1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Gaiplik kararı" alt başlığında
yer alan ve yargılama usulünü düzenleyen 33. madde, mehaz İsviçre Medeni
Kanunu'nun (ZGB) 36. maddesine tekabül etmektedir. Hükmün ratio legis'i
(amacı) gaiplik kararı verilmeden önce hak sahipleri (mirasçılar, eş vb.) ile
kayıp kişinin menfaatleri arasındaki dengeyi sağlamak üzere asgari bekleme
sürelerini belirlemek ve mahkemece yürütülecek ilan prosedürü ile aleniyet
ilkesini güvence altına alarak maddi gerçeğin ortaya çıkmasına imkân tanımaktır.
2. Kavramlar
2.1 Bekleme süreleri: Gaiplik kararının mahkemeden talep edilebilmesi için
kanun koyucu iki farklı ihtimale göre asgari süreler öngörmüştür. Ölüm
tehlikesi içinde kaybolma durumunda en az 1 yıl; uzun süreden beri haber
alınamama durumunda ise en az 5 yıl geçmesi zorunludur.
2.2 Sürelerin başlangıç anı: Bir yıllık sürenin başlangıcı, kişiyi ölüme
yaklaştıran "ölüm tehlikesi tarihi"dir. Beş yıllık sürenin başlangıcı ise kayıp
kişiden en son bilginin veya mesajın alındığı "son haber alma tarihi"dir.
2.3 İlan zorunluluğu: Alenilik ilkesi gereği, mahkeme gaiplik kararı vermeden
önce, kayıp kişi hakkında bilgisi olan kimseleri mahkemeye bilgi vermeye
çağırmak üzere usulüne uygun bir ilan yapmak zorundadır.
2.4 İlan süresi: İlanla verilen çağrı süresi, ilk ilanın yapıldığı günden
başlayarak en az 6 ay olmak zorundadır.
2.5 İlanın amacı: Gaipliği istenen kişinin yaşayıp yaşamadığına veya öldüğü
tarihe ilişkin bilgisi olan üçüncü kişilerin ya da bizzat kayıp kişinin
mahkemeye ulaşmasını sağlayarak haksız bir gaiplik kararının önüne geçmektir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 32 (Gaiplik kararının maddi şartları ve yetkili mahkemenin tayini).
- TMK m. 34 (İlan süresi içinde kişinin ortaya çıkması veya haber alınması
halinde gaiplik isteminin düşmesi).
- TMK m. 35 (Gaiplik kararının geçmişe etkili olarak ölüm tehlikesi veya son
haber alma gününden itibaren hüküm doğurması).
- HMK m. 382 vd. (Gaiplik kararının çekişmesiz yargı işi niteliğinde olması ve
Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olması).
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu (Gaiplik kararının kesinleşmesi üzerine
idarece ölüm kütüğüne tescil işleminin yapılması).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
- Olay 1: Yurt dışına çalışmaya giden ve ailesiyle en son 6 yıl önce telefonla
görüşen bir kişinin eşi, gaiplik talebiyle mahkemeye başvurur. TMK m. 33
uyarınca "uzun süreden beri haber alınamama" kapsamında 5 yıllık süre şartı
gerçekleşmiştir. Mahkeme, kişinin son yerleşim yeri olan Türkiye'deki yetkili
mahkeme sıfatıyla davayı kabul eder, Basın İlan Kurumu aracılığıyla ilan yapar
ve ilk ilandan itibaren en az 6 ay bekledikten sonra (kişiden veya onu
tanıyanlardan haber gelmezse) gaipliğe karar verir.
- Olay 2: Deprem bölgesinde yıkılan bir binada kaybolan ancak enkaz tamamen
kaldırılmasına rağmen cesedine ulaşılamayan bir kişi için yakınları gaiplik
davası açmak ister. Bu olayda "ölüm tehlikesi içinde kaybolma" durumu söz
konusu olduğundan, TMK m. 33 gereği afetin (depremin) gerçekleştiği tarihten
itibaren en az 1 yıl beklenmesi zorunludur. Bir yıl dolmadan açılacak dava,
dava şartı yokluğundan usulden reddedilecektir.
6. Pratik Notlar
- Sürelerin emredici niteliği: TMK m. 33'te yer alan 1 yıllık ve 5 yıllık
süreler dava şartıdır; tarafların veya hakimin takdiriyle kısaltılamaz.
- İlan usulü ve Yargıtay içtihadı: Kanun metninde "ilanla çağırır" denilmekle
yetinilmişse de, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre (örneğin 2. Hukuk
Dairesi kararları) gaiplik kararının verilebilmesi için mahkemece en az iki kez
ilan yapılması zorunludur ve bu ilanlar yapılmadan verilen kararlar usule
aykırı bulunarak bozulmaktadır.
- İlan süresi içinde kişi hakkında bilgi gelirse: TMK m. 34 uyarınca 6 aylık
ilan süresi bitmeden kişinin sağ olduğu anlaşılır veya ölüm tarihi kesin olarak
tespit edilirse gaiplik talebi kendiliğinden düşer.
- Gaiplik kararının geriye dönük etkisi: İlan prosedürü tamamlanıp karar
verildiğinde, TMK m. 35 uyarınca kararın sonuçları mahkeme tarihinden değil,
sürelerin başlangıç anı olan ölüm tehlikesi veya son haber alma tarihinden
itibaren hüküm ifade eder.
- Yetkili mahkeme: Davanın, TMK m. 32 uyarınca kişinin Türkiye'deki son
yerleşim yeri mahkemesinde açılması gerekir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Modern dönemin krizleri ve teknolojik imkânları karşısında TMK m. 33'te
düzenlenen gaiplik yargılama usulü ciddi dogmatik tartışmalara neden
olmaktadır. Dural/Öğüz ve Akıntürk/Ateş Karaman'ın eserlerinde de işaret
edildiği üzere, özellikle 2023 Kahramanmaraş depremleri gibi kitlesel
afetlerde, binlerce kişinin "ölümüne kesin gözle mi bakılacağı" (TMK m. 31 ölüm
karinesi) yoksa "ölüm tehlikesi içinde mi kaybolduğu" (TMK m. 32-33 gaiplik)
ayrımı uygulamada büyük karmaşa yaratmıştır. Yıkılmış bir binada
cesedine ulaşılamayan kişiler için 1 yıllık bekleme süresinin ve ardından gelen
asgari 6 aylık ilan sürecinin işletilmesi, geride kalan ailelerin miras ve
sosyal güvenlik haklarına kavuşmasını yıllarca geciktiren ağır bir usul külfeti
olarak eleştirilmektedir.
Öte yandan Akyol, Öztan ve Kılıçoğlu'nun yaklaşımları çerçevesinde ele
alındığında; dijital çağda "5 yıl haber alamama" eşiğinin uzunluğu
sorgulanmaktadır. Kişilerin anlık mesajlaşma uygulamaları (WhatsApp vb.)
sosyal medya platformları veya e-Devlet işlemleri gibi dijital ayak izleri
bıraktığı bir dönemde, bir kişinin dijital dünyada hiçbir iz bırakmadan 5 yıl
ortadan kaybolması durumunda, kişinin bir sosyal medya hesabına otomatik bir
cihazdan (bot) yapılan girişin veya çevrimiçi görünmesinin "son haber alma"
sayılıp sayılmayacağı, medeni usul ve ispat hukuku bakımından kanunun lafzını
aşan yeni yorumlara muhtaçtır. İlanların sadece gazetelerde yapılması da
günümüzde aleniyet işlevini yitirmiş olup, elektronik ortamlarda (örneğin
e-Devlet kapısı üzerinden veya sosyal ağ entegrasyonuyla) daha efektif bir ilan
modelinin mevzuata kazandırılması gerekliliği açıktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 33'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 36.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 33. madde metnine dayanır.
Görüş: Modern iletişim çağında 5 yıl haber alamama süresinin sosyal medya ve dijital ayak izleri ışığında 'haber alma' kavramının yeniden tanımlanmasıyla esnetilmesi ve afet hallerinde 1 yıl şartının başlangıç anının net bir mevzuatla belirlenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.