1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım
Evlilik Hukuku bölümünde evlenme ehliyetine ilişkin şartlar arasında
"Kısıtlılar hakkında" alt başlığıyla 127. madde ve "Mahkemeye başvurma" alt
başlığıyla 128. madde düzenlenmiştir. Mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB)
96. ve 97. maddelerine dayanan bu hükümlerin temelindeki oran (ratio legis)
bir yandan ayırt etme gücüne sahip kısıtlının evlilik gibi son derece kişisel
ve hayati bir konudaki irade özerkliğini güvence altına almak, diğer yandan
yasal temsilcinin salt keyfi ve gerekçesiz veto hakkı ile bu hakkı tamamen
engellemesinin önüne geçmektir. Kanun koyucu, zayıf durumdakileri koruma
felsefesi ile temel insan haklarından olan evlenme özgürlüğü arasında, yargısal
denetim mekanizması kurarak ideal bir denge sağlamayı amaçlamıştır.
TMK m. 127 hükmü, ehliyet açısından TMK m. 126'da küçükler için öngörülen
sistemle tam bir kavramsal paralellik arz etmekte olup, sınırlı ehliyetsiz
statüsündeki kısıtlılar özelinde vasinin iznini yasal bir kural haline
getirmektedir. Ancak yasal temsilcinin (vasinin veya velinin) rızasının her
durumda mutlak ve aşılamaz bir engel teşkil etmemesi için, yasa koyucu TMK m.
128 ile kısıtlıya ve küçüğe doğrudan hâkime başvurma imkânı tanıyarak süreci
tahkim etmiştir. Bu düzenleme sayesinde, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların
kullanımında vesayet makamının veya yasal temsilcinin kısıtlıyı bencilce bir
tahakküm altına alması engellenmiş, son sözün bağımsız mahkemeye bırakılması
sağlanmıştır.
2. Kavramlar
Kısıtlının evlenmesi (m. 127)
Evlenme anında evliliğin anlam ve sonuçlarını kavrayacak derecede ayırt etme
gücüne sahip bulunan, ancak kanunda sayılan çeşitli sebeplerle (yaşlılık,
savurganlık, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme gibi) erginlikten
sonra mahkeme kararıyla vesayet altına alınan sınırlı ehliyetsiz kişilerin
evlilik akdini kurabilmeleridir. Bu hukuki işlem bizzat kısıtlının kendisi
tarafından yapılmak zorunda olsa da, zayıf iradenin sömürülmesini engellemek
gibi koruyucu amaçlarla, yasal temsilci konumundaki vasinin evlenme öncesi
vereceği açık rıza yasal bir geçerlilik şartı olarak zorunlu tutulmuştur.
Vasinin ret yetkisi
Kısıtlının yasal temsilcisi konumundaki vasinin, kısıtlının evlenme talebine
olumlu yanıt vermekten kaçınması ve evliliğe yasal onayı vermemesi durumudur.
Vasinin evliliğe izni reddetme yetkisi mutlak, keyfi veya sınırsız bir takdir
hakkı olmayıp, mutlaka kısıtlının şahsını veya malvarlığını korumayı gerektiren
somut, objektif ve haklı sebeplere dayanmak zorundadır. Vasi, kendisine kanunla
tevdi edilen bu denetim yetkisini dürüstlük kuralına (TMK m. 2) uygun
kullanmalı ve kısıtlının temel özgürlüğünü ancak onun üstün yararı tehlikede
ise kısıtlamalıdır.
Hâkime başvurma (m. 128)
Evlenme iradesi ve ayırt etme gücü bulunan ancak yasal temsilcisi (veli veya
vasi) tarafından evlenme izni haksız yere reddedilen küçük veya kısıtlının, bu
engeli aşmak için bizzat aile mahkemesine giderek muvafakatin hâkim kararıyla
verilmesini talep edebilme hakkıdır. Bu başvuru, kısıtlının veya küçüğün
bizzat kendisi tarafından kullanılabilecek, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak
olduğundan, yasal temsilcinin dava açma iznine, vasinin husumet onayına veya
kanuni temsilcinin davada bizzat yer almasına gerek bulunmaksızın doğrudan
kullanılabilir.
Hâkimin değerlendirmesi
Mahkemenin, başvuran küçük veya kısıtlının evlenme talebini esastan incelerken,
karar tesis etmeden önce izni reddeden yasal temsilciyi (veli veya vasi)
usulüne uygun şekilde duruşmaya çağırarak dinleme ve red gerekçelerini tespit
etme usuli zorunluluğudur. Hâkim, yasal temsilcinin dinlenmesi sırasında
elde ettiği bilgileri, sunduğu gerekçelerin ağırlığını ve geçerliliğini
tarttıktan sonra, şayet bu nedenleri yetersiz veya keyfi bulursa, yasal
temsilcinin idari nitelikteki izninin yerine geçecek şekilde doğrudan kazaî
izin (mahkeme onayı) kararı verir.
"Haklı sebep" standardı
Yasal temsilcinin evlenmeye izin vermeme yönündeki idari kararının meşru,
rasyonel, objektif ve kısıtlının/küçüğün üstün yararını korumaya değer bir
nedene dayanması gerekliliğini ifade eden hukuki kriterdir. Örneğin müstakbel
eşin kısıtlının malvarlığını sömürme kastının açıkça bilinmesi, fiziksel şiddet
eğilimi barındırması veya kısıtlının sağlık durumunu tehlikeye atacak bir
yaşantısı olması haklı sebep teşkil edebilir. Yasal temsilcinin sırf müstakbel
eşin kökenini beğenmemesi, iki aile arasındaki şahsi husumetler veya
malvarlığının ileride miras yoluyla bölüneceği yönündeki bencil endişeleri
keyfî ret sayıldığından, hukuken geçerli bir haklı sebep olarak mahkemece asla
kabul görmez.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 125 (ayırt etme gücü şartı — kısıtlının evlenmesinde de mutlak
koşuldur)
- TMK m. 126 (küçüğün evlenmesinde izin — kısıtlının durumu ile TMK m. 127
bağlamında tam paralellik gösterir)
- TMK m. 405-408 (kısıtlama sebepleri — evlenme ehliyetine ve hâkimin haklı
sebep değerlendirmesine doğrudan etkisi)
- TMK m. 449 (vasinin temsil yetkisi sınırı — evlenme gibi kişiye sıkı sıkıya
bağlı işlemler bizzat ilgili tarafından yapılır)
- TMK m. 141 (iptali gerektiren sebepler — vasi veya hâkim izni alınmadan
yapılan evliliklerin nispi butlanı)
- HMK m. 382 (çekişmesiz yargı — evlenmeye izin verilmesi talebinin usul hukuku
bağlamındaki yargılama türü)
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Hafif zihin engeli (Mental Retardasyon) nedeniyle vesayet altına alınan
ancak psikiyatrik muayenelerde evliliğin anlam ve sonuçlarını kavrayacak
derecede ayırt etme gücüne sahip olduğu anlaşılan kısıtlı (A) evlenmek
istemiştir. Vasisi konumundaki abisi, "A, ev işlerini tek başına yapamaz ve
evin ekonomik idaresini sağlayamaz" şeklindeki haklı olmayan, salt pratik
zorluklara dayalı bir gerekçeyle bu evliliğe izin vermeyi reddetmiştir. Bu
durumda (A) TMK m. 128 hükmüne dayanarak bizzat aile mahkemesine başvuracak ve
yasal temsilcinin salt kendi konforuna ve önyargısına dayalı bu ret işleminin
iptalini talep edebilecektir. Hâkim, kişinin evlilikten beklenen asgari idraka
sahip olduğunu ve vasinin mazeretinin TMK m. 128 anlamında temel bir haklı
sebep teşkil etmediğini uzman raporlarıyla tespit ederek, kısıtlının irade
özerkliğinin korunması adına doğrudan evlenmeye izin kararı verecektir.
Olay 2: On yedi yaşını doldurarak olağan evlenme rüştüne ulaşmış olan ancak
hâlâ ergin olmayan lise öğrencisi küçük (B) okuldan arkadaşı ile evlenmek
istemiş, ancak velayet hakkına sahip ana ve babası hiçbir somut gerekçe
sunmaksızın ve sadece inat uğruna evliliğe "hayır" diyerek izin vermemiştir.
TMK m. 128 gereğince (B) velilerinin temsiline ihtiyaç duymaksızın şahsen aile
mahkemesi hâkimine başvurarak yasal temsilcilerinin bu keyfi vetosunun
aşılmasını talep etmiş; mahkeme, velileri çağırıp dinlemiştir. Ana ve
babanın reddinin küçüğün üstün yararına hizmet eden objektif bir haklı sebebe
dayanmadığının ve tamamen dayanaksız, salt otorite tesisi amaçlı olduğunun
anlaşılması üzerine mahkeme, yasal temsilcilerin iradesi yerine geçecek şekilde
evlenmeye izin kararı verebilecektir. Hâkimin verdiği bu kazaî izin, nüfus
makamlarına ibraz edildiğinde evlendirme memuru nikâh akdini geçerli biçimde
icra etmekle yükümlüdür.
6. Pratik Notlar
- Kısıtlı ile küçüğün durumunun birbirine çok paralel ama temelde farklı olduğu
unutulmamalıdır; küçük, yaş küçüklüğü nedeniyle kanun gereği kendiliğinden
velayet altında iken, kısıtlı kural olarak erginlikten sonra özel mahkeme
kararıyla vesayet altına alınmış kişidir.
- Mahkemece işletilecek usulde hâkimin dinleyeceği kişi yasal temsilcidir ve bu
dinleme faaliyeti karar verilmeden önce mutlaka yerine getirilmesi gereken
emredici bir usuli zorunluluktur; ancak yasal temsilcinin duruşmada vereceği
olumsuz beyanlar hâkimi esastan mutlak surette bağlamaz.
- Vasinin veya velinin ret gerekçesi gerçekten üstün bir haklı sebebe
dayanmıyorsa (örneğin salt ekonomik kaygılar, kısıtlının evden ayrılmasıyla
bakım parasının kesilmesi veya sadece yöresel töre endişeleri gibi bencil
nedenler öne sürülüyorsa) hâkim yasal temsilcinin iradesini bertaraf ederek
evlenmeye kati izin verir.
- Uygulamada mahkeme kararının kesinleşmesi gerekip gerekmediği hususu sıklıkla
tartışılsa da; hâkimin evlenmeye izin veren kazaî kararı, bozucu yenilik
doğuran bir idari onayın yerine geçtiğinden, evlendirme memurluğuna ibraz
edilebilmesi için kararın usul hukuku bakımından kesinleşmiş olması
aranmaktadır.
- Görevli mahkemenin neresi olduğu uygulamanın can damarıdır; vesayet makamı
(kısıtlıya vasi atayan yer) kural olarak sulh hukuk mahkemesi olsa da, TMK m.
128 kapsamındaki evlenmeye izin davaları aile hukukuna ilişkin şahsi bir statü
doğurduğundan, 4787 sayılı Kanun gereği bu ihtilafları çözmekle görevli ve
yetkili yargı mercii münhasıran Aile Mahkemeleridir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kısıtlı kişinin evlilik özerkliğinin korunması, çağdaş insan hakları ve engelli
hakları perspektifi açısından Türk Medeni Kanunu'nda son derece kritik, hatta
yer yer defolu bir tartışma alanıdır. Akıntürk/Ateş Karaman ve Dural/Öğüz/Gümüş
gibi otoritelerin eserlerinde vurguladığı üzere, ayırt etme gücüne sahip olan
ancak salt savurganlık, yaşlılık veya hafif zihinsel engeller gibi nedenlerle
kısıtlanan bireylerin evlenme gibi en temel insani ve anayasal haklarının
sürekli vasinin onayına (TMK m. 127) tabi tutulması, temel hak ve özgürlüklerin
ölçüsüzce daraltılması anlamına gelmektedir. TMK m. 128'in getirdiği hâkim
güvencesi bu daralmayı bir nebze dengelese de, bireyin her evlilik girişiminde
yargısal yollara, çekişmeli ve stresli mahkeme süreçlerine başvurmak zorunda
bırakılması, kısıtlının toplumsal hayata tam entegrasyonu önünde ciddi bir
usuli ve psikolojik bariyer yaratmaktadır.
Vesayetin kişilik haklarına ağır bir müdahale aracına dönüşme riski, özellikle
Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Haklarının Korunması
Sözleşmesi'nin (CRPD) 12. maddesi bağlamında ciddi eleştirilere neden
olmaktadır. Mevcut TMK sisteminde vasinin koruyucu işlevinin, kısıtlının özel
hayatına, beden bütünlüğüne ve evlilik kararına doğrudan bir tahakküme
dönüşmesi maalesef çok sık karşılaşılan bir durumdur. Kılıçoğlu ve Öztan'ın
incelemelerinde de değinildiği gibi, kanun koyucunun evlilik iznini düzenlerken
kısıtlının idrakini merkeze alan "desteklenmiş karar alma mekanizmalarından"
ziyade doğrudan "ikame karar verme" (vasinin bizzat izin veya ret iradesi
kullanması) rejimine ağırlık vermesi, modern engelli hakları paradigmasıyla
taban tabana zıtlaşmakta ve vesayet kurumunu bir himaye aracından çok bir
eziyet mekanizmasına dönüştürebilmektedir.
Hâkimin TMK m. 128 kapsamındaki "haklı sebep" değerlendirmesinde tıbbi ve
sosyolojik bilirkişi görüşünün önemi, yargısal uygulamanın en sorunlu ve
keyfiliğe en açık halkalarından birini oluşturmaktadır. Bir yasal temsilci,
kısıtlının veya küçüğün evlenmesini onun "ruh sağlığının, zihinsel
kapasitesinin veya psikolojik gelişiminin evliliğe uygun olmadığı" gibi
kompleks bir gerekçeyle reddettiğinde, aile mahkemesi hâkiminin bu spesifik
iddiayı salt kendi hukuki bilgisi veya vicdani kanaatiyle çürütmesi veya tasdik
etmesi rasyonel değildir. Bu noktada hâkimin mutlak surette uzman psikiyatrist,
pedagog ve sosyal çalışmacılardan oluşan çok disiplinli kurullardan destek
alması elzemken; mahkemelerin çoğu zaman bu uzman mütalaalarını göz ardı ederek
sadece yasal temsilci ile kısıtlının duruşmadaki yüzeysel diyaloglarına
dayanarak "haklı sebep var/yok" kararı vermeleri, ailenin korunması prensibi
ile sakatlanmış, hatalı ve telafisi imkansız insan hakkı ihlalleri
doğurabilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 128'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 97.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 128. madde metnine dayanır.
Görüş: Hâkimin yasal temsilcinin haksız reddi üzerine devreye girerek evlilik özerkliğini koruması doğru bir denge; ancak 'haklı sebep' standardının hâkim tarafından tıbbi ve sosyal verilerle desteklenerek değerlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.