Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 489

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

C. Hükümleri I. Yayımlatma hakkının geçişi ve sorumluluk


Madde 489 - Yayım sözleşmesiyle eser sahibinin hakları, sözleşmenin ifasının gerektirdiği ölçüde ve süreyle yayımcıya geçer.

Yayımlatan, yayımcıya karşı, sözleşmenin kurulduğu anda eseri yayımlatma hakkının bulunmamasından sorumlu olduğu gibi, eser korunmakta ise, telif hakkının olmamasından da sorumludur. Eserin tamamı veya bir bölümü yayımlanmak üzere başka bir yayımcıya bırakılmış ya da yayımlatanın bilgisi altında yayımlanmış ise yayımlatan, yayım sözleşmesinin yapılmasından önce, bunu karşı tarafa bildirmek zorundadır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) sekizinci bölümünde "Yayım Sözleşmesi" başlığı altında yer alan 489. madde, yayımlatma hakkının yayımcıya geçişini ve eser sahibinin (yayımlatanın) eserin hukuki durumu konusundaki tekeffül (garanti) borcunu düzenlemektedir [1, 2].

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 373. maddesinin karşılığı olan bu hükümde, esasa ilişkin herhangi bir değişiklik yapılmamış; kanun koyucu yalnızca dilde arılaştırma ve sadeleştirme yoluna gitmiştir [3, 4]. Hüküm, eser üzerindeki hakların devrinin mutlak olmadığını, sözleşmenin amacına ve ifasına özgülendiğini ortaya koymakta; ayrıca eser sahibinin yetkisizliği veya eserin daha önce başka bir yayımcıya verilmiş olması ihtimallerine karşı yayımcıyı koruyan spesifik bir hukuki ayıp (zapttan sorumluluk) mekanizması kurmaktadır [2, 3].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Sözleşmenin İfasının Gerektirdiği Ölçüde ve Süreyle Hakkın Geçişi

Maddenin birinci fıkrasında yer alan "sözleşmenin ifasının gerektirdiği ölçüde ve süreyle" ifadesi, fikri mülkiyet hukukuna hâkim olan amaca bağlılık (Zweckübertragungstheorie) ilkesinin borçlar hukukundaki somutlaşmış hâlidir [2, 3]. (Kaynaklar dışı bir ek bilgi: Doktrinde Fikret Eren ve Kemal Oğuzman gibi otoriteler, eser üzerindeki mali hakların yayımcıya mutlak bir mülkiyet devri gibi geçmediğini, yalnızca çoğaltma ve yayma (basım) haklarının sözleşmede belirlenen süre, baskı adedi ve formata hasredilmiş bir kullanım yetkisi (lisans) olarak temlik edildiğini belirtirler.) Yayımcı, sözleşmenin sınırlarını aşarak eseri farklı formatlarda (örneğin yalnızca basılı kitap hakkı almışken e-kitap veya sesli kitap olarak) kullanamaz.

2.2. Telif ve Yayımlatma Hakkının Bulunmamasından Sorumluluk

İkinci fıkra, yayımlatanın (çoğu zaman eser sahibinin) yayımcıya karşı hukuki ayıptan sorumluluğunu düzenler. Yayımlatan, sözleşmenin kurulduğu anda eseri yayımlatma yetkisine ve eser korunmakta ise telif hakkına sahip olduğunu garanti etmektedir [3, 5]. (Kaynaklar dışı bir ek bilgi: Bu sorumluluk kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Eserin bir üçüncü kişinin telif hakkını ihlal etmesi (örneğin intihal/plagiarism) sebebiyle yayımcının eseri yayımlayamaması veya basılan nüshaların mahkeme kararıyla toplatılması hâlinde, yayımlatan TBK m. 112 vd. genel hükümler çerçevesinde yayımcının menfi ve müspet tüm zararlarını tazmin etmekle yükümlüdür.)

2.3. Önceki Sözleşmeleri ve Yayımları Bildirme Yükümlülüğü

Üçüncü fıkra uyarınca, eserin tamamı veya bir kısmı daha önce başka bir yayımcıya bırakılmışsa ya da yayımlatanın bilgisi dahilinde yayımlanmışsa, bu durumun yeni sözleşme kurulmadan önce yayımcıya bildirilmesi emredici bir yükümlülüktür [3, 5]. Bu kural, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) dayanan sözleşme öncesi aydınlatma yükümlülüğünün (culpa in contrahendo) kanunlaşmış bir görünümüdür.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 487 (Yayım Sözleşmesinin Tanımı): Madde 489, TBK m. 487'deki "fikir ve sanat eseri sahibinin o eseri yayımlanmak üzere yayımcıya bırakmayı üstlendiği" tanımdaki "bırakma" ediminin hukuki sınırlarını çizer [2, 6].
  • TBK m. 214 vd. (Zapttan Sorumluluk): Satış sözleşmesinde satılanın üçüncü bir kişinin üstün hakkı dolayısıyla alıcının elinden alınması tehlikesini düzenleyen zapttan sorumluluk hükümleri [7], yayım sözleşmesinde eser üzerindeki telif iddiaları sebebiyle karşılaşılacak hukuki ayıplar bakımından TBK m. 489'un temel felsefesini oluşturur.
  • FSEK m. 48 ve m. 52: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), eserler üzerindeki mali hakların devrini düzenler. FSEK m. 52 uyarınca, mali haklara dair sözleşmelerin yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır [8, 9]. TBK m. 488'deki genel "yazılı şekil" şartı uygulanırken, FSEK m. 52'deki nitelikli şekil şartının dikkate alınması zorunludur [8].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

(Kaynaklar dışı bir ek bilgi: TBK m. 489 bağlamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Fikri Mülkiyet davalarına bakmakla görevli Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları şu şekildedir: Yargıtay, eserin daha önce başka birine devredilmiş olması veya kısmi intihal (eser hırsızlığı) barındırması durumunda TBK m. 489 uyarınca eser sahibini ağır kusurlu kabul etmektedir. Yargıtay kararlarına göre yayımcı; sözleşmenin geçersizliği veya feshi nedeniyle ödediği avansları (telif bedelini) geri isteyebileceği gibi, matbaa giderleri, editörlük masrafları, dağıtım lojistik iptal masrafları ve hatta prestij kaybından doğan manevi tazminat taleplerini de eser sahibine yöneltebilir. Yargıtay, yayımcının, kendisine sunulan eserin başka bir eserin kopyası olup olmadığını araştırma yükümlülüğü (illiyet bağını kesecek düzeyde bir müterafık kusuru) olmadığını vurgulamaktadır.)

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Türkiye'nin önde gelen bir yayınevi, ünlü bir yazar ile yeni bir romanının basımı için sözleşme akdetmiştir. Ancak yazar, romanın büyük bir bölümünü yıllar önce akademik bir dergide makale dizisi olarak yayımlamış ve dergiyle yaptığı sözleşmede söz konusu metinlerin ticari kitaplaştırılma hakkını dergi şirketine devretmiştir. Yazar bu durumu yeni yayınevine bildirmemiştir. Kitap piyasaya çıktıktan sonra dergi şirketi, yayınevine karşı mali haklara tecavüzün men'i ve toplatma davası açmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 489/3 fıkrası uyarınca, yayımlatan eserin bir bölümünün kendi bilgisi dahilinde yayımlanmış olduğunu ve yayın haklarının başkasına bırakıldığını sözleşme öncesinde bildirmek zorundadır [3, 5]. Yazar bu aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiği için TBK m. 489/2 gereğince yayımcıya karşı telif hakkının ve yayımlatma yetkisinin bulunmamasından doğrudan sorumludur. Yayımcı, uğradığı tüm zararları yazardan rücuen talep edebilir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Yabancı bir bilimsel eseri Türkçeye çeviren çevirmen (A), (B) yayınevi ile yayım sözleşmesi imzalamıştır. Çevirmen (A), eserin orijinal yazarından veya asıl yayınevindekilerden tercüme (işleme) hakkını (lisansını) almamıştır. (B) yayınevi eseri yayımladıktan sonra orijinal hak sahipleri telif davası açar. Hukuki analiz: Çeviri hakkı (işleme hakkı), FSEK m. 6 ve m. 21 uyarınca asıl eser sahibine aittir [10]. Çevirmen (A), tercüme iznini almadığı için TBK m. 489/2 kapsamında eseri "yayımlatma hakkına ve telif hakkına" en başından beri sahip değildir [2, 3, 5]. Sözleşme anında bu hakkın bulunmamasından dolayı çevirmen (A), yayımcı (B)'ye karşı kayıtsız şartsız sorumludur.

6. Pratik Uygulama Notları

(Kaynaklar dışı bir ek bilgi: Doktrin ve usul hukuku ilkeleri uyarınca aşağıdaki pratik sonuçlar doğmaktadır:)

  • İspat yükü: Eserin daha önce başka birine devredilmediğini veya kendisinin orijinal eser sahibi olduğunu beyan eden yayımlatan, aksi ispatlandığında hukuki ayıbın sonuçlarına katlanır. Eser üzerinde hak iddia eden üçüncü kişinin varlığını ispat yükü davacı yayımcıya; ihlalin kendisine atfedilemeyeceğini ispat yükü ise eser sahibine aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Sözleşmeye aykırılıktan doğan genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır (TBK m. 146). Ancak FSEK ihlalinden doğan özel durumlarda haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme zamanaşımı süreleri de yarışabilir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile TBK Yayım Sözleşmesi hükümlerinin iç içe geçtiği bu uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleridir.
  • Yaygın uygulama hataları: Yayınevlerinin sözleşmelere FSEK m. 52 bağlamında devredilen hakları (çoğaltma, yayma, umuma iletim vb.) tek tek yazmak yerine genel ibareler koyması geçersizlik riski yaratır [8, 9].

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 489 hükmü, eski BK m. 373'e göre daha anlaşılır bir dille kaleme alınmış olsa da, akademik doktrinde ciddi yapısal eleştirilere maruz kalmaktadır. Temel eleştiri, TBK'nın yayım sözleşmesine ilişkin bölümünün, fikri mülkiyet hukukundaki modern gelişmelerden ve 5846 sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) sistematiğinden kopuk hazırlanmış olmasıdır [11, 12]. FSEK'in yürürlükte olduğu bir hukuk düzeninde, eserin mülkiyetinin ve kullanım haklarının sınırlarının FSEK hükümlerine yollama yapılarak aydınlatılması gerekirdi.

Öğretide belirtildiği üzere, TBK'da yapılan değişikliklerin "kısmen yerinde olmakla birlikte yeterli olmadığı" açıktır [13, 14]. Zira yayım sözleşmesi, doğrudan doğruya yazarın mali haklarını (çoğaltma ve yayma) konu alan bir lisans veya temlik sözleşmesidir. Hükmün, FSEK m. 52'deki nitelikli yazılı şekil şartını (hakların ayrı ayrı sayılması zorunluluğunu) görmezden gelerek salt "yazılı şekil" ve "sözleşmenin ifasının gerektirdiği ölçüde geçiş" gibi genel geçer ve borçlar hukuku eksenli ifadelerle yetinmesi, uygulamada uyuşmazlıklara zemin hazırlamaktadır [8, 9]. Kanun koyucunun (de lege ferenda) yapacağı muhtemel bir reformda, TBK'nın yayım sözleşmesi bölümünü bütünüyle FSEK hükümleri ve fikri mülkiyet disiplini ile senkronize etmesi akademik olarak elzemdir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.