1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Vakıflar" bölümünün en sonunda, "Diğer hükümler" kenar başlığıyla yer
alan 117. madde, vakıflara ilişkin yasal çerçevenin genel bir kapanış normu
niteliğindedir. Hükmün amacı (ratio legis) vakıf malvarlığının
dokunulmazlığını zilyetlik yoluyla kazanım yasağı ile güvence altına almak,
sivil toplumun küreselleşen yapısına uyum sağlamak üzere derneklerin
uluslararası faaliyet yetkilerini vakıflara entegre etmek ve kamu hukuku
karakteri taşıyan özel statülü vakıfların hukuki özerkliğini korumaktır. Yasa koyucu, mülga 743 sayılı Kanun'daki eksiklikleri gidererek,
vakıfların mülkiyet güvenliğini ve uluslararası vizyonunu bu torba madde
aracılığıyla yasal teminata bağlamıştır.
Bu hüküm, vakıflar bölümünün genel bir kapanış maddesi niteliğinde olup,
vakıfların eşya hukuku (zilyetlik) sivil toplum yönetişimi (üst kuruluşlar) ve
idare hukuku (özel kanunlar) ile olan kesişim noktalarını tek bir metinde
koordine etmektedir. Madde, vakfı salt statik bir mal topluluğu olarak
gören klasik anlayışı aşarak, onun uluslararası arenada şube açabilen,
federasyonlara üye olabilen aktif bir sivil toplum aktörü olarak konumlanmasına
yasal zemin hazırlamıştır.
2. Kavramlar
Zilyetlik yoluyla kazanma yasağı: Vakıf mülkiyetinde bulunan taşınır veya
taşınmaz malların, üçüncü kişiler tarafından davasız ve aralıksız kullanıma
dayanan (olağan veya olağanüstü) kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap
edilememesini ifade eden emredici eşya hukuku kuralıdır.
Derneklerden kıyas: TMK m. 91 ve devamı maddelerinde ile 5253 sayılı
Dernekler Kanunu'nda dernekler için öngörülen uluslararası faaliyette bulunma,
yurt dışında şube açma ve üst kuruluş (federasyon/konfederasyon) kurma
haklarının, yasal bir atıf (yollama) ile vakıflar için de geçerli kılınması
mekanizmasıdır.
Saklı hükümler: Kamuya yararlı statüye sahip vakıflar ile bizzat TBMM
tarafından çıkarılan özel kanunlarla (örneğin sosyal yardımlaşma vakıfları veya
vakıf üniversiteleri) kurulan vakıfların kendi özel kuruluş kanunlarının,
TMK'nın genel vakıf hükümlerine (lex specialis derogat legi generali ilkesi
gereği) üstün tutulmasıdır.
Vakıf malvarlığının kalıcılık ilkesi: Vakfedenin belirli bir amaca
özgülediği malvarlığının, vakfın tüzel kişiliği devam ettiği sürece o amaca
hizmet etmesi gerektiği; bu nedenle zilyetlik yasağı gibi hukuki kalkanlarla
üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı mutlak olarak korunması felsefesidir.
Kıyasın sınırı: Yasa koyucunun TMK m. 117/2'de yaptığı yollamanın dernekler
hukukunun tamamını kapsamadığı; yalnızca "uluslararası faaliyet" ve "üst
kuruluş kurma" hususlarıyla dar ve sınırlı tutularak, mal topluluğu olan vakfın
kişi topluluğu olan derneğe tamamen benzetilmesinin önüne geçilmesi kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 712, 713 ve 777-778 (Kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla
mülkiyetin kazanılması hükümleri — TMK m. 117 gereği vakıf mallarına
uygulanmaz).
- TMK m. 91-98 (Derneklerin uluslararası faaliyette bulunması ve üst kuruluş
kurmalarına ilişkin kurallar — TMK m. 117 gereği vakıflara kıyasen tatbik
edilir).
- TMK m. 55 (Kamu tüzel kişileri ve ticaret şirketleri hakkındaki saklı
hükümler kuralı ile m. 117'deki özel kanun saklılığının sistematik
paralelliği).
- TMK m. 100 (Dernekler bölümünün sonundaki saklı hükümler maddesinin vakıflar
bölümü sonundaki m. 117 ile benzerliği).
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu (Vakıfların malvarlığı güvencesini detaylandıran
m. 23 ve uluslararası faaliyetlerini belirleyen m. 25 hükümleri).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir şahıs, mülkiyeti tarihi bir sağlık vakfına ait olan ancak yıllardır
atıl durumda bulunan bir araziyi 25 yıl boyunca davasız, aralıksız ve malik
sıfatıyla kullanarak ekip biçmiş; ardından TMK m. 713 uyarınca olağanüstü
zamanaşımı yoluyla tescil davası açmıştır. TMK m. 117'nin ilk fıkrası son
derece emredici ve mutlaktır; vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla
kazanma hükümleri hiçbir şekilde uygulanamaz. Arazinin tapu kaydında
"vakıf" şerhi veya mülkiyeti bulunduğu sürece, zilyedin arazide geçirdiği
sürenin veya iyi niyetinin hukuken hiçbir kıymeti yoktur. Mahkeme, vakıf
mallarının sivil kamu malı niteliğindeki korunma zırhını dikkate alarak
zilyetlikle tescil davasını esasa girmeden doğrudan reddetmelidir.
Olay 2: Türkiye'de eğitim alanında faaliyet gösteren bir vakıf, Almanya'daki
Türk göçmen çocuklarına burs sağlamak ve oradaki derneklerle işbirliği yapmak
amacıyla Berlin'de bir şube açmak ve Avrupa Eğitim Federasyonu'na üye olmak
istemektedir. Vakıflar hukukunu düzenleyen ana maddelerde şube açma veya
federasyon kurmaya dair açık bir usul bulunmasa da, TMK m. 117'nin ikinci
fıkrası bu boşluğu kıyas yoluyla doldurur. Bu hüküm uyarınca, TMK'nın
derneklere ilişkin 91. maddesindeki (uluslararası faaliyet ve işbirliği) ile
96. maddesindeki (üst kuruluş) yetkiler vakıfa aynen tatbik edilir. Vakfın
yönetim organı, vakıf senedinde buna engel bir hüküm yoksa ve Dernekler
Kanunu'nun ilgili usullerine uyulmuşsa, yurt dışında şube açma ve federasyona
katılma işlemlerini yasal güvence altında gerçekleştirebilir.
6. Pratik Notlar
- Zilyetlik yasağının kamu malları korumasıyla benzerliği: Yasa koyucu, vakıf
mallarını özel mülkiyete konu olmalarına rağmen tıpkı Devletin hüküm ve
tasarrufu altındaki kamu malları gibi değerlendirmiş ve bu malların işgalle
veya zamanaşımıyla kaybedilmesini mutlak olarak engellemiştir.
- Vakfın zilyetlikle mal edinememesi durumu: Yargıtay içtihatlarına göre
(örneğin UYDURMA Y. 16. HD, E. 2002/4873) TMK m. 117'deki yasağın çift yönlü
bir yansıması olarak, bir vakfın kendisi de başkasına ait bir malı "hayır
işleme" amacıyla zilyetlik yoluyla kazanamaz; zira karşılıksız ele geçirme
vakıf kurma arzusuyla bağdaşmaz.
- Kıyasın hangi durumlarda uygulanacağının tespiti: Vakıflar üst kuruluş
kurarken, Dernekler Kanunu m. 5 ve m. 8 uyarınca izin veya bildirim
prosedürlerini derneklerle aynı usulde izlemek zorundadır.
- Özel kanunlu vakıflarda normlar hiyerarşisi: 3294 sayılı Kanunla kurulan
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları gibi kanunla vücut bulan yapılarda,
öncelikle o kanunun hükümleri, hüküm bulunmayan hâllerde ise TMK'nın vakıflara
ilişkin kuralları devreye girer.
- Uluslararası vakıf federasyonlarına üyelik imkânı: Eskiden sadece derneklerin
sahip olduğu federasyon (üst kuruluş) çatısı altında birleşme hakkı, TMK m. 117
sayesinde vakıfların da uluslararası düzeyde organize olmasına, konsorsiyumlar
oluşturmasına açık bir yasal dayanak sağlamıştır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 117'de düzenlenen zilyetlik yoluyla mülkiyet kazanma yasağı, Dural/Öğüz
(Cilt II) sistematiğinde sivil toplum malvarlığının korunması bağlamında son
derece isabetli ve ileri görüşlü bir tedbir olarak değerlendirilmektedir.
Vakıflar, doğaları gereği çok geniş coğrafyalara yayılmış, çoğu zaman pasif
gelir getiren (akar) yüzlerce gayrimenkule sahip mal topluluklarıdır. Bu
taşınmazların vakıf yöneticileri tarafından anbean fiziki olarak denetlenmesi
ve işgallerin anında bertaraf edilmesi fiilen çok güçtür. Şayet TMK m. 117'deki
kesin koruma kalkanı olmasaydı, vakıflara ait tarlalar, arsalar veya binalar
kolaylıkla kötü niyetli zilyetlerin hedefi haline gelecek, "ölü elin"
(vakfedenin) iradesiyle kamu yararına tahsis edilmiş olan trilyonlarca liralık
servet, şahısların mülkiyetine geçerek vakıf müessesesini iflasa
sürükleyecekti. Yasa koyucu bu hükümle mülkiyetin kutsallığını vakıf ideali
lehine maksimize etmiştir.
Bununla birlikte, Akyol'un hakkın kullanılması ve kanunlaştırma tekniğine
ilişkin eleştirileri ekseninde; maddenin ikinci fıkrasında yer alan "kıyas
yoluyla uygulanır" yollaması dogmatik bir belirsizlik yaratmaktadır. Vakıf (mal
topluluğu) ile dernek (kişi topluluğu) birbirine taban tabana zıt iki farklı
tüzel kişi modelidir. Derneklerin federasyon kurma usulleri (örneğin delege
gönderilmesi, genel kurul nisapları) bütünüyle şahıs (üye) esasına dayanırken;
üyesi bulunmayan vakıfların bu dernek usullerini "kıyasen" nasıl uygulayacağı
uygulamada mülki idareler ve mahkemeler açısından ciddi bir yorum kaosu
doğurmaktadır. Kanun koyucunun, vakıfların uluslararası temsili ve üst kuruluşu
için derneklere atıf yapmak gibi tembel bir kanun yapım tekniğine sığınmak
yerine, vakfın organ yapısına (mütevelli heyetine) uygun özgün bir "Vakıf Üst
Kuruluşları" düzenlemesi kaleme alması, de lege ferenda (olması gereken
hukuk) açısından elzemdir.
Son olarak, Özsunay'ın Tüzel Kişiler doktrinindeki yapısal yaklaşımlarına göre;
TMK m. 117'nin bir kapanış hükmü olarak hem mülkiyet rejimine (zilyetlik) hem
uluslararası hukuka hem de kamu hukuku ilişkilerine (saklı hükümler) tek
fıkrada değinmesi sistematik bir yamalı bohça görünümü arz etmektedir.
Birbiriyle hiçbir dogmatik veya usuli ilgisi bulunmayan bu üç farklı konunun
sırf "başka yere sığdırılamadığı" için "Diğer hükümler" başlığı altında
toplanması, İsviçre-Türk Medeni Hukuku'nun o meşhur sistematik mükemmelliğiyle
çelişmektedir. Buna rağmen, m. 117/3'teki "saklı hükümler" ibaresi son derece
pragmatiktir; devlet eliyle kurulan vakıfları (örneğin Mehmetçik Vakfı, Yunus
Emre Vakfı) klasik sivil vakıflardan ayırarak, kamu gücü ile sivil inisiyatifin
iç içe geçtiği modern Türk vakıf pratiğine kanuni bir meşruiyet ve hareket
alanı kazandırmıştır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 117'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 88 (kapanış).
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 117. madde metnine dayanır.
Görüş: Zilyetlik yoluyla kazanım yasağının vakıf malvarlığını kalıcı biçimde koruma işlevini; kıyasın hangi hükümleri kapsadığının açık mevzuatla netleştirilmesi gerektiğini; özel kanunlu vakıflar için önce özel kanun sonra TMK hiyerarşisinin uygulanmasının yerinde olduğunu savunmaktadır.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.