Adam Çalıştıranın Sorumluluğu
İÇİNDEKİLER
GİRİŞ………………………………………………………………………………………………..…..3
- BÖLÜM
1.1 Adam Çalıştıranın Sorumluluğunun Hukuki Niteliği ve Kusur Sorumluluğundan Ayrılan Özellikleri………………………………………………………………………………….3-4
2.1 Sorumluluğu Doğuran Fiilin Kime Ait Olduğu …………………………………….4
II. BÖLÜM
- Adam Çalıştıranın Ssorumluluğunun Şartları………. …………………………….5
- Çalıştırma İlişkisi…….……………………………………………………………………..5
- Bağımlılık……………………………………………………….……………………………..6
- Hukuka Aykırı Fiil Neticesinde Üçüncü Kişinin Zarar Görmesi .……..6-7
- Çalışanın Fiili Gördüğü İş Arasında İşlevsel Bağlılık Bulunması ....……7
- Adam Çalıştıranın Özen Yükümlülüğünü İhlal Etmesi ……………………..8
- Seçme …………………………………………………………………………………..8
- Talimat Verme ………………………………………………………………………8
- Gözetim ve Denetim ……………………………………………………………..9
- TBK 66/3 Hükmünün Hukuki Niteliği………………………………………………..…..9
- Adam Çalıştıranın Ssorumluluğunun Şartları………. …………………………….5
2.3 Makineleşen ve Robotlaşan İşletmelerde Adam Çalıştıranın Sorumluluğu…..9-10
III. BÖLÜM
3.1 Adam Çalıştıranın Sorumluluğunun Hukuki Sonuçları ………………...11 3.1.2 Adam Çalıştıranın Tazminat Sorumluluğu…………………………………11
3.1.3 Zararın Belirlenmesi ………………………………………………………………..11
3.1.4 Tazminat Miktarının Belirlenmesi …………………………………………….12
3.1.5 Kusurun Tazminat Sorumluluğuna Etkisi……………………………………12
SONUÇ……………………………………………………………………………………………..…......…………13
KAYNAKÇA…………………………………………………………………………………………..….….……14-15
GİRİŞ
Türk Borçlar Kanunun 66. Maddesinde düzenleme bulan “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu” kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmaktadır. Bilindiği üzere sorumluluk hukukunda temel ilke kusur sorumluluğudur; ancak gerek “Endüstri 4.0 Devrimi” olarak nitelendirilen günümüz de meydana gelen teknolojik gelişmelere ayak uydurulması gerek hakkaniyet gereği kusur kavramı yetersiz kalmaktadır. Kusursuz Sorumluluk halleri TBK’da “Hakkaniyet Sorumluluğu”, “Tehlike Sorumluluğu” ve “Özen Sorumluluğu” olmak üzere üç başlık altında incelenmektedir. Yaptığımız çalışmada bir tür özen sorumluluğu olan adam çalıştıranın sorumluluğun da 1. Fıkra ile 2. Fıkra ve kanuna sonradan eklenen 3. Fıkranın uygulama alanlarına değinilmeye çalışılacaktır. Adam çalıştıranın hukuki niteliği üzerinde durulacak olup, neden kusursuz sorumluluk olduğu açıklanmaya çalışılacaktır. Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için kurtuluş kanıtı üzerinde durulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Adam Çalıştıranın Sorumluluğu, Kusursuz Sorumluluk, Nedensellik Bağı, Nedensellik Bağını Kesen Hâller, Genel Kurtuluş Kanıtı.
- ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞUNUN HUKUKİ NİTELİĞİ VE KUSUR SORUMLULUĞUNDAN AYRILAN ÖZELLİKLERİ
Adam çalıştıranın sorumluluğu, Türk-İsviçre hukukunda kusursuz sorumluluk olarak değerlendirilmektedir. Kusursuz sorumluluk hallerinde sorumluluk kusura dayanmaz, kanunda açıkça gösterilen olgu veya olgulara dayanır. Adam çalıştıranın sorumluluğu özen sorumluluğudur ve kanunda gösterilen olgu özen yükümlülüğünün ihlalidir. Bu sorumluluk şekline olağan sebep sorumluluğu da denilmektedir. Olağan sebep sorumluluklarında, sorumlu olan kişiye kurtuluş kanıtı getirilerek, sorumluluktan kurtulma imkanı verilmektedir. Bundan dolayıdır ki olağan sebep sorumlulukları, kurtuluş kanıtı ile yumuşatılmış(Oser/Schönenberger, Art.55 N.24.), kusursuz sorumluluğun en hafif şeklini (Eren, Genel, s. 519.) oluşturur.
Bu sorumluluğun doğabilmesi için çalışanlarla adam çalıştıran arasında bağlılık ilişkisi bulunmalı, çalışanların görevleriyle işlevsel bağ içerisinde olan işleri gördükleri sırada bu zararı vermeli ve adam çalıştıranın dikkat ve özen göstermemiş olmalıdır. Bu sorumluluk türünde çalıştıranın sübjektif özellikleri dikkate alınmaz. Önemli olan objektif özen yükümlülüğünün adam çalıştıran tarafından ihlal edilmiş olması yeterlidir. Objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması için adam çalıştıranın çalışanını seçerken, talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken gerekli özeni göstermelidir. 3. Kişi zarar gördüğünde, adam çalıştıranın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği ve dolayısıyla sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Kanun tarafından karineten kabul edilen durum çalıştıranın kusuru olmayıp bu kişinin objektif özensizliğidir. Ancak adam çalıştıranın, gerekli özeni gösterdiğini ispat etmesi hâlinde sorumluluktan kurtulması mümkündür.
Burada ismi geçmekte olan “özen” kavramı, kusurun bir derecesi olan ihmal kavramının zıddı değildir(von Tuhr, s, 353). Adam çalıştıranın sorumluluğuna yol açan, kusurlu bir şekilde özen yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması değil, gerekli özeni her ne sebep olursa olsun göstermemiş olmasıdır(Hatemi, s8 N,27).
Adam çalıştıranın durumunun kusur sorumluluğu olarak nitelendirilmemesinin nedeni; hakkaniyet ilkelesinin(EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s.644. ) yanında, sorumluluğun objektif özen yükümlülüğünü haiz olmasından kaynaklanır. Örneğin; çalışanın, adam çalıştıranın işini gördüğü sırada üçüncü kişiye zarar verdiğini ve bu sırada adam çalıştıranın cerrahi operasyon nedeniyle hastanede olduğunu ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini durumlarda bile adam çalıştıran sorumlu kabul edilecektir. Çünkü bu sorumluluk bir kusursuz sorumluluk türüdür. Adam çalıştıranın içinde bulunduğu sübjektif durumların bir önemi yoktur. . Nitekim, çalışanın üçüncü kişiye vermiş olduğu zarar bakımından adam çalıştıranın herhangi bir kastı ve dahi taksirli hareketi bulunmamakta; verilen zarar esnasında bilinci kapalı bir şekilde hastanede tedavi görmektedir. Adam çalıştıran, çalışanın zarar verici davranışını, gözetim yükümlülüğünü yerine getirememesi sebebiyle engelleyememiştir. Burada ki engelleyememe hâli adam çalıştıranın kusurundan ve sübjektif sebeplerden bağımsız bir özen yükümlülüğünün ihlalidir. İşte bu nedenledir ki, adam çalıştıranın sorumluluğu, adam çalıştıranın kusurundan bağımsız ve objektif özen yükümlülüğünü gerekli kılan bir sebep sorumluluğu olarak nitelendirilmektedir.
II.SORUMLULUĞU DOĞURAN FİİLİN KİME AİT OLDUĞU
Çeşitli hukuk sistemlerine bakıldığında, adam çalıştıranın sorumluluğu bakımından iki temel model benimsenmiştir. Bunların ilkinde adam çalıştıran başkasının fiilinden sorumlu tutulmukta ve kusuru aranmaksızın sorumlu tutulmaktadır. İkinci modelde ise çalıştıran kendi fiilinden ve kusur esasına göre sorumlu tutulur. Türk-İsviçre hukukunda benimsenmiş olan karma modelde ise çalıştıran kendi fiilinden, kusursuz sorumlu tutulmaktadır. Adam çalıştıran, ilk bakışta çalışanın fiilinden sorumlu görünse de kendi davranışlarından sorumlu tutulmaktadır. Sorumluluğun yapısı ve özellikleri incelendiğinde eğer ki adam çalıştıran çalışanın fiillerinden sorumlu tutuluyor olsaydı, ortaya çıkan zarardan her durumda sorumlu olacaktı. Oysa ki çalışan kusurlu olsa dahi, çalıştıran kurtuluş kanıtı getirip, özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlarsa yani hukuka uygun davranmış olduğunu kanıtlarsa sorumlu tutulmayacaktır.
Şunu da belirtmek gerekir ki çalıştırana yüklenen özen yükümlülüğü, ortalama davranışın esas alındığı kusur sorumluluğundan yüksektir. Kurtuluş kanıtı getirmek, kusursuzluğun ispatından daha zordur. Adam çalıştıranın kurtuluş kanıtı getirmesi uygulama da oldukça güç ve uygulama da neredeyse mutlak bir kusursuz sorumluluk haline gelmektedir. Bu durum işletme sahipleri açısından bakıldığında “her şekilde sorumlu tutulacağım” fikrine kapılmalarına neden olabileceğinden eleştirilmektedir. Nitekim bir Yargıtay kararında “esasen mesuliyetten kurtulma sebeplerinin kanuna konuluşu ile güdülen tek hedef, iş sahiplerini mesuliyetten kurtulacakları düşüncesiyle zararları önleyici tedbirlere teşvik ederek içtimai tehlikeyi azaltma düşüncesidir; yoksa metne kusur unsurunu sokma düşüncesi değil[dir]” (YİBGK T.27.03.1957, E.1957/1, K.1957/3, Kazancı, E.T.18.03.2016.)
- ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞUN ŞARTLARI
TBK 66’ da düzenleme alanı bulan adam çalıştıran kavramının tanımı verilmemiştir. Sorumluluğun süjesi olan “adam çalıştıran” , burada geçen adam kelimesinden dolayı; özellikle cinsiyetçi çağrışımından dolayı eleştiri almaktadır. Burada geçen adam kelimesi geniş yorumlanmakla birlikte, Arapça adem kelimesinden gelmekte ve insan anlamına gelmektedir. Adam çalıştıran öncelikle bağımlılık ilişkisinden hareketle tanımlanmaktadır. (von Büren, s. 252). Adam çalıştırana asıl niteliğini veren bir başkası üzerinde sahip olunan fiili hakimiyettir. Bu fiili hakimiyet sayesinde bağımlı çalıştırma ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Bağımlılık ilişkisi, bir işin yapılmasında, adam çalıştırana, çalışanı seçme, çalışana talimat verme ve onu denetleme yetkisi veren bağ anlamına gelir. Çalışan bir işi yerine getirirken, bu işi çalıştıranın menfaati doğrultusunda yapmalıdır.
Adam çalıştıran kavramı uygulamada oldukça geniş tanımlanır. Adam çalıştıran; bir kimseyi kendisine ait bir işte, emir ve talimatları doğrultusunda çalıştırmak suretiyle, onun hizmetinden kendi menfaati için yararlanan kişidir(Feyzioğlu I, s. 617).adam çalıştıran hem gerçek hem tüzel kişi olabilir. Hatta tüzel kişiliği bulunmayan paylı mülkiyet, elbirliği ortaklığı, adi ortaklık, miras ortaklığı olabilir.
İşveren kavramı adam çalıştıran sıfatına sahipken, işveren vekilleri ise bu sıfata sahip değillerdir. İşveren vekili, çalıştıranın özen yükümlülüğünü yerine getirmek için kullandığı yardımcı kişi konumundadır. Alt işveren ise aynı iş yerini paylaşmanın sonucu olarak fiili hakimiyet ilişkisine sahiptir. Özellikle asıl işverene ait işyerinde gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle alt işverenin bir işçisinin üçüncü kişiye verdiği zarardan, alt işveren ile birlikte asıl işveren de adam çalıştıran sıfatıyla müteselsilen sorumlu tutulmalıdır.
Ödünç çalıştırma ilişkisinde, geçici çalışanın işini görürken hukuka aykırı fiili ile üçüncü kişilere verdiği zarardan adam çalıştıran sıfatı, zararın meydana geldiği anda çalışanın bağımlılık ilişkisi içerisinde kime bağlıysa bu kişiye ait olmalıdır. Ödünç verenin çalışanın seçimindeki özen eksikliği ise, ödünç alan ve ödünç veren ile aralarında ki sözleşme ilişkisini ilgilendiren bir iç meseledir. Ancak, ödünç verenin çalışan üzerinde hâkimiyet yetkisi devam ediyorsa bu durumda hem ödünç alan hem de ödünç verenin müteselsilen sorumlu tutulmalıdır.
Çalışan kavramı da TBK’ da açıklanmamıştır. Çalışan kavramının tanımına, adam çalıştırandan hareketle ulaşılmaktadır. Çalışan, bir başkasının işlerini bağımlılık ilişkisi içerisinde gören kişidir. Çalışan, adam çalıştırana bağımlı olmalı, kendisine verilen işi çalıştıranın talimatları doğrultusunda yerine getirmelidir(EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 648. ).
ÇALIŞTIRMA İLİŞKİSİ
Adam çalıştıranla, çalışan arasındaki ilişki özel hukuk ilişkisi olmalıdır. Bu ilişki hukuki olabileceği gibi fiili de olabilir. Arada sözleşme olmasına gerek yoktur ki bu durumda fiili ilişkiden söz edilir. Bu fiili durumlar aile arası yardımlaşmadan(Birsen, s. 243.), sebebi ne olursa olsun geçersiz sözleşmelere dayanılarak yapılan çalışmalardan kaynaklanabilir.(Oğuzman/Öz II, s. 145;). Önemli olan işi görülmesi anında adam çalıştıranın bilgisi ve talimatının bulunmasıdır.
Çalıştırma ilişkisi ivazlı veya ivazsız olabileceği gibi sürekli olmak zorunda değildir. Bir defaya mahsus olabileceği gibi rastlantısal da olabilir. Çalışanın sigortalı olup olmaması önemli değildir.
Dikkat çekilmesi gereken başka bir konuda, yapılan çalışmanın çalıştıranın menfaatine olması gerektiğidir. Çalışan açısından ise yapılan iş yardım amaçlı veya tamamen eğlence amaçlı olabilir.
Doktrinde zarar görenin mağduriyetinin giderilmesi için adam çalıştıranın sorumluluğu oldukça geniş yorumlanmaktadır. Bu yorumun sınırını yapılan işin ahlaka ve hukuka aykırı olması teşkil eder. Örneğin başkalarını öldürmek için kiralık katil sözleşmesinin yapılmasında TBK 66 hükmü uygulanmaz. TBK 27 (Berki, s. 61-62; Çelik, s. 23.).
BAĞIMLILIK
Çalıştırma ilişkisinin bağımlılık arz etmesi, adam çalıştıranın sorumluluğunun belki en önemli özelliğidir. Adam çalıştırana kanun tarafından yükletilen özen yükümlülüğünü meşrulaştırılan da bu bağımlılıktır(Oğuzman/Öz II, s. 144).
Bağımlılık için adam çalıştıranın çalışan üzerinde talimat ve denetim yetkisine sahip olması gerekir. Bağımlılık ilişkisinden söz edebilmek için çalışanın takdir yetkisinin dar olması gerekir. Yardımcı kişi karar verirken bağımsız ya da çok geniş hareket alanına sahipse adam çalıştıranın sorumluluğundan söz edilmesi güçleşir. Yardımcı kişinin salt talimatlara muhatap olması, tek başına, bağımlılık ilişkisinin varlığına işaret etmez.
HUKUKA AYKIRI FİİL NETİCESİNDE ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN ZARAR GÖRMESİ
Adam çalıştıranın sorumluluğunun uygulanabilmesi için, zarar gören, adam çalıştıran ve çalışan dışında üçüncü bir kişi olmalıdır(Oğuzman/Öz II, s. 143; Eren, Genel, s. 646; Kılıçoğlu, Borçlar, s. 337). Bu üçüncü kişi gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Üçüncü kişi ile adam çalıştıran arasında herhangi bir ilişkinin olup olmadığı önemli olmamakla beraber üçüncü kişi ile çalıştıran arasında bir borç ilişkisinin olması durumunda TBK 66 ile TBK 116 hükümlerinde düzenlenen sorumlulukların yarışması gündeme gelir.
Haksız fiil hukukunda fiil, insan davranışını ifade eder. Davranışın şekli müspet yani bir şeyi yapma şeklinde olabileceği gibi, menfi yani yapmama şeklinde bir fiil de olabilir. Kural olarak başkalarının zarara uğramasını engellemeye yönelik bir norm bulunmamaktadır. Bu nedenle, menfi bir fiilin hukuka aykırı kabul edilebilmesi için, belli bir şekilde davranmayı emreden bir davranış normu olmak zorundadır(Tandoğan, Mesuliyet, s. 13 vd.)
Adam çalıştıranın sorumluluğu, iki ayrı hukuka aykırı fiilin varlığı üzerine kuruludur(Çelik, s. 93 vd.). Bunlardan ilki çalıştıranın hukuka aykırı fiilidir. Adam çalıştıranın hukuka aykırı fiili, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmemesidir. Bunu da yapmama şeklinde ki menfi fiille gerçekleştirir. Adam çalıştıranın gerekli özeni göstermemesi, kusur unsuru ile değil, hukuka aykırılık unsuru ile ilgili bir meseledir.
İkinci hukuka aykırı fiili çalışanın hukuka aykırı davranışıdır. Türk hukukunda kabul edilen sorumluluk modelinde, çalışanın üçüncü kişiyi zarara uğratan hukuka aykırı bir fiilinin bulunması yeterlidir. Çalışanın kusurlu olması aranmaz. Çalışan bu hukuka aykırı fiile menfi ya da müspet fiiliyle neden olabilir(Oğuzman/Öz II, s. 147; Eren, Genel, s. 650; Şenocak, Adam Çalıştıran, s. 52.).
Çalışan açısından önemli olan, çalışanın hukuka aykırı davranışının bulunmasıdır. Dolayısıyla çalışanın fiili açısından hukuka uygunluk nedeni varsa, adam çalıştıranında sorumluluğuna gidilmeyecektir(Oğuzman/Öz II, s. 144; Eren, Genel, s. 650.).
Çalışanın Fiili ile Gördüğü İş Arasında İşlevsel Bağlılık Bulunması
Adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için, çalışanın zarar verici fiili ile gördüğü iş arasında amaç bakımından doğrudan doğruya sıkı bir ilişki bulunmalıdır(Huguenin, N.2033). Bu ilişkiye işlevsel bağlılık adı verilmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğunun amacı, çalışanın, çalışma saatleri sırasında ve çalışma yerinde verdiği her zarardan adam çalıştıranı sorumlu tutmak değildir(Rey/Wildhaber, N.1077; Fellmann/Kottmann, N.764.578.). Adam
çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için, çalışanın yardımcı kişi sıfatıyla hareket etmesi ve gördüğü iş dolayısıyla(Oğuzman/Öz II, s. 146.) üçüncü kişilere zarar vermiş olması gerekir. Somut olayda işlevsel bağlılığı ispat etmek zarar görene düşer(Kessler, Art.55 OR N.12.).
Diğer taraftan, çalışanın, gördüğü iş ile alakası olmayan, tamamen şahsi ve özel amaçlarla
hareket ederek vereceği zararlardan adam çalıştıran sorumlu olmayacak, bu durumda çalışanın şahsi sorumluluğuna gidilecektir. Örneğin, inşaat iskelesinde çalışan bir çalışan, o sırada yoldan geçen hasmının kafasına çekici atması durumunda adam çalıştıran sorumlu olmayacaktır.
Doktrinde ki genel eğilim ise, işlevsel bağlılık kavramının geniş yorumlanması gerektiği
yönündedir(Eren, Genel, s. 651.). Bu doğrultuda, çalışanın kendisine verilen talimatları yanlış anlaması, kendi inisiyatifi ile yetkilerini aşması veya işini gereği gibi yerine getirmemesi
durumunda da adam çalıştıranın sorumluluğunun devam edeceği kabul edilir(Eren, Genel, s. 651;Oğuzman/Öz II, s. 146;). Zira adam çalıştıran, çalışanların kendilerine tanınan yetki alanının dışına çıkmalarını da engellemekle yükümlüdür(Fischer/Iten, Art.55 OR N.14.).
Çalışanın kasten işlediği fiillerden dolayı adam çalıştıranın sorumluğu hususu tartışmalıdır.
Örneğin ; hırsızlık, veya cinsel saldırı suçlarında klasik görüşün aksine modern görüşte adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmektedir. Klâsik görüşe göre çalışanın kasten işlediği
fiiller adam çalıştıranın menfaatine olmadığından ya da adam çalıştıranın özen yükümlülüğünü ihlâl etmesi ile zarar arasında illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle, adam çalıştıranın illiyet karinesine ilişkin kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulabileceğini savunur(Oğuzman/Öz II, s. 151-152). Modern yaklaşım adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesinin nedeni, çalışanın bu tür fiilleri engellemenin de adam çalıştıranın özen yükümlülüğüne dâhil olduğudur. Örneğin uzun yola çıkan bir tır şoförünün kendisini hatalı sollayan başka bir şöförü durdurup dövmesinde; adam çalıştıranın çalışanı seçerken uzun yolun vereceği gerginliği öngörüp ona göre bir seçimde bulunmamasından dolayı adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmektedir. Özellikle çalışanın bu tür eylemleri birden fazla kere işlemiş olması adam çalıştıranın kurtuluş kanıtı getirmesinin önüne geçmektedir.
ADAM ÇALIŞTIRANIN ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLÂL ETMESİ
Adam çalıştırandan beklenen özenin ölçüsü, objektiftir(Eren, Genel, s. 652; Antalya, s. 565; Topuz, s.101.). Bundan dolayı adam çalıştıranın kişisel durumu, bilgisi ve tecrübesi gibi sübjektif özellikleri değerlendirmede dikkate alınmaz. Burada özen ölçüsünün objektif olması, özen yükümlülüğünün somut durum ve koşullara göre belirlenmesine engel teşkil etmez. Önemli olan adam çalıştıranın somut olayın şartlarının gerektirdiği tedbirleri almasıdır (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 509). Yani, görülen işin mahiyetine ve arz ettiği tehlike derecesine göre, objektif olarak alınması gereken tedbirlerin alınıp alınmadığı ölçülmelidir. Adam çalıştıranın gerekli özeni gösterip göstermediğini, her somut olay bakımından
TMK 4 gereği takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirecek olan hâkimdir (Şenocak, Adam Çalıştıran, s. 72.).
Doktrin ve mahkeme içtihatlarında, özen yükümlülüğünün kapsamını yorum yoluyla somutlaştırmıştır. Bunlara göre adam çalıştıranın özen yükümlülüğünün, geleneksel olarak, üç aşamadan oluştuğu kabul edilmektedir(Tandoğan, Kusura Dayanmayan, s. 67-69): çalışanı seçmede özen (cura in eligendo), çalışana talimat vermede özen (cura in instruendo) ve çalışanı denetlemede özen (cura in custodiendo).
Seçme
Çalışan seçilirken gösterilecek olan özenin derecesini; işin niteliği, yapılan iş sonunda tehlike ortaya çıkma potansiyeli gibi kriterlere göre değerlendirilir. İş ne kadar tehlikeli ve
yetkinlik gerektiriyorsa özenin derecesi de o kadar yükselecektir.
Çalışanı seçilirken, çalışanın mesleki (gerekirse sınav ve mülakat yaparak), fiziki
(gerekirse sağlık raporu istenerek) ve ahlâki (varsa önceki iş yereriyle irtibata geçilerek) özellikleri bakımından göreceği işe elverişli olduğuna ilişkin gerekli inceleme ve araştırma yapmalıdır. Gerekirse ek araştırma yapmalı, çalışana deneme süresi de vermelidir.
Adam çalıştıran, çalışanı işe alırken gösterdiği özeni, iş bölümü yapılmasında, çalışana
yeni iş verilmesinde, terfilerde ve nakillerde de göstermelidir(Eren, Genel, s.
653; Tandoğan, Kusura Dayanmayan, s. 68.). İşin devamı sırasında da çalışanın gerekli özellikleri sürdürüp sürdürmediğini takip etmelidir.(Tandoğan, Kusura Dayanmayan, s. 68.).
Talimat Verme
Çalışanın tecrübesi ne kadar az, işin tehlike potansiyeli ne kadar fazlaysa verilmesi gereken talimatların detayı o denli fazla olmalıdır. Tehlike arz etmeyen, basit ve rutin nitelikteki günlük işler bakımından tecrübeli çalışanlara özel olarak talimat verilmesine genel olarak gerek yoktur.
Her ne kadar çalışan tecrübesiz olduğunda verilmesi gereken talimatın detayları artacak olsa da çalışan, adam çalıştırandan daha tecrübeli ve donanımlı ise talimatın kapsamı nispeten daralır. (Fellmann/Kottmann, N.796; Brehm, Art.55)
Gözetim ve Denetim
Adam çalıştıran çalışanlarını etkin bir şekilde denetlemek ve çalışanların talimatlara uygun
davranıp davranmadıklarını kontrol etmek ve gereken hâllerde çalışanlar uyarmakla yükümlüdür. Adam çalıştıranın bu yükümlülüğünün yoğunluğu somut olaya göre değişmektedir. Hem çalışanın bireysel özellikleri hem de işin niteliğine göre değerlendirme yapmak gerekir(Oser/Schönenberger, Art.55 N.29; Schwenzer, N.23.23). Bazı durumlarda adam çalıştıranın işin görüldüğü yeri düzenli ya da sürekli ziyaret etmesi gerekir(Oser/Schönenberger, Art.55 N.29.). Özellikle işin görülmekte olduğu tehlikeli alanlar sürekli denetim altında tutulmalıdır. İşletme merkezinin dışında yürütülen faaliyetler bakımından adam çalıştıranın denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmesinin zorlaştığı durumlarda, çalışanlara önceden daha sıkı talimatlar verilmesi gerektiği düşünülebilir(Topuz, s. 107.).
TBK 66/3 Hükmünün Hukuki Niteliği
Adam çalıştıranın işletme organizasyonuna özen yükümlülüğü, doktrin ve uygulamada
uzun yıllardır kabul görmekteydi. Bu doğrultuda TBK 66/3 hükmünde açıkça
düzenlenmiştir. Buna göre bir işletmede adam çalıştıranlar bakımından sorumluluk ağırlaşmakta ve adam çalıştırana işletmedeki çalışma düzenini üçüncü kişilerin zarara uğramasını engellemeye
elverişli şekilde düzenleme yükümlülüğü getirmektedir.
TBK 66/1,2 ile TBK 66/3 hükümleri arasındaki uygulama ilişkisi belirlenirken
zararın bir işletme faaliyeti çerçevesinde meydana gelip gelmediği değerlendirilmelidir. Buna göre işletme faaliyeti teşkil etmeyen bir işte başkasını bağımlı bir şekilde çalıştıran, çalışanın, işini görürken hukuka aykırı fiili ile üçüncü kişilere verdiği zarardan TBK 66/1,2 hükümlerine göre sorumlu olur. Örneğin ev temizliğine gelen çalışanın süpürgeyi yanlış prize takarak tüm apartmanın elektrik sisteminin bozulmasında TBK 66/1,2 hükümlerine gidilmelidir.
Diğer taraftan başkalarına mal veya hizmet sağlamaya yönelik bir işletme faaliyeti
Çerçevesinde, bağımlı çalışanların işlerini görürken hukuka aykırı fiilleri ile üçüncü
kişilere verdikleri zararda ise TBK 66/1,2 hükümlerinin yanı sıra TBK 66/3 hükmüne tâbi olmalıdır. Örneğin; inşaatten çıkan molozları taşıyan kamyonların, bu molozları döktükleri yere yakın bir yerde, tozdan zarar görebilecek olan bir şeylerin zarar görmesi. Evden eve asansörlü nakliye hizmeti veren şirket çalışanının dikkatsizliği yüzünden taşıma eşyasının
taşıma esnasında işi izleyen bir kişinin üzerine düşmesi… gibi olaylarda meydana gelen zarar TBK 66/3 anlamında bir işletme faaliyetinden kaynaklanmaktadır. Bu gibi olaylarda adam
çalıştıranın hem çalışana hem de işletme organizasyonuna özen yükümlülüğünü ihlâl
ettiği karinesi vardır. Çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için hem çalışana hem de işletme organizasyonuna yönelik özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat etmesi gerekir.
Makineleşen ve Robotlaşan İşletmelerde Adam Çalıştıranın Sorumluluğu
Yirminci yüzyıla girildiğinden beri baş döndürücü hızla gelişen otomasyon, yapay zekâ ve buna bağlı olarak robotik teknoloji nedeniyle; bir çok alanda borcun ifası noktasında teknik araçlar kullanılmaya başlanmıştır. Doktrinde bu tür araçlara , “ifa yardımcısı gibi kullanılan araçlar”( Oğuzman/Öz I, s. 465.) ya da “ifa yardımcısı yerine kullanılan teknik yardımcı araçlar (technischer Hilfsmittel, die an Stelle eines Erfüllungsgehilfen eingesetzt werden)”( §1305 Avusturya Tazminat Hukuku Tasarısı.) olarak nitelendirilir.
Bankamatikten para çekilince, paranın makine tarafından verilmemesi ancak; paranın hesaptan düşülmesi veya otomatik araç yıkama merkezlerinde, makinenin araca zarar vermesi, sıcak kahve makinesinin sıcak su püskürterek eli yakması gibi örnekler verilebilir. TBK 66/3 hükmünde geçen “işletme faaliyeti” kavramı, hem çalışanların meydana getirdiği insan kaynaklı iş gücünü hem de teknik teçhizatı kapsar. Doğası gereği makinelerin kendilerine ait fiillerinden bahsedilemez. Makinelerden kaynaklı zararlar genellikle bir insan fiiline (tasarlayan, üreten, montajını, kurulumunu, bakımını ya da tamirini yapan, kullanan vb.) irca edilebilir niteliktedir (Spiro, s. 209; Medicus/Lorenz).
Adam çalıştıranın özen yükümlülüğünün kapsamına; çalışanlarına, gördükleri işin niteliğine uygun, düzgün çalışan, araç-gereç ve makine sağlamak da dâhildir. Adam çalıştıran bu makinelerin bakımından, kalitesinden, güvenilirliğinden ve ayrıca makine ve araçların işin ehli olanlar tarafından kullanılması noktasında sorumludur. Her somut olaya göre değişmekle beraber adam çalştıran ancak tüm bu önlemleri aldığını kanıtlamakla özen eksikliği ile zarar arasında ki illiyet bağını kesebilir. Adam çalıştıranın sorumluluğunun veya başkaca bir kusursuz sorumluluk hâlinin şartların gerçekleşmediği durumlarda , TBK 49 uyarınca işletme sahibinin dar anlamda haksız fiil sorumluluğu değerlendirilebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞUNUN HUKUKİ
SONUÇLARI VE SORUMLULUKTAN KURTULMA
3.1. ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞUNUN HUKUKİ
SONUÇLARI
3.1.1. Adam Çalıştıranın Tazminat Sorumluluğu
Tazminat sorumluluğunun belirlenmesi, zararın ve tazminatın belirlenmesi şeklinde iki farklı aşamadan oluşur(Baysal, s. 97). Adam çalıştıranın sorumluluğunun şartları oluşmuşsa, adam çalıştıranın tazminat sorumluluğunun kapsamının belirlenebilmesi için , önce zarar görenin uğradığı zarar hesaplanır; sonrasında tazminat belirlenir. Adam çalıştıranın sorumluluğu bakımından zararın ve tazminatın belirlenmesi TBK 50’e göre yapılır. Kamu tüzel kişilerinin adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu durumlarda da tazminat yine TBK hükümlerine göre belirlenir847
Zararın Belirlenmesi
Zararın bulunmadığı durumda, tazminat sorumluluğu da söz konusu olmaz (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 545-546; Eren, Genel, s. 544). Adam çalıştıranın
Sorumluluğundan söz edebilmek için, özen yükümlülüğünün ihlâli sonucunda üçüncü kişinin
mutlaka bir zarara uğramış olması gerekir. Zararın belirlenmeden, tazminat miktarı belirlenmez. Zarar miktarı tam olarak belirlenemiyorsa, hakim TBK 50/2 e göre hakkaniyete göre zarar miktarı belirler. Zarar görenin uğradığı zarar miktarı, zenginleşme yasağı nedeniyle, hükmedilebilecek tazminatın üst sınırını oluşturur. TBK 50/1 gereği, zararın varlığını ve miktarını ispat zarar görene düşer.
Tazminat Miktarının Belirlenmesi
Tazminatın belirlenmesi hususunda, zarar görenin uğradığı zararın ne kadarının tazminat
sorumlusu tarafından karşılanması gerektiği tespit edilir(Tiftik, Tazminat, s. 83.). Türk sorumluluk hukukunda tazminat, zarar göreni, zarar verici fiil gerçekleşmemiş olsa idi hangi konumda olacak idiyse o konuma getirmeyi amaçlar(Baysal, s. 96.). Kural olarak, adam çalıştıran zararın tamamından sorumludur. Somut olayda tazminatın miktarını azaltacak olan indirim nedenleri olabilmektedir. İndirim sebeplerinin bir kısmına TBK 51 hükmünde yer verilmiştir ancak; bunlarla da sınırlı değildir(Oğuzman/Öz II, s. 116). Somut olayda hâkim, takdir yetkisini kullanacak ve özellikle kusurun ağırlığını, indirim sebepleri ile birlikte değerlendirecek buna göre tazminatın kapsamını belirleyecektir. (TBK 51/1). Yukarıda ki sebeplere dayanarak tazminat miktarında indirim yapılabileceği gibi, tazminat istemi tamamen redde edilebilir. TBK 52/1).
Kusurun Tazminat Sorumluluğuna Etkisi
Kusursuz sorumlu kişinin kusuru, “ek (munzam) kusur” olarak değerlendirilir. Munzam kusur, kusursuz sorumluluğun doğumunda önem taşımamakla birlikte tazminatın miktarında da doğrudan etkili değildir. Sadece tazminat sorumluluğu
üzerinde dolaylı etkileri görülür. Adam çalıştıranın munzam kusuru varsa:
---- Adam çalıştıranın kurtuluş kanıtı getiremez(Oğuzman/Öz II, s. 152; Eren, Genel, s. 647; Tandoğan, Kusura Dayanmayan, s. 54.) veya uygun illiyet bağını kesen
sebepleri ileri süremez(Eren, Genel, s. 647; Antalya, s. 543.)
---- Adam çalıştıran indirim sebeplerinden yararlanamaz veya yararlanma derecesini azalır(Oğuzman/Öz II, s. 152; Tandoğan, Kusura Dayanmayan, s. 55.).
----Çalıştıranın ek kusuru, özellikle zarar görenin kusuru((Tandoğan, Kusura
Dayanmayan, s. 8; Eren, Genel, s. 647) ) ve beklenmedik hâl sebebiyle yapılacak indirimlerde çalıştıranın
aleyhine dikkate alınır(Nomer, Tazminat, s. 77).
---Müteselsil sorumlular arasında iç ilişkide ki tazminat sorumluluğunun
belirlenmesinde rol oynar(Oğuzman/Öz II, s. 152; Tandoğan, Kusura Dayanmayan, s. 55.). Müteselsil sorumluların rücu hakkının kapsamı belirlenirken, ek kusurun ağırlığı da göz önünde bulundurulur (TBK 62/1). Çalışanın kusuru önem arz etmezken, 3. Kişinin kusurunun niteliği fiili ile zarar arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikteyse, adam çalıştıranın sorumluluğu yoluna gidilmez.
SONUÇ
Türk hukukunda , eBK 55 ve TBK 66 hükmünde düzenlenen adam çalıştıranın
sorumluluğu, esasen adam çalıştıranın kendi fiilinden sorumlu tutulması üzerine kurulmuştur. Adam çalıştıran, çalışanın fiilinden dolaylı olarak değil, kendi fiilinden doğrudan sorumludur. Adam çalıştıranın sorumluluğuna yol açan, kanun tarafından kendisine yükletilen objektif özen
yükümlülüğünü ihlâl etmesiyle ortaya çıkan menfi fiilidir. Bunun en büyük kanıtı; kanunkoyucunun, adam çalıştırana, özen yükümlülüğünü yerine getirdiğine ilişkin kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanımış olmasıdır. Bu şekilde adam çalıştıranın kanıtlamaya çalıştığı şey, kendisinin bir hukuka aykırı fiili bulunmadığıdır. Türk hukukunda doğrudan sorumluluk modelinin benimsendiğinin bir diğer kanıtı ise adam çalıştıranın sorumluluğunun, çalışanın şahsi sorumluluğuna bağlanmamasıdır. Böylece çalışanın kusuru bulunmasa bile adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilir.
TBK 66 hükmünde düzenlenen sorumluluk türü, olağan sebep sorumluluğu
niteliğinde bir kusursuz sorumluluk türüdür. Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için, kusuru bulunmadığını ortaya koyması yeterli değildir. Özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini objektif bir durum olarak ispatlamalıdır.
Bir kimsenin adam çalıştıran olarak nitelendirilebilmesi için, görülen işin kendi menfaatine olması ve çalışan üzerinde hakimiyete sahip olması yeterli görülür. Adam çalıştıranın sorumluluğu doktrinde ve uygulamada oldukça geniş yorumlanmaktadır. zamanın içerisinde hızla gelişen toplumsal dinamiklere, teknolojiye bağlı olarak adam çalıştıranın uygulama alanı genişlemiş ve kendisinden beklenen özen derecesi ağırlaşmıştır. Özellikle TBK 66/3 hükmü, kanun koyucunun işletmelerin sorumluluğunu arttırma eğiliminden dolayı da oldukça geniş yorumlanmalıdır.
KAYNAKÇA
DURAL, Mustafa/ SARI, Suat: Türk Özel Hukuku, C.I, Temel Kavramlar ve Medenî
Kanunun Başlangıç Hükümleri, İstanbul 2013.
DURAL, Mustafa/ÖĞÜZ, Tufan: Türk Özel Hukuku, C.II: Kişiler Hukuku, 14. Baskı,
İstanbul 2013.
DÖNMEZ, Ünsal: “Türk ve Alman İlaç Hukukunda Hatalı Üretilen İlaçtan Doğan
Sorumluluk ve Özel Sorumluluk Halleri”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, C.7, S.1, 2016, s. 381-406.
DURAL, Mustafa/ ÖĞÜZ, Tufan/GÜMÜŞ, Mustafa Alper: Türk Özel Hukuku, C.IIIAile
Hukuku, 17. Baskı, İstanbul 2016.
Dila OKYAR KARAOSMANOĞLU, DOKTORA TEZİ, ANKARA, 2019
Defne DENİZ, Adam Çalıştıranın Sorumluluğu Bakımından Nedensellik Bağı Unsuru, Dergi Park
EKİNCİ, Ekrem Buğra: Osmanlı Hukuku, Adalet ve Mülk, 4. Baskı, İstanbul 2016.
ERDEM, Mehmet: “TBK Uyarınca Tehlike Sorumluluğu”, 6098 Sayılı Türk Borçlar
Kanunu Hükümlerinin Değerlendirilmesi Sempozyumu (3-4 Haziran 2011), Prof.
Dr. Cevdet Yavuz’a Armağan, MÜHF-HAD Özel Hukuk Sempozyumu Özel
Sayısı, 2. Bası, İstanbul 2012, s. 213-222.
ERDOĞMUŞ, Belgin: Roma Borçlar Hukuku Dersleri, 2. Baskı, İstanbul 2014.
EREN, Fikret: 6098 Sayılı Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Baskı, Ankara 2017.
[Eren, Genel]
EREN, Fikret: Sorumluluk Hukuku Açısından Uygun İlliyet Bağı Teorisi, Ankara 1975.
[Eren, İlliyet Bağı]
EREN, Fikret: “Adam Çalıştıranın Sorumluluğunda İşletmenin Çalışma Düzeni ile Zarar Arasındaki İlişki”, Akit Dışı Kusursuz Sorumlulukta Bedensel Zararlar,
Uluslararası Kongre, Türkiye Barolar Birliği, Sema Uçakhan Güleç/Necdet, Basa
(eds.), Ankara 2018, s. 25-37. [Eren, Adam Çalıştıran]
ERTEN, M. Ali: Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin
Sorumluluğu (BK md.58), Ankara 2000. [Erten, İnşa Eseri]
ERTEN, M. Ali: Türk Sorumluluk Hukukunda Sorumsuzluk Şartları, Ankara 1977.
[Erten, Sorumsuzluk]
FEYZİOĞLU, Feyzi Necmeddin: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1, 2. Bası,
İstanbul 1976. [Feyzioğlu I]
FEYZİOĞLU, Feyzi Necmeddin: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.2, 2. Bası,
İstanbul 1977. [Feyzioğlu II]
GÖZLER, Kemal: İdare Hukuku Dersleri, 7. Baskı, Bursa 2008.
HATEMİ, Hüseyin: Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/Serozan/ArpacıBorçlar Hukuku Genel
Bölüm, İkinci Cilt, Sözleşme-Dışı Sorumluluk Hukuku, İstanbul 1994.
HATEMİ, Hüseyin/GÖKYAYLA, Emre: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, 3. Baskı,
İstanbul 2015.
KILIÇOĞLU, Ahmet: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 19. Baskı, Ankara 2015.
[Kılıçoğlu, Borçlar]
KILIÇOĞLU, Ahmet: Şeref, Haysiyet ve Özel Yaşama Basın Yoluyla Saldırılardan
Hukuksal Sorumluluk, 5. Baskı, Ankara 2016. [Kılıçoğlu, Basın]
KILIÇOĞLU, Mustafa: Sorumluluk Hukuku, C.1, Sözleşme Dışı Sorumluluk, Ankara
2002. [Kılıçoğlu, Sorumluluk]
OĞUZMAN, Kemal: “Adam kullananların BK. m.55 gereğince mes’ul olmaları için
kullandıkları adam kusurunun şart olmadığı hakkında”, İÜHFM, C.23, S.1-2, 1958,
s.182-197. [Oğuzman, Kusur]
OĞUZMAN, Kemal: “İş Kazası veya Meslek Hastalığından Doğan Zararlardan
İşverenin Sorumluluğu”, İÜHFM, C.34, S.14, 1969, s. 322-342. [Oğuzman, İş
Kazası]
OĞUZMAN, Kemal/ÖZ, Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.1, 11. Baskı,
İstanbul 2013. [Oğuzman/Öz I]
OĞUZMAN, Kemal/ÖZ, Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.2, 10. Baskı,
İstanbul 2013. [Oğuzman/Öz II]
OĞUZMAN, Kemal/ÖZ, Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 4. Baskı, İstanbul
2005. [Oğuzman/Öz, 2005]
ŞENOCAK, Zarife: Borçlunun İfa Yardımcılarından Dolayı Sorumluluğu, Ankara 1995.
[Şenocak, İfa Yardımcısı]
ŞENOCAK, Zarife: Özel Hukukta Hekimin Sorumluluğu, Ankara 1998. [Şenocak,
Hekim]
TANDOĞAN, Halûk: Türk Mes’uliyet Hukuku (Akit Dışı ve Akdi Mes’uliyet), Ankara
1961. [Tandoğan, Mesuliyet]
TANDOĞAN, Halûk: Kusura Dayanmayan Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku, Ankara
1981. [Tandoğan, Kusura Dayanmayan]
TANDOĞAN, Halûk: “Türk Hukukunda Tehlike Kavramı ve Türk Hukukunda Tehlike
Sorumluluklarının Düzenlenmesi Sorunu”, Sorumluluk Hukukunun Güncel
Sorunları, Sorumluluk Hukukunda Yeni Gelişmeler Sempozyumu (15-16 Aralık
1978), İÜMHE, İstanbul 1982, s. 7-52. [Tandoğan, Tehlike]
Oser/Schönenberger, Art.55 N.24; Defne DENİZ, Adam Çalıştıranın Sorumluluğu Bakımından Nedensellik Bağı Unsuru, Dergi Park adlı eserden alıntıdır.
von Tuhr, s, 353, Defne DENİZ, Adam Çalıştıranın Sorumluluğu Bakımından Nedensellik Bağı Unsuru, Dergi Park adlı eserden alıntıdır.
von Büren, s. 252; Dila OKYAR KARAOSMANOĞLU, DOKTORA TEZİ, ANKARA, 2019 adlı eserden alıntıdır.
Rey/Wildhaber, N.1077; Fellmann/Kottmann, N.764.578; Dila OKYAR KARAOSMANOĞLU, DOKTORA TEZİ, ANKARA, 2019 adlı eserden alıntıdır.
Spiro, s. 209; Medicus/Lorenz ; Dila OKYAR KARAOSMANOĞLU, DOKTORA TEZİ, ANKARA, 2019 adlı eserden alıntıdır.
Nomer, Tazminat, s. 77; Dila OKYAR KARAOSMANOĞLU, DOKTORA TEZİ, ANKARA, 2019 adlı eserden alıntıdır.