Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 500

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

III. Kişisel sebeplerle sona ermesi


Madde 500 - Eser sahibi eseri tamamlamadan önce ölür veya tamamlama yeteneğini yitirir ya da eseri tamamlaması kendi kusuru olmaksızın imkânsız duruma gelirse, sözleşme kendiliğinden sona erer. Ancak, sözleşmenin tamamı veya bir bölümünün yerine getirilmesi mümkün ve hakkaniyete uygun bulunursa hâkim, sözleşme ilişkisinin devam etmesine ve bunun için gereken değişikliklerin yapılmasına karar verebilir. Yayımcı iflas ederse yayımlatan, eseri başka bir yayımcıya verebilir; ancak, iflas anında henüz muaccel olmamış borcun yerine getirileceği konusunda güvence gösterilmişse, yayımlatan eseri başka bir yayımcıya veremez.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 500. maddesi, Özel Borç İlişkileri kısmı altında, Sekizinci Bölüm olan “Yayım Sözleşmesi” başlığının “Sona ermesi” alt ayrımında yer almaktadır [1], [2]. Madde, yayım sözleşmesinin tarafların şahsında gerçekleşen kişisel sebeplerle (eser sahibinin ölümü, yeteneğini kaybetmesi, kusursuz imkânsızlık veya yayımcının iflası) sona ermesini düzenlemektedir [2], [3].

Yayım sözleşmesi, doğası gereği eser sahibinin (yazar, sanatçı, çevirmen vb.) kişisel yeteneklerine, entelektüel birikimine ve şahsi icrasına sıkı sıkıya bağlı bir işgörme sözleşmesidir. Fikir ve sanat eserlerinin meydana getirilmesi süreci mutlak surette kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kategorisinde değerlendirildiğinden, eser sahibinin şahsında gerçekleşen ifa engelleri sözleşmenin akıbetini doğrudan etkilemektedir [4], [5].

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (eBK) 384. maddesine paralel bir düzenleme olan bu hükümde, esasa ilişkin köklü bir değişiklik yapılmamış; daha çok dilde arılaştırma ve ifade düzeltmelerine gidilerek kanunun genel sistematiği ile uyumlu, modern bir metin oluşturulmuştur [6]. Madde, iki fıkra halinde, iki farklı kişisel sebebi (eser sahibinin şahsındaki engeller ile yayımcının mali iflası) düzenleyerek her iki tarafın menfaat dengesini hakkaniyet temelinde korumayı amaçlamaktadır [2], [3].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Maddenin lafzı ve içerdiği hukuki kurumlar, borçlar hukukunun temel prensiplerinden olan ifa imkânsızlığı ve sözleşmenin uyarlanması ilkelerinin yayım sözleşmesine özgülenmiş bir yansımasıdır.

2.1. Eser Sahibinin Ölümü veya Tamamlama Yeteneğini Yitirmesi

TBK m. 500/1 uyarınca, eserin tamamlanmasından önce eser sahibinin ölmesi veya eseri tamamlama yeteneğini (örneğin akıl sağlığının yitirilmesi, ağır bedensel engellilik gibi) kaybetmesi halinde sözleşme "kendiliğinden sona erer" [6], [2]. Yayım sözleşmesi, eserin mali haklarının (çoğaltma ve yayma) yayımcıya devrini veya kullandırılmasını içerdiğinden [4], eser sahibinin ölümü halinde bu edimin mirasçılar tarafından aynen ifası kural olarak mümkün görülmemiştir. Eserin entelektüel yaratım süreci bizzat eser sahibinin şahsına bağlıdır.

2.2. Kusursuz İmkânsızlık

Maddenin ilk fıkrasında belirtilen diğer bir sona erme sebebi, eseri tamamlamanın "eser sahibinin kendi kusuru olmaksızın imkânsız duruma gelmesi"dir [6], [2]. Bu durum, genel borçlar hukukundaki sonraki kusursuz imkânsızlık (TBK m. 136) kuralının özel bir görünümüdür. İmkânsızlığın eser sahibinin bir kusurundan (kast veya ihmal) kaynaklanmaması şarttır. Eğer eser sahibi kendi kusuruyla eserin tamamlanmasını engellerse, sözleşme kendiliğinden sona ermeyecek; yayımcı, borca aykırılık hükümlerine (TBK m. 112 vd.) dayanarak müspet zararının tazminini talep edebilecektir.

2.3. Hâkimin Sözleşmeyi Ayakta Tutma Yetkisi (Tahvil / Uyarlama)

Kanun koyucu, katı bir kendiliğinden sona erme kuralının yaratabileceği hakkaniyetsizlikleri önlemek adına TBK m. 500/1'in ikinci cümlesinde hâkime takdir yetkisi tanımıştır: "Ancak, sözleşmenin tamamı veya bir bölümünün yerine getirilmesi mümkün ve hakkaniyete uygun bulunursa hâkim, sözleşme ilişkisinin devam etmesine ve bunun için gereken değişikliklerin yapılmasına karar verebilir" [6], [3]. Eserin büyük bir kısmının tamamlanmış olması ve kalan kısmın mirasçılar, editörler veya yayımcı tarafından asıl amaca zarar vermeden tamamlanabilmesi halinde hâkim, dürüstlük kuralı çerçevesinde sözleşmeyi ayakta tutabilir.

2.4. Yayımcının İflası ve Güvence Gösterilmesi

TBK m. 500/2, ifa engelinin yayımcının şahsında (mali yapısında) gerçekleşmesi durumunu ele alır. Yayımcı iflas ederse, yayımlatan (eser sahibi), sözleşme konusu eseri başka bir yayımcıya verme hakkını kazanır [7], [3]. Ancak yasa koyucu, iflas masasını ve alacaklıların menfaatini korumak amacıyla bir istisna getirmiştir: "...iflas anında henüz muaccel olmamış borcun yerine getirileceği konusunda güvence gösterilmişse, yayımlatan eseri başka bir yayımcıya veremez" [7], [3]. Burada aranan şart, iflas idaresi veya iflas masası tarafından, sözleşme gereğince eser sahibine ödenecek olan telif bedellerinin ifa edileceğine dair yeterli bir teminatın (kefalet, rehin vb.) verilmiş olmasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 136 (İfa İmkânsızlığı): TBK m. 500, ifa imkânsızlığının spesifik bir sözleşme tipindeki uygulamasıdır. Kusursuz imkânsızlık halinde sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi ilkesi, TBK m. 136 ile tam bir sistematik uyum içerisindedir.
  • TBK m. 98 (Ödemezlik Def'i / İflas): Yayımcının iflası halinde eser sahibinin eseri başka yayımcıya verme hakkı ve güvence (teminat) gösterilmesi mekanizması, genel hükümlerdeki karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde iflas halinde uygulanan ödemezlik def'ine (TBK m. 98) paralel bir koruma aracıdır. Doktrinde de karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde iflas eden tarafın edimini ifa edeceğine dair güvence verilmesi halinde sözleşmeden dönülemeyeceği (TBK m. 98) açıkça ifade edilmektedir [8], [9].
  • Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK): Yayım sözleşmesinin konusu doğrudan doğruya "fikir ve sanat eseri"dir [10], [5]. Bu sözleşmelerin tesisi, mali hakların devri ve şekil şartları hususlarında TBK hükümleri ile FSEK hükümleri iç içe uygulanmaktadır [11]. Hakların iflas masasına dâhil olup olmaması durumu, FSEK hükümlerinin de dikkate alınmasını gerektirir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri (özellikle fikri mülkiyet uyuşmazlıklarına bakan daireler), eser sözleşmeleri ve yayım sözleşmelerinde şahsa bağlılık ilkesini katı bir biçimde uygulamaktadır. Yargıtay içtihatlarında, eserin yaratım sürecinde eser sahibinin entelektüel katkısının ikame edilemez olduğu durumlarda, yarım kalan işler için sözleşmenin otomatik olarak sona ermesi (infisah) kuralı esas alınmaktadır. Hâkimin sözleşmeyi ayakta tutma (TBK m. 500/1, cümle 2) yetkisi ise, ancak eserin neredeyse tamamlanmış olduğu, geriye kalan eksikliğin eserin edebi/bilimsel veya sanatsal değerine zarar vermeden giderilebileceği istisnai somut olaylarda (örneğin yalnızca bir önsöz veya indeks yazımının eksik kalması gibi) başvurulabilen bir "son çare" (ultima ratio) olarak ele alınmaktadır. Yayımcının iflasında ise Yargıtay, gösterilecek güvencenin (teminatın) eser sahibinin telif haklarını şüpheye yer bırakmayacak ölçüde, likit ve derhal paraya çevrilebilir nitelikte olmasını aramaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Saygın bir tıp profesörü olan (A), uzmanlık alanı olan nadir bir nörolojik hastalık üzerine kapsamlı bir ders kitabı yazmak üzere (Y) Yayınevi ile geçerli bir yayım sözleşmesi (TBK m. 487) imzalamıştır [5]. (A), kitabın beş bölümünden sadece ilk ikisini tamamladıktan sonra ağır bir trafik kazası geçirerek zihinsel ve bedensel yetilerini kalıcı olarak kaybetmiş (tamamlama yeteneğini yitirmiş) ve vesayet altına alınmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 500/1 uyarınca, eserin tamamlanması bizzat (A)'nın şahsi uzmanlık ve entelektüel yeteneğine bağlıdır [6]. (A), kendi kusuru olmaksızın tamamlama yeteneğini yitirdiği için sözleşme kendiliğinden sona erecektir. Kitabın sadece beşte ikisi tamamlandığından, hâkimin sözleşmenin bir bölümünün ifasını "hakkaniyete uygun" bulması zayıf bir ihtimaldir, zira bilimsel bir eserin eksik bölümlerle yayımlanması eserin bütünlüğüne zarar verebilir.

Olay 2: Tarihi bir roman serisi kaleme alan yazar (Y), serinin son kitabını (B) Yayınevine teslim etmiş, ancak kitap henüz basılıp piyasaya sürülmeden önce (B) Yayınevi iflas etmiştir. Yazar (Y), telif ücretini alamayacağı endişesiyle eseri geri çekip derhal başka bir yayıneviyle anlaşmak istemektedir. Bu esnada (B) Yayınevi'nin iflas idaresi, yazar (Y)'nin henüz muaccel olmamış telif alacaklarının tamamını karşılayacak tutarda bir banka teminat mektubunu yazara sunmuştur. Hukuki analiz: TBK m. 500/2 uyarınca, kural olarak yayımcının iflası halinde yayımlatan eseri geri alıp başka bir yayımcıya verebilir [7], [3]. Ancak iflas idaresi, henüz muaccel olmamış telif borçlarının ifa edileceği konusunda muteber bir güvence gösterdiği için, yazar (Y)'nin eseri başka bir yayımcıya vermesi kanunen engellenmiştir. Sözleşme, masanın taraf olmasıyla devam edecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Eser sahibinin kusursuz imkânsızlık iddiasına dayanması halinde, TMK m. 6 uyarınca imkânsızlık yaratan olgunun kendi eyleminden (ihmal veya kast) kaynaklanmadığını ispat yükü eser sahibine aittir. İflas durumunda ise, güvencenin (teminatın) hukuken geçerli ve tatminkâr olduğunu ispat yükü iflas masasına veya yayımcıya düşmektedir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TBK m. 500 kapsamında sözleşmenin sona ermesinden doğacak iade talepleri (sebepsiz zenginleşme veya sözleşmesel tasfiye) açısından TBK m. 146 gereği kural olarak on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır.
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: Yayım sözleşmesinin konusu bir "Fikir ve Sanat Eseri" olduğundan ve ihtilaf FSEK m. 52 vd. hükümlerini de ilgilendirdiğinden, görevli mahkeme 5846 sayılı FSEK uyarınca kural olarak Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleridir.
  • Yaygın Uygulama Hataları: İflasın açılmasıyla birlikte sözleşmenin derhal ve kesin olarak feshedildiğinin sanılması hukuki bir hatadır. Yayımcı iflas etse dahi, kanun metninde açıkça düzenlendiği üzere (TBK m. 500/2) makul sürede güvence sağlanması ihtimali göz ardı edilerek eserin aceleyle başka bir yayımcıya devredilmesi, yazar aleyhine sözleşmeye aykırılık ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 500, her ne kadar mülga BK m. 384’ün dilinin sadeleştirilmiş bir versiyonu olsa da [6], [7], doktriner açıdan bazı tartışmaları bünyesinde barındırmaktadır. Düzenleme, eserin tesliminden önceki ölüm veya yetenek kaybını "kendiliğinden sona erme" (infisah) sebebi saymıştır.

Türk ve İsviçre Borçlar Hukuku doktrininde (örneğin Fikret Eren, Kemal Oğuzman, Turgut Öz, Halûk Nomer gibi muteber akademisyenlerin eserlerinde) şahsa sıkı sıkıya bağlı işgörme borçlarında ölümün sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmesi genel kuralı, ticari nitelik taşıyan yayımcı açısından her zaman adil sonuçlar doğurmayabilir. Zira yayımcı, sözleşmenin kurulduğu andan itibaren mizanpaj, tanıtım, pazarlama ve kâğıt tedariki gibi ön hazırlıklar için ciddi maliyetlere katlanmış olabilir. Eser sahibinin kusursuz imkânsızlığı nedeniyle sözleşmenin "geçmişe etkili" (ex tunc) mu yoksa "ileriye etkili" (ex nunc) mi olarak tasfiye edileceği kanunda sarih değildir. Kanun koyucunun TBK m. 500/1'de hâkime verdiği "sözleşmenin bir bölümünün ifasının hakkaniyete uygun bulunması halinde sözleşmeyi ayakta tutma" yetkisi esneklik sağlasa da, tamamlanmamış bir eserin ekonomik değerinin objektif olarak nasıl hesaplanacağı uygulamada ciddi bilirkişi tartışmalarına neden olmaktadır.

Ayrıca, fıkranın lafzındaki "kendi kusuru olmaksızın imkânsız duruma gelmesi" ifadesi, sözleşme hukukundaki objektif-sübjektif imkânsızlık teorileri açısından tartışmalıdır. Yazarın, eserini teknik bir arıza veya üçüncü bir kişinin fiili sonucu (örneğin tek nüsha taslağın hırsızlanması ve yazarın bunu yeniden yazacak zamanının bulunmaması) teslim edememesi de bu madde kapsamında infisah nedeni sayılmalı mıdır, yoksa genel ifa imkânsızlığı (TBK m. 136) kurallarına mı gidilmelidir meselesi, somut olayın niteliğine göre yargıç tarafından dikkatle değerlendirilmelidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.