Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 131

Aile Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

b. Gaiplik durumunda


Madde 131 - Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evl enemez. Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir. Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım Evlilik Hukuku bölümünde, evlenme engellerinden olan "Önceki evlilik" başlığı altında "Gaiplik durumunda" alt başlığıyla yer alan 131. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 98. maddesinin ikinci fıkrasına dayanmaktadır. Bu hükmün temelindeki ratio legis, Türk hukukunun temel taşlarından olan tek eşlilik (monogami) ilkesini mutlak surette güvence altına almak ve ölüm olayından farklı olarak şüphe barındıran gaiplik kararının kendiliğinden evliliği sona erdirmesinin önüne geçerek, evlilik bağının çözülmesini sağ kalan eşin iradesine ve kazaî bir kararın (fesih davasının) varlığına bağlamaktır.

Bu düzenleme, Türk Medeni Kanunu'nun 35. maddesinde yer alan "Gaiplik kararı, ölüme bağlı hukuki sonuçlar doğurur" şeklindeki genel kurala, aile hukukunun kendine has yapısı gereği getirilmiş mutlak ve özel bir istisnadır. Mirasın intikali veya diğer malvarlıksal haklar bakımından gaiplik kararı ölüm gibi işlem görse de, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir statü olan evlilik birliği bu kararla otomatik olarak çözülmez. Kanun koyucu, gaibin bir gün dönebileceği ihtimalini ve evliliğin mahremiyetini dikkate alarak, evliliğin hukuken son bulması için sağ kalan eşin mutlak surette ayrı bir kazaî işlemle evliliğin feshini mahkemeden talep etmesini zorunlu kılmıştır.

2. Kavramlar

Gaiplik kararının evliliği sona erdirmemesi Hukukumuzda, ölüm olgusunun ispatlanması veya kesin ölüm tehlikesi içinde kaybolmaya bağlanan ölüm karinesi (TMK m. 31) durumlarında evlilik birliği kendiliğinden (ipso iure) ve otomatik olarak ortadan kalkarken, gaiplik durumunda böyle bir çözülme gerçekleşmez. Kanun koyucu, ölümün kesinliğine karşın gaipliğin içinde barındırdığı ihtimal payı nedeniyle evliliğin devam edip etmeyeceğini şahsına sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak sadece sağ kalan eşin tasarrufuna bırakmıştır. Sağ kalan eş, evliliğin feshini açıkça ve dava yoluyla talep etmedikçe; verilen gaiplik kararı tek başına kişiyi dul statüsüne sokmaz ve evlilik bağı kütükte aynen yaşamaya devam eder.

Evliliğin feshi davası Hakkında mahkemece gaiplik kararı verilen kişinin sağ kalan eşinin, mevcut evlilik bağını hukuken ortadan kaldırmak ve yeniden evlenebilme ehliyetini kazanmak amacıyla aile mahkemesine yönelttiği bozucu yenilik doğuran bir davadır. Fesih davası açılıp kesinleşmediği müddetçe önceki evlilik nüfus kayıtlarında geçerliliğini koruduğundan, tek eşlilik kuralı gereği kişinin yeni bir evlilik yapması imkânsızdır. Mahkemece verilecek evliliğin feshi kararı, butlan davalarının aksine geçmişe etkili (ex tunc) değil, tıpkı boşanma kararında olduğu gibi ileriye dönük (ex nunc) olarak evlilik birliğini ortadan kaldırır.

Birleşik veya ayrı dava Kanun koyucu, usul ekonomisi ve mağdur eşin menfaatini gözeterek, evliliğin feshi talebinin ne zaman ileri sürüleceği konusunda davacıya geniş bir seçimlik hak tanımıştır. Sağ kalan eş, evliliğin feshini doğrudan doğruya sulh hukuk mahkemesinde açtığı gaiplik başvurusuyla birlikte aynı dava dilekçesinde kümülatif olarak isteyebileceği gibi, gaiplik kararı kesinleştikten sonra tamamen bağımsız ve ayrı bir dava ile aile mahkemesinden de talep edebilir. Uygulamada ve usul ekonomisi bakımından gaiplik ve fesih taleplerinin birleştirilerek açılması ve karara bağlanması, sağ kalan eşin uzun yıllar belirsizlik içinde beklemesini önlemesi açısından çok daha pratik bir yoldur.

Yetkili mahkeme Evliliğin feshinin gaiplik davası ile birlikte istenmesi durumunda yetkili mahkeme bizzat gaiplik davasında yetkili olan mahkemedir; yani gaibin Türkiye'deki son yerleşim yeri, hiç yerleşmemişse nüfusa kayıtlı olduğu yer, o da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir. Buna karşılık evliliğin feshi talebinin gaiplik kararı kesinleştikten sonra ayrı ve bağımsız bir dava olarak ikame edilmesi halinde, TMK m. 131/3'ün emredici ve özel yetki kuralı uyarınca yetkili mahkeme doğrudan doğruya "davacının yerleşim yeri" mahkemesidir. Bu özel yetki kuralı, eşini kaybetmiş ve zaten zor durumda olan davacıya dava açma kolaylığı sağlama amacı güder.

Feshin hükümleri Mahkemenin gaipliğe dayalı olarak evliliğin feshine karar vermesi ve bu kararın kesinleşmesiyle birlikte evlilik birliği hukuken ve mutlak olarak sona erer, sağ kalan eş yeniden evlenme ehliyetine kavuşur. Fesih kararının idarece nüfus siciline işlenmesi kurucu değil, sadece açıklayıcı (bildirici) bir etkiye sahiptir; evliliği bitiren asıl hukuki an hâkimin kararının kesinleştiği andır. Özellikle evliliği feshedilen kadının yeniden evlenebilmesi bakımından, gaibin fiilen ortada olmadığı uzun süreç ve bekleme süreleri fiilen gerçekleşmiş olduğundan, TMK m. 132'de öngörülen üç yüz günlük iddet (bekleme) müddetinin burada uygulanmasına gerek bulunmadığı doktrinde hakim kabuldür.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 32-35 (Gaiplik kararının şartları ve evliliğin feshi dışındaki ölüme bağlı hukuki sonuçları)
  • TMK m. 130 (Yeniden evlenmek için önceki evliliğin sona erdiğinin ispatlanması zorunluluğunun gaiplikteki yansıması)
  • TMK m. 145/1 (Gaiplik kararı bulunup da TMK m. 131 kapsamında evliliğin feshine ilişkin mahkeme kararı alınmadan yapılan ikinci evliliğin, "evlenme sırasında evli bulunma" sebebiyle mutlak butlanla sakat olması)
  • TMK m. 182 (Boşanmanın hukuki sonuçlarının, özellikle çocukların velayeti ve kişisel ilişkiler bağlamında evliliğin feshi durumuna kıyasen tatbiki)
  • HMK m. 382 (Çekişmesiz yargı işleri kapsamında gaiplik ve gaiplikle birlikte talep edilen evliliğin feshinin usuli niteliği)

4. Yargıtay İçtihadı

scraper'dan karar yok, ileride güncelle

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Büyük bir deprem felaketinde enkazda olduğu düşünülen ancak cesedine ulaşılamayan (A) hakkında, yasal sürelerin ardından eşi (B) gaiplik ve evliliğin feshi davası açmış, mahkeme (A)'nın gaipliğine ve evliliğin feshine karar vermiştir. Kararın kesinleşmesinden iki yıl sonra (B) (C) ile hukuken geçerli bir evlilik yapmıştır. Beş yıl sonra (A) hafıza kaybı yaşadığı için başka bir şehirde yaşadığı anlaşılarak geri dönmüştür. Bu olayda, (A)'nın geri dönmesi gaiplik kararını geçmişe etkili olarak düşürse dahi, (B)'nin açtığı fesih davası sonucu verilen kazaî karar ve (C) ile yapılan ikinci evlilik geçerliliğini korur. Fesih kararı hâkim tarafından iptal edilmedikçe, gaibin dönmesi ilk evliliği diriltmez; dolayısıyla (B) ve (C)'nin evliliği tek eşlilik ilkesini ihlal etmez ve (A) eski eşi (B)'den evliliğin devamına yönelik hiçbir hak iddia edemez.

Olay 2: Açık denizde gemisi batan ve kendisinden bir daha haber alınamayan eşi (X) hakkında, sulh hukuk mahkemesinden salt gaiplik kararı alan (Y) evliliğin feshi yönünde bir talepte bulunmamış ve mahkemece de bu yönde bir kazaî hüküm kurulmamıştır. Eşinin gaipliğini ölümle eşdeğer sayan (Y) elindeki gaiplik ilamıyla nüfus dairesine başvurarak (Z) ile yeni bir nikâh kıydırmıştır. TMK m. 131/1 emredici hükmü gereğince, evliliğin feshine ilişkin kazaî bir karar bulunmadığından ilk evlilik bağı hukuken henüz kopmamıştır. Bu nedenle, (Y) ile (Z) arasında akdedilen bu ikinci evlilik, TMK m. 145/1 uyarınca önceki evlilik devam ederken yapıldığından mutlak butlanla batıldır ve Cumhuriyet Savcısı dâhil her ilgili tarafından mahkemeden iptali talep edilebilir.

6. Pratik Notlar

  • Gaiplik kararı verilmesi ile evliliğin feshi kararı, her ikisi de mahkemeden sadır olsa da farklı kazaî ve hukuki sonuçlar doğurur; ilki şahsın durumunu ölüme eşitlerken ikincisi aile statüsünü (bekârlığı) tesis eder.
  • TMK m. 131/3 uyarınca evliliğin feshinin ayrı bir dava olarak açılması durumunda, davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilmesi, kederli ve yoksul düşmüş olabilecek eşin adalete erişimini kolaylaştıran özel bir usul imkânıdır.
  • Aile mahkemesince verilecek evliliğin feshi kararının Nüfus Müdürlüğüne bildirilerek sicile işlenmesi, mülkiyet ve miras hukukundaki "tescil" gibi kurucu değil, mevcut bir hukuki durumun üçüncü kişilere açıklanmasını sağlayan bildirici (açıklayıcı) bir idari işlemdir.
  • Gaibin evliliğin feshinden sonra ortaya çıkması, mal rejimi tasfiyesi veya miras hukuku bağlamındaki geri verme yükümlülüklerini (sebepsiz zenginleşme veya mirasın iadesi hükümleri) harekete geçirse de, aile hukuku statüsü bakımından kesinleşmiş evliliği canlandırmaz.
  • Gaibin eşinin, gaiplik kararıyla birlikte evliliğin feshini kümülatif olarak (tek dilekçe ile) talep etmesi, hem HMK kapsamında usul ekonomisine uygun düşmekte hem de gereksiz yargılama gideri ve harç ödenmesinin önüne geçmektedir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Gaipliğin evliliği kendiliğinden sona erdirmemesinin temelinde yatan dogmatik gerekçe, ölüm karinesinden (TMK m. 31) farklı olarak gaibin hayatta olma ve bir gün dönme ihtimalinin hukuk düzenince korunmasıdır. Ancak bu kural, Dural/Öğüz/Gümüş ve Akıntürk/Ateş Karaman gibi duayen otoritelerin eserlerinde de haklı olarak tartışıldığı üzere, pratik hayatta sağ kalan eş için ağır ve bürokratik bir külfet doğurmaktadır. Hakkında gaiplik şartları oluşmuş, beş veya on yıl boyunca kendisinden hiçbir haber alınamayan bir eşin döneceği ihtimalini zayıf gören sağ kalan eşin, sırf evlilik kütükten silinsin diye mahkemede dava açmaya ve ayrı bir harç-yargılama masrafına katlanmaya zorlanması, yasa koyucunun korumak istediği menfaati işlevsiz kılmakta ve gereksiz bir usuli yük yaratmaktadır. Gaiplik kararının miras hukukunda olduğu gibi evlilik birliği üzerinde de doğrudan bozucu etki yaratmasının kabul edilmesi, hukuki pratikliği artırabilirdi.

Türkiye gibi sık sık ağır can kayıplarının yaşandığı deprem, sel, maden kazası veya göçmen facialarının görüldüğü bölgelerde, TMK m. 131'in dayattığı kazaî fesih prosedürü, afet sonrası kriz yönetiminde toplumsal mağduriyetleri derinleştiren bir faktör haline gelmektedir. Binlerce kişinin cesedine ulaşılamadığı toplu afetlerde, sağ kalan eşlerin sadece dul aylığı bağlatabilmek veya velayeti tek başlarına kullanabilmek amacıyla bile yığınlar halinde mahkemelere başvurarak aylarca sürecek gaiplik ve fesih davalarıyla uğraşmaları, adalet mekanizmasını kilitlemekte ve sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Böylesi kitlesel felaketler için, evliliğin feshini idari bir karina veya olağanüstü hal kararnameleriyle kolaylaştıracak objektif ve idari (nüfus idaresi üzerinden resen tescil) bir tasfiye rejiminin hukukumuza kazandırılması acil bir toplumsal ihtiyaçtır.

Son olarak, mahkemece evliliği feshedildikten sonra yeni bir hayat kuran sağ kalan eşin durumuna karşılık, yıllar sonra kendi iradesi dışında (esaret, kaza, ağır hafıza kaybı) alıkonulmuş ve sonradan ortaya çıkmış masum gaibin hukuki trajedisi, Medeni Kanunumuzun sessiz kaldığı gri bir alandır. Kılıçoğlu ve Öztan'ın genel sistematiğinden çıkarılabileceği üzere, gaip geri döndüğünde ilk evlilik dirilmediği gibi, fesih karanına güvenerek yapılan ikinci evlilik de mutlak koruma altındadır. Ancak kendi rızası dışında kaybolan ve dönüp ailesini (eşini ve çocuklarını) bir başkasının hukuki statüsünde bulan gaibin manevi yıkımı hukuk düzenince tümüyle karşılıksız bırakılmaktadır. Hukuk güvenliği ve iyiniyetli üçüncü kişinin (yeni eşin) korunması prensipleri ağır bassa da, gaibin bu süreçte uğradığı ağır şahsiyet ihlalinin veya aile kaybının, kusursuz sorumluluk yahut hakkaniyet tazminatı gibi yollarla devlet veya belirli fonlar üzerinden telafi edilmesini sağlayacak medeni hukuk argümanlarına ihtiyaç vardır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 131'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 98/2.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 131. madde metnine dayanır.

Görüş: Gaipliğin evliliği otomatik sona erdirmemesinin pratik güçlükler yarattığı; afet dönemlerinde toplu fesih davası yönetimi için yönetmelik düzeyinde prosedür belirlenmesi gerektiği; gaip döndüğünde yeni evliliğin akıbetinde iyiniyetli eşin korunmasının öncelikli olduğu görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.