D. Butlan kararı I. Gene l olarak
Madde 156 - Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer. Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bü tün sonuçlarını doğurur.
D. Butlan kararı I. Gene l olarak
Madde 156 - Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer. Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bü tün sonuçlarını doğurur.
Akademik Değerlendirme
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, evlenmenin geçersizlik yaptırımlarını ve bunların sonuçlarını düzenleyen kısımda art arda gelen "Butlan kararı" başlığı altındaki 156, 157 ve 158. maddeler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 109. ve 110. maddelerine dayanmaktadır. Bu hükümlerin temelindeki ratio legis, Borçlar Hukukuna hâkim olan ve sakat işlemleri başından beri yok sayan katı "geçmişe etkili butlan" kuralını Aile Hukuku alanında yumuşatarak, butlan kararı verilinceye kadar geçen sürede fiilen yaşanmış evlilik hayatını hukuken korumaktır. Kanun koyucu bu düzenlemelerle, evliliğin geçersizliğinden doğacak ağır toplumsal ve hukuki enkazı önlemeyi, özellikle müşterek çocukların nesebini güvence altına almayı ve evlenirken iyiniyetli olan eşi haksız mağduriyetlerden korumayı amaçlamıştır.
Bu sistem, karşılaştırmalı medeni hukuk doktrininde "putative marriage" (hukuken sanılan evlilik veya görünüşte evlilik) teorisinin doğrudan bir yansımasıdır. Taraflar geçerli bir evlilik kurduklarını zannederek yıllarca ortak bir hayat sürmüş, çocuklar dünyaya getirmiş ve malvarlığı edinmişlerse, hukukun bu fiili durumu bir anda hiç yaşanmamış gibi silip atması hakkaniyete aykırıdır. TMK m. 156 ve devamı hükümleri, butlanla sakat bir evliliği adeta "iptal edilebilir" (bozucu yenilik doğurucu) bir statüye yükselterek, mahkeme kararına kadar o evliliği geçerli bir evliliğin tüm zırhlarıyla kuşatmıştır.
Hâkim kararına kadar geçerlilik (m. 156) Geçersiz şekilde kurulan (batıl) bir evliliğin kendiliğinden sona ermemesi ve ortadan kaldırılabilmesi için mutlak surette bir mahkeme kararına ihtiyaç duyması kuralıdır. Hâkimin vereceği butlan (iptal) kararı, geriye yürüyen (ex tunc) bir tespit hükmü değil, evliliği karar anından itibaren ileriye dönük olarak (ex nunc) sona erdiren bozucu yenilik doğuran (inşai) bir karardır. Bu nedenle evlilik, butlan kararının kesinleştiği ana kadar tüm hukuki sonuçlarını aynen doğurmaya devam eder.
Mutlak butlanda da kararın kurucu etkisi Bir evliliğin, örneğin önceden var olan geçerli bir evlilik (bigami) veya yasak derecede kan hısımlığı gibi kamu düzenini çok ağır şekilde sarsan mutlak butlan sebepleriyle sakatlanmış olduğu hallerde bile, hâkimin kararına kadar o evliliğin geçerli sayılmasıdır. Mutlak butlan hallerinde dahi evlilik kendiliğinden (ipso iure) hükümsüz hale gelmez; hâkimin kararı sadece açıklayıcı değil, mevcut statüyü o andan itibaren ortadan kaldıran kurucu bir nitelik taşır.
Çocukların korunması (m. 157) Mahkemece butlanına karar verilen evlilikten doğan çocukların, ana ve babalarının evlenirken iyiniyetli veya kötüniyetli (butlan sebebini biliyor) olmalarına bakılmaksızın her halükarda evlilik içinde doğmuş (sahih nesepli) sayılmaları kuralıdır. Bu kural, eşlerin kusur veya ihmallerinin bedelinin masum çocuklara ödetilmesini engelleyerek, çocukların babaya olan soybağını mutlak bir yasal güvence altına almaktadır.
Boşanma hükümlerinin uygulanması (m. 157/2 ve 158/2) Evliliğin butlanla sona ermesi durumunda, ortaya çıkacak hukuki boşlukların bizzat kanun koyucu tarafından boşanma hukuku kurallarına yapılan atıfla doldurulmasıdır. Gerek çocukların velayeti, iştirak nafakası ve kişisel ilişki kurulması gibi konularda,; gerekse eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, maddi/manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve kadının soyadı gibi alanlarda doğrudan boşanma hükümleri tatbik edilir.
İyiniyetli eşin kişisel durumu (m. 158/1) Evlenme töreni sırasında butlan sebebinin var olduğunu bilmeyen ve kendisinden beklenen özeni gösterdiği halde öğrenememiş olan eşin, evlenme işlemiyle kazanmış olduğu erginlik, vatandaşlık gibi şahsi statülerini butlan kararından sonra da korumaya devam etmesidir. Şayet eş evlenirken butlan sebebini biliyor (kötüniyetli) ise, evlenmeyle kazandığı bu şahsi statülerini iptal kararıyla birlikte kaybedecektir.
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
Olay 1: Yurt dışında boşanan ancak bu kararı Türkiye'de tanıttırmadan (A) ile ikinci bir evlilik yapan (B)'nin bu ikinci evliliği, "evlenme sırasında evli bulunma" (bigami) sebebiyle mutlak butlanla batıldır. Savcılıkça açılan mutlak butlan davası neticesinde mahkeme evliliğin iptaline karar verdiğinde, (A) ve (B) arasında evlilik süresince edinilmiş malların paylaşımı gündeme gelir. TMK m. 158/2 fıkrasının emredici hükmü gereğince, bu tasfiye işleminde doğrudan boşanmaya ilişkin mal rejimi hükümleri (edinilmiş mallara katılma rejimi) uygulanacaktır. Böylece (A) evliliğin geçersizliğine rağmen bu süreçte elde edilen ortak ekonomik değerler (artık değer) üzerinde yasal katılma alacağı hakkına sahip olur ve maddi mağduriyeti önlenir.
Olay 2: Akıl hastası olduğunu gizleyerek (X) ile evlenen (Y)'nin evliliği, (X)'in açtığı nispi butlan davası sonucunda iptal edilmiştir. Bu evlilikten doğan çocukları (Z) bakımından TMK m. 157 devreye girer; (Y) kötüniyetli olsa dahi çocuk (Z) evlilik içinde doğmuş sayılır ve baba (Y)'nin soyadını taşımaya, ona yasal mirasçı olmaya devam eder. Mahkeme butlan kararıyla birlikte, tıpkı boşanma davasında olduğu gibi çocuğun velayetini ana veya babadan birine bırakacak, velayeti kendisine verilmeyen tarafı çocuk için iştirak nafakası ödemekle yükümlü kılacak ve uygun kişisel ilişki zamanları tayin edecektir. Eş (X) iyiniyetli olduğu için talep etmesi halinde TMK m. 158/2 yollamasıyla (Y)'den yoksulluk nafakası ve manevi tazminat dahi alabilecektir.
Türk Aile Hukukunda butlan kurumunun Borçlar Hukukundaki genel mutlak butlan (ex tunc / baştan itibaren geçersizlik) kuramından kopartılarak, inşai (ex nunc / ileriye dönük) bir etkiyle donatılması (TMK m. 156) yasa koyucunun en pragmatik ve adil tercihlerinden biridir. Bilge Öztan ve diğer duayen yazarların da tartıştığı gibi, şayet butlan kararı geçmişe etkili olsaydı, yıllarca süren evliliklerde doğan çocukların statüsü bir anda gayrisahih nesebe düşecek, tarafların evlilik süresince yaptıkları tüm hukuki işlemler ve malvarlığı kazanımları sebepsiz zenginleşme girdabına sürüklenecekti. Kararın kurucu etkisi, evliliğin geçersizliği halinde bile bireyleri hukuki bir kaos ortamından kurtararak medeni ilişkilerde güvenliği tesis etmektedir.
TMK m. 157 hükmü ile çocukların korunmasının anne ve babanın iyiniyetinden tamamen bağımsız, mutlak bir yapıya kavuşturulması; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin "çocuğun üstün yararı" ilkesinin ulusal hukuktaki en muazzam tezahürüdür. Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Medeni Kanun dönemindeki soybağı ve nesep ayrımlarını tamamen tarihe gömen bu madde, anne ve babası kamu düzenini en ağır şekilde ihlal ederek (örneğin kardeşler arası evlilik yaparak) evlenmiş olsa bile, bu sakatlığın faturasının masum çocuğa çıkartılmasını kesin olarak yasaklamıştır. Çocuk, her halükarda boşanma hükümlerinin sunduğu velayet, nafaka ve kişisel ilişki güvencelerinin şemsiyesi altındadır.
Öte yandan, TMK m. 158 uyarınca iyiniyetli eşin kişisel durumunun korunması isabetli olmakla beraber; maddenin ikinci fıkrasında tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesinde boşanma hükümlerine yapılan genel ve mutlak atıf bazı hakkaniyet sorunları yaratabilmektedir. Kötüniyetli (butlan sebebini başından beri bilen ve gizleyen) bir eşin, butlan kararından sonra diğer eşten yoksulluk nafakası veya mal rejiminden doğan tasfiye payı (artık değerin yarısını) talep edebilmesi, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile doğrudan çatışmaktadır. Yargıtay pratiğinde ve doktrinde, TMK m. 158/2'nin otomatik bir uygulama alanı bulmaması gerektiği, özellikle mal paylaşımı ve nafaka taleplerinde eşin butlan sebebini yaratmadaki ağır kusurunun (kötüniyetinin) tazminat ve nafaka verilmesini engelleyecek bir def'i olarak mutlaka gözetilmesi gerektiği savunulmalıdır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 156. madde metnine dayanır.
Görüş: Butlanın inşai etki doğurmasının evlilik güvenliği ve çocuk koruması açısından isabetli olduğu; iyiniyetli eşin tüm kazanımlarını korumasının hakkaniyet ilkesiyle uyumlu; kötüniyetli eş bakımından tazminat mekanizmalarının net çerçevelenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.