AKADEMİK İNCELEME

BELİRSİZ ALACAK DAVASI VE KISMİ DAVA AYRIMI HUKUKİ YARAR VE BELİRLENEBİLİRLİK KRİTERLERİNİN YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

BÖLÜM 1

TEMEL KAVRAMLAR VE KISMİ DAVA

1.1 Talep Sonucuna Göre Dava Çeşitleri ve Eda Davası Kavramı

1.1.1 Genel Olarak Dava Çeşitleri

1.1.2 Eda Davası ve Özellikleri

1.2 Kısmi Dava Kurumu

1.2.1 Tanımı ve Hukuki Niteliği

1.2.2 Kısmi Dava Açılabilmesinin Şartları

1.2.2.1 Talebin Konusunun Para Alacağı Olması

1.2.2.2 Alacağın Bölünebilir Nitelikte Olması

1.2.3 Kısmi Davanın Sonuçları

1.2.3.1 Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler Açısından

1.2.3.2 Faiz Talebi Açısından

1.2.3.3 Derdestlik ve Kesin Hüküm Açısından

BÖLÜM 2

BELİRSİZ ALACAK DAVASI KURUMU

2.1 Belirsiz Alacak Davası Kavramı ve Amacı

2.1.2 Tanımı ve Hukuki Niteliği

2.1.3 Kurumun Getiriliş Amacı: Usul Ekonomisi ve Hak Kayıplarını Önleme

2.2 Belirsiz Alacak Davası Açılabilmesinin Şartları

2.2.1 Alacağın Miktar veya Değerinin Belirlenemez Olması Kriteri

2.2.1.1 "Belirlenemezlik" Kavramı: Objektif ve Sübjektif Ölçütler

2.2.1.2 Davacının Araştırma Yükümlülüğü ve Sınırları

2.2.1.3 Hukuki İlişkinin Belirsiz Olmasının Etkisi

2.2.2 Dava Türleri

2.2.2.1 Eda Vasıflı Belirsiz Alacak Davası

2.2.2.2 Tespit Vasıflı Belirsiz Alacak Davası

2.3 Belirsiz Alacak Davasının Aşamaları ve Sonuçları

2.3.1 Talep Artırımı ve Islah ile İlişkisi

2.3.2 Zamanaşımı ve Faiz Açısından Sonuçları

BÖLÜM 3

İKİ DAVA TÜRÜNÜN KARŞILAŞTIRILMASI VE AYRIM KRİTERLERİNE İLİŞKİN YARGITAY UYGULAMASI

3.1 Kısmi Dava ve Belirsiz Alacak Davasının Benzer ve Farklı Yönleri

3.2 Ayırımda Temel Kriter: Alacağın "Belirlenebilir" Olup Olmadığının Tespiti

3.2.1 Yargıtay'ın "Belirlenebilirlik" Kriterini Yorumlaması

3.2.1.1 İş Hukuku Alacakları (Kıdem, İhbar Tazminatı, Fazla Mesai vb.)

3.2.1.2 Haksız Fiilden Doğan Tazminat Alacakları

3.2.1.3 Sözleşmeden Doğan Alacaklar

3.2.2 Hukuki Yarar Yokluğu Nedeniyle Davanın Reddi Riski

3.3 Yargıtay'ın Çelişkili ve İçtihadı Birleştirme Kararına Konu Olan Uygulamaları

3.3.1 Farklı Daireler Arasındaki Görüş Ayrılıklarının İncelenmesi

3.3.2 İçtihadı Birleştirme Kararlarının Analizi ve Getirdiği Çözümler

3.3.3 Güncel Yargıtay Kararlarından Örnekler ve Değerlendirilmesi

KAYNAKÇA

SONUÇ

GİRİŞ

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), yürürlüğe girmesiyle birlikte günün ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla birçok yeniliği hukuk sistemimize kazandırmıştır. Bu yenilikler arasında özellikle hak arama özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmayı ve usul ekonomisini sağlamayı amaçlayan kısmi dava (HMK m. 109) ve belirsiz alacak davası (HMK m. 107) kurumları bulunmaktadır. Bu düzenlemeler, özellikle iş yargısı gibi, alacak miktarının tespiti önceden zor olan alanlarda davacıların, yüksek yargılama giderlerine veya hak kayıplarına uğrama riskini azaltmıştır. HMK m. 109/2'nin yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte, kısmi dava açılabilmesi için alacağın belirlenebilir veya tartışmasız olup olmamasıyla ilgili tartışmalar büyük ölçüde sona ermiştir.

BÖLÜM 1

TEMEL KAVRAMLAR VE KISMİ DAVA

1.1 Talep Sonucuna Göre Dava Çeşitleri ve Eda Davası Kavramı

1.1.1 Genel Olarak Dava Çeşitleri

6100 sayılı HMK, dava çeşitlerini ikinci kısım birinci bölümde, 105 ila 113. maddeler arasında düzenlemiştir. HMK'da sayılan dava çeşitleri şunlardır: eda davası (m. 105), tespit davası (m. 106), belirsiz alacak (m. 107), inşai dava (m. 108), kısmi dava (m. 109), terditli dava (m. 111), seçimlik dava (m. 112) ve topluluk davası (m. 113). Bu dava türlerinin sınıflandırılmasında en belirgin kriter, yargılama merciinden istenen hukuki himayedir. Davaların mahkemece esastan incelenmesi için gerekli olan temel şartlardan biri, davacının dava açmakta hukuki menfaatinin (hukuki yararının) bulunmasıdır (HMK m. 114/1-h).

1.1.2 Eda Davası ve Özellikleri

Eda davası, Medeni Usul Hukuku’nda talep edilen hukuki koruma türlerine göre ayrılan dava çeşitlerinden biri olup, uygulamada sıklıkla rastlanan ve en eski dava çeşididir[1]. Eda davası, davacının talebi doğrultusunda, davalının bir şeyi yapmaya, bir şey vermeye veya bir şeyi yapmamaya mahkûm edilmesini istediği dava türü olarak tanımlanır[2]. Bu davalara aynı zamanda mahkûmiyet davaları da denilmektedir[3]. Eda davalarının amacı alacaklının tatminini dava etmek ve davalıyı tatmin ile mükellef kılmaktır[4]. Bu davalarda hukuki yararın var olduğu kabul edilir; zira muaccel olan ve dava hakkı men edilmemiş olan iddialarda hukuki yararın ayrıca araştırılmasına gerek yoktur[5]. Ancak istenen talepler maddi hukuka ilişkin olduğundan, maddi hukukun talep hakkı vermediği hallerde açılan davalar reddedilecektir[6].

Eda davası sonucunda mahkeme, talep edilen hakkın varlığını tespit ederse, davalıyı talebe uygun olarak edimi yerine getirmeye ya da ondan kaçınmaya mahkûm eder. Davacının talebinin kabulü halinde verilen hüküm, aynı zamanda davacının hakkının varlığını da tespit etmektedir[7]. Bu nedenle, eda davasının kabulü yönündeki kararlarda, öncelikle hak tespit edilir ve buna bağlı olarak hakkın ifasına yönelik bir emir yer alır. Haklılığın ispat edilmesi durumunda mahkemece verilen bu hüküm, bir cebri icra belgesi niteliği taşıdığından, icraya konu olabilir ve hak sahibi tam anlamıyla hakkına kavuşur[8]. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 107'de düzenlenen belirsiz alacak ve tespit davası, tahsil amaçlı açıldığından bir tür eda davası olarak kabul edilmektedir[9]; ancak bu davanın temel farkı, talep sonucunun tam olarak belirlenmemesidir. Benzer şekilde, kısmi dava da bir eda davası niteliğindedir. Kısmi davanın kabulü halinde verilen hükümde, davacının talep ettiği hak veya alacak belirlenerek ifası hüküm altına alınır.

1.2 Kısmi Dava Kurumu

1.2.1 Tanımı ve Hukuki Niteliği

Kısmi dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca düzenlenen bir dava çeşidi olup, davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan bölünebilir bir alacağının veya hakkının tümünü değil, şimdilik belli bir kısmını talep ederek açtığı dava olarak tanımlanır[10]. Hukuki niteliği açısından, kısmi dava, mahkemeden davalıya karşı bir hak veya alacağın yerine getirilmesini talep etmesi sebebiyle bir eda davasıdır[11]. Bu davanın kabulü halinde verilen hükümde, talep edilen alacak belirlenir ve buna bağlı olarak ifası yer alır. Kısmi davanın açılabilmesi için temel şart, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olmasıdır[12]. Bölünebilirlik, edimin niteliği veya kıymetinde esaslı bir azalma olmaksızın kısmen ifa edilebilir olması demektir[13]; para borçları ise bölünebilir edimlerin en uygun örneğini teşkil eder[14]. Davacının bu dava yolunu seçmesinin ardındaki temel amaç, davanın kaybedilmesi durumunda karşılaşılabilecek yüksek yargılama giderleri riskini azaltmaktır[15]. HMK'nın yürürlükte olduğu dönemde, maddenin ikinci fıkrasında, talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı hükmü bulunmaktaydı; bu düzenleme, kısmi dava kurumunun amaç dışı kullanımını engellemeyi ve davacının hukuki yararının bulunmadığı halleri bertaraf etmeyi amaçlamıştır. Ancak bu fıkra daha sonra yürürlükten kaldırılmıştır. Davacı, dava açarken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat etmediği sürece, kısmi dava açılması, bu kalan kısımdan feragat edildiği anlamına gelmez[16].

1.2.2 Kısmi Dava Açılabilmesinin Şartları

Kısmi davanın açılabilmesi için aranan temel şartlardan biri, talep konusunun nitelik itibarıyla bölünebilir olmasıdır[17]. Kısmi davalar doğası gereği bölünebilir talepler için söz konusu olup, bir edimin bölünüp bölünemeyeceği sorunu maddi hukuka göre belirlenir[18]. Bölünebilir bir edimden bahsedilebilmesi için, edim konusunun niteliğinde bir değişiklik yahut değerinde esaslı bir azalma olmaksızın parçalara ayrılabilmesi gerekmektedir[19]. Para alacakları, bu bölünebilir edimler açısından verilebilecek en uygun örnektir[20] ve uygulamadaki kısmi davaların çoğunluğunu para alacakları oluşturmaktadır. Yargıtay kararlarında da HMK m. 109/2'nin yürürlükten kaldırılmasından sonra, para alacaklarının bölünebilir olduğu ve bu sebeple bir kısmının dava yoluyla ileri sürülebileceği kabul edilmiştir[21]. Talep konusunun para olması şart olmamakla birlikte[22], inşai hükümler ve yapmama edimleri gibi edimler kısmi davaya konu olamaz. Ayrıca, faiz alacağı gibi asıl alacağa bağlı fer’i alacaklar (yan alacaklar), anapara alacağının bir bölümünü oluşturmadığından, kural olarak kısmi davaya konu teşkil etmezler ve bunlar ayrı bir alacak olarak talep edilebilir[23].

1.2.3 Kısmi Davanın Sonuçları

1.2.3.1 Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler Açısından

Kısmi dava açılmasının en kritik sonuçlarından biri, zamanaşımı süreleri üzerindeki etkisidir. Doktrin ve uygulamada genel kabul gören görüşe göre, kısmi dava açılması durumunda zamanaşımı sadece dava konusu yapılan talep bakımından kesilir[24]. Talep edilmeyen alacağın bakiye kısmı için ise zamanaşımı işlemeye devam eder. Davacının fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş olması dahi, zamanaşımını tüm alacak yönünden kesmeyecek, yalnızca dava edilen kısım yönünden kesecektir[25]. Bu durum, kısmi davanın belirsiz alacak davasından (HMK m. 107) ayrılan en temel sonuçlardan biridir; zira belirsiz alacak davasında davanın açılmasıyla alacağın tamamı için zamanaşımı kesilmiş olur. Bakiye alacak, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 154. maddesinde belirtilen kesilme nedenleri dışında, ancak davacının ek dava açtığı tarihte veya ıslah talebinde bulunduğu tarihte kesilir[26].

Kısmi davada, talep konusunun kalan kısmının ıslah yoluyla davaya dâhil edilmesi halinde, ıslah ile artırılan kısım için zamanaşımının ıslah tarihinde kesileceği kabul edilmektedir[27]. Bu sebeple davalı, ıslah ile artırılan miktar zamanaşımına uğramışsa, ıslaha karşı zamanaşımı defi (itirazı) ileri sürme riskine sahiptir. Ancak Yargıtay'ın bazı kararlarında, ıslah ile artırılan talebin yeni bir dava olmadığı ve eski davanın devamı niteliğinde olduğu gerekçesiyle, ıslah edilen kısma karşı zamanaşımı def'inin ileri sürülemeyeceği yönünde görüşler de bulunmaktadır[28]. Hak düşürücü süreler açısından da alacağın yalnızca kısmi davaya konu edilen kesimi için sürenin korunduğu; bakiye alacak için hak düşürücü sürenin korunmasından bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir[29].

Öğretideki bir görüşe göre ise, davacının alacağının tamamını dava ettiğini zannederek açtığı ve sonradan kısmi dava olduğu anlaşılan durumlarda (farkına varılmaksızın açılan kısmi dava), davacının iradesi alacağın tümüne yönelik olduğu için, sonradan ortaya çıkan fazla kısım için de zamanaşımının ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş olduğunun kabul edilmesi hakkaniyet gereği yerinde olacaktır[30]. Bu durum, zamanaşımı tehdidi ile karşı karşıya kalan alacaklının hak kaybına uğramasının önüne geçmeyi amaçlar.

1.2.3.2 Faiz Talebi Açısından

Kısmi davada faiz talebi, dava edilen kısım ile daha sonra eklenen bakiye kısım arasında farklılık gösterir[31]. Eğer davacı/alacaklı, davalı/borçluyu daha önce temerrüde düşürmemiş ise, kısmi davanın açılması ile birlikte dava dilekçesinde gösterilen dava değeri üzerinden borçlu temerrüde düşmüş sayılır[32]. Dolayısıyla, davacı dava ettiği alacak miktarı için dava tarihinden itibaren faiz isteyebilir[33]. Kalan kısım için ise davacı, alacağını sonradan ıslah yoluyla davaya dâhil ederse, borçlu bu kısım için ıslah tarihi itibarıyla temerrüde düşmüş olacağından, faiz ancak ıslah tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır[34].

Ancak bu kuralın istisnaları mevcuttur. Eğer borçlu, ıslah tarihinden önce ihtarname veya benzeri bir yolla temerrüde düşürülmüşse, faiz ıslah edilen kısım için de temerrüt tarihinden itibaren işlemeye başlar[35]. Özellikle haksız fiillerden kaynaklanan tazminat davalarında, borçlunun temerrüde düştüğü tarih haksız fiilin işlendiği gün olarak kabul edilir[36]. Bu durumda, ek dava veya ıslahla artırılan kısma da faiz, temerrüt tarihi olan haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar[37].

Uygulamada tartışmalı bir diğer husus, davacının dava dilekçesinde faiz talep etmesine rağmen, ıslah dilekçesinde faiz talep etmemesi durumudur[38]. Bir görüşe göre, ıslahla artırılan miktar için faiz hesaplanmayacaktır, zira mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereği faize hükmedemez[39]. Buna karşın, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere, kısmi ıslah ayrı bir dava niteliğinde olmayıp, önceki davanın devamı niteliğinde olduğu için[40], dava dilekçesinde mevcut olan faiz talebinin, ıslah ile arttırılan kısım için de geçerli olduğu kabul edilmiştir[41].

1.2.3.3 Derdestlik ve Kesin Hüküm Açısından

Kısmi davanın devamı sırasında, dava konusu yapılmayan alacağın bakiye kısmı için ek dava açılması mümkündür[42]. Bu durumda, ek davanın tarafları ve dava sebepleri aynı olsa da iki dava arasındaki dava konuları farklıdır[43]. Ek dava ile ilk kısmi davanın dava konuları farklı olduğu için[44], ikinci davada derdestlik itirazı ileri sürülemez ve dinlenmeyecektir. Davacı, ek dava açmak suretiyle bakiye alacağının zamanaşımına uğramasını önleyebilir[45].

Kısmi davada verilen ve kesinleşen hükmün, bakiye alacak için sonradan açılan ek davaya etkisi ise kesin hüküm veya kesin delil teşkil etmesi şeklinde ortaya çıkar[46]. Kural olarak, kısmi davanın kabul edilmesi halinde, dava konusu aynı olmadığından ikinci açılan ek davada kesin hükümden bahsedilemez[47]. Ancak kabul kararının tespite ilişkin bölümünün, ek davada kesin delil (veya bazı Yargıtay kararlarına göre kesin hüküm) teşkil edeceği kabul edilir[48]. Bu tespit, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mevcudiyetini kapsar ve bu husus ikinci davada artık tartışılamaz hale gelir[49]. Hatta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında, kısmi davada alınan ve kesinleşen bilirkişi raporunun, kısmi dava tutarını aşan bölümünün dahi ek dava yönünden bağlayıcı kesin delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan, kısmi davanın tamamen veya kısmen reddedilmesi durumunda, verilen hükmün, taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğunu da tespit ettiği ve bu tespitin zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsadığı kabul edilmektedir[50]. Bu nedenle, kısmi davanın reddedilmesi halinde verilen karar, aynı maddi ve hukuki sebebe dayanan ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir[51]. Ek davaya bakan mahkeme, kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır; zira kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilirse, bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir[52].

BÖLÜM 2

BELİRSİZ ALACAK DAVASI KURUMU

2.1 Belirsiz Alacak Davası Kavramı ve Amacı (HMK m. 109)

2.1.2 Tanımı ve Hukuki Niteliği

Belirsiz alacak davası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 107. maddesinin ilk iki fıkrasında düzenlenmiş bir dava türüdür. Bu dava, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle açabileceği dava olarak tanımlanır (HMK m. 107/1,2). Davacı bu dava türü ile alacağının tamamının hüküm altına alınmasını amaçlar[53]. Belirsiz alacak davası, mahkemeden davalıya karşı bir alacağın yerine getirilmesini istemesi nedeniyle bir tür eda davasıdır[54].

Belirsiz alacak davası, tahsil amaçlı açıldığından bir tür eda davası olarak kabul edilmekle birlikte[55], klasik eda davasından temel farkı, talep sonucunun tam olarak belirlenmemiş olmasıdır. Bu davanın konusunu genellikle para alacakları oluşturur[56]. Bazı görüşler, konusu para olmayan eda davaları için de belirsiz alacak davası açılabileceğini ileri sürse de Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, belirsiz alacak davasının konusunu sadece para alacaklarının oluşturabileceği görüşündedir. Davacı, dava açabilmek için hukuki ilişkiyi somut olarak belirtmeli ve tespit edebildiği ölçüde asgari miktarı göstermelidir.

2.1.3 Kurumun Getiriliş Amacı: Usul Ekonomisi ve Hak Kayıplarını Önleme

Belirsiz alacak davası kurumu, "Usul hukuku maddi hukuka hizmet etmelidir" ilkesinin bir sonucu olarak getirilmiştir[57]. Bu kurumun temel amacı, hak arayan kişinin hak arama özgürlüğünü mümkün olduğunca geniş şekilde korumayı amaçlamaktadır[58]. Kanun koyucu, alacaklının, aslında tam olarak bilmediği bir alacak için dava açmaya zorlanması gibi, hak aramanın özüyle izah edilemeyecek bir yolla karşılaşmasını engellemeyi hedeflemiştir[59].

HMK m. 107 düzenlemesiyle, alacaklı, daha sonra kendi talebinden daha fazla bir alacağının olduğu ortaya çıktığında, bunu iddianın genişletilmesi yasağına takılmaksızın ileri sürebilme imkânına kavuşmuştur. Klasik kısmi davanın, miktarı veya değeri bilinmeyen alacaklar için tam bir çözüm üretmediği gerçeğinden hareketle, belirsiz alacak davası, dava içinde yeni taleplere veya yeni davalara yol açarak usul ekonomisine aykırı durumların meydana gelmesini önlemeyi amaçlar. Ayrıca, belirsiz alacak davası, hak ihlali tehlikesi altında olan kişiyi koruma amacını da taşır[60].

2.2 Belirsiz Alacak Davası Açılabilmesinin Şartları

2.2.1 Alacağın Miktar veya Değerinin Belirlenemez Olması Kriteri

2.2.1.1 "Belirlenemezlik" Kavramı: Objektif ve Sübjektif Ölçütler

Belirsiz Alacak Davası açılabilmesinin temel şartı, davacının dava edeceği miktar veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenememesi veya bunun imkânsız olmasıdır (HMK m. 107/1,2). Bu belirlenmeme hali, objektif veya sübjektif imkânsızlığa dayanabilir[61]. Örneğin, zararın baştan belirlenemediği tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51. maddesi uyarınca hâkimin tazminatın kapsamını, kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirlemesi gibi durumlarda alacak belirsiz kabul edilir. Hâkimin takdir alanına giren manevi tazminat ve takdiri indirime tabi fazla çalışma ücreti gibi alacakların başlangıçta tam olarak belirlenmesi mümkün değildir[62].

Öğretide ve uygulamada yaygın olarak, alacağın belirsizliğinin tespiti için alacağın likit olup olmadığı değerlendirilmektedir[63]. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlunun yalnız başına borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün olması gerekir; bu koşullar yoksa alacak likit değildir[64]. Alacak miktarının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olması, tek başına belirsiz alacak davası açılması için yeterli sayılmaz; önemli olan, davacının talebini belirli kılacak imkâna sahip olup olmadığıdır[65].

2.2.1.2 Davacının Araştırma Yükümlülüğü ve Sınırları

Belirsiz alacak davasında davacı, dava dilekçesinde dayandığı hukuki ilişkiyi somut olarak belirtmek ve tespit edebildiği ölçüde asgari miktarı göstermek durumundadır[66]. Dava dilekçesinde belirtilen bu asgari değere doktrinde "geçici talep sonucu" denir[67]. Davacı, talep sonucunun dayandığı tüm vakıaları eksiksiz olarak bildirmelidir (HMK m. 119/1-e). Zira bu dava türünde belirsiz olan, davanın değeri/miktarıdır, dayandığı maddi olgular/vakıalar değildir[68]. Davacı, talep sonucunu belirlerken hakkaniyete ve dürüstlük kuralına uygun davranarak, belirleyebildiği kadarını geçici dava konusu olarak belirtmelidir.

Davacı, alacağı belirli hale geldikten sonra talep sonucunu artırabilir; ancak, bu artışta davasını dayandırdığı vakıaları değiştirmek isterse iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına tabi olacaktır. Davacının, dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının mümkün olmadığı bilgi ve belgelere dava sırasında ulaşması halinde alacak belirli hale gelebilir[69].

2.2.1.3 Hukuki İlişkinin Belirsiz Olmasının Etkisi

Belirsiz alacak davasında belirsiz olan, alacağın miktarı veya değeridir[70]. Davacının, belirsiz alacak davasında hukuki ilişkiyi ve talebe esas olan olayları somut olarak belirtmesi zorunludur[71]. Davanın adının "belirsiz dava" değil, "belirsiz alacak davası" olması, belirsizliğin hukuki ilişkiyi değil, alacağın miktarını ilgilendirdiğini gösterir[72].

2.2.2 Dava Türleri

Belirsiz alacak ve tespit davası, HMK m. 107 madde metni ve gerekçesi dikkate alındığında üç şekilde açılabilir[73].

2.2.2.1 Eda Vasıflı Belirsiz Alacak Davası

Bu, tahsil talepli olarak açılan ve alacağın tamamının hüküm altına alınması amaçlanan dava türüdür[74]. Davacı, davanın başında belirleyebildiği miktarı belirterek dava açmak zorundadır. Bu dava bir eda davası olmakla birlikte, yargılama sırasında belirlenecek kalan miktar için tespit niteliğindedir. Yargılama sırasında alacağın tam ve kesin olarak belirlenebildiği anda, davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan talebini artırarak bu miktarın hüküm altına alınmasını talep edebilir[75]. Alacağın tamamı hüküm altına alınacağından, bu karar ilamlı icra takibine konu olabilir[76].

2.2.2.2 Tespit Vasıflı Belirsiz Alacak Davası

HMK m. 107/3'te düzenlenmiştir: "Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir". Bu hüküm, "eda davasının açılabildiği hallerde tespit davası açılamaz" yollu önermesinin önemli bir istisnasıdır[77]. Alacaklı, bu yolla yalnızca tespit davası açabilir veya kısmi eda ile birlikte külli tespit davası açabilme seçeneklerine sahiptir[78].

Bu dava türü, sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi belirleme amacına hizmet eder ve icrai bir niteliği yoktur[79]. Kurulan tespit hükmü ilamlı icraya konu edilemez. Alacaklı, alacağının tahsili için tespitten sonra ayrıca bir eda davası açmak zorundadır. Ancak bu tespit davasının açılması, alacağın tümü için zamanaşımını keser.

2.3 Belirsiz Alacak Davasının Aşamaları ve Sonuçları

2.3.1 Talep Artırımı ve Islah ile İlişkisi

Belirsiz alacak davasının en temel özelliklerinden biri, alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda, davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirttiği talebi artırabilmesidir[80]. Bu artırım için davacının ıslah yoluna başvurmaya gerek duymasına veya davalının rızasına ihtiyacı yoktur[81].

Alacağın belirlendiği an, örneğin bilirkişi incelemesi sonucu tespit edildiği an olabilir. Şayet taraflar bilirkişi raporuna itiraz eder ve bu itirazlar haklı görülürse alacak henüz belirli hale gelmemiştir; ancak itiraz edilmezse o an alacak belirli hale gelir[82]. Alacak belirli hale geldiğinde, davacının talep etmesi halinde, asgari miktar ile belirli alacak arasındaki fark üzerinden hesap edilecek harcın tamamlanması için hâkim süre vermelidir (492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 30) . Ancak talep sonucu dava esnasında sadece bir kere arttırılabilir[83]. İkinci kez arttırılmak istenirse iddianın değiştirilmesi yasağına aykırı davranılmış olacaktır.

2.3.2 Zamanaşımı ve Faiz Açısından Sonuçları

Belirsiz alacak davası açılmasının davacıya sağladığı en önemli avantaj, zamanaşımının alacağın tamamı için kesilecek olmasıdır[84]. Zamanaşımının kesilmesi, dava dilekçesinde belirtilen asgari (geçici talep sonucu) kısım için değil, alacağın tümü için gerçekleşir[85]. TBK’nın 154. maddesinin 2. fıkrasına göre, alacaklının alacağını dava etmesi ile birlikte o alacak için işleyen zamanaşımı süresi kesilecektir.

Faiz talebi açısından ise, borçlu daha öncesinde temerrüde düşürülmemişse, belirsiz alacak davasının açılmasıyla alacağın tümü için dava tarihi itibarıyla temerrüt gerçekleşmiş sayılır ve davacı bu tarihten itibaren faiz talep edebilir[86]. Ancak, HMK 107. madde gerekçesine göre kısmen eda davasıyla birlikte külli tespit davası olarak açılan belirsiz alacak davası’de, dava dilekçesi ile alacağın kalan kısmının sadece tespiti istenmiş olduğundan, ıslahla arttırılan miktarlara faiz başlangıcının ıslah tarihi itibarıyla olması gerektiği yönünde kararlar bulunmaktadır[87].

BÖLÜM 3

İKİ DAVA TÜRÜNÜN KARŞILAŞTIRILMASI VE AYRIM KRİTERLERİNE İLİŞKİN YARGITAY UYGULAMASI

3.1 Kısmi Dava ve Belirsiz Alacak Davasının Benzer ve Farklı Yönleri

Kısmi dava ve belirsiz alacak davası, uygulamada sıklıkla karıştırılsa da, hem hukuki nitelikleri hem de sonuçları bakımından önemli farklılıklar gösterir[88].

Benzer Yönleri

1. Hukuki Nitelik: Her iki dava türü de, mahkemeden talep edilen hukuki korunmaya göre bir eda davası türüdür[89]. Belirsiz alacak davası, tahsil amaçlı açıldığından bir tür eda davası iken[90], kısmi dava da mahkemeden bir hak veya alacağın talep edilmesi sebebiyle eda davası niteliğindedir[91].

2. Bölünebilirlik: Her iki dava türü de genellikle bölünebilir nitelikteki para alacakları için söz konusu olur[92].

3. Hukuki İlişki: Kısmi davanın şartlarından biri, alacağın tamamının aynı hukuki ilişkiden doğmuş olmasıdır[93]. Belirsiz alacak davasında da alacaklı hukuki ilişkiyi somut olarak belirtmek durumundadır.

Farklı Yönleri :

Kriter

Belirsiz Alacak Davası (BELİRSİZ ALACAK DAVASI) (HMK m.107)

Kısmi Dava (KISMİ DAVA) (HMK m.109)

Talep Sonucu

Alacağın tamamının hüküm altına alınması istenir[94]. Dava dilekçesinde belirtilen miktar "geçici talep sonucu"dur[95].

Davacı, alacağının şimdilik sadece bir kısmının hüküm altına alınmasını ister. Talep edilen miktar kesindir[96].

Talep Artırımı

Miktar belirlendiğinde, davalının rızasına veya ıslah yoluna başvurmaya gerek kalmadan talep artırılabilir (iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir)[97].

Davacı, dava konusunu ancak davalının açık rızası ya da ıslah yoluyla artırabilir[98]. Islah, HMK'ya göre sadece bir kez kullanılabilen bir haktır.

Zamanaşımı

Dava açılmasıyla alacağın tümü açısından zamanaşımı kesilir[99].

Zamanaşımı sadece dava edilen kısım için kesilir; bakiye alacak için ıslah ya da ek dava tarihinde kesilir[100].

Temerrüt (Faiz)

Borçlu daha önce temerrüde düşürülmemişse, alacağın tümü için dava tarihi itibarıyla temerrüt gerçekleşir ve faiz istenebilir[101].

Temerrüt, sadece dava konusu edilen miktar kadar borçluyu temerrüde düşürür[102].

Uygulama Alanı

Sadece alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği (belirsiz olduğu) hallerde açılabilir[103].

Talep konusunun bölünebilir olduğu her durumda (alacak belirli olsa dahi) açılabilir; uygulama alanı belirsiz alacak davası'den daha geniştir[104].

Yükümlülük

Davacı, davanın açıldığı ana kadar belirleyebildiği asgari miktarı geçici değer olarak göstermek zorundadır[105].

Alacaklı, talep sonucunu dürüstlük kuralına uygun olmak şartıyla, dilediği gibi belirleyebilir[106].

Kesin Hüküm

Alacağın tamamı dava konusu yapıldığı için, davanın reddi halinde sonraki davada kesin hüküm engeli ile karşılaşılır[107].

Dava edilmeyen bakiye kısım için daha sonra ıslah veya ek dava yoluyla talep edildiğinde derdestlik veya kesin hüküm ileri sürülemez[108].

3.2 Ayırımda Temel Kriter: Alacağın "Belirlenebilir" Olup Olmadığının Tespiti

Belirsiz alacak davasının açılabilmesi için temel ve ayırt edici kriter, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerin bulunmasıdır[109]. Bu, ya objektif (hesaplama güçlüğü veya imkansızlığı) ya da subjektif (davacı elindeki bilgi ve belgenin yetersizliği) imkânsızlık olabilir[110].

Alacaklı, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün değilse veya bu objektif olarak imkânsızsa belirsiz alacak davası açabilir. Eğer alacağın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, hukuki yarar şartı gerçekleşmeyeceği için bu dava açılamaz[111].

3.2.1 Yargıtay'ın "Belirlenebilirlik" Kriterini Yorumlaması

Yargıtay, bir alacağın belirsiz olup olmadığını değerlendirirken, icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için aranan "likit (belirli) alacak" kriterini yol gösterici kabul etmektedir[112]. Buna göre, likit bir alacaktan söz edebilmek için, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için tüm unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir[113].

Bir alacağın miktarı, karşı tarafın vereceği bilgi ile veya yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenecekse, bu alacak belirsiz kabul edilmelidir[114].

3.2.1.1 İş Hukuku Alacakları (Kıdem, İhbar Tazminatı, Fazla Mesai vb.)

Yargıtay daireleri arasında işçilik alacaklarının nitelendirilmesi konusunda görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, her bir alacak kaleminin somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği temel prensiptir[115]. Belirsiz Kabul Edilen Alacaklara (Özellikle 9. HD ve HGK): Hâkimin Takdir Yetkisine Giren Alacaklar[116],Bilgi ve Belge Eksikliği[117], Çalışma Süresi/Ücret Tartışmalı İse, işçinin eğitim ve sosyal durumu dikkate alındığında, alacaklarını tam ve kesin olarak belirlemesi kendisinden beklenemeyecekse[118] örnek olarak gösterilebilir. Belirli Kabul Edilen Alacaklar (Özellikle 22. HD): Kıdem ve İhbar Tazminatı[119], Diğer Ücret Alacakları[120], Kayıtların Mevcut Olması[121] örnek olarak gösterilebilir.

3.2.1.2 Haksız Fiilden Doğan Tazminat Alacakları

Tazminat davaları, özellikle hâkimin zararı ve kusuru tespit ederken adalet ve hakkaniyet duygularıyla hareket edeceği durumlarda, belirsiz alacak davası şeklinde açılabileceği kabul edilir. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 51. maddesi, hâkime tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleme yetkisi vermiştir.

Manevi tazminat taleplerinin kısmi davaya ve belirsiz alacak davasına konu olup olamayacağı hususu tartışmalıdır.

Yargıtay'ın genel görüşü, manevi tazminatın bir bütünlük arz etmesi ve bölünmezliği ilkesine dayanarak hem kısmi davaya hem de belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği yönündedir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 06.03.2013 tarihli kararında, iş kazası sonucu oluşan maddi ve manevi zararın HMK'nın 107. maddesine göre dava yoluyla tespitinin mümkün olmadığına karar verilmiştir. Gerekçesinde hukuka aykırı eylem nedeniyle çekilen elem ve üzüntü, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir; acı ve üzüntüyü zamana yayarak manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması olanağı yoktur[122], diye belirtilmiştir.

Doktrindeki karşı görüşte ise manevi tazminat, bir para borcudur ve dolayısıyla edim bölünebilir niteliktedir, denilmektedir[123]. Hâkime takdir yetkisi verilmiş olması, alacak miktarının başlangıçta tam ve kesin olarak belirlenemediği anlamına gelir; bu durum da manevi tazminatı belirsiz alacak davasına konu etmeye yeterlidir[124].

3.2.1.3 Sözleşmeden Doğan Alacaklar

HMK m. 109/2'nin (talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz hükmü) 2015 yılında yürürlükten kaldırılması, sözleşmeden doğan alacakların kısmi davaya konu edilmesini kolaylaştırmıştır.[125]

HMK 109/2'nin kaldırılmasıyla, artık alacağın kaynağı ve alacağın davanın açıldığı anda tartışmalı veya açıkça belirli olup olmaması önemli olmaksızın, alacaklı sözleşmeden doğan kesin ve belirli bir alacağı için dahi kısmi dava açabilecektir[126].

Eğer bir sözleşmeden doğan alacak tartışmalı olmakla birlikte (örneğin borcu sona erdiren sebeplerle itiraz edilmesi gibi) belirsiz değilse, bu alacak kısmi davaya konu edilebilir (HMK 109/2 yürürlükteyken de bu görüş savunuluyordu).

3.2.2 Hukuki Yarar Yokluğu Nedeniyle Davanın Reddi Riski

Belirsiz alacak davası açılabilmesi, genel dava şartlarından biri olan hukuki yarar şartına (HMK m.114/1-h) bağlıdır.,

Eğer davacı, alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebildiği halde (yani alacak belirli olduğu halde) belirsiz alacak davası açmışsa, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi riski ile karşılaşılır[127]. Kanun, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken böyle bir davanın açılmasına izin vermemiştir[128].

Belirlenebilir bir alacak için belirsiz alacak davası açılması durumunda mahkemenin nasıl hareket edeceği konusunda Yargıtay daireleri ve doktrinde farklı görüşler mevcuttur. Bazı Yargıtay kararlarına göre, alacak belirli ise hukuki yarar eksiktir ve bu dava şartı tamamlanabilir bir dava şartı olmaması sebebiyle davanın usulden reddi gerekir[129]. Yargıtay kararları (özellikle 9. HD) ve doktrin görüşleri ise, dava şartı eksikliğinin (hukuki yarar yokluğunun) HMK m. 115/2'ye göre süre verilerek tamamlatılması gerektiğini savunur. Hâkim, davacıya talebini netleştirip eksik harcı tamamlaması için kesin süre vermelidir (HMK 119/2 ve 115 gereği). Süreye uyulmazsa dava usulden reddedilir[130].

Kısmi davanın açılabilmesi için HMK m. 109/2 hükmü yürürlükteyken (2015 öncesi), alacağın belirli olması halinde kısmi dava açmakta hukuki yarar olmadığı kabul ediliyor ve bu durum dava hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendiriliyordu[131]. Ancak HMK m. 109/2'nin yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte, artık alacak belirli ve tartışmasız olsa dahi, dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sürece kısmi dava açılmasında hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir[132].

3.3 Yargıtay'ın Çelişkili ve İçtihadı Birleştirme Kararına Konu Olan Uygulamaları

İş yargılamalarında belirsiz alacak davasının uygulanması konusunda, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra Yargıtay 7. HD, 9. HD ve 22. HD arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır[133].

Temel görüş ayrılığı, özellikle işçilik alacaklarının (kıdem/ihbar tazminatı gibi) belirli mi yoksa belirsiz mi olduğu konusunda yoğunlaşmıştır.

3.3.1 Farklı Daireler Arasındaki Görüş Ayrılıklarının İncelenmesi

9. HD, belirsiz alacak davasını alacaklıya avantaj sağlayan bir dava çeşidi olarak görüp, hak arama özgürlüğünü kısıtlamayan şekilde yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır[134].

Özellikle sendikasız çalışan işçiler gibi, alacaklarını doğru hesaplayamayacağı ve uzman raporu beklenemeyeceği düşünülen işçiler için belirsiz alacak davası açılmasını kabul eder[135].

Belirlenebilir bir alacak için belirsiz alacak davası açılmışsa bile, hukuki yarar eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı olduğunu ve hâkimin süre vermesi gerektiğini savunur[136].

Dava dilekçesinde alacağın belirsiz olduğundan söz edilse dahi, kısmi dava açıldığının ifade edilmesi halinde, belirsiz alacak yoluyla istenmesine engel olmamakla birlikte, davanın türünün kısmi dava olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir[137].

        9. HD'ye göre yargılama sırasında hesap raporu alınmasını gerektiren her alacak belirsiz kabul edilmelidir[138].

22. HD, belirsizliğin objektif veya subjektif imkânsızlığa dayanması gerektiğini, sadece alacak miktarının tartışmalı olmasının yeterli olmadığını savunur, zira bu durum kanunun amacına aykırıdır[139].

Çoğu kararında, işçinin çalışma süresini ve ücretini bileceği varsayımıyla, kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacakları belirli kabul etmiştir[140].

Hukuki yarar eksikliği varsa, bunun tamamlanamaz olduğu ve davanın usulden reddedilmesi gerektiği yönünde kararları mevcuttur[141].

7. HD, alacağın belirlenmesinde likit alacak kriterinin işletilmesi gerektiğini ve davacının tek başına ne kadar alacaklı olduğunu tespit edebilir durumda olması gerektiğini savunur[142].

Belirli alacak için belirsiz alacak davası açılmışsa, davacıya talep miktarını tam olarak açıklayıp eksik harcı tamamlaması için kesin süre verilmeli; tamamlanmazsa hukuki menfaat yokluğundan reddedilmelidir[143].

3.3.2 İçtihadı Birleştirme Kararlarının Analizi ve Getirdiği Çözümler

Kaynaklar, işçilik alacaklarının belirsiz alacak davası/kısmi dava ayrımına dair daireler arasındaki çelişkiyi doğrudan çözen bir İçtihadı Birleştirme Kararından (İBK) bahsetmemektedir. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) kararları, bu çelişkili uygulamaların giderilmesine yönelik üst mahkeme içtihatları olarak önem taşır:

1. HGK, işçilik alacaklarının belirli olup olmadığının, çıplak ve giydirilmiş ücrete bağlı hesaplamalardaki tartışmalar, ispat zorlukları ve özellikle işçinin eğitim düzeyi ve sosyal durumu da dahil olmak üzere, her bir somut uyuşmazlığın kendine özgü koşulları değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir[144]. Bu durum, katı kategorik yaklaşımların önüne geçmeyi hedeflemiştir.

2. Manevi tazminat alacağının kısmi dava olarak açılamayacağına dair görüş, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına dayanmaktadır[145]. Bu kararlarda manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi esas alınmıştır[146].

3.3.3 Güncel Yargıtay Kararlarından Örnekler ve Değerlendirilmesi

1. Yanlış Dava Türü Seçimi ve Sonuçları:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, belirlenebilir bir alacak için belirsiz alacak davası açılması halinde hukuki yararın bulunmadığını, bu dava şartı eksikliğinin tamamlanamaz olduğunu ve davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiştir.

Ancak, HGK'nun bir başka kararında (02.03.2016 T. 2014/15-439 E. ve 2016/207 K.), belirsiz alacak davası olarak açılan davaya kısmi dava olarak devam edilemeyeceği belirtilmiş[147], ancak somut olayda davacı kısmi dava açtığı ve dava konusu miktar tartışmalı olduğu için hukuki yarar bulunduğu ve işin esasına girilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır[148].

Yargıtay 9. HD, dava dilekçesinde belirsiz alacak davası açıldığından bahsedilse dahi, eğer kısmi dava açıldığının ifade edilmesi varsa, davanın türünün kısmi dava olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

2. HMK m. 109/2'nin Kaldırılmasının Etkisi (Kısmi Dava Lehine Gelişme):

6644 sayılı Kanun ile HMK m. 109/2'nin (belirli veya tartışmasız alacaklarda kısmi dava açılamaz hükmü) yürürlükten kaldırılması, kısmi dava açma önündeki en büyük engeli kaldırmıştır[149].

Bu değişiklikle, Yargıtay 22. HD gibi daireler, kıdem tazminatı, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının kısmi davaya konu edilebileceğini ve hukuki yarar bulunduğunu kabul eden kararlar vermeye başlamıştır[150]. Artık alacağın belirli olup olmamasının, kısmi dava açılması açısından bir önemi kalmamıştır.

3. Kısmi Eda Külli Tespit (Belirsiz Alacak Davası'nin Bir Türü):

HGK, belirsiz alacak davasının kısmen eda davasıyla birlikte külli tespit davası olarak da açılabileceğini (HMK m.107 gerekçesi) kabul etmiştir[151].

Bu durumda, alacağın bir miktarının tahsili yanında, kalan tutarın tespiti istenir. Alacak yargılama sırasında belirlendiğinde, kalan kısım talep edilebilir[152].

Bu davanın kısmi davadan farkı, faiz başlangıcıdır: Kıdem tazminatı dışındaki alacaklarda temerrüt yoksa, dava konusu edilen miktarlar için faiz başlangıcı dava tarihi kabul edilirken, tespit istenen bakiye miktar için faiz, talep edildiği tarihten itibaren yürütülmelidir[153].

SONUÇ

Bu çalışma, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile hukuk sistemimize kazandırılan belirsiz alacak davası (HMK m. 107) ile köklü bir kurum olan kısmi dava (HMK m. 109) arasındaki hukuki yarar ve belirlenebilirlik kriterleri eksenindeki ayrımı, Yargıtay kararları ışığında değerlendirmiştir. Her iki dava türü de, hak arama özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmayı ve usul ekonomisini sağlamayı amaçlayarak, özellikle iş yargısı gibi alacak miktarının önceden tespitinin zor olduğu alanlarda davacıların hak kayıplarını önlemiştir. Hukuki nitelikleri itibarıyla hem belirsiz alacak davası hem de kısmi dava, mahkemeden bir edimin yerine getirilmesini talep etmesi nedeniyle birer eda davası niteliğindedir.

İki dava türünü birbirinden ayıran temel ve belirleyici kriter, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilir olup olmadığıdır. Belirsiz alacak davası, alacağın miktarını belirlemenin davacıdan beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu (objektif veya sübjektif imkânsızlık) hallerde açılabilir. Eğer alacak belirli ve likit ise, belirsiz alacak davası açmak hukuki yarar yokluğuna yol açar ve davanın reddi riski ile karşılaşılır. Yargıtay, belirlenebilirlik değerlendirmesinde, alacağın likit olup olmadığı kriterini yol gösterici kabul eder.

Buna karşın, kısmi dava kurumunda 2015 yılında HMK m. 109/2'nin yürürlükten kaldırılması, ayrım kriterini büyük ölçüde hafifletmiştir. Bu değişiklik sayesinde, artık alacak belirli ve tartışmasız olsa dahi, dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sürece kısmi dava açılmasında hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Kısmi davanın açılabilmesi için temel şart, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olmasıdır; para alacakları bunun en uygun örneğidir.

Prosedürel sonuçlar açısından ise ayrım kesindir: Belirsiz alacak davası açılmasıyla, zamanaşımı alacağın tamamı için kesilir ve borçlu alacağın tümü için dava tarihi itibarıyla temerrüde düşmüş sayılır. Oysa kısmi davada zamanaşımı sadece dava edilen kısım için kesilir; kalan kısım için ek dava veya ıslah yoluyla talep edildiği tarihte kesilecektir, bu durum ise davacıyı bakiye alacak için zamanaşımı def’i riskiyle karşı karşıya bırakır.

Yargıtay uygulamaları, özellikle işçilik alacakları bağlamında daireler arasında çelişkili görüşler ortaya çıkarmıştır. Bazı daireler (9. HD), hak arama özgürlüğünü kısıtlamamak adına belirsiz alacak davasını geniş yorumlarken, diğerleri (22. HD), kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacakları belirli kabul ederek hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle reddetme eğilimi göstermiştir. Güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) kararları, bir alacağın belirli olup olmadığının, her somut uyuşmazlığın kendine özgü koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca HGK, belirlenebilir bir alacak için belirsiz alacak davası açılması halinde, hukuki yarar eksikliğinden davanın usulden reddedilmesi yönünde kararlar da vermiştir.

Sonuç olarak, HMK'nın sunduğu bu iki imkân, alacaklılar için önemli güvenceler sağlamaktadır. Ancak davacının, alacağının gerçekten belirsiz olup olmadığını doğru tespit etmesi, hukuki yarar şartını yerine getirmesi ve böylece davanın usulden reddi tehlikesini bertaraf etmesi hayati önem taşımaktadır. HMK m. 109/2'nin kaldırılması kısmi davanın uygulama alanını genişletirken, Yargıtay içtihatları, belirlenebilir ve likit alacakların belirsiz alacak davası yoluyla talep edilmesinin hala büyük bir risk teşkil ettiğini göstermektedir.

Formun Üstü

Formun Altı

KAYNAKÇA

AKİL Cenk (2015), "Yargıtay Kararları Işığında Medeni Muhakeme Hukuku Bağlamında Faize İlişkin Bazı Meseleler", Ankara Barosu Dergisi, Sayı 2, ss. 69-107.

ALANGOYA H. Yavuz, YILDIRIM Kamil ve YILDIRIM N. Deren (2009), Medeni Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul.

ANSAY Sabri Şakir (1957), Hukuk Yargılama Usulleri, 6. Baskı.

ARSLAN Ramazan, YILMAZ Ejder, TAŞPINAR AYVAZ Sema ve HANAĞASI Emel (2022), Medeni Usul Hukuku, Ankara.

BİLGE Necip ve ÖNEN Ergun (1978), Medeni Yargılama Hukuku, 3. Baskı, Ankara.

BUDAK Ali Cem ve KARAASLAN Varol (2017), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara.

ÇİL Şahin ve KAR Bektaş (2012), 6100 sayılı HMK’ya göre İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava, Ankara.

DEYNEKLİ Adnan (2013), Medeni Usul Hukukunda Islah, Bilge Yayınları, Ankara.

EROĞLU Orhan (2017), Islah, Birinci Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara.

GÖRGÜN L. Şanal, BÖRÜ Levent, TORAMAN Barış ve KODAKOĞLU Mehmet (2017), Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara.

İNAN Muhammet (2011), Medeni Yargıda Kısmi Dava (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Konya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.

İYİMAYA Ahmet (1985), "Kısmi Tazminat Davasına İlişkin Bazı Sorunlar", Yargıtay Dergisi, Cilt 11, Sayı 3, ss. 193-204.

KAR Bektaş (2002), "Islah Kısmi ve Ek Dava Kavramları ile Dava Konusunun Islah Yoluyla Arttırılmasının Getirdiği Sorunlar", Yargıtay Dergisi, Cilt 28, Sayı 3, ss. 416-450.

KARAASLAN Varol (2016), "Belirsiz Alacak davası/Kısmi Dava-Bir Madalyonun İki Yüzü mü?", Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 13, Sayı 1, ss. 213-242.

KARAMERCAN İnci (2017), "Yargıtay İçtihatları İşığında İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası", D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ'a Armağan, Cilt 19, Özel Sayı, ss. 2507-2550.

KARSLI Abdürrahim (2014), Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 4. Baskı, İstanbul.

KILIÇOĞLU Ahmet (2016), Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 20. Baskı, Ankara. (Yayınevi bilgisi kaynaklarda açıkça bulunmamaktadır).

KURU Baki (2001), Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, İstanbul.

KURU Baki (2015), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Legal Yayıncılık, İstanbul.

KURU Baki (2017), İstinaf sistemine göre yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, İstanbul.

KURU Baki (2020), Medeni Usûl Hukuku El Kitabı Cilt I, Yetkin Yayınları, Ankara.

KURU Baki, ARSLAN Ramazan ve YILMAZ Ejder (2012), Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara.

NOMER Haluk N. (2000), "Manevi Tazminat Alacağında Kısmî Dava Mümkün Müdür?", İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt LVIII, Sayı 1-2, ss. 221-229.

NOMER Haluk N. (2017), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 15. Bası, İstanbul. (Yayınevi bilgisi kaynaklarda açıkça bulunmamaktadır).

OĞUZMAN Kemal ve ÖZ Turgut (2018), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, 16. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul.

ÖZKAYA-FERENDECİ Hamide Özden (2009), Kesin Hükmün Objektif Sınırları, Oniki Levha Yayınları, İstanbul.

PEKCANITEZ Hakan (2009), "Belirsiz Alacak Davasının İş Hukukunda Uygulanması", Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 11, Özel Sayı, ss. 509-552.

PEKCANITEZ Hakan (2011), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, Ankara.

PEKCANITEZ Hakan (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul. (Yayınevi bilgisi kaynaklarda açıkça bulunmamaktadır).

PEKCANITEZ Hakan, ATALAY Oğuz ve ÖZEKES Muhammet (2011), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 10. Baskı, İstanbul.

POSTACIOĞLU İlhan (2015), Medeni Usul Hukuku Dersleri, Genişletilmiş 7. Bası, İstanbul.

REİSOĞLU Safa (2008), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 20. Bası, İstanbul. (Yayınevi bilgisi kaynaklarda açıkça bulunmamaktadır).

SİMİL Cemil (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul.

TAMER Şaban (2018), Medeni Usul Hukukunda Kısmi Dava (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli.

TANRIVER Süha (2007), Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara. (Yayınevi bilgisi kaynaklarda açıkça bulunmamaktadır).

TANRIVER Süha (2011), "Kısmi Dava Kurumu Üzerine Bazı Düşünceler", Makalelerim II 2006-2010, Ankara. (Yayınevi bilgisi kaynaklarda açıkça bulunmamaktadır).

TANRIVER Süha (2016), Medeni Usul Hukuku-Cilt I, Ankara. (Yayınevi bilgisi kaynaklarda açıkça bulunmamaktadır).

TANRIVER Süha (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara.

UMAR Bilge (2014), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara.

ÜSTÜNDAĞ Saim (2000), Medeni Yargılama Hukuku, Cilt I-II, 7. Bası, İstanbul.

ÜSTÜNDAĞ Saim (2010), Kısmi Davaya İlişkin Bazı Hukuki Sorunlar, Makaleler, İçtihat Tahlilleri ve Çeviriler, Adalet Yayınevi, Ankara.

YILMAZ Ejder (2013), Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Yetkin Yayınları, Ankara.

  1. Şaban TAMER (2018), Medeni Usul Hukukunda Kısmi Dava (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), T.C. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Bilim Dalı, Kocaeli, s. 7.

  2. Baki KURU (2001), Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, İstanbul, s. 1405.; İlhan POSTACIOĞLU (2015), Medeni Usul Hukuku Dersleri, Genişletilmiş 7. Bası, İstanbul, s. 246.; Hakan PEKCANITEZ, Oğuz ATALAY ve Muhammet ÖZEKES (2011), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 10. Baskı, İstanbul, s. 295.

  3. Necip BİLGE ve Ergun ÖNEN (1978), Medeni Yargılama Hukuku, 3. Baskı, Ankara, s. 389.

  4. Saim ÜSTÜNDAĞ (2000), Medeni Yargılama Hukuku, Cilt I-II, 7. Bası, İstanbul, s. 314.

  5. Sabri Şakir ANSAY (1957), Hukuk Yargılama Usulleri, 6. Baskı, s. 218.

  6. Şaban TAMER (2018), Medeni Usul Hukukunda Kısmi Dava (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), T.C. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Bilim Dalı, Kocaeli, s. 8.

  7. Ali Cem BUDAK ve Varol KARAASLAN (2017), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, s. 128.; Necip BİLGE ve Ergun ÖNEN (1978), Medeni Yargılama Hukuku, 3. Baskı, Ankara, s. 389.; Baki KURU (2017), İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 147.; H. Yavuz ALANGOYA, Kamil YILDIRIM ve N. Deren YILDIRIM (2009), Medeni Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul, s. 202.; Baki KURU, Ramazan ARSLAN ve Ejder YILMAZ (2012), Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 263.; Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 583.

  8. İlhan POSTACIOĞLU (2015), Medeni Usul Hukuku Dersleri, Genişletilmiş 7. Bası, İstanbul, s. 246.

  9. Şahin ÇİL ve Bektaş KAR (2012), 6100 sayılı HMK’ya göre İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava, Ankara, s. 21.; Ali Cem BUDAK ve Varol KARAASLAN (2017), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, s. 134.; Varol KARAASLAN (2016), "Belirsiz Alacak davası/Kısmi Dava-Bir Madalyonun İki Yüzü mü?", Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 13, Sayı 1, İstanbul, s. 214.; Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 581.

  10. Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava, s. 63.; Süha TANRIVER (2011), "Kısmi Dava Kurumu Üzerine Bazı Düşünceler", Makalelerim II 2006-2010, Ankara, s. 95.; Bektaş KAR (2002), "Islah Kısmi ve Ek Dava Kavramları ile Dava Konusunun Islah Yoluyla Arttırılmasının Getirdiği Sorunlar", Yargıtay Dergisi, Cilt 28, Sayı 3, s. 438.; Ahmet İYİMAYA (1985), "Kısmi Tazminat Davasına İlişkin Bazı Sorunlar", Yargıtay Dergisi, Cilt 11, Sayı 3, s. 193.; Baki KURU (2001), Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, İstanbul, s. 1515.; Hakan PEKCANITEZ, Oğuz ATALAY ve Muhammet ÖZEKES (2011), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 10. Baskı, İstanbul, s. 313.; Ali Cem BUDAK ve Varol KARAASLAN (2017), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, s. 132.; Hamide Özden ÖZKAYA-FERENDECİ (2009), Kesin Hükmün Objektif Sınırları, Oniki Levha Yayınları, İstanbul, s. 181.; H. Yavuz ALANGOYA, Kamil YILDIRIM ve N. Deren YILDIRIM (2009), Medeni Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul, s. 212.; Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 589.; Abdürrahim KARSLI (2014), Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 4. Baskı, İstanbul, s. 324.; Şahin ÇİL ve Bektaş KAR (2012), 6100 sayılı HMK’ya göre İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava, Ankara, s. 27.; Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 98.; Muhammet İNAN (2011), Medeni Yargıda Kısmi Dava (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Konya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, s. 11.

  11. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 989.

  12. Baki KURU, Ramazan ARSLAN ve Ejder YILMAZ (2012), Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 272.; Baki KURU (2015), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Legal Yayıncılık, İstanbul, s. 146.

  13. Haluk N. NOMER (2000), "Manevi Tazminat Alacağında Kısmî Dava Mümkün Müdür?", İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt LVIII, Sayı 1-2, s. 223.

  14. A.g.e s.223; Baki KURU (2015), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Legal Yayıncılık, İstanbul, s. 146.

  15. Süha TANRIVER (2011), "Kısmi Dava Kurumu Üzerine Bazı Düşünceler", Makalelerim II 2006-2010, Ankara, s. 98.; Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava (Eser ve yayın bilgisi KAYNAKÇA_2.pdf'te yok), s. 64.; Bektaş KAR (2002), "Islah Kısmi ve Ek Dava Kavramları ile Dava Konusunun Islah Yoluyla Arttırılmasının Getirdiği Sorunlar", Yargıtay Dergisi, Cilt 28, Sayı 3, s. 438.; Ahmet İYİMAYA (1985), "Kısmi Tazminat Davasına İlişkin Bazı Sorunlar", Yargıtay Dergisi, Cilt 11, Sayı 3, s. 203.; H. Yavuz ALANGOYA, Kamil YILDIRIM ve N. Deren YILDIRIM (2009), Medeni Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul, s. 217.; Baki KURU (2001), Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, İstanbul, s. 1520.

  16. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), E. 2012/21-736, K. 2013/262, T. 20.02.2012.

  17. Baki KURU, Ramazan ARSLAN ve Ejder YILMAZ (2012), Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 272.; Baki KURU (2015), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Legal Yayıncılık, İstanbul, s. 146.

  18. Haluk N. NOMER (2000), "Manevi Tazminat Alacağında Kısmî Dava Mümkün Müdür?", İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt LVIII, Sayı 1-2, s. 222-223.; Süha TANRIVER (2011), "Kısmi Dava Kurumu Üzerine Bazı Düşünceler", Makalelerim II 2006-2010, Ankara, s. 96.; Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava (Eser ve yayın bilgisi KAYNAKÇA_2.pdf'te yok), s. 66.; Hakan PEKCANITEZ, Oğuz ATALAY ve Muhammet ÖZEKES (2011), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 10. Baskı, İstanbul, s. 312.; H. Yavuz ALANGOYA, Kamil YILDIRIM ve N. Deren YILDIRIM (2009), Medeni Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul, s. 214.; Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 589-590.; Abdürrahim KARSLI (2014), Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 4. Baskı, İstanbul, s. 325.

  19. Kemal OĞUZMAN ve Turgut ÖZ (2018), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, 16. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, s. 278.; Safa REİSOĞLU (2008), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 20. Bası, İstanbul, s. 261.; Haluk N. NOMER (2017), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 15. Bası, İstanbul, s. 297.

  20. Haluk N. NOMER (2017), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 15. Bası, İstanbul, s. 223.; Baki KURU (2017), İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 158.

  21. Baki KURU (2017), İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 158.

  22. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 991.

  23. Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava, s. 67.

  24. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.02.1980 gün ve E. 1980/9-73, K. 1980/186; 02.06.1982 gün ve E. 1981/11-1130, K. 1982/549 ve 09.11.1988 gün ve E. 1988/15-572, K. 1988/898 sayılı kararları.; Ejder YILMAZ (2013), Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 623.; Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 1177.; Baki KURU (2017), İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 158.; L. Şanal GÖRGÜN, Levent BÖRÜ, Barış TORAMAN ve Mehmet KODAKOĞLU (2017), Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 316.; Hakan PEKCANITEZ, Oğuz ATALAY ve Muhammet ÖZEKES (2011), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 10. Baskı, İstanbul, s. 332.; Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 112.; Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava (Eser ve yayın bilgisi KAYNAKÇA_2.pdf'te yok), s. 288.; Orhan EROĞLU (2017), Islah, Birinci Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara, s. 224.

  25. Ejder YILMAZ (2013), Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Yetkin Yayınları, Ankara, s. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 1177.; Baki KURU (2017), İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 158; L. Şanal GÖRGÜN, Levent BÖRÜ, Barış TORAMAN ve Mehmet KODAKOĞLU (2017), Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 316.; Hakan PEKCANITEZ, Oğuz ATALAY ve Muhammet ÖZEKES (2011), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 10. Baskı, İstanbul, s. 332.; Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 112

  26. Ramazan ARSLAN, Ejder YILMAZ, Sema TAŞPINAR AYVAZ ve Emel HANAĞASI (2022), Medeni Usul Hukuku, Ankara, s. 299.

  27. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 1544.

  28. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, T. 21.02.2012, E. 2011/11372, K. 2012/2564 (Orhan EROĞLU (2017), Islah, Birinci Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara, s. 249, dn. 674 içinde).

  29. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, T. 16.04.2013, E. 2013/754, K. 2013/5575, Sinerji İçtihat Programı, E.T.: 02.05.2021.

  30. Saim ÜSTÜNDAĞ (2010), Kısmi Davaya İlişkin Bazı Hukuki Sorunlar, Makaleler, İçtihat Tahlilleri ve Çeviriler, Adalet Yayınevi, Ankara, s. 420

  31. Ramazan ARSLAN, Ejder YILMAZ, Sema TAŞPINAR AYVAZ ve Emel HANAĞASI (2022), Medeni Usul Hukuku, Ankara, s. 299.

  32. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/1879, K. 2017/3474, T. 17.10.2017.

  33. Ejder YILMAZ , s. 1979.

  34. Abdürrahim KARSLI (2014), Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 4. Baskı, İstanbul, s. 626.; Ejder YILMAZ (2013), Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 269.; Orhan EROĞLU (2017), Islah, Birinci Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara, s. 243, dn. 653.

  35. Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 115.; Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 1542.; Baki KURU (2017), İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 434, dn. 12.

  36. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, T. 05.07.2004, E. 2003/13517, K. 2004/7473.

  37. Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava, s. 313.

  38. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu (Y.İÇBGK), T. 24.05.2019, E. 2017/8, K. 2019/3.

  39. Cenk AKİL (2015), "Yargıtay Kararları Işığında Medeni Muhakeme Hukuku Bağlamında Faize İlişkin Bazı Meseleler", Ankara Barosu Dergisi, Sayı 2, s. 82.

  40. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 1509.; Ejder YILMAZ (2013), Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 266 ve orada anılan Yargıtay kararları.; Bilge UMAR (2014), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 516 ve orada anılan Yargıtay kararları.; Cenk AKİL (2015), "Yargıtay Kararları Işığında Medeni Muhakeme Hukuku Bağlamında Faize İlişkin Bazı Meseleler", Ankara Barosu Dergisi, Sayı 2, ss. 69-107, s. 82.; Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava (Eser ve yayın bilgisi KAYNAKÇA_2.pdf'te yok), s. 302-303.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), E. 2011/4-504.

  41. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, T. 03.11.2015, E. 2014/17570, K. 2015/30024 (GÜNDÜZ, Islah, s. 206 içinde atıf yapılmıştır).; GÜNDÜZ (Yıl bilgisi eksik), Islah (Yazar adı ve eserin tam künyesi KAYNAKÇA_2.pdf'te yok), s. 206.

  42. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), T. 13.03.2013, E. 2012/5-811, K. 2013/363.

  43. Süleyman ULUKAPI , Derdestlik, s. 427.; Süha TANRIVER (2007), Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara, s. 85.; Sabri Şakir ANSAY (1957), Hukuk Yargılama Usulleri, 6. Baskı, s. 206.; Necip BİLGE ve Ergun ÖNEN (1978), Medeni Yargılama Hukuku, 3. Baskı, Ankara, s. 305.

  44. Süleyman ULUKAPI , Derdestlik, s. 427.; Süha TANRIVER (2007), Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara, s. 85.; Sabri Şakir ANSAY (1957), Hukuk Yargılama Usulleri, 6. Baskı, s. 206.; Necip BİLGE ve Ergun ÖNEN (1978), Medeni Yargılama Hukuku, 3. Baskı, Ankara, s. 305.

  45. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), T. 13.03.2013, E. 2012/5-811, K. 2013/363.

  46. Baki KURU (2001), Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, İstanbul, s. 1554 vd.; KULAKSIZ, s. 108-109 (Naklen Hamide Özden ÖZKAYA-FERENDECİ (2009), Kesin Hükmün Objektif Sınırları, Oniki Levha Yayınları, İstanbul, s. 217).

  47. Baki KURU (2001), Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, İstanbul, s. 1554 vd.; KULAKSIZ, s. 108-109 (Naklen Hamide Özden ÖZKAYA-FERENDECİ (2009), Kesin Hükmün Objektif Sınırları, Oniki Levha Yayınları, İstanbul, s. 217).

  48. Abdürrahim KARSLI (2014), Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 4. Baskı, İstanbul, s. 539.; Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava (Eser ve yayın bilgisi KAYNAKÇA_2.pdf'te yok), s. 189.; L. Şanal GÖRGÜN, Levent BÖRÜ, Barış TORAMAN ve Mehmet KODAKOĞLU (2017), Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 300.; Cenk AKİL, Kısmi Dava, s. 183.

  49. Baki KURU (2001), Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, İstanbul, s. 1554 vd.; KULAKSIZ, s. 108-109 (Naklen Hamide Özden ÖZKAYA-FERENDECİ (2009), Kesin Hükmün Objektif Sınırları, Oniki Levha Yayınları, İstanbul, s. 217).

  50. Süha TANRIVER (2016), Medeni Usul Hukuku-Cilt I, Ankara, s. 579.

  51. A..g.e, s. 579

  52. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları (T. 15.02.1980, E. 1980/9-73, K. 1980/186; T. 02.06.1982, E. 1981/11-1130, K. 1982/549; T. 09.11.1988, E. 1988/15-572, K. 1988/898)

  53. Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 107.

  54. Hakan PEKCANITEZ (2011), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 67.

  55. Şahin ÇİL ve Bektaş KAR (2012), 6100 sayılı HMK’ya göre İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava, Ankara, s. 21.

  56. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/31734, K. 2014/35646, T. 04.05.2016, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 04.05.2016.

  57. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 107 Gerekçesi.

  58. Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 582.

  59. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 11.11.2015, E. 2014/19553, K. 2015/31991 (Kazancı İçtihat Bilgi Bankası).; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), T. 05.11.2014, E. 2014/4-840, K. 2014/7837 (Kazancı İçtihat Bilgi Bankası).

  60. Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 582.

  61. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/14601, K. 2015/20243.

  62. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/14601, K. 2015/20243.

  63. Ejder YILMAZ, s. 747.

  64. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2010/19-376, K. 2010/397 ve E. 2012/9-838, K. 2012/715 sayılı kararları.

  65. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, T. 10.05.2016, E. 2015/16050, K. 2015/19916, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 10.05.2016.

  66. Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 585.

  67. A.g.e. s. 585

  68. Hakan PEKCANITEZ (2011), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 49.

  69. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, T. 10.05.2016, E. 2015/16050, K. 2015/19916, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 10.05.2016.

  70. Hakan PEKCANITEZ (2011), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 49.

  71. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 1055-1056.; Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 234-235.

  72. Hakan PEKCANITEZ (2011), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 49.

  73. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), E. 2015/221052, K. 2015/1612, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 27.05.2016.

  74. A.g.e.

  75. A.g.e.

  76. A.g.e.

  77. Ejder YILMAZ, s. 1996.; Hakan PEKCANITEZ (2011), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 49.

  78. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), E. 2015/221052, K. 2015/1612, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 27.05.2016.

  79. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/31734, K. 2014/35646, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 04.05.2016.

  80. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), E. 2015/221052, K. 2015/1612, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 27.05.2016.; Baki KURU, Ramazan ARSLAN ve Ejder YILMAZ (2012), Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 299.

  81. Baki KURU, Ramazan ARSLAN ve Ejder YILMAZ (2012), Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 299.

  82. İnci KARAMERCAN (2017), "Yargıtay İçtihatları Işığında İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası", D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ'a Armağan, Cilt 19, Özel Sayı, s. 2517.

  83. A.g.e. ,s. 2517

  84. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), T. 06.07.2021, E. 2020/1, K. 2021/931.; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 01.07.2021, E. 2021/5947, K. 2021/11364.; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 11.02.2020, E. 2016/13162, K. 2020/1860.

  85. İnci KARAMERCAN (2017), "Yargıtay İçtihatları Işığında İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası", D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ'a Armağan, Cilt 19, Özel Sayı, s. 2517.

  86. Ramazan ARSLAN, Ejder YILMAZ, Sema TAŞPINAR AYVAZ ve Emel HANAĞASI (2022), Medeni Usul Hukuku, Ankara, s. 299.

  87. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 107 gerekçesi.

  88. Ali Cem BUDAK ve Varol KARAASLAN (2017), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, s. 153.; Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 667.

  89. ÇİL/KAR, Kısmi Dava, s.21.

  90. ÇİL/KAR, Kısmi Dava, s.21.

  91. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 989.

  92. Kemal OĞUZMAN ve Turgut ÖZ (2018), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, 16. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, s. 278.; Safa REİSOĞLU (2008), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 20. Bası, İstanbul, s. 261.; Haluk N. NOMER (2017), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 15. Bası, İstanbul, s. 297.

  93. Süha TANRIVER (2011), "Kısmi Dava Kurumu Üzerine Bazı Düşünceler", Makalelerim II 2006-2010, Ankara, s. 95.; Baki KURU (2001), Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, İstanbul, s. 1516.; H. Yavuz ALANGOYA, Kamil YILDIRIM ve N. Deren YILDIRIM (2009), Medeni Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul, s. 212.; Baki KURU, Ramazan ARSLAN ve Ejder YILMAZ (2012), Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 277.; Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 589.; Cenk AKİL, Kısmi Dava, s. 68.

  94. Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 106-107.

  95. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 1043.

  96. Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 106-107.

  97. İnci KARAMERCAN (2017), "Yargıtay İçtihatları Işığında İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası", D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ'a Armağan, Cilt 19, Özel Sayı, s. 2517.

  98. Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 106-107.

  99. Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 610.; Ali Cem BUDAK ve Varol KARAASLAN (2017), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, s. 134.; Baki KURU (2017), İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 158-159, dn. 9 ve 12.

  100. Ahmet KILIÇOĞLU (2016), Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 20. Baskı, Ankara, s. 915-917.

  101. Ramazan ARSLAN, Ejder YILMAZ, Sema TAŞPINAR AYVAZ ve Emel HANAĞASI (2022), Medeni Usul Hukuku, Ankara, s. 299.

  102. A.g.e., s. 299

  103. Cemil SİMİL (2013), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, İstanbul, s. 108.

  104. A.g.e., s. 108.

  105. A.g.e., s. 107.

  106. A.g.e., s. 107.

  107. A.g.e., s.112; Süha TANRIVER (2018), Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, 2. Bası, Ankara, s. 609.

  108. Baki KURU (2015), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Legal Yayıncılık, İstanbul, s. 308.

  109. İnci KARAMERCAN (2017), "Yargıtay İçtihatları Işığında İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası", D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ'a Armağan, Cilt 19, Özel Sayı, s. 2536.

  110. A.g.e, s. 2530

  111. Hakan PEKCANITEZ (2009), "Belirsiz Alacak Davasının İş Hukukunda Uygulanması", Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 11, Özel Sayı, ss. 509-552

  112. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/9431, K. 2015/7709, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 27.04.2016.

  113. A.g.e.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları (E. 2010/19-376, K. 2010/397 ve E. 2012/9-838, K. 2012/715)

  114. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/9431, K. 2015/7709, URL: www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 27.04.2016.

  115. Hakan PEKCANITEZ (2011), Belirsiz Alacak Davası, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 43, 44.

  116. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/14601, K. 2015/20243 K, www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 04.05.2016.

  117. A.g.e.

  118. HGK 2015/221052 E-2015/1612 K, www.sinerjimevzuat.com.tr, 27.05.2016.

  119. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/22521, K. 2015/5503.

  120. A.g.e.

  121. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/14601, K. 2015/20243 K, www.sinerjimevzuat.com.tr, ET. 04.05.2016.

  122. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, T. 11.12.1995, E. 7525, K. 7393 (İBD, 1996/7-9, s. 667).

  123. Cenk AKİL (Yıl bilgisi eksik), Kısmi Dava (Eser ve yayın bilgisi KAYNAKÇA_2.pdf'te yok), s. 259.

  124. ERCAN, s. 131.

  125. Baki KURU, Ramazan ARSLAN ve Ejder YILMAZ (2012), Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 274.

  126. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 996.; Baki KURU ve AYDIN, s. 153.; Baki KURU (2020), Medeni Usûl Hukuku El Kitabı Cilt I, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 430.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (Y.HGK), T. 17.06.2015, E. 2015/22-787, K. 2015/1552, Sinerji İçtihat Programı, E.T.: 01.05.2021.; Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 997-998.; Ramazan ARSLAN, Ejder YILMAZ, Sema TAŞPINAR AYVAZ ve Emel HANAĞASI (2022), Medeni Usul Hukuku, Ankara, s. 291-292.; Ejder YILMAZ (2013), Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 41.; Adnan DEYNEKLİ (2013), Medeni Usul Hukukunda Islah, Bilge Yayınları, Ankara, s. 9-12.; Ali Cem BUDAK ve Varol KARAASLAN (2017), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, s. 216.

  127. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/6543, K. 2016/12675, URL: http://kazanci.com.tr/gunluk/22hd-2016-6543.htm, ET. 29.09.2017.

  128. A.g.e.

  129. A.g..e, ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), E. 2015/22-1052, K. 2015/1612.; Yargıtay 22. HD. 2014/18911 E. ve 2015/30253 K.; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/15101, K. 2016/6895.; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/9799, K. 2012/3613

  130. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2015/9431, K. 2015/7709 , www.sinerjimevzuat.com.tr, 27.04.2016.

  131. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, T. 18.02.2015, E. 2015/2071, K. 2015/829 (Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 992, dn. 157 içinde).

  132. Hakan PEKCANITEZ (2017), Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt I, II, III, İstanbul, s. 996; Baki KURU ve AYDIN, s. 153; Baki KURU (2020), Medeni Usûl Hukuku El Kitabı Cilt I, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 430; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) (T. 17.06.2015), E. 2015/22-787, K. 2015/1552, Sinerji İçtihat Programı, ET. 01.05.2021; Ramazan ARSLAN, Ejder YILMAZ, Sema TAŞPINAR AYVAZ ve Emel HANAĞASI (2022), Medeni Usul Hukuku, Ankara, s. 291-292.; Ejder YILMAZ (2013), Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 41; Adnan DEYNEKLİ (2013), Medeni Usul Hukukunda Islah, Bilge Yayınları, Ankara, s. 9-12; Ali Cem BUDAK ve Varol KARAASLAN (2017), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, s. 216.

  133. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları (E. 2015/22-787, K. 2015/1552; E. 2015/22-1052, K. 2015/1612; E. 2015/22-1156, K. 2015/1598; E. 2015/22-1057, K. 2015/1638).

  134. Yargıtay 9. Hukuk Diresi E. 2015/14601, K. 2015/20243.

  135. A.g.e.

  136. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2015/14601, K. 2015/20243.

  137. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/12997, K. 2015/17064.

  138. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2015/9431, K. 2015/7709, www.sinerjimevzuat.com.tr, 27.04.2016.

  139. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E. 2015/16050, K. 19916, www.sinerjimevzuat.com.tr, 10.05.2016.

  140. A.g.e.

  141. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E. 2016/6543, K. 2016/12675, http://kazanci.com.tr/gunluk/22hd-2016-

    6543.htm, 29.09.2017.

  142. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2015/9431, K. 2015/7709, www.sinerjimevzuat.com.tr, 27.04.2016

  143. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2015/9431, K. 2015/7709, www.sinerjimevzuat.com.tr, 27.04.2016

  144. Hukuk Genel Kurulu E. 2015/221052, K. 2015/1612 , www.sinerjimevzuat.com.tr, 27.05.2016.

  145. Hukuk Genel Kurulu E. 2006/2-14, K. 2006/26, 01.03.2006

  146. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.7525, K. 7393, 11.12.1995

  147. EROĞLU, Islah, s.226-227

  148. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/35668, K. 2016/269; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/35670, K. 2016/271 (Lexpera).

  149. Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 274.

  150. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/12997, K. 2015/17064.

  151. İnci KARAMERCAN (2017), "Yargıtay İçtihatları Işığında İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası", D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ'a Armağan, Cilt 19, Özel Sayı, s. 2517.

  152. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/27631, K. 2016/163, www.sinerjimevzuat.com.tr, 04.05.2016.

  153. A.g.e

DİJİTAL HUKUK KÜTÜPHANESİ // FETHİ GÜZELDOSYA: BELİRSİZ ALACAK DAVASI VE KISMİ DAVA AYRIMI HUKUKİ YARAR VE BELİRLENEBİLİRLİK KRİTERLERİNİN YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA DEĞERLENDİRİLMESİ.docx