1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Kuruluş şekli" alt başlığıyla yer alan 102.
madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 81. maddesi referans alınarak
hukukumuza aktarılmıştır. Hükmün amacı (ratio legis) mal topluluğu
niteliğindeki vakıfların kuruluşunu son derece katı şekil şartlarına bağlamak
ve tüzel kişiliğin ancak mahkemenin yargısal denetiminden geçerek sicile tescil
edilmesiyle kazanılmasını güvence altına almaktır. Bu sıkı şekilcilik, vakfa
tahsis edilen malvarlığının gelecekteki akıbetini korumayı ve kurucu iradenin
tereddüde mahal vermeyecek biçimde somutlaştırılmasını hedefler.
Dernekler ile vakıflar arasındaki en temel dogmatik ve usuli kuruluş farkı
bizzat bu maddede vücut bulmaktadır. Dernekler, TMK m. 59 uyarınca kuruluş
bildirimini ve tüzüklerini mülki idare amirine verdikleri anda (bildirim
sistemiyle) idari bir denetime dahi gerek kalmaksızın tüzel kişilik kazanırken; vakıfların doğumu, ancak Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeki tescil kararı
(tescil sistemi) ile mümkündür.
2. Kavramlar
Resmi senet: Vakıf kurma iradesinin vakfedenin sağlığında (sağlararası
işlemle) hüküm ifade etmesi istendiğinde, bu iradenin mutlak surette noterlikçe
"düzenleme" şeklinde yapılmış bir belgeyle açıklanması zorunluluğudur. Bu
şekil şartı basit bir ispat aracı değil, doğrudan doğruya hukuki işlemin kurucu
(sıhhat) şartıdır.
Ölüme bağlı tasarruf: Vakfedenin kendi ölümünden sonra vakfın tüzel kişilik
kazanmasını ve faaliyetlerine başlamasını arzu ettiği hallerde, iradesini
vasiyetname veya miras sözleşmesi yoluyla ortaya koymasını ifade eden yasal
usuldür. Bu usulde vakıf, miras bırakanın terekesinin tasarruf edilebilir
kısmından beslenerek varlık kazanır.
Tescille tüzel kişilik: Vakfın hukuken doğması, hak ve fiil ehliyetine
kavuşması anının; idareye yapılan basit bir başvuruyla değil, doğrudan yerleşim
yeri mahkemesi nezdinde tutulan özel vakıf siciline kaydedilmesiyle (inşai
etkiyle) gerçekleşmesidir.
Temsille kurulum şartları: Bir kişinin vakıf kurma işlemini bizzat değil de
vekili aracılığıyla resmi senetle yapmak istemesi halinde, kullanılacak
vekâletnamenin muhakkak noterlikçe düzenlenmesini ve bu belgede kurulacak
vakfın amacı ile vakfedilecek mal ve hakların açık, sınırlı ve spesifik olarak
gösterilmesini emreden kuraldır.
Mahkemeye başvuru usulü: Tescil sürecini başlatacak davanın kimler
tarafından açılabileceğini belirleyen; resmi senetle kuruluşta bizzat
vakfedeni, ölüme bağlı tasarrufta ise ilgilileri (mirasçıları) vasiyetnameyi
açan sulh hâkimini veya doğrudan doğruya kamu otoritesini temsilen Vakıflar
Genel Müdürlüğünü yetkilendiren mekanizmadır.
Mal ve hakların korunması: Mahkemenin, tescil talebi kendisine ulaştığı
andan itibaren yargılama süreci boyunca, vakfa tahsis edilen malların vakfeden
veya mirasçılar tarafından devredilmesini (kaçırılmasını) önlemek amacıyla
hiçbir talep beklemeksizin (re'sen) ihtiyati tedbir kararları alabilme
yetkisidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 101 (vakfın tanımı, mal topluluğu olması ve kuruluş yasakları)
- TMK m. 103 (vakfın tescil kararına itiraz, temyiz süreleri ve tescilin
iptali)
- TMK m. 502-506 (vasiyetname yapma ehliyeti ve şekli — ölüme bağlı tasarrufa
yönlendirme)
- TMK m. 545 (miras sözleşmesinin resmi şekil şartları)
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 3-8 (Vakıflar Genel Müdürlüğünün rolü ve yeni
vakıfların kuruluşu)
- HMK m. 382 (Vakıf tescil davalarının çekişmesiz yargı işi olup olmadığına
dair usuli bağlantı)
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Vasiyetname ile vakıf kurma kararı veren zengin bir iş adamının
ölümünden sonra, mirastan payı azalan varislerinin tescil sürecini
başlatmamaları üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğünün sürece müdahil olması.
Hukuki Analiz: TMK m. 102/3 uyarınca ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetnameyle)
kurulan vakıflarda tescil için mahkemeye başvuru yetkisi sadece mirasçılara
veya atanmış ilgililere bırakılmamıştır. Mirasçıların malvarlığını kendi
üzerlerinde tutmak kastıyla bu yükümlülükten kaçınması durumunda, vasiyetnameyi
açan sulh hâkiminin bildirimi üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü re'sen
(doğrudan) mahkemeye başvurarak tescil sürecini yürütebilir. Bu
mekanizma, ölen kişinin vakıf kurma yönündeki üstün iradesinin mirasçılar
tarafından fiilen engellenmesini önleyen çok güçlü bir kamusal güvencedir. Dava
açıldıktan sonra mahkeme, terekeye dahil söz konusu vakıf mallarının korunması
için re'sen tapuya şerh gibi tedbirler almakla yükümlüdür.
Olay 2: Temsilci (vekil) aracılığıyla memleketi olan ilde bir eğitim vakfı
kurmak isteyen girişimcinin, avukatına genel bir vekâletname vererek işlemleri
tamamlamasını istemesi.
Hukuki Analiz: TMK m. 102/2 fıkrası uyarınca, resmi senetle vakıf kurma
işleminin bir temsilci aracılığıyla yapılabilmesi son derece katı şekil
şartlarına ve içerik sınırlamalarına tabidir. Girişimcinin avukatına
vereceği vekâletname "genel dava vekâletnamesi" veya salt "imza onayı" şeklinde
olamaz; mutlaka noterlikçe bizzat "düzenleme" şeklinde yapılmış özel bir belge
olmalıdır. En önemlisi, bu belgede sadece "vakıf kurmaya yetkilidir"
ibaresi yetmez; kurulacak vakfın "amacı" ve vakfa özgülenecek "mal ile
hakların" vekâletnamede birebir, sınırları çizilmiş olarak gösterilmesi
emredici bir kuraldır. Bu şartları taşımayan bir vekâletname ile
düzenlenen vakıf senedi geçersiz olacak ve mahkemece tescil talebi
reddedilecektir.
6. Pratik Notlar
- Resmi senet ile adi yazılı senedin farkı: Vakıf senedinin salt yazılı şekilde
hazırlanıp imzalanması hukuken hiçbir geçerlilik taşımaz; Noterlik Kanunu m. 89
uyarınca belgenin mutlaka noter tarafından bizzat "düzenleme" şeklinde
yapılması mutlak bir sıhhat (geçerlilik) şartıdır.
- VGM'nin re'sen başvuru yetkisinin anlamı: Özellikle ölüme bağlı tasarruflarda
kurucu iradenin sahipsiz kalmaması için Vakıflar Genel Müdürlüğüne tanınan
tescil başvurusu yetkisi, sivil toplum idealini koruyan idari bir sigortadır.
- Tescil öncesi mal ve hakların korunması: Asliye Hukuk Mahkemesi, tescil
talebi kendisine ulaştığı andan nihai karara kadar geçecek sürede, vakfedilen
malların üçüncü kişilere devrini engellemek için ihtiyati tedbirleri (örneğin
tapu siciline geçici şerh) talep aranmaksızın alır.
- Vakıf senedinin iptali imkânı: Vakıf tüzel kişilik kazanana kadar, vakıf
senedinin irade sakatlıkları (hata, hile, ikrah) sebebiyle Borçlar Hukuku
kurallarına göre iptalinin istenebilmesi mümkündür.
- Ölüme bağlı tasarruftan dönme: Vasiyetname (ölüme bağlı tasarruf) ile vakıf
kuran kişi, hayatta olduğu sürece bu iradesinden tek taraflı olarak serbestçe
dönebilir (revoke edebilir); zira vasiyetnameler ölüm anına kadar sonuç
doğurmayan işlemlerdir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu m. 102'de kurgulanan ve vakfın tüzel kişilik kazanmasını
mahkeme nezdindeki yargısal bir "tescil" kararına bağlayan sistem, Dural/Öğüz
ve Özsunay (Tüzel Kişiler) eserlerinde derneklerdeki serbest kuruluş (bildirim)
sistemiyle kıyaslanarak eleştirilmektedir. Dernekler, Anayasa'daki "önceden
izin almaksızın" ilkesi gereği idareye basit bir evrak teslimiyle anında tüzel
kişilik kazanırken; vakıfların aylarca sürebilecek bir yargılama, dosya
incelemesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü görüşü sarmalına sokulması ağır bir
bürokratik vesayet yaratmaktadır. Yasa koyucu, "malvarlığının güvence altına
alınması" ve "amacın anayasal sınırlara uygunluğunun baştan denetlenmesi"
kaygısıyla hareket etse de; bu hantal tescil mekanizması, sivil toplum
inisiyatiflerinin vakıf çatısı altında hızlıca organize olmasını zorlaştırmakta
ve anayasal örgütlenme özgürlüğü ruhunu daraltmaktadır.
Akyol'un hakkın kullanılması ve özel hukuk ilişkilerinde "taraf otonomisi"
bağlamındaki analizlerine atıfla, maddenin dördüncü fıkrasında yer alan
Vakıflar Genel Müdürlüğünün "re'sen" tescil başvurusu yapabilme yetkisi
dogmatik bir paradoks barındırmaktadır. Vakıf, özünde bir özel hukuk tüzel
kişisidir ve kuruluş aşaması da tamamen sivil (özel) bir kurucu iradeye
dayanır. Vakfedenin mirasçılarının bütünüyle tescilden feragat ettiği veya
hareketsiz kaldığı durumlarda, idari bir kamu kurumu olan Vakıflar Genel
Müdürlüğünün adeta "kurucu iradeyi zorla dirilten" bir aktör olarak mahkemeye
başvurabilmesi, sivil hukukun irade özerkliği ve mülkiyet prensibiyle
örtüşmemektedir. Bu durum, vakıf kurumunun Türk hukukunda hâlen salt bir özel
hukuk sujesi olarak değil, "yarı-kamusal" bir devlet müessesesi gibi
algılandığının açık göstergesidir.
Kılıçoğlu'nun Aile ve Miras Hukuku ile bağlantılı güncel yaklaşımları ve sivil
ilişkilerin dijitalleşmesi ekseninde değerlendirildiğinde, TMK m. 102'deki
"fiziki resmî senet" ve yerleşim yeri mahkemesinde yürütülen klasik yargısal
tescil şartlarının 21. yüzyıl vizyonuyla uyuşmadığı görülmektedir. Özellikle
sınırlar ötesi gayrimaddi hakların veya blokzincir tabanlı kripto varlıkların
vakfedilmesi süreçlerinde, klasik noter onayı prosedürleri son derece
yetersizdir. Günümüzde ticaret şirketlerinin MERSİS sistemi üzerinden
elektronik imzalarla dakikalar içinde tüzel kişilik kazandığı dijital bir
ekosistemde, sivil toplumun can damarı olan vakıflar için "e-vakıf senedi" veya
"çevrimiçi tescil (online registry)" altyapılarının mevzuata uyarlanmamış
olması de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından ciddi bir
noksanlıktır. Sivil toplum hukuku, vakıf kuruluşunu geleneksel kâğıt ve mühür
süreçlerinden arındırarak acilen dijital yönetişime entegre etmelidir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 102'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 81.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 102. madde metnine dayanır.
Görüş: VGM'nin re'sen başvuru yetkisinin vakfın özel hukuk niteliğiyle yarattığı gerilim, vakıf kurucusunun iradesine saygı göstererek daraltılmalı; e-vakıf senedi ve dijital noter hizmetleriyle kuruluş sürecinin modernleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.