1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde,
evliliğin genel hükümleri başlığı altında yer alan ve birliğin temsilinden
doğan sorumlulukları ile bu temsil yetkisinin sınırlarını düzenleyen 189, 190
ve 191. maddeler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 167, 168 ve 169.
maddelerine dayanmaktadır. Bu kurallar bütününün ratio legisi, bir yandan
eşlerin günlük ve olağan ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil yetkisini
kullandıklarında piyasadaki iyiniyetli üçüncü kişileri koruyarak ticari işlem
güvenliğini sağlamak; diğer yandan ise temsil yetkisinin eşlerden biri
tarafından ailenin ekonomik yıkımına yol açacak şekilde orantısızca ve kötü
niyetle kullanımına karşı aile mahkemesinin müdahale mekanizmasını işletmektir. Kanun koyucu, ailenin dışa dönük ekonomik faaliyetlerini düzenlerken, hem
eşlerin iç dengesini hem de alacaklıların menfaatini hassas bir teraziye
koymuştur.
Bu üç madde, birlikte okunduğunda evlilik birliğinin dışa karşı işleyişinde
temsil-sorumluluk-iyiniyet üçgenini organik ve eksiksiz bir biçimde
tamamlamaktadır. Temsil yetkisinin olağan kullanımının müteselsil sorumluluk
doğurmasıyla başlayan süreç (m. 189) bu yetkinin ailenin aleyhine olacak
şekilde aşılması halinde mahkemece müdahale edilerek sınırlandırma veya
kaldırma yoluna gidilmesi (m. 190) ve nihayetinde ehliyet ve şartlar
düzeldiğinde bu yetkinin tekrar sahibine iadesi (m. 191) ile kendi içinde
kapalı, dinamik ve denetlenebilir bir hukuki rejim tesis etmiştir.
2. Kavramlar
Müteselsil sorumluluk (m. 189/1)
Eşlerden her birinin, evlilik birliğini geçerli bir temsil yetkisi (TMK m. 188)
kapsamında ailenin sürekli ihtiyaçları veya yetkilendirildiği diğer ihtiyaçlar
için üçüncü kişilerle yaptığı işlemlerden dolayı her iki eşin de borcun
tamamından zincirleme olarak birlikte sorumlu olmasını ifade eder. Alacaklı
üçüncü kişi, borcun ifasını dilerse işlemi doğrudan yapan eşten, dilerse hiçbir
şeye imza atmamış olan diğer eşten ya da her ikisinden birden talep etme
hakkına sahip olup, bu durum ailenin hukuki güvenirliğini ve kredi değerini
artırır.
Kişisel sorumluluk (m. 189/2)
Eşlerden birinin, kanunun kendisine verdiği aileyi temsil sınırlarını aşarak ve
diğer eşin veya hâkimin rızasını almadan (olağanüstü ihtiyaç kapsamında)
birliği temsil yetkisi bulunmaksızın tek başına yaptığı işlemlerden dolayı
yalnızca kendi malvarlığıyla sorumlu olmasıdır. Bu kural, haberi, onayı veya
zımni kabulü olmayan diğer eşi ağır ve hesapsız bir borç cenderesinden kurtaran
temel hukuki sigortadır.
Anlaşılamayan yetkinin aşılması
Bir eşin kanunen temsil yetkisi bulunmadığı halde haksız bir işlem yapması
durumunda, şayet işlemin karşı tarafı olan üçüncü kişi, dışarıdan bakıldığında
objektif bir özenle dahi bu yetki aşımını fark edemeyecek (anlayamayacak)
durumdaysa, ticaret güvenliğini ve iyiniyeti koruma gereği her iki eşin yine
müteselsilen sorumlu tutulması istisnasıdır. Bu karine, yetki aşımının
bedelini zayıf eşe yükleyen oldukça katı bir kuraldır.
Temsil yetkisinin kaldırılması (m. 190)
Eşlerden birinin evlilik birliğini temsil yetkisini sürekli olarak ve kusuruyla
aşması, kötüye kullanması veya yaşlılık, hastalık, savurganlık gibi nedenlerle
bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalması halinde, diğer eşin başvurusu üzerine
aile mahkemesi hâkimi tarafından bu yasal temsil ehliyetinin tamamen elinden
alınması veya belirli işlemlerle sınırlandırılmasıdır. Bu yargısal kararın
iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hukuken hüküm ve sonuç ifade edebilmesi için
mahkemece uygun vasıtalarla ilan edilmesi mutlak bir usul şartıdır.
Temsil yetkisinin geri verilmesi (m. 191)
Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına yol açan ve aileyi tehdit
eden olumsuz koşulların (örneğin savurganlık, alkol bağımlılığı veya
hastalığın) sonradan düzelmesi durumunda, eşlerden birinin talebi üzerine hâkim
tarafından eski kararın değiştirilerek yasal temsil yetkisinin ilgili eşe
yeniden tanınmasıdır. Eğer ilk kısıtlama kararı ilan edilmişse, hukuki güvenlik
ve aleniyetin sağlanması adına değişikliğe ilişkin bu yeni iade kararı da
mutlaka kamuoyuna ilan olunur.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 188 (evlilik birliğini temsil yetkisinin kapsamı — m. 189'daki kişisel
ve müteselsil sorumluluğun sınırlarını çizen ana norm).
- TBK m. 50 vd. (müteselsil sorumluluk genel kuralları — m. 189/1 ile ortaya
çıkan zincirleme sorumluluğun borçlar hukuku temeli).
- TBK m. 32 (yetkisiz temsil — m. 189/2 kapsamındaki yetki aşımı hallerinin
genel sözleşmeler hukuku bağlamındaki durumu).
- TMK m. 3 (iyiniyetin korunması — m. 189/2'deki üçüncü kişilerin yetki aşımını
anlayamaması karinesinin genel hukuki dayanağı).
- 5737 sayılı Resmi Gazete ve tebligat kanunlarındaki ilan usulü (m. 190 ve m.
191 kapsamındaki kısıtlama ve iade kararlarının üçüncü kişilere duyurulması
şekli).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Koca, evlilik birliğinin olağan ve günlük ihtiyaçları kapsamında
sayılamayacak derecede büyük meblağlı bir tüketici kredisi çekerek üçüncü kişi
konumundaki bankayla sözleşme yapmıştır. TMK m. 188 uyarınca ailenin "diğer
(olağanüstü) ihtiyaçları" grubuna giren bu işlem için kadının açık rızası veya
hâkim kararı gerekmesine rağmen, koca kendisini yetkili gibi göstermiş ve kredi
kurumu bu yetki aşımını dışarıdan makul bir özenle anlayabilecek durumda
olmamıştır. Somut olayda TMK m. 189/2'nin iyiniyeti koruyan emredici istisnası
devreye girerek, sırf banka yetki aşımını anlayamadığı için, işlemden hiç
haberi dahi olmayan kadını borçtan müteselsilen sorumlu hale getirecektir. Bu
durum, hukuki korumanın aileden ziyade piyasaya kaydığı ve kadının (veya diğer
eşin) haksız yere icra tehdidi altında bırakıldığı spesifik bir vakadır.
Olay 2: Eşi son yıllarda kumara yönelen, lüks harcamalar yapan ve evin mutfak
bütçesini sürekli olarak birliği temsil yetkisi perdesi altında savurganlıkla
eriten kadın, kocasının bu yetkiyi aşmasına karşı aile mahkemesine
başvurmuştur. Hâkim, ailenin ekonomik güvenliğinin açık bir tehdit altında
olduğunu tespit ederek, kocasının TMK m. 188'den doğan aileyi temsil yetkisini
TMK m. 190 uyarınca tamamen kaldırmıştır. Ancak bu mahkeme kararının
piyasadaki esnafa veya bankalara karşı ileri sürülebilmesi ve kocanın yapacağı
işlemleri geçersiz kılabilmesi için, kararın yerel ve ulusal düzeyde ilan
edilmesi zorunludur. Aksi halde ilan yapılana kadar, karardan habersiz ve
iyiniyetli üçüncü kişilerle yapılan fuzuli sözleşmeler, müteselsil sorumluluk
gereği yine kadını da bağlamaya devam edecektir.
6. Pratik Notlar
- Müteselsil sorumlulukta eşlerin birbirinden rücu hakkı, borcun üçüncü kişiye
ifa edilmesinden sonra eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi kurallarına göre
(TMK m. 220 vd.) işletilen ve fazla ödeme yapan eşin asıl borçlu eşe
başvurmasını sağlayan bir yoldur.
- "Anlaşılamayan" aşımın ispatı noktasında, Türk Medeni Kanunu m. 3 uyarınca
iyiniyet asıl (karine) olduğundan, alacaklı üçüncü kişinin bu yetki aşımını
bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu ispat yükü, borçtan kurtulmak
isteyen masum eşin üzerine düşmektedir.
- Temsil yetkisi kaldırma (m. 190) kararının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı
sonuç doğurması için aranan ilan kuralı, tıpkı ticaret siciline yapılan
tescilin açıklayıcı/bildirici etkisi gibi, mahkeme kararının piyasa aktörlerine
karşı mutlak bir aleniyet kazanmasını sağlar.
- Değişiklik kararının ilk ilan kapsamını takip etmesi zorunluluğu (m. 191)
gereğince, temsil yetkisini kaldıran karar hangi vasıtalarla (örneğin trajlı
bir gazetede) ilan edildiyse, yetkinin geri verildiğini içeren yeni kararın da
aynı usulle kamuoyuna duyurulması şarttır.
- Temsil yetkisi kaldırma davalarında çocukların durumu, TMK m. 169 ve m. 195
kapsamında ailenin geçiminin nasıl sağlanacağı sorunsalını doğurduğundan,
hâkimin yetki kısıtlaması yaparken evin idaresi ve faturaların ödenmesi için
diğer eşe veya vasata ek yasal yetkiler tanımasını gerekli kılar.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 189 fıkra 2'de yer alan ve üçüncü kişilerin "anlayamayacakları şekilde
yetkinin aşılması" durumunda her iki eşi müteselsilen sorumlu tutan kural,
ekonomik güç dengesizliğinin baskın olduğu evliliklerde zayıf eşi (genellikle
kadını) ağır bir mağduriyete sürükleme riski taşımaktadır. Bankaların veya
tacirlerin, ailenin olağanüstü ihtiyaçları sınırındaki bir harcamada "yetki
aşımını dışarıdan bilemedik" şeklindeki iyiniyet savunmaları mahkemelerce çoğu
zaman geniş yorumlanarak kabul görmekte; bunun faturası ise işlemden hiç haberi
olmayan, onayı alınmayan eşin maaşına veya malvarlığına haciz olarak
dönmektedir. Aile hukukunun zayıfı koruyucu ruhu, üçüncü kişinin salt ticari
güvenliğinden daha üstün tutulmalı ve bu müteselsil sorumluluk istisnasının
uygulanma alanı Yargıtay içtihatlarıyla son derece daraltılmalıdır.
TMK m. 190 ve 191'de kurgulanan mahkeme kararının "ilan edilmesi" mekanizması,
günümüzün hız ve bilişim çağında pratikte etkinliğini tamamen yitirmiş, hantal
ve demode bir usul kuralıdır. Mahkemenin temsil yetkisinin kaldırıldığını bir
yerel veya ulusal gazetede ya da adliye divanhanesinde ilan etmesi, günlük
tüketim pazarındaki esnafın, zincir marketlerin veya devasa kredi kurumlarının
bu ilanı anlık olarak okuyup takip ettikleri anlamına gelmez. Kararın sadece
kâğıt üzerinde gazetede yayınlanmış olması sebebiyle üçüncü kişilerin
iyiniyetini "kurgusal" olarak ortadan kalkmış saymak veya ilanın yapılmasını
beklerken eşi borç batağına sürüklemek, piyasanın gerçekleriyle uyuşmayan
arkaik bir hukuki illüzyondur.
Özellikle internet bankacılığı, e-devlet, mobil kredi ve dijital platformlar
üzerinden saniyeler içinde devasa borçlanmaların yapılabildiği elektronik
işlemler çağında, TMK m. 190 kapsamındaki temsil yetkisi sınırlandırmalarının
anlık (online) entegrasyonu sağlanmadan aileyi ekonomik yıkımdan korumak
imkânsızdır. Yasa koyucunun, temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin aile
mahkemesi kararlarının UYAP üzerinden anında Bankalar Birliği, Kredi Kayıt
Bürosu (KKB) ve e-Devlet altyapısına bildirilerek kişinin kredi limitlerine
veya dijital işlem onaylarına elektronik bir blokaj (dijital şerh) getirmesini
yasal bir zorunluluk haline dönüştürmesi elzemdir. Klasik gazete ilanı gibi
analog döneme ait çözümler, ailenin ekonomik varlığını teknolojik çağın hızlı
sömürüsünden korumakta yetersiz kalmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 189'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 167-169.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 189. madde metnine dayanır.
Görüş: Müteselsil sorumluluk kuralının ekonomik güç dengesizliğinde zayıf eşi korumak için rücu hakkı açıkça güvence altına alınmalı; ilan mekanizmasının dijital anlık bildirim sistemleriyle etkinleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.