Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 105

Kişiler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

Madde 105


Madde 105 - Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer. Tescile karar veren mahkeme, vakfedilen taşınmazın vakıf tüze l kişiliği adına tescil edilmesini tapu idaresine bildirir. Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu, özgülenen mal ve haklarla sınırlıdır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Mal ve hakların kazanılması ve sorumluluk" alt başlığıyla yer alan 105. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 82. ve 83. maddelerinden esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün amacı (ratio legis) vakfa özgülenen mal ve hakların kurucunun şahsi malvarlığından fiilen ve hukuken koparak yeni kurulan tüzel kişiliğin bağımsız malvarlığına geçiş anını kesin bir biçimde tespit etmektir. Yasa koyucu bu düzenlemeyle, mal topluluğu olan vakfın mülkiyet kazanımını tüzel kişiliğin doğumuyla eş zamanlı hâle getirerek, tescil öncesi ve sonrası mülkiyet boşluklarını (aidiyet belirsizliklerini) dogmatik olarak engellemeyi hedeflemiştir.

Tüzel kişiliğin kazanılması ile tapu sicilindeki tescil işlemlerinin koordinasyonu, bu maddenin en kritik eşya hukuku boyutunu oluşturur. Vakfedilen taşınmazların mülkiyeti, tapu kütüğüne tescilden önce, bizzat vakfın tüzel kişilik kazandığı mahkeme tescil kararı anında yasa gereği (tescil dışı kazanım yoluyla) doğrudan vakfa geçer. Mahkemenin tapu idaresine yapacağı bildirim, mülkiyeti geçiren kurucu (inşai) bir işlem değil, sadece anında gerçekleşmiş olan mevcut hukuki durumun aleniyet kazanması için tapu kütüğüne yansıtılmasını sağlayan açıklayıcı (ihdari) bir usul işlemidir.

2. Kavramlar

Tüzel kişilikle malvarlığı devri: Vakıf kurma iradesiyle tahsis edilen malların ve hakların mülkiyetinin, mahkeme nezdinde tutulan sicile tescil anında (tüzel kişiliğin doğumuyla birlikte) otomatik olarak kurucu gerçek veya tüzel kişiden ayrılarak yeni kurulan vakıf tüzel kişiliğine intikal etmesi kuralıdır.

Tapu tescili bildirimi: Vakfın tüzel kişilik kazanmasına karar veren asliye hukuk mahkemesinin, vakfedilmiş olan taşınmazların mülkiyetinin tapu kütüğünde yeni doğan vakıf adına tescil edilmesi için tapu müdürlüğüne kendiliğinden (re'sen) resmi yazıyla talimatta bulunması işlemidir.

Sınırlı sorumluluk: Vakfın, kurucusunun (mirasbırakanın) kendi şahsi borçlarından dolayı terekenin tamamıyla veya tüm malvarlığıyla değil, yalnızca vasiyetname veya miras sözleşmesi yoluyla (ölüme bağlı tasarrufla) bizzat vakfa özgülenmiş olan mal ve hakların aktif değeri kadar sorumlu tutulabilmesini ifade eden koruyucu yasal sınırdır.

Mirasbırakanın genel mirası ile vakıf malvarlığının ayrımı: Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın, mirasbırakanın genel terekesinden hukuken koparak bağımsızlaşması; mirasçıların tahsis edilen malı geri isteyememesi, buna karşılık vakfın da terekenin diğer borçları için kendi tahsis edilmiş malvarlığı dışında bir sorumluluk altına girmemesidir.

Taşınmaz vakfedilmesinde özel prosedür: Gayrimenkul mülkiyetinin devrinde kural olarak tapu sicilinde resmi senet ve kurucu tescil gerekirken (TMK m. 705) vakıf kuruluşunda bu devir sürecinin Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile tetiklenmesi ve tapudaki tescilin mahkeme bildirimiyle sonradan sadece şeklen tamamlanması istisnasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 102 (vakfın kuruluş şekli ve kurucu iradenin resmi senetle açıklanması)
  • TMK m. 104 (vakfın yerleşim yeri mahkemesi siciline tescili ve tüzel kişiliğin doğduğu an)
  • TMK m. 28 (gerçek kişiliğin sona ermesi ve mirasbırakanın hukuki statüsü)
  • TMK m. 705 (tapu kütüğüne tescil ve mahkeme kararı gibi tescilsiz mülkiyet kazanım hâlleri)
  • TMK m. 1023 (tapu siciline güven ilkesinin açıklayıcı tescil sürecindeki iyi niyetli üçüncü kişilere etkisi)
  • TMK m. 600 vd. (mirasçıların mirası reddi ve tereke borçlarından sorumluluk bağlamında vakfın konumu)
  • 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 9 (vakıf mallarının intikali ve idari kayıt usulleri)

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Yüklü miktarda şahsi ticari borcu bulunan bir mirasbırakan, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla vasiyetname ile en değerli taşınmazlarını yeni kurulacak bir eğitim vakfına özgülemiş ve vefat etmiştir. TMK m. 105/3 uyarınca ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu sadece özgülenen mal ve haklarla sınırlıdır. Ancak vakıflara tanınan bu sınırlı sorumluluk zırhı, alacaklıların İİK kapsamında iptal veya TMK kapsamında tenkis davası açma haklarını ortadan kaldırmaz. Alacaklılar, mirasbırakanın sırf alacaklılardan mal kaçırma kastıyla (muvazaalı olarak) bu tahsisi yaptığını ispatlayarak TMK m. 108 yollamasıyla vakfa özgülenen mallar üzerinde hak iddia edebilirler. Bu senaryoda vakıf, kendisine özgülenen malın değerine kadar alacaklıların yasal taleplerine katlanmak zorunda kalacak ve m. 105'teki sorumluluk kalkanı mutlak bir koruma sağlamayacaktır.

Olay 2: Bir hayırsever, arsalarından birini vakfetmek üzere noterde resmi senet düzenlemiş, ancak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tescil kararından hemen sonra ve mahkemece tapu idaresine resmi bildirim yapılmadan önce bu arsayı tapuda iyi niyetli üçüncü bir kişiye satmıştır. Vakfın mülkiyeti kazanması TMK m. 105/1 uyarınca tüzel kişiliğin kazanılmasıyla (mahkemenin vakfı sicile tescil ettiği saniyede) anında gerçekleşir ve mülkiyet tescil dışı yolla vakfa geçer. Ancak mahkemece tapuya bildirim yapılıp açıklayıcı tescil henüz işlenmediği için, tapu sicilinde halen malik görünen hayırseverden bu gayrimenkulu devralan iyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı TMK m. 1023 uyarınca (tapu siciline güven ilkesi gereği) mutlak olarak korunur. Bu durumda vakıf taşınmazın mülkiyetini kaybeder; ancak kurucuya karşı uğradığı zararın tazmini için borçlar hukuku hükümlerine göre talepte bulunma hakkı şahsi bir hak olarak saklı kalır.

6. Pratik Notlar

  • Tüzel kişilik anından önce özgülenen mal kurucuya aittir; tescille vakfa geçer: Vakıf senedinin noterde düzenlenmesi mülkiyeti kendiliğinden geçirmez, malvarlığı mahkemenin vakfın tesciline karar verdiği ana kadar kurucunun şahsi mamelekinde kalır ve tüm riskler kurucuya aittir.
  • Tapu idaresine bildirimin hukuki niteliği: Mahkemenin tapu müdürlüğüne re'sen yaptığı bildirim, taşınmaz mülkiyetinin devrini sağlayan kurucu (inşai) bir işlem değil; tescil dışı kazanılmış olan mülkiyetin kamuya duyurulmasını sağlayan açıklayıcı (ihdari) bir tescil emridir.
  • Sınırlı sorumluluk kuralının mirasçıları etkilememesi: TMK m. 105/3'teki sınırlı sorumluluk yalnızca vakıf tüzel kişiliği için getirilmiş dogmatik bir imtiyazdır. Mirasbırakanın yasal mirasçıları, mirası usulünce reddetmedikleri sürece tereke borçlarından kendi şahsi malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu olmaya devam ederler.
  • Tasarruf indiriminin bu vakfa uygulanması: Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfa tahsis edilen mallar yasal mirasçıların saklı paylarını zedeliyorsa, vakıf TMK m. 560 vd. uyarınca tenkis davasına muhatap olur ve saklı paya tecavüz eden kısmı iade etmekle yükümlü tutulur.
  • Vakfın tapu bildirimini geciktirmesi halinde müeyyide: Yasa, mahkemeye tapuya bildirim görevini re'sen yüklese de, uygulamada yazışmaların gecikmesi iyiniyetli üçüncü kişilerin hak kazanımı riskini doğurduğundan, vakıf yöneticilerinin bu idari bildirimi elden acilen takip etmeleri özen yükümlülüklerinin gereğidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Medeni Kanunu m. 105'te düzenlenen ölüme bağlı vakıflardaki sınırlı sorumluluk kuralı, Kılıçoğlu'nun Miras Hukuku sistematiği çerçevesinde ele alındığında, tereke alacaklılarının korunması bakımından ciddi dogmatik tartışmalara yol açmaktadır. Yasa koyucu, ölüme bağlı tasarrufta "özgülenen mal ve haklarla sınırlı" sorumluluk öngörerek vakıf tüzel kişiliğini mirasbırakanın diğer borç batağından ve terekenin iflası riskinden yalıtmak istemiştir. Ancak mirasbırakanın genel borçlarından dolayı vakfın sadece kendisine tahsis edilen malla sorumlu tutulması, tereke alacaklılarının başvuru kaynaklarını daraltan bir etki yaratmaktadır. Alacaklılar, mirasbırakanın sağlığında tüm malvarlığına güvenerek kredi vermişken, ölüm anında malvarlığının en değerli kısmının "sınırlı sorumlu" bir sivil toplum adacığına dönüştürülmesi, alacaklı hakları ile sivil toplumun teşviki arasındaki adalet terazisini alacaklılar aleyhine ciddi biçimde bozmaktadır.

Akyol'un hakkın kullanılması ve dürüstlük kuralına (TBK m. 19 muvazaa teorisine) ilişkin analizleri bağlamında meseleye yaklaşıldığında, vakfın malvarlığını koruma zırhının kötüniyetli borçlular tarafından hukuki bir "malvarlığından kaçma (asset protection)" aracı olarak kullanılması riski çok yüksektir. Borca batık bir iş insanının, hacizlerden kurtulmak için en değerli gayrimenkullerini sağlığında veya vasiyetname yoluyla kendi adını taşıyan, yönetimini kendi ailesine bıraktığı bir vakfa özgülemesi sık rastlanan bir kanuna karşı hile yöntemidir. TMK m. 105/1'in lafzı, vakfın mülkiyet kazanımını mutlak ve tescille otomatik gerçekleşen bir devir olarak ifade etse de; alacaklıları himaye eden İİK m. 277 vd. (tasarrufun iptali) davalarının ve inançlı işlem/muvazaa kurumlarının, m. 105'in sağladığı bu katı ayni hak geçişine her daim üstün tutulması hukuk devletinin bir gereğidir.

Özsunay'ın Tüzel Kişiler doktrinindeki yapısal mülkiyet yaklaşımları ışığında, TMK m. 105'in ikinci fıkrasında yer alan "taşınmazın vakıf adına tescilini tapu idaresine bildirir" şeklindeki klasik usul kuralı, dijital çağın malvarlığı formları (kripto varlıklar, NFT'ler, dijital portföyler) karşısında de lege ferenda (olması gereken hukuk) olarak büyük bir revizyona muhtaçtır. Maddenin kaleme alındığı ve uyarlandığı dönemlerde en kıymetli malvarlığı unsuru arsa ve tarlalar olduğundan, kanun sadece "tapu idaresine" özel bir re'sen bildirim yükümlülüğü getirmiştir. Oysa günümüzde milyonlarca lira değerindeki dijital cüzdanların, yazılım patentlerinin veya bulut tabanlı şirket hisselerinin vakfedilmesi durumunda, mahkemenin bu mülkiyet geçişini derhal bildireceği ve aleniyet sağlayacağı (tapu benzeri) merkezi bir "siber sicil idaresi" bulunmamaktadır. Vakıfların mülkiyet kazanımı rejiminin, gayrimaddi ve kriptografik varlıkların anlık devrini ve siber güvencesini sağlayacak modern bir bildirim ağıyla acilen güncellenmesi çağdaş eşya hukukunun en temel zorunluluğudur.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 105'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 82-83.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 105. madde metnine dayanır.

Görüş: Ölüme bağlı vakıfta sınırlı sorumluluk kuralının alacaklıları koruyacak istisnalarla desteklenmesi; 'malvarlığından kaçma' riski için TBK m. 19 muvazaa ve Borçlar Kanunu'ndaki alacaklıyı himaye mekanizmalarının vakıf bağlamında da etkin uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.