Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 22

Kişiler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

4. Kurumlarda bulunma


Madde 22 - Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Yerleşim yeri" alt başlığında yer alan 22. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 26. maddesine tekabül etmektedir. Hükmün ratio legis'i (amacı) belirli kurumlarda eğitim, sağlık, bakım veya ceza infazı gibi zorunlu veya geçici sebeplerle fiilen bulunmanın, iradi yerleşim yeri için kurucu nitelikte olan "sürekli kalma niyeti" (manevi unsur) içermemesi nedeniyle yeni bir yerleşim yeri kurmayacağını (negatif istisna) yasal bir karineye bağlamaktır.

2. Kavramlar

2.1 "Kurumlarda bulunma" kavramı: Bir kişinin bağımsız bir yerleşme ve hayatını orada merkezileştirme arzusu (iradesi) olmaksızın; geçici, mecburi veya idari/yargısal bir karar neticesinde belirli bir süre zarfında belli bir mekânda ikamet etmesidir. 2.2 Maddenin kapsadığı kurumlar: Hükümde tahdidi olmamakla birlikte örnekleyici olarak öğretim kurumu, eğitim kurumu, sağlık kurumu, bakım kurumu (huzurevi, rehabilitasyon merkezi vb.) ve ceza kurumu sayılmıştır. 2.3 Manevi unsurun yokluğu varsayımı: Kanun koyucu, bu tür kurumlarda fiziken (maddi unsur) bulunulsa dahi, kişinin iç dünyasındaki sürekli kalma niyetinin (manevi unsur) kuruma yönelmediğini karine olarak kabul etmiştir. 2.4 İstisna: Hüküm kesin bir yasak değil, aksinin ispatı mümkün bir karine teşkil eder. Kişi serbest iradesiyle, örneğin bir huzurevini ömrünün sonuna kadar kalıcı hayat merkezi haline getirmişse veya üniversite eğitimi için gittiği şehirde eğitim dışındaki tüm sosyal ve mesleki ilişkilerini de kurarak sürekli kalma niyeti geliştirmişse, bu yer istisnai olarak yerleşim yeri kabul edilebilir. 2.5 Eski yerleşim yerinin devamı: TMK m. 20/1 gereğince yeni bir yerleşim yeri edinilmedikçe eskisinin devam edeceği kuralı uyarınca, kurumlarda bulunan kişilerin hukuki yerleşim yeri, kuruma girmeden önceki son iradi yerleşim yerleri olmaya devam eder.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 19 (İradi yerleşim yerinin kurulması için maddi ve manevi unsurların kümülatif varlığı şartı)
  • TMK m. 20 (Yerleşim yerinin değiştirilmesinin yenisinin edinilmesine bağlı olması)
  • TMK m. 21 (Küçük ve kısıtlıların yasal yerleşim yerleri ile bakım/sağlık kurumlarına yerleştirilmeleri durumu)
  • HMK m. 6 (Genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olması)
  • Tebligat Kanunu m. 19 (Tutuklu ve hükümlülere tebligatın bulundukları kurum müdürü/memuru vasıtasıyla yapılması)
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (Hükümlülerin ceza infaz kurumlarında barındırılması ve nakilleri)

4. Yargıtay İçtihadı

scraper'dan karar yok, ileride güncelle

5. Pratik Örnek Olaylar

  • Olay 1: Ailesiyle birlikte Erzurum'da yaşayan ancak üniversite eğitimi için İstanbul'a giderek dört yıl boyunca bir devlet yurdunda veya kiralık evde kalan bir öğrenciye karşı açılacak bir alacak davasında; yetkili mahkemenin (HMK m. 6 uyarınca) neresi olacağı tartışıldığında, TMK m. 22 uyarınca salt öğrenim amacıyla İstanbul'da bulunmak yeni yerleşim yeri edinme sonucu doğurmayacağından, öğrencinin hukuki yerleşim yeri asıl hayat merkezi olan Erzurum kabul edilecek ve dava orada açılabilecektir.
  • Olay 2: İşlediği bir suçtan dolayı 10 yıl hapis cezası alan ve Ankara'daki yerleşim yerinden alınarak Bolu'daki bir ceza infaz kurumuna yerleştirilen hükümlünün, cezaevinde geçirdiği bu uzun süre boyunca yerleşim yeri Bolu olmaz. Kişinin Bolu'da bulunması kendi özgür iradesi ve yerleşme niyetine dayanmadığı için hukuki yerleşim yeri, cezaevine girmeden önceki iradi yerleşim yeri olan Ankara olmaya devam eder.

6. Pratik Notlar

  • Manevi unsur eksikliği karinesi: TMK m. 22'deki haller mutlak bir emredici yasak değil, yerleşim yeri değiştirme niyetinin bulunmadığına dair çürütülebilir bir yasal karinedir.
  • Süre uzaklığının etkisi: Kişinin kurumda (örneğin cezaevinde veya hastanede) kaldığı sürenin uzunluğu, tek başına sürekli kalma niyeti (manevi unsur) karinesi yaratmaz. Ancak fiili durumun yıllarca sürmesi halinde, kişinin önceki yerleşim yeriyle tüm bağlarının kopup kopmadığı somut olaya göre değerlendirilir.
  • Tebligat hukukundaki sonuçlar: Kişinin fiilen kurumda bulunması, tebligatların o kuruma yapılmasına engel değildir (Tebligat Kanunu kuralları işler); ancak bu durum davanın kurumun bulunduğu yer mahkemesinde açılmasını (HMK m. 6 bağlamında) haklı kılmaz, zira yerleşim yeri değişmemiştir.
  • Yurt dışı kurumsal kalışlar: Kişinin tedavi veya eğitim için yurt dışındaki kurumlarda bulunması durumunda da TMK m. 22 kuralı işler; MÖHUK bağlamında uygulanacak hukukun tespiti için yerleşim yeri aranırken, kişinin kuruma gitmeden önceki mutad meskeni veya yerleşim yeri esas alınır.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 22'nin öngördüğü negatif istisna kuralı, kişinin irade özerkliğine ve "sürekli kalma niyetine" dayanan klasik yerleşim yeri kurgusunun doğal bir sonucudur. Doktrinde Dural/Öğüz Cilt II ile Akıntürk/Ateş Karaman tarafından da işaret edilebileceği üzere, bu düzenleme hukuk güvenliğini sağlamada ve kişinin iradesi dışında oluşan fiili durumlardan dolayı hukuki merkezinin değişmesini engellemede işlevseldir. Ancak Öztan ve Akyol'un yaklaşımı bağlamında değerlendirildiğinde, çok uzun süreli kurum kalışlarında (örneğin müebbet hapis cezası çekenler veya ömrünün son yıllarını ağır engellilik sebebiyle kalıcı bakım evlerinde geçiren, eski yerleşim yeriyle hiçbir fiziksel ve ekonomik bağı kalmayan kişiler) hukuki yerleşim yerinin farazi olarak eski adres kalmaya devam etmesi, hukuki kurgu ile fiili gerçeklik (hayat merkezi) arasında derin bir kopukluk yaratmaktadır. Nitekim bazı güncel içtihatlarda, hiçbir kimsesi olmayan ve sokaktan alınarak kalıcı bakım evine yerleştirilen kişilerin hayat merkezinin artık fiilen o kurum olduğu kabul edilerek m. 22'nin dar yorumlandığı istisnai durumlar göze çarpmaktadır. Çağdaş hukuk eğilimleri, iradi yerleşim yerinin tamamen fonksiyonunu yitirdiği bu tarz ağır ve kalıcı kurumsal bağlılıklarda, kurumun bulunduğu yerin yerleşim yeri sayılmasına olanak tanıyan esnek formülleri tartışmayı gerektirmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 22'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 26.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 22. madde metnine dayanır.

Görüş: TMK m. 22 karinesinin uzun süreli kurum kalışlarında aksinin ispatına açık tutulması; özellikle yatılı engelli bakım merkezlerinde iradi yerleşim yeri kurma imkânının kabul edilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.