1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında, "Tüzel Kişiler" başlıklı
ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde yer alan 60. madde, derneklerin kuruluş
aşamasındaki idari denetim mekanizmasını düzenlemektedir. İsviçre Medeni
Kanunu'nun (ZGB) 60. maddesinin ilgili fıkraları ile 61. maddesinden
esinlenerek hukukumuza kazandırılan bu hükmün ratio legis'i (amacı) Anayasa
ile teminat altına alınan "önceden izin almaksızın dernek kurma" hürriyetinin
usuli güvencesini oluşturmaktır. Tüzel kişiliğin bildirimle kazanılmasının
ardından, idareye verilen sonradan (post-kuruluş) şekli denetim yetkisi
sayesinde kamu düzeni korunurken, kuruculara tanınan yasal sürelerle
eksiklikleri giderme imkânı verilerek örgütlenme özgürlüğü idari keyfiliğe
karşı güvence altına alınmaktadır.
Tarihsel arka plan incelendiğinde, Türk dernek hukukunun uzun yıllar süren katı
idari vesayet ve önceden izin (ruhsat) sisteminden evrilerek çağdaş bir yapıya
kavuştuğu görülmektedir. 1909 tarihli Cemiyetler Kanunu (İttihat-i Anasır) ile
başlayan serbesti arayışları, Cumhuriyetin farklı dönemlerinde güvenlik
endişeleriyle yerini sıkı idari kontrollere bırakmış; 2003 yılında
gerçekleştirilen köklü reformlarla birlikte idarenin dernekler üzerindeki
vesayeti zayıflatılmıştır. Günümüzde TMK m. 60'ın ihdas ettiği sistem, derneğin
kurulması için idari makamların onayını beklemeyi ortadan kaldırmış, sadece
"sonradan şekli inceleme" ve "eksikliklerin tamamlanması" prensibini getirerek
modern bir bildirim rejimini tesis etmiştir.
2. Kavramlar
2.1 Mülki amir incelemesi: Dernek kuruluş bildirimi, tüzüğü ve ekli
belgelerinin yetkili mülki amir (vali veya kaymakamlık bünyesindeki sivil
toplumla ilişkiler müdürlükleri) tarafından altmış gün içinde, sadece dosya
üzerinden gerçekleştirilen idari denetimidir. Bu denetim, derneğin amacının
yerindeliğini veya toplumsal faydasını sorgulayan esasa ilişkin bir izin
mekanizması değil, evrakın ve tüzüğün yasalara salt şeklî uygunluğunun kontrol
edilmesinden ibarettir. İdare, kanunun aradığı asgari koşulların sağlanıp
sağlanmadığına bakar ve bu süreç tüzel kişiliğin doğumunu askıya almaz.
2.2 Noksanlık ve kanuna aykırılık: İnceleme sırasında, dernek tüzüğünün
kanunun emredici hükümlerine aykırı olması, asgari kurucu sayısının yedi
kişiden az olması veya kurucuların fiil ehliyetine sahip olmaması gibi hukuki
sakatlıkların idarece tespit edilmesidir. Örneğin, tüzükte kanunun açıkça
yasakladığı bir ibarenin bulunması veya zorunlu organların eksik gösterilmesi
bir noksanlık sayılır. Bu durumların tespiti, derneğin derhal feshedileceği
anlamına gelmez; kanun koyucu bu eksikliklerin düzeltilebilir nitelikte
olduğunu varsayar.
2.3 30 günlük tamamlama süresi: Mülki idare amirinin, tespit ettiği
noksanlık ve aykırılıkları kuruculara tebliğ etmesinden itibaren işlemeye
başlayan, eksikliklerin giderilmesi veya kanuna aykırılığın düzeltilmesi için
tanınan emredici yasal süredir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve kuruculara
idari yaptırımdan önce tanınan bir "düzeltme (cure) imkânı" sağlayarak dernek
tüzel kişiliğini ayakta tutmayı hedefler.
2.4 Asliye Hukuk Mahkemesinde fesih davası: Kurucuların 30 günlük yasal
süre içerisinde bildirilen eksiklikleri gidermemesi hâlinde, mülki idare
amirinin durumu bildirmesi üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından açılan
yargısal sona erdirme davasıdır. İdarenin doğrudan derneği kapatma yetkisi
bulunmadığından, tüzel kişiliğin sonlandırılması mutlaka yetkili asliye hukuk
mahkemesinin vereceği bir fesih kararı ile (davaname üzerine) gerçekleştirilir.
2.5 Dernekler kütüğüne kayıt: Mülki amir tarafından yapılan inceleme
sonucunda kanuna aykırılık bulunmadığının tespit edilmesi veya mevcut
eksikliklerin 30 günlük sürede usulüne uygun şekilde giderilmesi üzerine,
derneğin resmi devlet siciline (kütüğe) işlenmesidir. Türk dernekler hukukunda
bu kayıt işlemi tüzel kişiliği "kuran" (ihdasi) bir nitelik taşımaz; tüzel
kişilik bildirimin verildiği an doğmuş olduğundan, kütüğe kayıt sadece
"açıklayıcı" (ihdari) ve idari takip amaçlı bir işlemdir.
2.6 Faaliyetin durdurulması: Cumhuriyet savcısının fesih davası açarken
mahkemeden talep edebileceği, derneğin işlemlerini ve etkinliklerini dava
sonuna kadar geçici olarak askıya alan ihtiyati tedbir niteliğindeki yargısal
karardır. Bu karar, kanuna aykırılığı tespit edilen derneğin fesih yargılaması
süresince hukuk düzenine daha fazla zarar vermesini önlemek amacıyla, durumun
aciliyetine ve ağırlığına göre hâkim tarafından takdir edilir.
3. Sistematik İlişkiler
TMK m. 60 hükmü, Türk Medeni Kanunu'nun tüzel kişilere ilişkin diğer genel ve
özel hükümleriyle sıkı bir sistematik bağ içindedir. Hüküm, TMK m. 56'daki
derneğin tanımı, m. 57'deki önceden izin almaksızın kurulma serbestisi ve m.
59'daki tüzel kişiliğin bildirimin verildiği anda kazanılması kuralının
doğrudan usuli tamamlayıcısıdır. Dernek, m. 59 uyarınca doğar; m. 60 uyarınca
ise bu doğumun hukuka uygunluğu denetlenir ve aksi hâlde m. 87 ve devamındaki
fesih ile sona erme kurumlarına zemin hazırlanır.
Öte yandan TMK m. 60, özel kanun niteliğindeki 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun
(DK) kuruluş sürecini düzenleyen hükümleriyle birlikte uygulanır. DK m. 8,
mülki amirin inceleme usulünü detaylandırırken, DK m. 30 ve 31'de yer alan
dernek faaliyetlerine yönelik yasaklayıcı hükümler, TMK m. 60 kapsamında
savcılığın açacağı fesih davalarının maddi dayanağını oluşturabilir. Fesih
davaları idari bir işlem niteliği taşımadığından, bu uyuşmazlıklarda adli yargı
kuralları devreye girer.
Yargılama hukuku bağlamında, TMK m. 60 kapsamında Cumhuriyet savcısının
"faaliyetin durdurulmasını" talep etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
(HMK) m. 389'da düzenlenen ihtiyati tedbir kurumunun dernekler hukukuna
uyarlanmış özel bir görünümüdür. İdare hukuku ve ceza hukuku ekseninde ise,
mülki amirin 60 günlük inceleme süresini keyfi olarak uzatması veya derneği
haksız yere faaliyeti engellemeye çalışması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.
257 (görevi kötüye kullanma) kapsamında memurun sorumluluğunu tetikleyebilecek
bir idari kusur teşkil eder.
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir grup gönüllü, kuruluş bildirimini ve tüzüğü valiliğe teslim etmiş
ve dernek tüzel kişilik kazanmıştır. Valilik, evrak yoğunluğu nedeniyle TMK m.
60'ta öngörülen 60 günlük inceleme süresini geçirmiş, 90. günde tüzükte asgari
üye sayısı ile ilgili kanuna açık aykırılıklar tespit etmiştir. İdare, 60
günlük sürenin geçtiğini fark etmesine rağmen kuruculara eksikliklerin
giderilmesi için 30 günlük tebligatı göndermiş; kurucular sürenin geçmiş olduğu
gerekçesiyle bu ihtarı dikkate almamıştır.
Hukuki Analiz: TMK m. 60'ta idare için öngörülen "altmış gün içinde incelenir"
kuralı, idarenin işlemlerini hızlandırmaya yönelik düzenleyici bir süredir ve
bu sürenin geçmesiyle idarenin denetim yetkisi düşmez veya kanuna aykırı tüzük
hukuka uygun hâle gelmez. İdarenin 90. günde gönderdiği eksiklik bildirimine
karşı kurucuların TMK m. 60/2 uyarınca kendilerine tanınan 30 günlük yasal
sürede noksanlıkları tamamlaması zorunludur. Sürenin dikkate
alınmaması ve aykırılığın giderilmemesi durumunda, yetkili asliye hukuk
mahkemesinde Cumhuriyet savcısı tarafından fesih davası açılması tamamen hukuka
uygundur. İdarenin geç inceleme yapması sadece ilgili memurlar açısından bir
disiplin sorunu yaratabilir, ancak tüzel kişiliğin kanuna aykırı faaliyet
göstermesine meşruiyet kazandırmaz.
Olay 2: İnsan hakları temalı bir derneğin tüzüğünde, kamu makamlarınca "hukuka
aykırı ve bölücü amaç" olarak nitelendirilen bazı faaliyet maddeleri tespit
edilmiş ve mülki amirlikçe kuruculara bu ibarelerin tüzükten çıkarılması tebliğ
edilmiştir. 30 günlük sürede kurucular bu değişikliği reddetmiş; bunun üzerine
mülki amirin bildirimiyle Cumhuriyet savcısı, asliye hukuk mahkemesinde
davaname düzenleyerek fesih davası açmış ve davanın başında faaliyetin derhâl
durdurulmasını talep etmiştir.
Hukuki Analiz: TMK m. 60/2 mekanizması, mülki amire derneği doğrudan feshetme
yetkisi vermediğinden, sürecin mutlaka asliye hukuk mahkemesine (Cumhuriyet
savcısı aracılığıyla) intikal ettirilmesi gerekmektedir. Savcının
faaliyetin durdurulmasını istemesi, derneğin nihai fesih kararı kesinleşene
kadar geçecek yargılama sürecinde yasadışı eylemlerine devam etmesini önlemek
amacıyla kanunun özel olarak düzenlediği bir ihtiyati tedbirdir.
Hâkim, bu talebi dosya üzerinden veya duruşmalı olarak inceleyip, derneğin
faaliyetlerinin kamu düzeni için oluşturduğu tehlikenin ağırlığına göre
orantılılık ilkesi çerçevesinde bir "faaliyetten geçici alıkoyma" kararı
verebilir.
6. Pratik Notlar
- TMK m. 60 uyarınca mülki amirin yapacağı inceleme esasa girmeyen, salt şeklî
bir uygunluk denetimidir; dernek tüzüğünün yerindeliği veya kuruluşa "ihtiyaç"
olup olmadığı tartışılamaz.
- Süreç matematiksel bir silsileye tabidir: idare için 60 günlük inceleme
süresi, kurucular için eksiklik gidermede 30 günlük tamamlama süresi bulunur.
- Mülki idarenin eksiklik ihtarında bulunması bir idari işlemdir; ancak
derneğin nihai olarak kapatılması kararı münhasıran yargısal bir karar olup,
yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilir.
- Kurucular 30 gün içinde eksikliği tamamlar veya aykırılığı giderirse, tüzel
kişiliğin doğumu geçmişe etkili olarak değil, zaten bildirim anında kazanılmış
olan statünün tescili ve "dernekler kütüğüne kaydedilmesi" şeklinde ihdari
olarak sonuçlandırılır.
- Cumhuriyet savcısının fesih davası sırasındaki faaliyet durdurma talebi,
idari bir men kararı olmayıp, hâkim kararıyla uygulanan medeni usul hukukuna
özgü bir tedbir kararıdır.
- Cumhuriyet savcısının bu davayı açarken hazırladığı belge, ceza
yargılamasındaki "iddianame" değil, hukuk yargılamasındaki "davaname" olarak
adlandırılır ve bu süreçte DK m. 8 ile TMK m. 60 birbirini tamamlayıcı
nitelikte birlikte uygulanır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 60'ın kaleme alınış biçimi ve 2003 reformlarıyla geçirilen değişim,
Dural/Öğüz ile Özsunay'ın eserlerinde de vurgulandığı üzere, Türkiye'nin Avrupa
Birliği uyum yasaları çerçevesinde sivil topluma tanıdığı demokratik alanın
genişletilmesi adına tarihi bir kazanımdır. Önceden uygulanan ve idareye geniş
takdir yetkisi sunan "izin (ruhsat)" sisteminin terk edilerek yerine "bildirim
ve sonradan şeklî denetim" rejiminin inşa edilmesi, örgütlenme hürriyetinin
anayasal güvencesini (AY m. 33) özel hukuk pratiğine başarıyla yansıtmıştır.
Kanun koyucunun, eksikliklerin tespiti hâlinde derneğin doğrudan kapatılmasını
değil, 30 günlük düzeltme (tamamlama) imkânı sunmasını öngörmesi, sivil
inisiyatiflerin bürokratik hatalar yüzünden yok edilmesini engelleyen pozitif
bir hukuki bariyerdir.
Ne var ki, Akyol'un sistematiği ve insan hakları hukuku perspektifinden konuya
yaklaşıldığında, uygulamanın her zaman kanunun lafzı kadar özgürlükçü
işlemediği görülmektedir. Uygulamada mülki amirliklerin, TMK m. 60 kapsamındaki
tüzük inceleme yetkisini adeta bir "esasa ilişkin onay" veya "gizli izin"
mekanizması gibi kullandıkları, hassas konularda (örneğin LGBT hakları veya
azınlık kültürleriyle ilgili dernekleşmelerde) kelime bazlı "kanuna aykırılık"
gerekçeleri üreterek dernekleri sürekli tüzük değiştirmeye veya fesih baskısına
maruz bıraktıkları eleştirilmektedir. Nitekim AİHM'in Türkiye aleyhine verdiği
bazı dernek davalarında, şekli inceleme sürecinin idari oyalama taktiğiyle
birleştiğinde örgütlenme özgürlüğüne yönelik "orantısız bir müdahaleye"
dönüştüğü tespitleri yer almaktadır.
De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, derneklerin kuruluşundaki
bu idari denetim mekanizmasının tümüyle yürütmenin vesayetinden çıkarılarak,
tıpkı ticaret şirketleri veya vakıflarda olduğu gibi bağımsız yargı organları
eliyle yürütülen bir "Dernekler Sicil Memurluğu" modeline geçirilmesi gerektiği
doktrinde tartışılmaktadır. AB çapında geliştirilen "European Association"
tüzüğü tartışmaları paralelinde, Türkiye'de de TMK m. 60'ın mevcut "mülki amir"
(yürütme) odaklı denetiminin, dijital çağın hızına uyumlu e-Devlet
altyapılarıyla desteklenen şeffaf ve yargısal bir tescil-denetim sistemine
dönüştürülmesi, modern sivil toplumun bürokratik vesayetten tam anlamıyla
kurtulması için atılması gereken bir sonraki dogmatik adım olmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 60'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 60-61.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 60. madde metnine dayanır.
Görüş: Mülki amir incelemesinin şekli denetim niteliğinin AB uyum sürecinde korunmasına rağmen, pratikte esas incelemeye dönüştüğü durumlarda yargısal denetimin etkin işletilmesi şarttır; AİHM Türk dernek davaları içtihadı bu konuda önemli bir kılavuzdur.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.