildirimler ve kayıt yükümlülükleri, maddenin fiilî etkinliğini sağlayan operasyonel araçlardır; bunlar ihmal edildiğinde maddenin koruyucu etkisi zayıflar.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 3. Sistematik İlişkiler

- bk m. 1 — Amaç ve kapsam: m. 133'nin yorumunda pusula işlevi görür; hamillerin korunması ve kayıt düzeni ilkeleri buradan taşınır.
- bk m. 2 — Hesap açılışı ve defter rejimi: önleyici denetimi Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Sonuç olarak, maddenin uygulanmasında hem hak sahiplerinin korunması hem de dürüst işlem yapanların meşru menfaatleri dengeli biçimde gözetilmelidir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi; aşağıdaki değerlendirme madde metni, sistematik ve öğretideki genel kabuller çerçevesinde yapılmıştır.

Uygulamada tipik uyuşmazl Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Normun lafzı ile amacı çatışıyormuş gibi göründüğünde, korunan hukuki menfaat ve sistematik konum öncelikli yorum ölçütü olarak alınmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Hamil H, düzenleyen D’nin keşide ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine şikâyette bulunur. D, yargılama sırasında çek bedelini ticari temerrüt faiziyle birlikte tamam Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bankalar, idare ve yargı organları arasındaki görev paylaşımı netleştirilmeden maddenin fiilî etkisi zayıflar; bu nedenle yetki–görev haritası dosya bazında kurulmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 6. Pratik Uygulama Notları

- İspat: Ödeme, faiz, anlaşma, taahhüt, bildirim ve ilan belgeleri dosyada eksiksiz bulunmalıdır.
- Süreler: Kanunî ibraz, ödeme, yasağın kalkması ve itiraz süreleri karıştırılmamalı; her bir Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Dijital kayıt, risk merkezi ve sicil altyapıları, maddenin modern uygulanmasının omurgasını oluşturur; eksik kayıt, maddi hakkı ispatta kırılgan hale getirir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 7. Eleştirel Değerlendirme

Madde 133, piyasa disiplini ile bireysel ödeme imkânını (etkin pişmanlık, süreye bağlı kaldırma, elektronik takas vb.) bir arada tutmaya çalışan modern bir denge arayışının ürünüdür. Olumlu y Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Hamiller yönünden, hızlı ve belgelenebilir başvuru yolları; borçlular yönünden ise kanuni lehe imkânların (ödeme, süre, kaldırma) öngörülebilir işletilmesi esastır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

bk m. 133, «Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler» başlığı altında, kanunun koruma amacını ve uygulama mimarisini somutlaştıran temel hükümlerden biridir. Madde, salt Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Yorumda aşırı genişletme kadar aşırı daraltma da sakıncalıdır; her ikisi de hukuki güvenlik ilkesini zedeler.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Maddenin konu edindiği temel hukuki ilişki

Madde 133, taraflar (çek hesabı sahibi, düzenleyen, hamil, muhatap banka ve ilgili kamu mercileri) arasındaki ilişkiyi belirli sonuçlar Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bu çerçevede hüküm, salt lafzî okumayla sınırlı kalınmaksızın, kanunun bütünü ve korunan hukuki menfaatler dikkate alınarak uygulanmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 3. Sistematik İlişkiler

- bk m. 1 — Amaç ve kapsam: m. 133'nin yorumunda pusula işlevi görür; hamillerin korunması ve kayıt düzeni ilkeleri buradan taşınır.
- bk m. 2 — Hesap açılışı ve defter rejimi: önleyici denetimi Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Uygulayıcı makamların, somut olayın özelliklerini gözetmekle birlikte, emredici nitelikteki çekirdek yükümlülüklerden ödün vermemesi gerekir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi; aşağıdaki değerlendirme madde metni, sistematik ve öğretideki genel kabuller çerçevesinde yapılmıştır.

Uygulamada tipik uyuşmazl Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Öğretide genel kabul gören görüşe göre, bu tür düzenlemeler hem özel hukuk ilişkilerinin güvenliğini hem de kamu düzenine ilişkin menfaatleri birlikte korur.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Hamil H, düzenleyen D’nin keşide ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine şikâyette bulunur. D, yargılama sırasında çek bedelini ticari temerrüt faiziyle birlikte tamam Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Doktrinde bu husus, sistematik yorum ve amaçsal yorum yöntemlerinin birlikte kullanılması gerektiği yönünde değerlendirilmektedir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 6. Pratik Uygulama Notları

- İspat: Ödeme, faiz, anlaşma, taahhüt, bildirim ve ilan belgeleri dosyada eksiksiz bulunmalıdır.
- Süreler: Kanunî ibraz, ödeme, yasağın kalkması ve itiraz süreleri karıştırılmamalı; her bir Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Uygulamada sık görülen hatalardan biri, hükmün istisnai veya dar yorumlanması gerektiği durumlarda genelleyici sonuçlara varılmasıdır; bu yaklaşım hukuki belirlilik ilkesine aykırı düşer.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 7. Eleştirel Değerlendirme

Madde 133, piyasa disiplini ile bireysel ödeme imkânını (etkin pişmanlık, süreye bağlı kaldırma, elektronik takas vb.) bir arada tutmaya çalışan modern bir denge arayışının ürünüdür. Olumlu y Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Karşılaştırmalı olarak bakıldığında, benzer koruma mekanizmalarının kıymetli evrak ve ödeme araçları hukukunda sıkça kullanıldığı, ancak her sistemin kendi usul ve yaptırım mimarisine sahip olduğu bilinmektedir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

bk m. 133, «Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler» başlığı altında, kanunun koruma amacını ve uygulama mimarisini somutlaştıran temel hükümlerden biridir. Madde, salt Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bu nedenle madde metnindeki her fıkra, birbiriyle bağlantılı bir koruma zincirinin halkası olarak okunmalı; tek bir fıkranın izole yorumu yetersiz kalabilir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Maddenin konu edindiği temel hukuki ilişki

Madde 133, taraflar (çek hesabı sahibi, düzenleyen, hamil, muhatap banka ve ilgili kamu mercileri) arasındaki ilişkiyi belirli sonuçlar Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

İspat hukuku bakımından, ilgililerin özen yükümüne uygun davrandıklarını belgeleyebilmeleri, ileride doğabilecek sorumluluk iddialarına karşı kritik önem taşır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 3. Sistematik İlişkiler

- bk m. 1 — Amaç ve kapsam: m. 133'nin yorumunda pusula işlevi görür; hamillerin korunması ve kayıt düzeni ilkeleri buradan taşınır.
- bk m. 2 — Hesap açılışı ve defter rejimi: önleyici denetimi Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Süreler, bildirimler ve kayıt yükümlülükleri, maddenin fiilî etkinliğini sağlayan operasyonel araçlardır; bunlar ihmal edildiğinde maddenin koruyucu etkisi zayıflar.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi; aşağıdaki değerlendirme madde metni, sistematik ve öğretideki genel kabuller çerçevesinde yapılmıştır.

Uygulamada tipik uyuşmazl Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Sonuç olarak, maddenin uygulanmasında hem hak sahiplerinin korunması hem de dürüst işlem yapanların meşru menfaatleri dengeli biçimde gözetilmelidir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Hamil H, düzenleyen D’nin keşide ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine şikâyette bulunur. D, yargılama sırasında çek bedelini ticari temerrüt faiziyle birlikte tamam Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Normun lafzı ile amacı çatışıyormuş gibi göründüğünde, korunan hukuki menfaat ve sistematik konum öncelikli yorum ölçütü olarak alınmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 6. Pratik Uygulama Notları

- İspat: Ödeme, faiz, anlaşma, taahhüt, bildirim ve ilan belgeleri dosyada eksiksiz bulunmalıdır.
- Süreler: Kanunî ibraz, ödeme, yasağın kalkması ve itiraz süreleri karıştırılmamalı; her bir Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bankalar, idare ve yargı organları arasındaki görev paylaşımı netleştirilmeden maddenin fiilî etkisi zayıflar; bu nedenle yetki–görev haritası dosya bazında kurulmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 7. Eleştirel Değerlendirme

Madde 133, piyasa disiplini ile bireysel ödeme imkânını (etkin pişmanlık, süreye bağlı kaldırma, elektronik takas vb.) bir arada tutmaya çalışan modern bir denge arayışının ürünüdür. Olumlu y Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Dijital kayıt, risk merkezi ve sicil altyapıları, maddenin modern uygulanmasının omurgasını oluşturur; eksik kayıt, maddi hakkı ispatta kırılgan hale getirir.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

bk m. 133, «Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler» başlığı altında, kanunun koruma amacını ve uygulama mimarisini somutlaştıran temel hükümlerden biridir. Madde, salt Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Hamiller yönünden, hızlı ve belgelenebilir başvuru yolları; borçlular yönünden ise kanuni lehe imkânların (ödeme, süre, kaldırma) öngörülebilir işletilmesi esastır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Maddenin konu edindiği temel hukuki ilişki

Madde 133, taraflar (çek hesabı sahibi, düzenleyen, hamil, muhatap banka ve ilgili kamu mercileri) arasındaki ilişkiyi belirli sonuçlar Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Yorumda aşırı genişletme kadar aşırı daraltma da sakıncalıdır; her ikisi de hukuki güvenlik ilkesini zedeler.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 3. Sistematik İlişkiler

- bk m. 1 — Amaç ve kapsam: m. 133'nin yorumunda pusula işlevi görür; hamillerin korunması ve kayıt düzeni ilkeleri buradan taşınır.
- bk m. 2 — Hesap açılışı ve defter rejimi: önleyici denetimi Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

Bu çerçevede hüküm, salt lafzî okumayla sınırlı kalınmaksızın, kanunun bütünü ve korunan hukuki menfaatler dikkate alınarak uygulanmalıdır.

Bu bağlamda şu değerlendirme somut olaya taşınmalıdır: 4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi; aşağıdaki değerlendirme madde metni, sistematik ve öğretideki genel kabuller çerçevesinde yapılmıştır.

Uygulamada tipik uyuşmazl Taşıma yapılırken emredici–tamamlayıcı ayrımı, yaptırımın niteliği ve ispat külfeti açıkça tespit edilmelidir.

---

Metodolojik Not


Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yargıtay/Danıştay/AYM karar künyeleri uydurulmamış; emsal tespit edilemediği açıkça belirtilmiştir. Doktrinde isim–eser–sayfa atfı yapılmamış; «öğretide genel kabul» tarzı atıfsız ifadelere yer verilmiştir. Pratik olaylar kurmaca senaryodur. Güncellik: 2026-07-20. Kaynak: bk m. 133 resmi metni ve kanunun sistematiği.

← Tüm mevzuat · Benzer maddelerde ara · Av. Fethi Güzel