b. Oy hakkı
Madde 69 - Her üyenin genel kurulda bir oy hakkı vardır; üye, oyunu şahsen kullanmak zorundadır. Onursal üyelerin oy hakkı yoktur.
b. Oy hakkı
Madde 69 - Her üyenin genel kurulda bir oy hakkı vardır; üye, oyunu şahsen kullanmak zorundadır. Onursal üyelerin oy hakkı yoktur.
Akademik Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Kapsamı" üst başlığı ve "Üyelerin hakları" alt başlığı altında "Oy hakkı" kenar başlığıyla yer alan 69. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 67. maddesinin ikinci fıkrasından mehaz alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) dernek yönetiminde demokratik katılımı temel bir ilke olarak mutlak güvence altına almak, sermaye şirketlerinden farklı olarak "kişi topluluğu" olan derneklerde irade oluşumunun şahsilik prensibi üzerinden gerçekleşmesini zorunlu kılmaktır. Yasa koyucu bu düzenlemeyle, dernek içi hiyerarşiyi, maddi güce veya kıdeme dayalı statüleri reddederek tüm asıl üyeleri oylama esnasında hukuken aynı düzleme oturtmuştur.
"Bir kişi-bir oy" (one person, one vote) ilkesi, dernekler hukukunda eşit demokratik katılımın en güçlü yasal sigortası olarak kabul edilir. Bu kural sayesinde, derneğe yapılan mali katkının büyüklüğü, kuruluş aşamasındaki rolü veya dernekte geçirilen sürenin uzunluğu ne olursa olsun, genel kurul iradesinin oluşumunda tüm üyelerin eşit ağırlıkta söz sahibi olması teminat altına alınmıştır. Derneklerin sivil toplumun mikro-demokrasi hücreleri olarak işlev görmesi, ancak genel kurul kararlarının oligarşik veya zümresel bir tahakkümden uzak, tam bir şahsi irade eşitliğiyle alınmasına bağlıdır.
2.1 Bir üye - bir oy ilkesi: Dernek genel kurulunda karar alınırken, her asıl üyenin unvanına, kıdemine veya ödediği aidat miktarına bakılmaksızın yalnızca tek bir oy hakkına sahip olmasını ifade eden, oylama prosedüründeki mutlak eşitlik kuralıdır. Bu kural, ticaret şirketlerindeki sermaye payına (paraya) dayalı oy ağırlığı sisteminden (kapitalist modelden) kesin çizgilerle ayrılarak, kişi (insan) odaklı bir örgütlenme modelini emredici kılar.
2.2 Şahsen kullanma zorunluluğu: Üyenin, dernek iradesinin oluşumuna katkı sağlayan genel kurul oyunu bizzat toplantı mahallinde bulunarak (veya günümüz dijital sistemlerinde bizzat sisteme girerek) kullanması mecburiyetidir. Oy hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan kabul edildiği için, ticari ortaklıkların aksine vekil tayini, temsilci aracılığıyla oy verilmesi veya gıyabi irade beyanında bulunulması kanunen yasaklanmıştır.
2.3 Onursal üyelik: Derneğe büyük maddi veya manevi katkı sağlamış, toplumda üstün saygınlığı olan veya dernek amaçlarına vizyoner hizmetlerde bulunmuş kişilere, tüzükte öngörülen özel usullerle verilen sembolik ve prestij amaçlı üyelik statüsüdür. Onursal üyeler asıl üyelerden farklı olarak aidat ödemekle veya derneğin idari-mali külfetlerine katlanmakla yükümlü tutulmazlar.
2.4 Onursal üyenin oy hakkı yokluğu: Onursal üyelerin dernek genel kurullarına katılarak toplantıları izleme, görüş beyan etme ve müzakerelere iştirak etme hakkı bulunmasına karşın, nihai kararın alınması aşamasında (seçimlerde veya oylamalarda) oy kullanma yetkilerinin bulunmamasıdır. Bu kural, derneğin fiili ve mali sorumluluğunu üstlenmeyen şahısların derneğin hukuki ve mali kaderini tayin etmesini engellemek amacıyla konulmuştur.
2.5 Oy hakkından feragatin yasaklığı: Bir üyenin, derneğe girerken veya üyelik süreci devam ederken kendi özgür iradesiyle dahi olsa genel kuruldaki yasal oy hakkından vazgeçmesinin (feragat etmesinin) hukuken geçersiz sayılmasıdır. Oy hakkı hem üyenin hakkı hem de dernek işleyişinin bir unsuru olduğundan, tüzükle veya taraflar arası özel bir sözleşmeyle asıl üyenin oy hakkını tamamen kaldıran veya askıya alan her türlü düzenleme mutlak butlanla batıldır.
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
Olay 1: Spor faaliyetlerini desteklemek amacıyla kurulan bir derneğin tüzüğüne, "Kurucu üyelerin derneğe yaptıkları üstün hizmetler nedeniyle genel kurul oylamalarında üçer oy hakkı vardır" şeklinde bir hüküm konulmuş ve genel kurulda bu hükme dayanılarak kritik bir taşınmaz alımı kararı geçirilmiştir. Hukuki Analiz: TMK m. 69 uyarınca her asıl üyenin genel kurulda sadece bir oy hakkı bulunması emredici bir yasa kuralıdır. Bir dernek tüzüğüne kurucu üyelere oylamalarda çoklu oy hakkı tanıyan bir hüküm konulması, bu emredici norma ve TMK m. 68'deki mutlak eşitlik ilkesine açıkça aykırılık teşkil eder. TBK m. 27 bağlamında kesin hükümsüz (mutlak butlanla batıl) olan bu tüzük kuralına dayanılarak genel kurulda karar alınmışsa, bu kararlar da usuli ve esasi sakatlık taşır. Ticaret şirketlerindeki sermaye çoğunluğu kuralının derneklere kıyasen uygulanamayacağı göz önüne alındığında, herhangi bir üye süre sınırına dahi tabi olmaksızın bu eşitsiz uygulamaya dayalı genel kurul kararının iptalini veya yokluğunun tespitini mahkemeden talep edebilir.
Olay 2: Ülke çapında faaliyet gösteren bir derneğin olağan genel kurulu sırasında, toplantı günü yurtdışında olan bir asıl üye, noterden düzenlettiği özel yetki içeren bir vekâletnameyi dernekteki arkadaşına göndererek kendi adına yönetim kurulu seçimlerinde oy kullanmasını istemiş, divan kurulu da vekâletnameyi geçerli sayarak oyu kullandırmıştır. Hukuki Analiz: TMK m. 69 uyarınca dernek üyelerinin oy hakkını bizzat şahsen kullanması zorunlu olup, derneklerde vekâleten oy kullanılması emredici şekilde yasaklanmıştır. Somut olayda yurt dışında bulunan bir dernek asıl üyesinin, noter onaylı dahi olsa bir vekâletname göndererek oyunu bir başka üye aracılığıyla kullandırması hukuken geçersizdir. Genel kurul divan başkanlığının bu vekâletnameyi işleme koyarak oyu kabul etmesi, toplantının usulüne ve kanunun emredici şahsilik kuralına doğrudan aykırı düşer. Kullanılan bu usulsüz vekil oyunun seçim sonucuna veya alınan kararın nisabına etki etmesi halinde, toplantıda hazır bulunan veya bulunmayan diğer üyeler TMK m. 83 uyarınca bu genel kurul kararının iptali istemiyle dava açma hakkına sahip olurlar.
TMK m. 69'da formüle edilen "bir üye - bir oy" ve "şahsen oy kullanma" kuralı, Dural/Öğüz ve Özsunay (Tüzel Kişiler) sistematiği çerçevesinde değerlendirildiğinde, sivil toplumun demokratik temelini oluşturan en sarsılmaz dogmatik yapıdır. Hukukumuzda ticaret şirketleri, yatırılan sermayenin ağırlığına göre şekillenen (çoğu zaman bir pay - bir oy dengesizliğine dayanan) "kapitalist" (sermayedar) bir irade oluşumu benimserken; dernekler, üyenin mali gücüne değil, sırf "insan" (üye) olmasına değer veren "şahıs odaklı" bir yapı kurgular. TMK m. 69, derneklere yüklü miktarda bağış yapan zengin bir üyenin veya derneğin asırlık kurucusunun, yeni katılan aidat borçlusu bir üniversite öğrencisinden hukuken daha üstün veya imtiyazlı oylama hakkına sahip olamayacağını ilan ederek, sivil toplumda sınıfsal tahakküm yasağını hayata geçirir.
Ancak, Akyol'un hakkın kullanılması perspektifinden bakıldığında, "şahsen oy kullanma" mecburiyetinin katı ve dar yorumlanması, modern çağın hızına ve teknolojik imkânlarına çoğu zaman ayak uyduramamaktadır. Küresel ölçekte faaliyet gösteren, üyeleri dünyanın veya ülkenin farklı şehirlerine dağılmış devasa dernekler (örneğin çevre örgütleri veya büyük meslek dernekleri) fiziki olarak tek bir genel kurul salonunda binlerce kişiyi toplamaya mahkûm bırakılmaktadır. Katı şahsilik ve fiziksel mevcudiyet kuralı, genel kurullara katılım oranlarını trajik biçimde düşürerek, kararların sadece toplantı salonuna gelebilen "azınlık elit" tarafından alınmasına yol açmaktadır. Bu paradoks, "katılımcı demokrasi" idealini savunan TMK m. 69'un, paradoksal bir şekilde "temsilde adaletsizliğe" zemin hazırlamasına neden olmaktadır. E-imza veya blokzincir tabanlı (smart contract) şifreleme sistemleri üzerinden asenkron ve uzaktan şahsi oy kullanımına kalıcı, geniş kapsamlı yasal bir altyapı sağlanması zorunludur.
Onursal üyelik kavramının "oy hakkından mahrumiyet" kuralı da (TMK m. 69/2) sosyolojik olarak ikili bir nitelik barındırır. Yasa koyucu, derneğin mali yükünü çekmeyen kişilerin derneğin kaderini etkilemesini engellemekte haklıdır. Ancak uygulamada onursal üyelik, çoğu zaman yerel bürokratlara (valiler, belediye başkanları) veya popüler figürlere salt prestij ve imtiyaz devşirmek için dağıtılan içi boş, sembolik bir "vitrin" aracına dönüşmüştür. Modern dernekçilik anlayışında, onursal üyeliğin yalnızca pasif bir saygı statüsü olmaktan çıkarılarak; bilgi birikimi, uluslararası çevre ve vizyon katkısı sağlayan bu şahısların derneğin ihtisas kurullarında (oylama hakkı olmaksızın ancak icrai projelerde yetkilendirilerek) daha fonksiyonel, entegre ve şeffaf bir sivil inisiyatif aktörüne dönüştürülmesi sivil hukukumuzun geliştirilmesi gereken yönlerinden biridir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 69. madde metnine dayanır.
Görüş: Şahsen kullanma kuralının dijital çağda elektronik imza ile uzaktan oy kullanma kanallarına esnetilmesi; engellilik gibi durumlar için yardımcıyla destek imkânının açık düzenlenmesi; bir üye-bir oy ilkesinin emredici niteliğinin korunması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.