III. Ortaklığın kararları
Madde 624 - Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir.
III. Ortaklığın kararları
Madde 624 - Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir.
Akademik Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) İkinci Kısmının Onsekizinci Bölümünde düzenlenen Adi Ortaklık Sözleşmesi, tüzel kişiliği bulunmayan ve ortakların birbirlerine karşı duydukları sıkı kişisel güven ilişkisine (intuitu personae) dayanan bir kişi topluluğudur [1], [2]. TBK m. 624 hükmü, adi ortaklıkta irade oluşumunun ve iç ilişkideki karar alma mekanizmasının temel çerçevesini çizmektedir [3], [4].
Hükmün birinci fıkrası uyarınca adi ortaklıkta kural, "oybirliği" (unanimity) ilkesidir [3], [4]. Şahıs ortaklığı niteliği taşıyan adi ortaklıkta, tarafların ortak bir amaca erişmek üzere emek ve sermayelerini birleştirmeleri (affectio societatis), karşılıklı güven ve eşitlik temeline dayanır [5]. Bu doğrultuda kanun koyucu, ortaklığın iç işleyişine dair kararların alınmasında hiçbir ortağın iradesinin diğerine zorla dayatılamayacağı prensibinden hareketle oybirliğini emredici olmayan bir kural olarak öngörmüştür [4].
İkinci fıkra ise, sözleşme özgürlüğü ilkesi bağlamında kuralın istisnasını düzenleyerek, ortaklık sözleşmesi ile kararların "oyçokluğu" (majority) ile alınabileceğinin kararlaştırılabileceğini hüküm altına almıştır [3], [4]. Ancak yasa koyucu, oyçokluğunun benimsendiği hâllerde bu çokluğun sermaye veya katılım payı oranına göre değil, salt "ortak sayısına" (kişi başına) göre belirleneceğini amir kılmıştır [4]. Bu düzenleme, şahıs ortaklıklarında sermayenin değil, kişinin (ortağın) ön planda olduğu gerçeğinin normatif bir yansımasıdır.
TBK m. 624/1 gereği, ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça alınacak tüm kararlarda bütün ortakların rızasının bulunması şarttır [4]. Adi ortaklık sözleşmesinin temel unsuru olan ortak amaç uğruna birlikte çaba gösterme borcu (affectio societatis), ortakların iradelerinin aynı yönde toplanmasını zorunlu kılar [6], [5]. Tüzel kişiliği bulunmayan bu yapıda sermaye payı ne olursa olsun her ortağın ortaklık nezdinde eşit ağırlığa sahip olduğu varsayılır [7], [4]. Oybirliği sağlanmadan alınan bir karar, iradesi uyuşmayan ortağı bağlamayacak ve ortaklık nezdinde iç ilişki bakımından geçersiz sayılacaktır [3].
TBK m. 624/2, ortaklara sözleşme ile oybirliği kuralını bertaraf etme yetkisi vermiştir [4]. Şayet sözleşmede kararların oyçokluğu ile alınacağı belirtilmişse, bu çoğunluk "ortak sayısına göre" belirlenir [3], [4]. Doktrinde ve uygulamada "kelle hesabı" olarak da anılan bu yöntem, sermaye payı yüksek olan ortağın ortaklık yönetimini ve kararlarını tek başına tahakküm altına almasını engeller. Nitekim TBK m. 621 uyarınca aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları eşit sayılmakla birlikte [8], taraflar farklı sermaye payları belirlemiş olsalar dahi (örneğin %90'a %10), oyçokluğu şartı aranan bir karar mekanizmasında sözleşmede oy hakkının sermayeye orantılı olacağı hususunda özel bir düzenleme bulunmadığı sürece kişi sayısı esas alınır [4].
Yargıtay uygulamalarında, adi ortaklıkta karar alma mekanizmalarının ve yönetim yetkisinin kapsamının tayininde TBK m. 624 ve 625 (mülga BK m. 524 ve 525) hükümleri bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararlarında yerleşik olarak vurgulandığı üzere, adi ortaklıkta ortaklık kararlarının alınma şekli ile temsile ilişkin usuller birbirinden etkilenmektedir [3]. Bir ortağın, adi ortaklığın tamamını bağlayıcı nitelikteki temel sözleşmesel taahhütleri ve ortaklığın yapısını etkileyecek hususlardaki tasarrufları ancak oybirliği veya sözleşmede belirlenmişse geçerli oyçokluğu kararına istinaden hukuki sonuç doğurur [3], [4].
Özellikle Türk doktrinindeki ağırlıklı görüşü destekleyen içtihatlarda, oyçokluğu öngörülen hâllerde dahi, ortaklığın feshine yönelik kararların oybirliğine mi yoksa basit çoğunluğa mı tabi olacağı hususunda Yargıtay, tarafların iradesine ve somut olayın özelliklerine (affectio societatis bağının devam edip etmediğine) bakarak hüküm kurmaktadır [5], [11]. Kararların oybirliği ya da oyçokluğuyla alındığına ilişkin ispat yükü ise bunu iddia eden tarafa aittir ve Yargıtay, usul hukuku kuralları uyarınca (HMK m. 200 vd.) ilgili ispat yükünün yazılı delillerle yerine getirilmesini aramaktadır [12], [13].
Olay 1: Üç gerçek kişi tarafından, yazılı bir sözleşme olmaksızın ticari bir işletme işletmek amacıyla adi ortaklık kurulmuştur. Bir süre sonra ortaklardan A ve B, ortaklığın faaliyet alanını değiştirerek farklı bir sektöre yatırım yapma kararı almak isterler. Ortak C ise bu karara şiddetle karşı çıkmaktadır. Hukuki analiz: TBK m. 624/1 uyarınca, adi ortaklıklarda kural olarak kararlar bütün ortakların oybirliğiyle alınır [4]. Somut olayda taraflar arasında kararların oyçokluğu ile alınacağına dair önceden yapılmış (sözleşmesel) bir anlaşma bulunmamaktadır. Faaliyet alanının değiştirilmesi, ortaklığın yapısına ilişkin köklü bir karar (olağan dışı işlem) niteliğinde olduğundan, ortak C'nin muhalefeti karşısında A ve B'nin salt sayısal üstünlüğüne dayanılarak bu karar geçerli şekilde alınamaz [4], [10].
Olay 2: Dört tüzel kişi arasında bir inşaat projesi (joint venture - adi ortaklık) için yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmede "ortaklık kararlarının oyçokluğu ile alınacağı" açıkça düzenlenmiştir. Ortaklığın sermaye dağılımı şöyledir: Şirket X (%70), Şirket Y (%10), Şirket Z (%10), Şirket W (%10). Ortaklığın işleyişiyle ilgili kritik bir kararda Şirket X tek başına (evet) oyu kullanmış, diğer üç şirket ise (hayır) oyu vermiştir. Şirket X, sermaye çoğunluğunun %70 ile kendisinde olduğunu ileri sürerek kararın geçtiğini iddia etmektedir. Hukuki analiz: TBK m. 624/2 hükmü uyarınca, sözleşmede kararların oyçokluğu ile alınacağı belirtilmişse, çoğunluk sermaye paylarına göre değil "ortak sayısına göre" belirlenir [4]. Olaydaki adi ortaklık sözleşmesinde oy oranlarının sermaye payına göre hesaplanacağına dair özel bir kural (derogasyon) bulunmamaktadır. Bu nedenle her ortak kişi başına eşit bir oya sahiptir. Dört ortaktan sadece birinin onay verdiği bir karar, sermaye payı %70 olsa dahi, 1/4 oranında kalacağı için oyçokluğunu sağlayamamıştır. Şirket X'in iddiası hukuken mesnetsizdir.
Doktrinde TBK m. 624 etrafında şekillenen en önemli tartışmalardan biri, "oyçokluğu" yetkisinin sınırları ve özellikle ortaklığın feshi (TBK m. 639) gibi varlık-yokluk kararlarında uygulanıp uygulanamayacağıdır [11]. Poroy, Tekinalp ve Çamoğlu ile Bilgili ve Demirkapı gibi yazarlara göre; sözleşmede kararların çoğunlukla alınması kararlaştırılmış ise fesih kararı dahi oybirliğine muhtaç olmaksızın alınabilecektir [11]. Ancak İsviçre doktrinindeki hâkim görüşü temsil eden Handschin ve Vonzun, sözleşmede sadece genel bir "oyçokluğu" kuralının bulunmasının, ortaklığı sona erdirmek gibi yapısal bir karar için yeterli olmadığını, feshin çoğunlukla alınabilmesi için "açık şekilde sona erdirme için kararlaştırılmış farklı bir çoğunluk kuralı" gerektiğini savunmaktadır [11].
Ek olarak, kanunun oyçokluğunu "ortak sayısına göre" belirleme kuralı [4], günümüz karmaşık ticari joint-venture (ortak girişim) yapılarında adaletsiz sonuçlara yol açabilmektedir. Çok yüksek finansal riskleri üstlenen az sayıdaki ortağın, çok düşük sermayeli ancak sayıca kalabalık olan diğer ortakların tahakkümü altına girmesi riski mevcuttur. Bu nedenle ticari pratikte, TBK m. 624/2 hükmünün emredici olmamasından faydalanılarak, sözleşmelerde "oy ağırlığının sermaye payı oranında olacağı" yönünde net kayıtlar konulması hayati önem taşımaktadır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur. Bütün açıklamalar TBK m. 624 ve bağlantılı hukuk normları ile referans gösterilen akademik makale, şerh ve Yargıtay içtihatları ile sınırlandırılmış olup, resmi portal formatına bütünüyle sadık kalınmıştır.