Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 639

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

**D. Ortaklığın sona ermesi I. Sona erme sebepleri

  1. Genel olarak**

Madde 639 - Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer:

  1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle.

  2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle.

  3. Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle.

  4. Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle.

  5. Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle.

  6. Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla.

  7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 639, adi ortaklık sözleşmesini sona erdiren kanuni sebepleri tahdidi (sınırlı sayı) olmayan bir biçimde, yedi bent hâlinde düzenlemektedir. Bu hüküm, şahıs ortaklıkları bakımından temel teşkil eden genel bir norm niteliğindedir ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 243 ile m. 328 atıfları uyarınca kollektif ve adi komandit ortaklıklar için de uygulama alanı bulmaktadır [1].

Maddenin sistematiğinde yer alan "sona erme" (infisah ve fesih) kavramı, adi ortaklığın hukuki varlığının derhâl ve anında ortadan kalkması (yok olması) anlamına gelmemektedir. Sona erme olgusuyla birlikte, aktif ticari veya ekonomik faaliyette bulunan ortaklığın amacı yasa gereği "tasfiye" (likidasyon) amacına dönüşür [2, 3]. Sözleşmede ortak malvarlığı üzerinde elbirliği (iştirak hâlinde) mülkiyeti söz konusu olduğundan, tasfiye işlemleri tamamlanıp elbirliği mülkiyeti bireysel mülkiyete dönüşene dek ortaklık ilişkisi tasfiye gayesiyle devam eder [4].

Maddede sayılan sona erme sebepleri doktrinde genellikle iki ana başlık altında tasnif edilir:

  1. İnfisah (Kendiliğinden Sona Erme) Nedenleri: Herhangi bir irade beyanına veya yenilik doğuran hak kullanımına gerek olmaksızın ortaklığı tasfiye aşamasına sokan olgulardır (Örn: Amacın gerçekleşmesi/imkânsızlaşması, süre bitimi, ölüm, iflas) [1, 5].
  2. Fesih Nedenleri: Ortakların karşılıklı anlaşması (ikale), tek taraflı feshi ihbar beyanı veya mahkeme kararı (haklı sebep) gibi bozucu yenilik doğuran irade açıklamalarıyla ortaklığın sona erdirilmesidir [1, 6, 7].

Kanun koyucunun TBK m. 639'da benimsediği temel yaklaşım, adi ortaklığın, ortakların şahıslarına sıkı sıkıya bağlı (intuitu personae) bir yapı arzetmesi ve taraflar arasındaki yüksek güven ilişkisinin (sadakat borcu) korunmasıdır. Sermaye şirketlerinden farklı olarak, ortaklardan birinin şahsında meydana gelen ağır hukuki veya fiili değişiklikler kural olarak tüm ortaklığı sona erdirmektedir [8, 9].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Amacın Gerçekleşmesi veya İmkânsızlaşması (TBK m. 639/1)

Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın (örneğin belirli bir ihalenin kazanılıp inşaatın tamamlanması) gerçekleşmesiyle ortaklık kendiliğinden sona erer [5]. Zira adi ortaklıklarda kazanç elde etme genel amacı, ancak belirlenen "ortaklık konusunun" icrası ile sağlanır [10, 11]. İmkânsızlık hâli ise, objektif, açık ve devamlı nitelikte olmalıdır. Sübjektif imkânsızlıklar (borçlunun edimi kendi kusuru veya şahsi acziyeti ile ifa edememesi) kural olarak infisah sebebi değil, ancak diğer ortaklar bakımından TBK m. 639/7 kapsamında "haklı sebeple fesih" davasına konu edilebilecek durumlardır [12-14].

2.2. Ortaklardan Birinin Ölümü (TBK m. 639/2)

Şahıs ortaklıklarında kural olarak külli halefiyet ilkesi zemininde ortaklık sıfatı doğrudan mirasçılara geçmez. Ölüm, istem dışı bir taraf değişikliği yarattığından, yasa gereği ortaklığı infisah ettirir [8]. Ancak taraflar, kuruluşta veya sonradan zımni olarak "devam klozu" (kalan ortakların ortaklığa kendi aralarında devam etmesi) veya "ardıllık klozu" (ölenin mirasçılarının ortaklığa dahil olması) kararlaştırarak bu infisah nedenini bertaraf edebilirler [15-17].

2.3. Kısıtlanma, İflas veya Tasfiye Payının Cebrî İcra Yoluyla Satılması (TBK m. 639/3)
  • Kısıtlanma: Ortağın fiil ehliyetini yitirmesi, ortaklığın gerektirdiği aktif katılımı ve sınırsız müteselsil sorumluluğu zedeleyeceğinden infisah nedenidir [18]. Vesayet ve denetim makamının onayı ile ortaklığa devam edilmesi istisnai olarak mümkündür [19].
  • İflas: İflasın açılmasıyla birlikte müflis ortağın ortaklıktaki tasfiye payı iflas masasına dâhil olur ve tasarruf yetkisi ortadan kalkar [20, 21]. Kanun, iflasın şahsi bir borçtan mı yoksa ortaklık borcundan mı kaynaklandığına bakmaksızın mutlak bir sona erme sebebi öngörmüştür [22, 23].
  • Cebrî İcra: Ortağın kişisel alacaklısının, ortağın tasfiye payını haczettirip paraya çevirtmesi, elbirliği mülkiyetini tasfiyeye zorlar. Zira diğer ortaklar, payı icradan satın alan ve tanımadıkları bir üçüncü kişiyle zorla ortak yapılamazlar [24, 25].
2.4. Bütün Ortakların Oybirliğiyle Karar Vermesi (TBK m. 639/4)

Ortaklık sözleşmesi nasıl ortakların karşılıklı irade beyanlarıyla kuruluyorsa, sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca yine ortakların oybirliği (ikale) ile her zaman ortadan kaldırılabilir [6, 7]. Bu karar açık olabileceği gibi, ortaklık malvarlığının tamamının üçüncü kişilere devredilmesi suretiyle zımni (örtülü) de olabilir [26, 27].

2.5. Sürenin Bitmesi (TBK m. 639/5)

Belirli süreli olarak kurulan adi ortaklıklar, sürenin dolmasıyla başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın infisah eder. Ancak sürenin dolmasına rağmen ortaklar faaliyetlerini sürdürürlerse, TBK m. 640 hükmü gereği ortaklık "belirsiz süreli adi ortaklığa" dönüşür ve hukuki varlığını korur [6, 28].

2.6. Feshi Bildiriminde Bulunulması (TBK m. 639/6)

Belirsiz süreli veya ortaklardan birinin ömrü boyunca sürmek üzere kurulan ortaklıklarda, her ortağın tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanı (feshi ihbar) ile ortaklıktan çıkma veya ortaklığı sona erdirme yetkisi vardır [29, 30]. Bu hak emredicidir, tamamen ortadan kaldırılamaz. Ancak TBK m. 640/2 gereğince bu hakkın dürüstlük kuralına aykırı ve "uygun olmayan bir zamanda" (unzeit) kullanılması yasaklanmıştır [31, 32].

2.7. Haklı Sebeple Fesih (TBK m. 639/7)

Ortaklardan herhangi birinin, ortaklık ilişkisinin sürdürülmesini kendisi veya diğer ortaklar açısından çekilmez (katlanılamaz) kılan objektif veya sübjektif hususların varlığı hâlinde, mahkemeden ortaklığın feshini talep etme hakkıdır. Haklı sebeple fesih, ultima ratio (son çare) niteliğindedir [33]. Ortağın rekabet yasağını ihlali, güven ilişkisinin ağır biçimde sarsılması, zimmetine para geçirmesi gibi hâller haklı sebep teşkil eder [34-40]. İnşai nitelikte bir mahkeme kararı gerektirir [41].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 640 (Fesih Bildiriminin Şartları): TBK m. 639/6'da yer alan olağan fesih hakkının nasıl kullanılacağı m. 640'ta sınırlandırılmıştır. Fesih bildirimi 6 ay önceden yapılmalı ve mali hesap yılının sonu itibarıyla hüküm ifade etmelidir [29, 31]. TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı) burada "uygunsuz zaman" (zur Unzeit) kavramı ile doğrudan devreye girer [32].
  • TBK m. 633 (Ortaklıktan Çıkarma): Kanun koyucu, kısıtlanma, iflas, icra veya ölüm gibi m. 639'da sayılan infisah nedenlerinin varlığında, şayet sözleşmede "ortaklığın devam edeceği"ne dair bir hüküm varsa, tüm ortaklığı sona erdirmek yerine, şahsında bu durumlar gerçekleşen ortağın "çıkarılabilmesine" imkân tanıyarak, m. 639'un yıkıcı etkisini hafifletmiştir [25, 42, 43].
  • TBK m. 642 vd. (Tasfiye): 639. madde uyarınca infisah veya fesih gerçekleştiğinde, ortaklık doğrudan m. 642 ve devamında düzenlenen tasfiye rejimine tabi olur. Hukuki tüzel kişilik olmasa da ortakların elbirliği mülkiyeti, borçlar ödenip avanslar ve sermaye payları iade edilene dek tasfiye gayesi etrafında sürer [4].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

  • İmkânsızlığın Değerlendirilmesi: Yargıtay, bir inşaat ihalesinin idarece durdurulması durumunda bunu TBK m. 639/1 anlamında ortaklık amacının sübjektif olarak imkânsızlaşması saymış ve haklı sebeple feshin konusu olacağına hükmetmiştir [13, 36, 44]. Doktrin ise, idari kararların objektif imkânsızlık olarak TBK m. 639/1 kapsamında doğrudan infisah nedeni sayılması gerektiğini belirterek Yargıtay'ın ayrımını eleştirmektedir [14, 44].
  • Ölüm Sonrası Tasfiye ve Davalar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK), adi ortaklıkta taraflar aksini kararlaştırmadıkça ölümün vuku bulduğu tarih itibarıyla ortaklığın infisah ettiğini değişmez bir içtihat olarak uygulamaktadır [45, 46]. Ölüm sonrasında ortakların fiilen işletmeyi tasfiye etmemiş olmaları, ortaklığın sürdüğü anlamına gelmez; bu noktadan sonra açılacak davalar "haklı sebeple fesih" davası değil, doğrudan "tasfiye" talebi olmalıdır [46].
  • Fesih İstemi Olarak Kâr Payı veya Sermaye Talebi: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, "Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin sermaye payının istenmesi veya uğradığı zarar ve kâr payının talep edilmesi, aynı zamanda örtülü olarak ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar" [47, 48]. Bu husus, şekli bir fesih davası olmasa bile uyuşmazlığın fesih ve tasfiye bağlamında çözülmesi gerektiğine işaret eder.
  • Son Çare (Ultima Ratio) İlkesinin Gözardı Edilmesi: Doktrin, Yargıtay'ın ortaklar arası her türlü uyuşmazlığı derhal "fesih ve tasfiye" olarak yorumlamasını, ultima ratio ilkesine aykırı bularak eleştirmektedir. Zira fesih en son başvurulacak yol olmalı, mümkünse yönetimin değiştirilmesi gibi alternatif çareler gözetilmelidir [33].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): A ve B gerçek kişileri, Ulaştırma Bakanlığı'nın açtığı belirli bir köprü inşaatı ihalesine girmek ve inşayı tamamlamak üzere adi ortaklık kurmuşlardır. İhale lehlerine sonuçlanmış, ancak ekonomik kriz nedeniyle idare projeyi tamamen iptal etmiş ve tasfiye kararı almıştır. A, bu durum karşısında B'den zarar ziyan talebiyle haklı sebeple fesih davası açmak istemektedir. Hukuki analiz: TBK m. 639/1 gereği ortaklık sözleşmesinde öngörülen amaca ulaşmak, idarenin kesin iptaliyle objektif ve devamlı olarak imkânsız hâle gelmiştir. Bu durum bir "infisah" nedenidir. Ortaklık kendiliğinden sona ermiş olup (tasfiye aşamasına geçmiştir), ortada taraf kusuru yoksa A'nın B'ye karşı haklı sebeple fesih (m. 639/7) veya tazminat davası açmasına gerek (ve imkân) yoktur. Ortaklar doğrudan tasfiye (m. 642 vd.) prosedürünü uygulamalıdır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (X), (Y) ve (Z), belirsiz süreli bir adi ortaklık kurarak ticari bir işletme işletmektedir. Y, işlerin en yoğun olduğu ve önemli kredi borçlarının ödeneceği Aralık ayının ortasında, aniden ortaklıktan sıkıldığını belirterek noter aracılığıyla sözleşmeyi derhal feshettiğini bildirmiştir. Hukuki analiz: Belirsiz süreli adi ortaklıklarda feshi ihbar hakkı (TBK m. 639/6) bulunmakla birlikte, TBK m. 640/1-2 gereğince bu hakkın 6 ay önceden kullanılması ve mali hesap yılı sonu itibarıyla hüküm ifade etmesi gerekir. Ayrıca fesih, dürüstlük kuralına aykırı olarak "uygun olmayan bir zamanda" (unzeit) yapılamaz [31, 32]. Y'nin Aralık ayındaki ani feshi, zamanlama ve süre kurallarına uymadığı için tek taraflı olağan fesih olarak geçersizdir; ortaklık ilişkisi ve Y'nin müteselsil sorumluluğu devam eder. Y ancak, şayet varsa, m. 639/7 kapsamında mahkemeden haklı sebeple fesih talep edebilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Ortaklığın TBK m. 639 kapsamında haklı sebeple feshini talep eden veya objektif imkânsızlık oluştuğunu öne süren ortak, bu maddi vakıaları ispatla mükelleftir (TMK m. 6). Haklı sebebin varlığı değerlendirilirken yargıç geniş bir takdir yetkisine sahiptir [12, 49].
  • Zamanaşımı / Süreler: Olağan fesih bildirimi (TBK m. 639/6), belirsiz süreli sözleşmelerde altı aylık fesih ihbar süresine (TBK m. 640) tabidir. Haklı sebeple fesih davası için kanunda özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiş olup, dürüstlük kuralı çerçevesinde, haklı sebebin öğrenilmesinden itibaren makul bir süre içinde dava açılmalıdır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak ortaklık bir ticari işletme işletiyorsa (atipik adi ortaklık) Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise HMK m. 6 uyarınca davalı ortaklardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir [50]. Ortaklar tacir ise, yetki sözleşmesi ile belirli bir yer mahkemesini yetkili kılabilirler.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada davacıların yalnızca "fesih" talep etmesi, "tasfiye" talebinde bulunmaması sıkça rastlanan bir hatadır. Yargıtay içtihatları, feshin, tasfiyeyi de doğal olarak içerdiğini kabul etse de [47], yargılama ekonomisi ve usul kuralları gereği dava dilekçesinde fesih ile birlikte tasfiyenin veya tasfiye memuru atanmasının da açıkça talep edilmesi elzemdir.

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 639 hükmü doktrinde, özellikle İsviçre ve Alman hukuku (BGB ve OR) ile karşılaştırmalı olarak ciddi eleştirilere tabi tutulmaktadır. Alman Medeni Kanunu'nda (BGB m. 736) veya İsviçre Borçlar Kanunu'nda bir ortağın iflası veya ölümü her zaman mutlak bir "ortaklığı sona erdirme" sebebi sayılmaz; daha çok "ortaklıktan ayrılma/çıkma" sebebi olarak değerlendirilir ve ortaklığın devamına izin verilir [42, 51, 52].

Ancak TBK m. 639/3'te kısıtlanma, iflas veya cebrî icra açıkça infisah sebebi sayılmıştır. Kanun koyucu TBK m. 633'te bu durumu yumuşatarak sözleşmeye konulacak bir hükümle bu ortağın "çıkarılması" suretiyle ortaklığın kurtarılabileceğini belirtmiş olsa da, temel kuralın "infisah" olarak düzenlenmesi, modern ticaret hayatının ihtiyaçlarına tam yanıt verememektedir [25, 52].

Bir diğer eleştiri konusu, TBK m. 633'ün lafzında haklı sebeple çıkarmaya yer verilmemiş olmasıdır. Mülga 818 sayılı BK'da olduğu gibi TBK m. 639 da "haklı sebeple fesih" (m. 639/7) hakkını tanımakta, ancak bir ortağın kendi kusuruyla (örneğin zimmet) ortaklığı çekilmez kıldığı hâllerde, diğer ortaklara onu "haklı sebeple çıkarma" ve ortaklığa devam etme imkânını doğrudan kanun maddesi olarak sunmamaktadır [53, 54]. Doktrin (örneğin Çamoğlu, Çelikboya), kanundaki bu boşluğun, feshin "ultima ratio" olması ilkesi gözetilerek, TTK m. 255 (Kollektif şirketlerde haklı sebeple çıkarma) hükmünün adi ortaklıklara kıyasen uygulanması suretiyle aşılması gerektiğini haklı olarak savunmaktadır [55-59].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.