1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Evlilik Hukuku
bölümünde yer alan boşanma sebeplerinin omurgasını oluşturan 166. madde,
"Evlilik birliğinin sarsılması" başlığı altında genel boşanma sebeplerini
düzenlemektedir. Mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 114 ve 115.
maddelerinden esinlenerek hukukumuza kazandırılan bu hükmün temelindeki ratio
legis, kusur araştırmasına boğulmadan evlilik birliğinin fiilen ve hukuken
sürdürülebilir olup olmadığını sübjektif ve nesnel karma bir test ile
değerlendirmek ve evlilik sona erme olgunluğuna erişmişse bu ölü bağı tasfiye
etmektir. Yasa koyucu, kanunda tahdidi olarak sayılan ve ispatı son derece
katı kurallara bağlanan özel boşanma sebeplerinin yetersiz kaldığı durumlarda
aile kurumunun çözümsüz kalmaması adına bu maddeyi ihdas etmiştir.
Bu genel boşanma sebebinin, TMK m. 161-165 arasında düzenlenen zina, hayata
kast, pek kötü davranış, suç işleme ve terk gibi özel boşanma sebepleriyle
organik bir ilişkisi vardır. Özel boşanma sebeplerine dayanılarak açılan
davalarda, davacının söz konusu özel ve ağır sebebi (örneğin zinayı veya
terkteki katı ihtar usulünü) ispatlayamaması halinde davanın reddedilmesi
tehlikesine karşı, TMK m. 166 her zaman tamamlayıcı bir "torba hüküm"
(catch-all) işlevi görür. Hukukumuzda genellikle davacılar, özel boşanma
sebeplerini kanıtlayamama riskine binaen davalarını terditli olarak açmakta ve
evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına alternatif olarak dayanmaktadırlar.
2. Kavramlar
Temelinden sarsılma (f. 1)
Evlilik birliğinin, eşler arasında dirlik, düzen ve müşterek hayat kurma
iradesini tamamen yok edecek derecede kökünden bozulmasını ve ortak hayatı
sürdürmenin eşlerden en az biri için tahammül edilemez (çekilmez) hale
gelmesini ifade eder. Bu kavramın tespitinde hâkim, öncelikle sarsıcı olgunun
varlığını nesnel olarak değerlendirir; ardından bu olgunun o evlilikteki
spesifik eşler bakımından birlikte yaşamı sürdürmeyi imkânsız kılıp kılmadığını
sübjektif olarak ölçer.
Davacının ağır kusuru ve itiraz hakkı (f. 2)
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasını açan tarafın, boşanmaya sebep
olan olaylarda diğer eşe nazaran daha ağır kusurlu veya tamamen kusurlu olması
durumunda, daha az kusurlu veya kusursuz olan davalı eşin boşanmaya karşı
çıkarak davanın reddini talep edebilmesidir. Ancak kanun koyucu bu itirazı
mutlak kılmamış; davalının bu hakkı salt intikam veya maddi menfaat sağlamak
gibi dürüstlük kuralına aykırı bir "hakkın kötüye kullanılması" (TMK m. 2)
niteliğinde kullanması ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından
korunmaya değer bir yarar kalmaması halinde, itiraza rağmen boşanmaya karar
verilebileceğini kurala bağlamıştır.
Anlaşmalı boşanma (f. 3)
Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşuluyla, eşlerin boşanma ve fer'ileri
(mali sonuçlar ve çocukların durumu) üzerinde tam bir mutabakata vararak
mahkemeye birlikte başvurmaları veya birinin açtığı davayı diğerinin kabul
etmesi suretiyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayıldığı hukuki
karinedir. Bu fıkra kapsamında tarafların uyuşması, evliliğin sarsıldığına
dair kesin bir ispat yerine geçer ve hâkim ayrıca kusur veya geçimsizlik
araştırması yapamaz.
Hâkimin denetimi (f. 3)
Anlaşmalı boşanmada tarafların irade özerkliğine üstünlük tanınmakla birlikte,
kamu düzenini ilgilendiren aile kurumunun ve çocukların üstün yararının
korunması amacıyla mahkemeye yüklenen emredici inceleme görevidir. Hâkim,
tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe (baskı altında kalmadan)
açıklandığını denetlemek ve çocukların velayeti ile iştirak nafakası gibi
konularda düzenlenen protokolü uygun bulmak zorundadır; gerekirse protokole
yapacağı müdahalelerin taraflarca kabulü şartıyla boşanmaya hükmedilir.
Ret kararı sonrası otomatik boşanma (f. 4 — 2024 değişikliği)
Herhangi bir boşanma nedenine dayanılarak açılmış ve mahkemece reddedilmiş bir
davanın kesinleşme tarihinden itibaren başlayan "bir yıllık" bekleme süresi
zarfında, eşlerin ortak hayatı yeniden kuramamış olmaları halinde, evlilik
birliğinin kanunen temelden sarsılmış sayılarak taraflardan birinin talebiyle
boşanmaya karar verilmesidir. 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun ile eski
metindeki üç yıllık süre Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda bir
yıla indirilmiş olup, bu durum fiili ayrılığın evliliği sona erdiren mutlak bir
karineye dönüşmesini hızlandırmıştır.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 161-165 (özel boşanma sebepleri ile m. 166'nın genel boşanma sebebi
olarak terditli ve alternatif yarışması)
- TMK m. 167-185 (boşanmanın mali sonuçları, eşlerin kişisel durumları ve
yoksulluk/iştirak nafakalarının m. 166/3'teki protokolde düzenlenme
zorunluluğu)
- TMK m. 174-175 (maddi/manevi tazminat ve yoksulluk nafakası — m. 166/1 ve 2
kapsamında yapılacak kusur tespitinin bu mali hakların kaderini belirlemesi)
- TMK m. 182 (velayetin düzenlenmesi — anlaşmalı boşanmada velayet
düzenlemesinin m. 182'deki çocuğun üstün yararı ilkesiyle sıkı sıkıya
denetlenmesi)
- HMK m. 367 ve genel ikrar kuralları (anlaşmalı boşanmada tarafların kabul
beyanının hâkimi bağlamayacağı kuralının [TMK 184] istisnası olarak
uygulanması)
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Koca (A) evlilik dışı ilişki yaşayarak eşi (B)'yi aldatmış ancak somut
delillerle ispatlanamayan bu zina vakası yerine TMK m. 166/1 uyarınca evlilik
birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak boşanma davası açmıştır. Bu davada
tamamen kusurlu olan koca karşısında, davalı kadın (B) boşanmak istemediğini
beyan ederek TMK m. 166/2 kapsamında davaya itiraz etmiştir. Kural olarak daha
ağır kusurlu eşin açtığı davada davalının itirazı davanın reddini gerektirirse
de, hâkim bu itirazın hakkın kötüye kullanılması olup olmadığını re'sen
değerlendirmekle yükümlüdür. Şayet evlilik fiilen bitmiş, eşler uzun süredir
ayrı yaşıyor ve evliliğin devamında davalı kadın ile çocuklar açısından
korunmaya değer hiçbir meşru yarar kalmamışsa, bu itiraz salt intikam veya
şantaj saikiyle yapılmış sayılır. Böyle bir durumda mahkeme, davalı (B)'nin
itirazını dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı bularak, davacı (A)'nın tam
kusurlu olmasına rağmen boşanma kararı verecektir.
Olay 2: Bir buçuk yıllık evli olan çift, aralarındaki şiddetli geçimsizlik
nedeniyle ortaklaşa hazırladıkları bir protokolle TMK m. 166/3 uyarınca
anlaşmalı boşanma davası açmışlardır. Duruşmada tarafları bizzat dinleyen aile
mahkemesi hâkimi, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmekle
birlikte, müşterek çocuğun velayetinin ve iştirak nafakasının düzenleniş
biçimini çocuğun üstün yararına aykırı bulmuştur. Hâkim, kanunun kendisine
tanıdığı denetim yetkisi çerçevesinde bu protokolde iştirak nafakası miktarını
artırarak ve kişisel ilişki günlerini değiştirerek yeni bir düzenleme
önermiştir. Ancak davacı baba, hâkimin protokolde yaptığı bu esaslı
değişikliği kabul etmediğini duruşma tutanağına geçirmiştir. Anlaşmalı
boşanmada hâkimin yaptığı değişikliklerin taraflarca kabulü mutlak bir şart
olduğundan, bu uyuşmazlık karşısında davaya anlaşmalı boşanma olarak devam
edilemez ve süreç tarafların talebine göre çekişmeli boşanmaya (TMK 166/1)
dönüşür veya reddedilir.
6. Pratik Notlar
- "Temelinden sarsılma" tespitinde davranışların birikimli etkisi dikkate
alınır; tek başına boşanma nedeni sayılamayacak basit tartışmalar veya
ilgisizlikler, zaman içinde sistematik hale geldiğinde ortak hayatı çekilmez
kılabilir.
- TMK m. 166/2'de yer alan itiraz hakkı, uygulamada zaman zaman daha az
kusurlu eş tarafından mal rejiminden daha fazla pay koparmak veya yüklü bir
tazminat almak amacıyla "şantaj boşanması" aracı olarak kullanılabilmektedir.
- Anlaşmalı boşanmada hâkim denetiminin kapsamı, yasa metninde açıkça "mali
sonuçlar ve çocukların durumu" olarak sınırlandırılmış olup, eşler nafaka ve
tazminat gibi konularda mutlaka uzlaşmış olmalıdır.
- TMK m. 166/4 kapsamındaki ret kararı sonrası boşanmada, ilk davanın ret
gerekçesi veya fiili ayrılık dönemindeki kusur durumu artık araştırılmaz; bir
yıllık sürenin geçmesi ve ortak hayatın kurulamaması mutlak boşanma için
yeterlidir.
- 2024 yılında 7532 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik, Anayasa Mahkemesi'nin
"üç yıllık bekleme süresinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını
ölçüsüzce sınırlandırdığı" yönündeki iptal kararı neticesinde süreyi bir yıla
indirerek mağduriyetleri önlemiştir.
- Boşanma protokolünün uygulamada uzman avukatlar aracılığıyla hazırlanması,
ileride mal rejimi veya yoksulluk nafakası hususunda "feragat" veya "ibra"
tartışmalarının önüne geçilmesi açısından hayati bir pratik zorunluluktur.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu m. 166/1'de düzenlenen evlilik birliğinin temelinden
sarsılması (şiddetli geçimsizlik) kurumunun, uygulamadaki geniş yorumu
sebebiyle kanundaki diğer özel boşanma sebeplerini fiilen anlamsız (işlevsiz)
hale getirdiği yönündeki doktriner eleştiriler son derece haklıdır. Bir eşin
zina yapması, suç işlemesi veya evi terk etmesi gibi eylemleri özel boşanma
sebebi olarak kanıtlamak, katı sürelere ve ispat kurallarına tabi tutulmuştur.
Hukuk uygulamasında davacıların bu ağır ispat yükünden kaçınmak amacıyla her
türlü olumsuz vakıayı m. 166/1'in o geniş ve esnek "çekilmezlik" şemsiyesi
altına sokmaları, yasa koyucunun özel boşanma sebepleriyle kurguladığı o hassas
sistematik yapıyı tahrip etmiştir. Hâkimin sınırsız takdir yetkisine terk
edilen bu "torba" nitelik, aile hukukunda öngörülebilirlik ilkesini
zedelemektedir.
TMK m. 166/2 fıkrasında yer alan ve davacının daha ağır kusurlu olduğu hallerde
davalıya tanınan "itiraz hakkı", kâğıt üzerinde evliliği koruyan masum bir
kalkan gibi görünse de; sosyolojik gerçeklikte ev içi güç asimetrisinin
tehlikeli bir aracına dönüşebilmektedir. Tamamen bitmiş, sevgi ve saygının
kalmadığı, hatta şiddet veya aldatmanın gölgesindeki bir evlilikte, salt
davacının "tam kusurlu" addedilmesi sebebiyle davanın reddedilmesi, aslında
eşleri kâğıt üzerinde bir evliliğe mahkûm etmektir. Her ne kadar fıkranın
devamında "hakkın kötüye kullanılması" istisnası getirilmiş olsa da,
mahkemelerin bu istisnayı dar yorumlayıp davalının sırf inadına dayalı
itirazlarına değer vermesi, kişilerin anayasal mahremiyet ve yeni bir hayat
kurma hakkını (AY m. 20) ipotek altına almaktadır. Kusur prensibinin
boşanmanın kendisinde değil, sadece tazminat ve nafaka gibi mali sonuçlarında
dikkate alınması, modern hukukun ruhuna çok daha uygun bir çözüm olacaktır.
Son olarak, TMK m. 166/4'te düzenlenen ret kararı sonrası fiili ayrılığa dayalı
otomatik boşanma kurumunda "üç yıllık" katı bekleme süresinin, Anayasa
Mahkemesi'nin 2024 tarihli kararıyla iptal edilmesi ve yasa koyucunun 7532
sayılı Kanun'la bu süreyi "bir yıla" indirmesi, Türk Aile Hukuku adına devrim
niteliğinde ve isabetli bir reformdur. Eski düzenlemedeki üç yıllık bekleme
süresi, ilk davanın yargılama aşamasıyla birleştiğinde bazen on yıla varan
süreler boyunca bireyleri "askıda" bir hayata mahkûm ediyor, sadakat
yükümlülüğünün bu fiili ayrılıkta dahi devam etmesi yeni zina davalarına ve
haksız tazminatlara zemin hazırlıyordu. Bir yıllık yeni süre, hem devletin
aileyi koruma refleksini (düşünme payı) makul bir sınırda tutmakta hem de
"zorla evliliği sürdürme" dayatmasını ortadan kaldırarak insan hakları hukuku
ile medeni hukuku optimum noktada buluşturmaktadır.
Kaynaklar: Akıntürk/Ateş Karaman, Kılıçoğlu Aile Hukuku, Dural/Öğüz/Gümüş,
Öztan Aile Hukuku, Sulhi Tekinay Aile Hukuku.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 166'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 114-115.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 166. madde metnine dayanır.
Görüş: m. 166/1 genel boşanma sebebinin geniş yorumla özel sebeplere alternatif sunduğu; f. 2 itiraz hakkının güç asimetrisine araç olmaktan korunması için sıkı uygulanması; 2024 tarihli f. 4 değişikliğinin zorla evliliği sürdürme sorununu giderirken kusur dengesini bozmaması için rehber içtihat geliştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.