B. Mal rejimi sözleşmesi I. Sözleşmenin içeriği
Madde 203 - Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden ön ce ve ya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kal dırabilir veya değiştirebilirler.
B. Mal rejimi sözleşmesi I. Sözleşmenin içeriği
Madde 203 - Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden ön ce ve ya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kal dırabilir veya değiştirebilirler.
Akademik Değerlendirme
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, evlilik birliğinin korunması önlemlerinde uygulanacak usuli bir kaide olan yetki hükmü (m. 201) ile başlayıp, hemen ardından eşler arasındaki mülkiyet ilişkilerinin anayasası niteliğindeki "Eşler Arasındaki Mal Rejimi" kısmının temellerini atan (m. 202-203) normlar, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 180, 181, 182 ve 183. maddelerinden sistematiğimize uyarlanmıştır. Bu birbirini izleyen hükümlerin ratio legis'i, koruma önlemlerinde aile içi kriz yaşayan eşlerin adalete erişimini esnek yetki kurallarıyla pratikleştirmek; mal rejimleri alanında ise eşlere irade özerkliği çerçevesinde sözleşme özgürlüğü tanırken, bunu kamu düzeni ve hukuki güvenlik saikiyle sıkı yasal sınırlar (tipe bağlılık) içine hapsetmektir. Kanun koyucu, ailenin şahsi ve manevi boyutu kadar, ekonomik omurgasını da bu maddelerle disiplin altına almıştır.
Özellikle TMK m. 202'nin varlığı, Türk medeni hukuku tarihi açısından 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nden en büyük felsefi kopuşu simgeler. Mülga 743 sayılı Kanun döneminde yasal (olağan) mal rejimi, her eşin kendi malının sahibi olduğu "mal ayrılığı" rejimi idi ve bu durum, evlilikte sermayeyi yöneten erkeğin lehine, ev içi görünmez emeği sömürülen kadının aleyhine ağır bir adaletsizlik yaratmaktaydı. 4721 sayılı TMK m. 202, evlilik süresince kazanılan değerlerin hakça paylaşımını amaçlayan "edinilmiş mallara katılma" rejimini asıl (yasal) rejim hâline getirerek bu tarihsel ve sosyolojik adaletsizliği tasfiye etmiştir.
Yetkili mahkeme (m. 201) Evlilik birliğinin korunmasına yönelik alınacak hâkim müdahalesi ve eylemli tedbirler (TMK m. 195-200) konusunda başvurulacak coğrafi yargı merciini düzenleyen esnek yetki kuralıdır. Bu kural uyarınca eşlerden her biri, dilerse kendi yerleşim yeri, dilerse diğer eşin yerleşim yeri mahkemesinde (Aile Mahkemesi) dava açabilme hakkına sahiptir; bu durum özellikle müşterek konutu terk etmek zorunda kalan mağdur eşin adalete erişimini kolaylaştırır. Eşlerin yerleşim yerlerinin farklı olması ve her ikisinin de ayrı mahkemelerde önlem isteminde bulunması (çatışma) hâlinde ise, usul ekonomisi ve derdestlik kuralları gereği yetki "ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesi"ne kesin olarak aittir.
Edinilmiş mallara katılma rejimi (m. 202/1) Eşlerin evlenirken veya evlendikten sonra noterde herhangi bir resmi sözleşme yaparak aksini kararlaştırmamaları (sessiz kalmaları) hâlinde, evlenme anından itibaren kanun gereği (ipso iure) doğrudan tabi olacakları yasal (asıl) mal rejimidir. Bu rejimin felsefesi, eşlerin evlilik süresince emekleri karşılığında elde ettikleri (kişisel mal sayılmayan) tüm varlıkların tasfiye anında eşit olarak paylaşıldığı bir dayanışma ortaklığı yaratmaktır. Bu sistem ayni (mülkiyetin geçirildiği) bir rejim değil, mal rejiminin sonunda şahsi bir alacak (katılma alacağı) hakkının doğduğu modern bir tasfiye rejimidir.
Diğer mal rejimleri (m. 202/2) Kanun koyucunun, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi dışında, eşlerin sosyo-ekonomik ihtiyaçlarına ve irade özerkliklerine göre seçebilmeleri için kanunda sınırlı sayıyla (numerus clausus) öngördüğü alternatif seçimlik rejimlerdir. Eşler mal rejimi sözleşmesi yaparak; mülkiyetin tamamen bağımsız olduğu mal ayrılığı, paylı mülkiyete dayanan paylaşmalı mal ayrılığı veya evlilik içi ve dışı tüm malların (belirli istisnalarla) ortak sayıldığı mal ortaklığı rejimlerinden birini tercih edebilirler.
Mal rejimi sözleşmesi (m. 203) Eşlerin veya nişanlıların, yasal mal rejimi dışında bir seçimlik rejimi kabul etmek, mevcut mal rejimini değiştirmek veya kanunun açıkça izin verdiği ölçüde yasal rejim üzerinde değişiklik yapmak (örneğin mesleki kazancı kişisel mal saymak) amacıyla akdettikleri resmi nitelikli kurucu anlaşmadır. Bu sözleşmenin, eşlerin malvarlığı ve üçüncü kişilerin (alacaklıların) güvenliği üzerinde doğuracağı ağır sonuçlar gözetilerek, evlenmeden önce, evlenme sırasında veya evlilik devam ederken her zaman yapılabilmesine imkân tanınmıştır.
Kanuni sınırlar içinde serbestlik Sözleşme hürriyetinin aile hukuku bağlamındaki özel sınırlandırılması olup, eşlerin sadece Türk Medeni Kanunu'nda açıkça düzenlenmiş olan mal rejimi tiplerinden birini seçebilme kuralıdır (tipe bağlılık ilkesi). Tarafların Borçlar Hukukundaki gibi tamamen kendilerine özgü (sui generis) isimsiz bir mal rejimi kurgulamaları veya kanunda öngörülen rejimlerin emredici nitelikteki tasfiye kurallarını kendi aralarında yapacakları özel şartlarla ortadan kaldırmaları mutlak surette yasaktır.
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
Olay 1: Evlenirken aralarında herhangi bir mal rejimi sözleşmesi akdetmeyen ve notere gitmeyen çift, 15 yıllık evliliklerinin ardından şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açmıştır. TMK m. 202/1'in emredici yollaması gereği, bu çift evlendikleri andan itibaren hiçbir özel beyana gerek kalmaksızın "edinilmiş mallara katılma rejimine" tabi sayılırlar. Boşanma davası açıldığı tarihte mal rejimi sona erer ve tasfiye aşamasına geçildiğinde, eşlerin evlilik süresince emekleri karşılığında kazandıkları araç, ev ve banka hesapları "edinilmiş mal" kabul edilerek artık değer hesaplamasında her iki eş lehine eşit oranda (1/2) paylaşıma konu edilir. Bir eşin "bu malın tapusu benim üzerime" diyerek mülkiyet karinesine dayanması, bu yasal rejimin tasfiye alacağı karşısında sonuçsuz kalacaktır.
Olay 2: Başarılı iki girişimci olan ve kendi şirketlerine sahip nişanlı çift, ileride yaşanabilecek bir ayrılıkta ticari işletmelerinin mal rejimi tasfiyesine konu edilmemesi ve şirket varlıklarının bölünmemesi amacıyla, evlenmeden bir hafta önce notere giderek TMK m. 203 kapsamında resmi bir mal rejimi sözleşmesi düzenlemiştir. Taraflar bu sözleşmeyle kanunda yer alan "mal ayrılığı" rejimini (TMK m. 242) seçmişlerdir. Evlilik süresince her iki eş de kazançları ve aldıkları mallar üzerinde tek başlarına mülkiyet ve tasarruf hakkına sahip olacak, olası bir boşanma durumunda ise TMK m. 202/1'deki yasal rejim uygulanmayacağından, taraflar birbirlerinden katılma alacağı veya değer artış payı talep edemeyeceklerdir.
TMK m. 202 hükmü ile yasal mal rejiminin "mal ayrılığından" "edinilmiş mallara katılmaya" çevrilmesi, Türk aile yapısındaki ekonomik güç dengesizliklerini onarmak bağlamında tarihi bir reformdur. Eski sistemde, hayatını ev işlerine ve çocukların bakımına adayan, dolayısıyla gelir getirici bir işte çalışamayan kadın; boşanma anında kocasının üzerine kayıtlı mallardan hiçbir hak iddia edemiyor ve sokağa terk ediliyordu. Yeni rejim, "görünmez ev içi emeği" zımnen ekonomik bir karşılık olarak kabul etmiş ve evlilik içinde kazanılan servetin oluşumunda eşlerin dayanışma ruhunu hukuk normuna dönüştürmüştür. Bu durum, anayasal eşitlik ilkesinin (AY m. 41) tam manasıyla aile ekonomisine nüfuz etmesini sağlamıştır.
TMK m. 203 ile eşlere diledikleri mal rejimini seçme veya evlilik sözleşmesi yapma özgürlüğü tanınmış olsa da, Türkiye'deki pratik uygulama ve istatistikler, sözleşme yapma oranlarının marjinal düzeyde düşük olduğunu göstermektedir. Toplumsal geleneklerimizde, evlenirken mal rejimini tartışmak, notere giderek sözleşme imzalamak "aşka ve evliliğe güvensizlik" veya "hesapçılık" olarak yaftalanmaktadır. Kanun koyucunun sunduğu bu modern hukuki enstrümanın işlevsiz kalmaması için, evlendirme memurluklarına başvuru esnasında çiftlere mal rejimleri hakkında objektif ve aydınlatıcı hukuki danışmanlık hizmeti sunulmalı, toplumsal farkındalık rasyonel bir temele oturtulmalıdır.
Mal rejimleri hukukuna hâkim olan "sınırlı sayı" (numerus clausus) ve "tipe bağlılık" (Typengebundenheit) ilkelerinin TMK m. 203'teki katı uygulaması, günümüzün karmaşık sosyo-ekonomik dinamikleri karşısında zaman zaman yetersiz kalmaktadır. Özellikle ticari faaliyette bulunan, kripto varlık yatırımları yapan veya uluslararası şirket yapılarına sahip modern çiftler, sadece yasadaki dört statik rejimden birini seçmeye zorlanmaktadır. Alacaklıların ve üçüncü kişilerin hukuki güvenliğini koruma kaygısı meşru olmakla birlikte; Ticaret Sicili gibi şeffaf bir "Mal Rejimleri Sicili" kurularak, eşlere kanunun ana çerçevesini ihlal etmeden kendi özel ihtiyaçlarına (örneğin bazı gayrimenkullerde mal ortaklığı, şirket hisselerinde tam mal ayrılığı gibi) uyarlanmış "hibrit" (karma) rejim sözleşmeleri yapabilme esnekliği tanınması, medeni hukukun özgürlükçü doğasına çok daha uygun bir çağdaşlaşma adımı olacaktır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 203. madde metnine dayanır.
Görüş: Edinilmiş mallara katılma rejiminin yasal asıl rejim olmasının aile ekonomisindeki denge rolünü güçlendirdiği; mal rejimi sözleşmesi yapma oranlarını artıracak farkındalık kampanyaları ile düzenlemenin etkinleşeceği; modern çiftlerin ihtiyaçları için hibrit rejim tartışmasının mevzuat gündemine alınması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.