1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 1. maddesi, kanunun kapı hükmüdür. Birinci fıkra kanunun amacını; ikinci fıkra ise uygulama alanını, yani arabuluculuğa elverişlilik rejimini çizer. Bu iki fıkra birbirinden kopuk okunamaz: amaç, usul ve esasların belirlenmesidir; kapsam ise bu usul ve esasların hangi uyuşmazlıklara uygulanacağını sınırlar. Madde, kanunun tamamına yön veren bir çerçeve normdur; sonraki maddelerdeki iradi olma, gizlilik, arabulucunun seçimi, dava şartı arabuluculuk ve anlaşmanın icrası gibi kurumlar, bu çerçeve içinde anlam kazanır.
Kanunun düzenleme amacı (ratio legis), uyuşmazlıkların mahkeme dışı, gönüllü ve esnek bir yöntemle çözülmesini teşvik etmek; yargı yükünü azaltmak; tarafların ilişkilerini koruyarak menfaat temelli çözüm üretmelerine imkân tanımaktır. Arabuluculuk, yargılamanın alternatifi değil, yargılama öncesi veya yargılama ile paralel işleyebilen tamamlayıcı bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 1. madde bu yöntemi “hukuk uyuşmazlıkları” ile sınırlar; ceza hukuku uyuşmazlıkları, idari yargıya özgü kamusal ihtilaflar ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemediği özel hukuk konuları bu kanunun doğrudan uygulama alanının dışındadır.
Tarihsel olarak 6325 sayılı Kanun, 22/6/2012 tarihinde kabul edilmiş ve 7/6/2013’te yürürlüğe girmiştir. Öncesinde arabuluculuk, dağınık mevzuat hükümleri ve uygulamadaki fiilî uzlaşma pratikleriyle sınırlı kalmıştır. Kanun, arabuluculuğu kurumsal bir mesleğe ve sicil rejimine bağlamış; daha sonra 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 7155 sayılı Kanun ve diğer değişikliklerle zorunlu (dava şartı) arabuluculuk modelleri eklenmiştir. 1. maddenin ikinci fıkrasındaki “serbestçe tasarruf” ölçütü, bu gelişmelerden sonra da temel elverişlilik filtresi olarak durmaktadır. Dava şartı arabuluculuk, iradi olma ilkesini (m. 3) belirli uyuşmazlık türlerinde başvuru zorunluluğu yönünden sınırlasa da, anlaşmaya varma ve sürecin içeriği bakımından iradilik korunur; elverişlilik ise hâlâ 1. maddenin ikinci fıkrasına bağlıdır.
Sistematik konum itibarıyla madde, “Birinci Bölüm — Genel Hükümler” içinde yer alır. Onu tanımlar (m. 2), iradi olma ve eşitlik (m. 3), gizlilik (m. 4) ve delil yasağı (m. 5) izler. Bu sıralama bilinçlidir: önce hangi uyuşmazlıklara arabuluculuk uygulanacağı belirlenir; sonra yöntemin temel ilkeleri ve süreç güvenceleri sıralanır. Kapsam hükmü olmadan gizlilik ve delil yasağı da anlamsız kalır; çünkü bu güvenceler yalnızca arabuluculuğa elverişli ve fiilen yürütülen süreçlere ilişkindir.
Karşılaştırmalı hukuk açısından arabuluculuk, UNCITRAL Model Kanunu ve Avrupa Birliği arabuluculuk yönergesi çizgisinde, özel hukuk uyuşmazlıklarında tarafların tasarruf yetkisine dayanan bir yöntem olarak konumlanır. Türk düzenlemesi de bu çizgiyi izler: “özel hukuk uyuşmazlığı” ve “serbestçe tasarruf” iki temel ayraçtır. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkların açıkça kapsama alınması, uluslararası ticaret ve aile–miras–sözleşme ilişkilerinde arabuluculuğun kullanılabilirliğini teyit eder; milletlerarası özel hukuk ve tahkimle kesişen alanlarda arabuluculuk, yargılama ve tahkime paralel bir barışçıl yol olarak kalır.
Maddenin ikinci cümlesindeki aile içi şiddet istisnası, elverişlilik rejimine açık bir yasak getirir. Bu yasak, yalnızca teknik bir kapsam dışılık değil; mağdurun korunması, rızanın özgürlüğünün güvence altına alınması ve şiddet ilişkisinde güç dengesizliğinin arabuluculuk masasına taşınmaması amacına hizmet eder. Öğretide genel kabul gören yaklaşım, aile içi şiddet iddiasının varlığının arabuluculuğu baştan elverişsiz kıldığı yönündedir; iddianın ispatı veya mahkûmiyet şartı aranmaz. İddianın ciddiyetle ileri sürülmesi ve sürecin bu iddia gölgesinde yürütülmesinin uygun olmaması yeterlidir.
Özetle 1. madde üç eksende okunmalıdır: (i) amaç — usul ve esasların düzenlenmesi; (ii) olumlu kapsam — özel hukuk + serbest tasarruf + yabancılık unsuru dâhil; (iii) olumsuz kapsam — aile içi şiddet iddiası. Bu üç eksen, uygulamada arabulucuya başvuru, büro ataması, anlaşma belgesi düzenlenmesi ve icra edilebilirlik şerhi taleplerinde ilk süzgeçtir.
Uygulayıcı açısından maddenin “işlevsel okunuşu” şu adımlarla özetlenebilir. Birinci adımda uyuşmazlığın dayandığı hukuki ilişki belirlenir: sözleşme mi, haksız fiil mi, sebepsiz zenginleşme mi, aile veya miras ilişkisi mi, iş veya tüketici ilişkisi mi? İkinci adımda bu ilişkinin özel hukuk karakteri taşıyıp taşımadığı sorulur. Üçüncü adımda tarafların o konuda sulh, feragat, ibra veya edim değişikliği yapıp yapamayacağı, yani serbest tasarruf ölçütü test edilir. Dördüncü adımda aile içi şiddet iddiası veya benzeri irade sakatlığı riski taranır. Beşinci adımda, elverişlilik olumlu ise, dava şartı arabuluculuk, iradi başvuru, yetkili büro, süreler ve belgelendirme aşamasına geçilir. Bu sıra bozulduğunda — örneğin önce dava şartı başvurusu yapılıp elverişlilik sonradan tartışıldığında — hem zaman hem de masraf israfı doğar; bazen de anlaşma belgesi icra veya dava aşamasında tartışmalı hale gelir.
Kanunun bütünü içinde 1. madde aynı zamanda “etik sınır” işlevi görür. Arabuluculuk, hız ve esneklik vaat eder; ancak her hız meşru değildir. Kamu düzeninin, kişilik haklarının ve şiddet mağdurunun korunmasının gerektiği yerde yavaşlamak, hatta yolu kapatmak, yöntemin meşruiyetinin bedelidir. Bu nedenle 1. madde yalnızca pozitif bir yetki normu değil, negatif bir sınır normudur. Öğretide genel kabul gören bu çift yönlü karakter, arabulucunun mesleki özen borcuyla da örtüşür: arabulucu, elverişsiz bir uyuşmazlığı “nasıl olsa anlaşırlar” diyerek yürütmemelidir.
Son olarak, maddenin dilindeki sadelik aldatıcı olmamalıdır. Kısa bir kapsam fıkrası, uygulamada en çok tartışılan konulardan birini — elverişlilik — taşır. Dava şartı arabuluculuğun yaygınlaşması bu tartışmayı azaltmamış, tam tersine her gün binlerce dosyada peşinen işletilen bir süzgeç haline getirmiştir. Bu yüzden 1. madde, “giriş hükmü” olmaktan çıkmış; günlük arabuluculuk pratiğinin omurgası olmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. “Hukuk uyuşmazlıkları” ve kanunun amacı
Birinci fıkra, kanunun amacını “hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemek” olarak tanımlar. “Hukuk uyuşmazlığı” ibaresi, ceza ve idari yargıdaki uyuşmazlıklardan ayırma işlevi görür. Arabuluculuk Kanunu, ceza muhakemesindeki uzlaşma veya idari başvuru yollarının yerine geçmez. Bununla birlikte, aynı olgusal zeminden hem özel hukuk hem ceza boyutu doğabilir; özel hukuk boyutu elverişliyse arabuluculuk bu boyuta uygulanabilir. Amaç ifadesi, kanunun yalnızca usulî bir çerçeve çizdiğini de gösterir: arabuluculukta maddi hukuk sonucunu taraflar üretir; kanun, sürecin nasıl işleyeceğini ve sonuçların hangi şartlarla bağlayıcı olacağını düzenler.
2.2. “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemler”
İkinci fıkranın omurgası serbest tasarruf ölçütüdür. Özel hukukta taraflar, kural olarak malvarlığı hakları ve birçok borç ilişkisi üzerinde serbestçe anlaşabilir, feragat edebilir, sulh olabilir. Arabuluculuk da bir tür sulhe giden müzakere sürecidir; bu nedenle ancak sulhe elverişli konularda işler. Serbestçe tasarruf edilemeyen alanlar tipik olarak şunlardır: kişiye sıkı sıkıya bağlı bazı haklar, kamu düzenine ilişkin emredici hükümlerle çizilen mutlak sınırlar, velayet ve soybağı gibi yargının denetimine bağlı aile hukuku konuları (kısmen), iflasın etkileri gibi kolektif ve kamusal nitelikli sonuçlar. Her somut uyuşmazlıkta “bu konuda mahkeme dışı anlaşma yapılabilir mi?” sorusu sorulmalıdır. İşçilik alacakları, ticari alacaklar, kira, eser, satım, ortaklık pay devri, tüketici uyuşmazlıkları gibi alanlar genellikle elverişlidir; buna karşılık örneğin boşanmanın kendisi mahkeme kararına bağlıdır, ancak boşanmanın fer’i sonuçlarına ilişkin bazı malî düzenlemeler arabuluculuğa konu edilebilir — somut nitelendirme dikkat ister.
Serbest tasarruf ölçütü, anlaşmanın içeriğinin de hukuka uygun olmasını gerektirir. Taraflar arabuluculukta emredici hükümlere aykırı, ahlaka aykırı veya imkânsız bir sonuç üzerinde “anlaşmış” görünseler bile, bu anlaşma geçerlilik denetiminden geçemez. Dolayısıyla elverişlilik hem uyuşmazlık türü hem de varılacak çözümün hukuka uygunluğu düzeyinde çift katmanlıdır.
2.3. “Özel hukuk uyuşmazlıkları”
Madde, kapsamı açıkça özel hukuk uyuşmazlıklarıyla sınırlar. Kamu hukukundan doğan idari işlemlerin iptali, tam yargı davaları, vergi tarhiyatına itiraz gibi konular bu kanunun uygulama alanına girmez. Kamu kurumlarının özel hukuk kişisi sıfatıyla taraf olduğu sözleşmelerden (örneğin idarenin özel hukuk sözleşmesi) doğan uyuşmazlıklar ise, niteliği itibarıyla özel hukuk uyuşmazlığı sayıldığı ölçüde arabuluculuğa elverişli olabilir; bu durumda kanundaki “idare” tanımı (m. 2) ve idarenin arabuluculuğa katılımına ilişkin özel hükümler devreye girer. Ayırt edici ölçüt, uyuşmazlığın dayandığı hukuki ilişkinin özel hukuk karakteri taşıyıp taşımadığıdır.
2.4. Yabancılık unsuru
“Yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil” ibaresi, uluslararası unsurlu özel hukuk uyuşmazlıklarını kapsam dışı bırakmama iradesini gösterir. Taraflardan birinin yabancı olması, sözleşmenin yabancı hukuk seçimi içermesi veya ifa yerinin yurtdışı olması, tek başına arabuluculuğu engellemez. Bu tür dosyalarda arabuluculuk süreci Türk Arabuluculuk Kanunu’na göre yürütülebilir; anlaşmanın icrası ve tanınması ise milletlerarası özel hukuk ve ilgili usul kurallarıyla kesişir. Uygulamacı, elverişlilik filtresini geçtikten sonra yetkili hukuk, dil, tebligat ve icra edilebilirlik şerhi konularını ayrıca planlamalıdır.
2.5. Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar
Madde, aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli saymaz. Bu, mutlak bir yasaktır. Gerekçe, müzakerede eşit silahlar ve özgür irade varsayımının şiddet ilişkisinde çökmüş olmasıdır. “Aile içi şiddet” kavramı, 6284 sayılı Kanun ve ilgili koruma rejimiyle birlikte okunmalıdır; fiziksel şiddetle sınırlı düşünülmemeli, psikolojik, ekonomik ve dijital şiddet iddiaları da ciddiyetle değerlendirilmelidir. İddianın varlığı, arabulucunun süreci reddetmesi veya sona erdirmesi için yeterlidir; arabulucunun “şiddeti ispat et” demesi veya tarafları aynı masada zorlaması mesleki özenle bağdaşmaz. Aile hukukuna ilişkin mal rejimi tasfiyesi veya nafaka gibi konular, şiddet iddiası yoksa elverişli olabilir; iddia varsa 1. madde engeli devreye girer.
2.6. “Uygulanır” — olumlu elverişlilik ve süreç kapısı
İkinci fıkra “uygulanır” demekle, kapsam içi uyuşmazlıklarda kanunun usul ve esaslarının bağlayıcı olduğunu belirtir. Bu, her özel hukuk uyuşmazlığında arabuluculuğa başvuru zorunluluğu anlamına gelmez; zorunluluk, ancak m. 18/A ve ilgili özel kanunlarla dava şartı olarak öngörüldüğü hallerde doğar. 1. madde elverişlilik kapısıdır; dava şartı ise ayrı bir usulî zorunluluktur. Elverişsiz bir konuda dava şartı arabuluculuk da işlemez; arabulucu veya mahkeme bu aykırılığı re’sen dikkate almalıdır.
2.7. Amaç–kapsam ayrımının pratik sonucu
Birinci fıkra “nasıl” sorusuna, ikinci fıkra “hangi uyuşmazlıklara” sorusuna cevap verir. Uygulamada sık görülen hata, amaç maddesini salt giriş cümlesi sanıp doğrudan süreç maddelerine geçmektir. Oysa anlaşma belgesinin icra edilebilirlik şerhine konu edilmesi, arabulucunun sicile kayıtlı olması, gizlilik ve delil yasağı gibi sonuçlar, ancak 1. madde kapsamındaki bir arabuluculuk faaliyeti için tam anlamıyla kanuni dayanak bulur. Kapsam dışı bir konuda “arabuluculuk” adı altında imzalanan metin, 6325 sayılı Kanun’un sağladığı özel sonuçlardan yararlanamayabilir; genel sulh ve borçlar hukuku hükümlerine tabi kalır.
2.8. “İş veya işlemlerden doğan” ibaresi
Madde, uyuşmazlığın “iş veya işlemlerden doğması”ndan söz eder. Bu ifade, dar anlamda yalnızca sözleşmesel ilişkileri değil; hukuki işlem, fiilî ilişki ve kanunî borç ilişkilerinden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarını da kapsayacak genişlikte okunmalıdır. Haksız fiilden doğan tazminat, komşuluk hukukundan kaynaklanan müdahalenin men’i, ortaklığın giderilmesi, eser sözleşmesinde ayıp, işçilik alacağı, tüketici ayıplı mal iddiası gibi konular, “iş veya işlem” kavramının esnek yorumuyla elverişlilik alanına girer. Daraltıcı yorum, kanunun amacına aykırı düşer; çünkü arabuluculuk, yargının yükünü özel hukukun geniş alanında hafifletmek üzere tasarlanmıştır. Bununla birlikte her genişletme, serbest tasarruf ve kamu düzeni süzgecinden geçmek zorundadır.
2.9. Kısmi elverişlilik ve karma uyuşmazlıklar
Tek bir dosyada hem elverişli hem elverişsiz talepler bir arada bulunabilir. Örneğin bir iş uyuşmazlığında alacak kalemleri elverişliyken, ceza soruşturmasına konu hakaret iddiası arabuluculuk konusu olmaz. Benzer biçimde aile dosyasında nafaka ve ziynet alacağı elverişli görülebilirken, şiddet iddiası tüm süreci kilitleyebilir. Karma dosyalarda arabulucunun ve tarafların yapması gereken, konuları ayırmak ve yalnızca elverişli kısmı müzakere etmektir. “Hepsini birden çözelim” yaklaşımı, yasağın dolanılması riskini taşır. Kısmi anlaşma mümkündür; elverişsiz kısım yargıya bırakılır.
2.10. Elverişliliğin zamanı
Elverişlilik, kural olarak arabuluculuk sürecinin başında değerlendirilir; ancak süreç içinde ortaya çıkan yeni olgular — örneğin sonradan ileri sürülen şiddet iddiası veya anlaşma taslağının emredici hükme aykırı hale gelmesi — değerlendirmeyi güncelleyebilir. Başta elverişli görünen bir konu, müzakere edilen çözümün niteliği değiştikçe elverişsizleşebilir. Bu dinamik karakter, arabulucunun sürekli özen borcunu açıklar.
3. Sistematik İlişkiler
-
m. 2 (Tanımlar): Arabulucu, arabuluculuk, Daire Başkanlığı, idare ve sicil tanımları, 1. maddedeki yöntemin kimler eliyle ve hangi kurumsal yapı içinde yürütüleceğini açıklar. Özellikle arabulucunun sicile kayıtlı gerçek kişi olması, kanuni arabuluculuğu gayriresmî arabuluculuktan ayırır.
-
m. 3 (İradi olma ve eşitlik): Elverişli uyuşmazlıklarda tarafların başvurmak, sürdürmek ve vazgeçmek serbestisini kurar; dava şartı arabuluculuk istisnasını saklı tutar. 1. madde “yapılabilir mi?”, 3. madde “taraflar isterse/zorunluysa nasıl başlar?” sorusuna cevap verir.
-
m. 4 ve m. 5 (Gizlilik ve delil yasağı): Kapsam içi süreçlerin güven ortamını sağlar. Elverişsiz veya hiç başlamamış bir süreçte bu güvencelerin kapsamı tartışmalı hale gelir; bu nedenle önce 1. madde süzgeci uygulanmalıdır.
-
m. 18 ve m. 18/A (Anlaşmanın belgelendirilmesi ve dava şartı arabuluculuk): Anlaşmanın hukuki sonucu ve belirli uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvuru zorunluluğu, 1. maddedeki elverişlilik varsayımına dayanır. Dava şartı öngörülen bir uyuşmazlık, aynı zamanda 1. maddeye göre elverişli olmalıdır.
-
HMK ve İş Mahkemeleri Kanunu: Dava şartı arabuluculuk ve arabuluculuk son tutanağının dava şartı belgesi olarak sunulması, usul kanunlarıyla kesişir. Mahkeme, dava şartı yokluğunu incelerken dolaylı olarak elverişlilik sorununu da görebilir.
-
TBK (sulh ve ibra): Arabuluculuk anlaşması, maddi hukukta çoğu zaman sulh veya ibra etkisine yaklaşır. TBK’nın genel hükümleri, anlaşmanın geçerliliği, irade sakatlıkları ve edimlerin ifası bakımından yedek hukuk kaynağıdır.
-
6284 sayılı Kanun ve aile hukuku: Aile içi şiddet yasağı, koruma tedbirleri rejimiyle birlikte okunur; şiddet iddiası varsa arabuluculuk yolu kapanır, koruma ve ceza yolları öncelenir.
-
Milletlerarası özel hukuk: Yabancılık unsuru taşıyan dosyalarda yetkili hukuk, yetki anlaşmaları ve yabancı kararların tanınması, 1. maddenin olumlu kapsamıyla birlikte planlanmalıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin, son dönemde taranan ve künyesi güvenilir biçimde doğrulanabilen emsal bir Yargıtay veya Anayasa Mahkemesi kararı, mevcut çalışma kapsamında tespit edilememiştir. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar da bulunmamaktadır. Künye, esas–karar numarası veya atıf uydurmaktan kaçınmak, akademik dürüstlüğün gereğidir. Maddeye özgü güncel ve doğrulanmış bir karar temin edildiğinde bu bölüm karar künyesi ve gerekçenin ilgili kısmıyla güncellenmelidir.
Uygulamada elverişlilik tartışmaları çoğu zaman dolaylı olarak görünür: mahkemeler dava şartı arabuluculuk belgesinin varlığını incelerken, arabulucular sicil ve süreç kurallarına uyarken, icra edilebilirlik şerhi veren mahkemeler anlaşmanın konusu ve tarafların tasarruf yetkisini denetlerken 1. maddedeki ölçütleri fiilen uygular. Özellikle aile içi şiddet iddiası, iş ve ticari davalarda dava şartı süreci, tüketici ve kira uyuşmazlıklarında anlaşma içeriğinin emredici hükümlere uygunluğu gibi başlıklarda 1. madde zemin norm olarak işler. Yargı pratiğinde “önce elverişlilik, sonra süreç ve sonuç” sırasının korunması, hatalı anlaşma belgelerinin ve geçersiz dava şartı süreçlerinin önüne geçer.
Öğretide genel kabul gören yaklaşım, serbest tasarruf ölçütünün dar yorumlanmaması; ancak kamu düzeni ve emredici sınırların da esnetilmemesi yönündedir. Aile içi şiddet yasağının ise istisnasız uygulanması gerektiği, irade özgürlüğünün korunması gerekçesiyle vurgulanır. Bu çerçevede, karar künyesi olmasa bile, maddenin işlevi usulî ve maddi hukuk kesişiminde nettir: arabuluculuk ancak hukuken sulhe elverişli özel hukuk uyuşmazlıklarında kanuni sonuç doğurur.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) limited şirketi ile (B) taciri arasında mal satımından doğan 850.000 TL’lik bakiye alacak uyuşmazlığı vardır. Taraflar yabancı unsurlu bir taşıma ilişkisine de atıf yapan e-posta yazışmaları yapmış, ancak uyuşmazlığın esası satım bedelinin ödenmemesidir. (B), “bu işte yabancılık var, arabuluculuk olmaz” demektedir. (A) arabulucuya başvurmak istemektedir.
Hukuki analiz: Uyuşmazlık özel hukuktan (satım) doğmaktadır ve taraflar alacak üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Yabancılık unsuru, 1. maddenin ikinci fıkrası gereği engel değil, kapsamı genişleten bir ibaredir. Dolayısıyla arabuluculuk elverişlidir. Ticari dava şartı arabuluculuk rejimine giren bir uyuşmazlık ise, ayrıca m. 18/A çerçevesinde başvuru zorunluluğu da doğabilir; bu, elverişlilikten ayrı bir usulî katmandır. Taraflar anlaşırsa bedel, vade, feragat ve ibrayı içeren bir anlaşma belgesi düzenlenebilir. Anlaşmanın icrası için icra edilebilirlik şerhi veya ilamsız icra yolları, sonucun niteliğine göre değerlendirilir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Eşler (C) ve (D) arasında mal rejiminin tasfiyesi ve ortak konutun kullanımı konusunda ihtilaf vardır. (C), (D)’nin kendisine yönelik fiziksel ve ekonomik şiddet uyguladığını ileri sürmekte, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri de talep etmiş bulunmaktadır. Arabuluculuk bürosu üzerinden süreç başlatılmak istenmektedir.
Hukuki analiz: Mal rejimi tasfiyesi kural olarak özel hukuk ve tasarruf edilebilir nitelikte görülebilirse de, somut olayda aile içi şiddet iddiası vardır. 1. maddenin ikinci fıkrası, aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli saymaz. Bu yasak, iddianın mahkûmiyetle sonuçlanmasını beklemez. Süreç başlatılmamalı veya başlamışsa derhal sona erdirilmelidir. Tarafların “biz yine de anlaşalım” demesi yasağı ortadan kaldırmaz; çünkü düzenleme, mağdurun baskı altında rıza göstermesini engellemeyi amaçlar. Uygun yol, koruma tedbirleri, ceza ve aile mahkemesi süreçleridir.
6. Pratik Uygulama Notları
-
İlk süzgeç elverişliliktir: Arabulucu, avukat ve mahkeme, süreç veya dava şartı belgesi işleminden önce uyuşmazlığın özel hukuk niteliğini, serbest tasarruf imkânını ve aile içi şiddet yasağını kontrol etmelidir.
-
Dava şartı ≠ elverişlilik: Bir uyuşmazlıkta dava şartı arabuluculuk öngörülmüş olması, konunun 1. maddeye aykırı şekilde elverişsiz olmasını örtmez. Elverişsiz konuda zorunlu başvuru da hukuka uygun sonuç doğurmaz.
-
Anlaşma içeriği denetimi: Elverişli konuda bile anlaşma metni emredici hükümlere, ahlaka ve imkânsızlığa aykırı olmamalıdır. Arabulucu çözüm önerisi getirebildiği hallerde bile, hukuka aykırı öneriyi teşvik etmemelidir.
-
Şiddet iddiasında protokol: Şiddet iddiası ortaya çıktığında süreç durdurulur; gizlilik, mağdurun güvenliğini tehlikeye atacak şekilde yorumlanamaz. Gerekli bildirim ve koruma yolları saklıdır.
-
Yabancılık unsurunda planlama: Dil, yetkili hukuk, tebligat, anlaşmanın yurtdışında icrası ve temsil yetkisi peşinen netleştirilmelidir.
-
İdare tarafı: İdarenin taraf olduğu özel hukuk uyuşmazlıklarında m. 2’deki idare tanımı ve ilgili özel usuller kontrol edilmeli; kamu düzeni ve yetki sınırları gözetilmelidir.
-
Belgelendirme: Son tutanak ve anlaşma belgesi, uyuşmazlık konusunu ve elverişliliği düşündürecek ölçüde açık yazılmalıdır. Muğlak konu tarifleri, icra ve dava aşamasında elverişlilik tartışması yaratır.
-
Yaygın hata: “Her uyuşmazlık arabuluculukla biter” varsayımı. Kamu hukuku uyuşmazlıkları, ceza boyutu ve şiddet iddialı aile uyuşmazlıkları bu varsayımın dışında kalır.
-
İspat ve nitelendirme: Elverişlilik itirazında mahkeme, uyuşmazlığın hukuki niteliğini re’sen gözetebilir; tarafların “biz arabuluculuk istedik” demesi tek başına yeterli değildir.
-
Süre ve hak kaybı: Dava şartı arabuluculuk süreleri işlemeye devam ederken elverişlilik tartışmasının geç fark edilmesi hak kaybına yol açabilir; bu nedenle başvuru dilekçesinde konu doğru nitelendirilmelidir.
-
Vekil ve yetki belgesi: Tüzel kişi ve idare tarafında imza yetkisi, arabuluculuk anlaşmasının geçerliliği için elverişlilik kadar önemlidir. Yetkisiz imza, elverişli konuda bile anlaşmayı sakatlar.
-
Konu tarifinde açıklık: “Her türlü alacak” gibi genellemeler yerine somut kalemler, dönemler ve hukuki sebepler yazılmalıdır. Bu, hem elverişlilik denetimini hem icrayı kolaylaştırır.
-
Üçüncü kişi etkisi: Arabuluculuk anlaşması kural olarak tarafları bağlar. Üçüncü kişilerin haklarını ortadan kaldıran veya kamu alacağını dolanan düzenlemeler elverişlilik ve geçerlilik bakımından risklidir.
-
Online ve fiziki süreç: Görüşmelerin çevrim içi yapılması elverişlilik ölçütünü değiştirmez; ancak kimlik tespiti, imza ve gizlilik fiilen güçleşebilir. Bu operasyonel riskler, kapsam sorununun yerine geçmez.
-
Tüketici ve iş uyuşmazlıklarında emredici koruma: Elverişli sayılan bu alanlarda bile vazgeçilemez hakların toplu feragati geçersizlik riski taşır. Serbest tasarruf, emredici koruma duvarında biter.
-
Kontrol listesi önerisi: (1) özel hukuk mu, (2) sulhe elverişli mi, (3) şiddet iddiası var mı, (4) dava şartı var mı, (5) yetkili arabulucu/büro, (6) süre, (7) anlaşma/son tutanak, (8) icra edilebilirlik. Bu liste 1. maddeyi günlük iş akışına bağlar.
7. Eleştirel Değerlendirme
1. madde, arabuluculuk rejimini doğru bir temel üzerine oturtur: özel hukuk, serbest tasarruf ve barışçıl çözüm. Aile içi şiddet yasağı, iradi adaletin karanlık yüzünü — güç dengesizliğini — tanıyan isabetli bir sınırdır. Yabancılık unsurunun açıkça kapsama alınması da uluslararası uyuşmazlıklarda yöntemin kullanılabilirliğini güçlendirir.
Bununla birlikte maddenin lafzı, “serbestçe tasarruf” ölçütünü somutlaştırmadan bırakır. Hangi aile hukuku konularının kısmen elverişli, hangilerinin mutlak surette mahkemeye münhasır olduğu uygulamada yorumla doldurulur. Velayet, soybağı, evlat edinme gibi alanlarda sınır netleştikçe arabuluculuğun meşruiyeti artar; belirsizlik sürdükçe hem arabulucular hem mahkemeler farklı pratikler üretebilir. Dava şartı arabuluculuğun genişlemesiyle birlikte 1. madde ile 18/A arasındaki ilişki de daha fazla gerilim taşır: zorunlu başvuru kültürü, elverişlilik denetiminin formaliteye indirgenmesi riskini doğurur.
İdeal olan, elverişlilik checklist’lerinin standartlaşması, şiddet iddiasında arabulucu için net sonlandırma protokolleri ve anlaşma belgelerinde konu tarifi disiplininin güçlenmesidir. Madde, amacını sade biçimde ifade eden başarılı bir kapı hükmüdür; ancak kapının ardındaki odaların — zorunlu arabuluculuk, icra edilebilirlik, idarenin katılımı — büyüdükçe, kapı eşiğindeki denetimin de o ölçüde titiz yürütülmesi gerekir. Aksi halde arabuluculuk, yargının yükünü azaltan bir araç olmaktan çıkıp, elverişsiz konularda biçimsel bir engel veya güvencesiz bir “anlaşma” fabrikasına dönüşme tehlikesi taşır.
---
Metodolojik Not
Bu yorum,
Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Öğretide arabuluculuk, medeni usul ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin genel eserler ve açıklamalar (metin içinde yazar/eser adı anılmamıştır).
- Yargı kararları: 6325 sayılı Kanun m. 1’i doğrudan konu edinen, künyesi doğrulanabilir güncel bir emsal karar bu çalışmada tespit edilememiştir; karar uydurulmamıştır.
- Tarihsel arka plan: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun amaç ve kapsam hükmü ile sonraki dava şartı arabuluculuk değişikliklerinin sistematik okuması.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6325 sayılı Kanun’un 1. madde metnine dayanır; resmî madde metni aynen korunmuştur.
Güncellik: Bu yorum, 20.07.2026 tarihi itibariyle günceldir.