b. Değere göre bedel
Madde 481 - Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.
b. Değere göre bedel
Madde 481 - Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.
Akademik Değerlendirme
Eser sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) bir sözleşme tipidir [1, 2]. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 470 hükmüne göre eser sözleşmesinin unsurları; bir eserin meydana getirilmesi, meydana getirilen eser karşılığında bir bedel ödenmesi ve tarafların bu husus üzerinde anlaşmaya varmasıdır [3, 4]. Ücret (bedel), eser sözleşmesinin zorunlu unsuru olmakla birlikte, bedelin miktarının sözleşmenin kurulması aşamasında kesin olarak belirlenmiş olması geçerlilik şartı değildir [4-6]. Bedelin varlığı konusunda tarafların açık veya zımni iradelerinin bulunması, sözleşmenin kurulması bakımından yeterli kabul edilmektedir [4, 7].
Eser sözleşmesinde bedelin sözleşmenin kurulması anında kesin bir miktar olarak belirlenmesi hâlinde "götürü bedel" (TBK m. 480) söz konusu olur [8, 9]. Buna karşılık, bedelin önceden hiç belirlenmediği veya yalnızca yaklaşık olarak belirlendiği durumlarda ise TBK m. 481 hükmü devreye girmektedir [10, 11]. Bu hüküm uyarınca, taraflar arasında bedelin miktarına ilişkin bir mutabakat sağlanmamışsa, sözleşme eksikliği yasa koyucu tarafından ihdas edilen objektif kıstaslar olan "eserin yapıldığı yer ve zamandaki değeri" ile "yüklenicinin gideri" esas alınarak tamamlanır [10, 11].
Eser sözleşmelerinde, meydana getirilecek eserin niteliği gereği sürecin zamana yayılması ve yüklenici tarafından yapılacak masrafların başlangıçta tam olarak hesaplanamaması nedeniyle taraflar bedeli hiç belirlememiş olabilirler [7, 12]. TBK m. 481, bedelin hiç kararlaştırılmadığı bu ihtimalde, bedelin sonradan objektif ölçütlerle belirlenebilmesine hukuki zemin hazırlar [11]. Bu ihtimalde sözleşme kurulmuş sayılır ve yüklenici eseri teslim ettiğinde ücret talep hakkına sahip olur; ancak bu ücret, tarafların sübjektif beklentilerine göre değil, kanunun emrettiği değer ve gider unsurlarına göre hesaplanır [10].
Bedelin yaklaşık olarak belirlendiği hâllerde, önceden tespit edilen veya sözleşmenin yorumundan çıkartılan bir alt ve üst sınır mevcuttur (Örneğin, +/- %10 gibi) [13, 14]. Taraflar bu tür bir sınır belirlediklerinde, artık TBK m. 481 uyarınca yapılacak nihai hesaplamada sözleşmede öngörülen bu alt ve üst sınırların dışına çıkılamaz [15, 16]. Yaklaşık bedel ile iş sahibinin sözleşme kurma iradesine temel teşkil eden masraf tahmini niteliğindeki "keşif bedeli" (TBK m. 482) kavramları birbirinden farklıdır. Yaklaşık bedelde ücretin sınırları belirlenirken, keşif bedelinde yalnızca tahmini masraflar saptanır ve yüklenici kural olarak bu masraf tahminiyle kesin şekilde bağlı tutulmaz [15, 17].
TBK m. 481 uyarınca belirlenecek bedelin ilk kıstası, eserin "değeri"dir. Buradaki "değer" kavramı, genel olarak işin değeri şeklinde anlaşılmalıdır [10]. İşin değeri, işin yapıldığı yılın birim fiyatları, yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiç bedeli, mesleki kuruluşların asgari ücret tarifeleri, mesleki teamüller, yüklenicinin çalışma değeri ve iktisadi kurallara göre belirlenmesi gereken kâr oranını kapsamaktadır [18].
Bedelin saptanmasındaki ikinci temel kıstas yüklenicinin "gideri"dir. Bu giderler; eserin meydana getirilmesi için gerekli olan malzeme giderleri, işçi ve diğer personele ödenen ücretler (işçilik giderleri), taşıma, yönetim masrafları, sigorta ve genel giderler ile vergi ve harç gibi yasal mali yükümlülüklerden oluşur [14, 18]. Mahkeme tarafından atanacak bilirkişi, eserin değerini saptarken yüklenicinin kanıtlanmış bu reel giderlerini ve genel giderlerin oransal kısmını hesaba katarak adil bir kâr marjı ile birlikte nihai bedeli ortaya çıkarır [18].
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eser sözleşmesinde bedelin kararlaştırılmadığı veya yaklaşık olarak kararlaştırıldığı ve daha sonra taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı hâllerde mahkemenin izlemesi gereken yol TBK m. 481 (mülga BK m. 366) doğrultusunda işlem yapmaktır.
Yargıtay kararlarında ısrarla vurgulanan ilke şudur: İş bedelinin tespiti için mahallinde keşif yapılmak suretiyle alınacak bilirkişi raporuyla, kullanılan malzemeler ile yapımı gerçekleştirilen işlerin neler olduğu eksiksiz olarak karşılaştırılmalı ve miktarlar denetime elverecek şekilde kalem kalem tespit edilmelidir [26, 27]. Yargıtay, bu hesaplama yapılırken kural olarak kamu kurumlarının (örneğin Bayındırlık ve İskân Bakanlığı) standart birim fiyatlarına göre değil, eserin yapıldığı tarihteki "mahalli piyasa rayiç bedeli" (serbest piyasa fiyatları) üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini istikrarlı biçimde içtihat etmektedir [18, 25, 27]. Sözleşmede resmi idare birim fiyatlarının uygulanacağına dair açık bir anlaşma yoksa, salt bayındırlık birim fiyatlarına göre düzenlenen bilirkişi raporları Yargıtay tarafından bozma sebebi yapılmaktadır [27].
Ayrıca, sözleşmedeki bedelin "götürü bedel" mi (TBK m. 480) yoksa "değere göre bedel" mi (TBK m. 481) olduğu konusunda çıkan uyuşmazlıklarda, taraflardan biri götürü bedeli ispat edemediği takdirde, Yargıtay bedelin TBK m. 481 hükümlerine göre mahalli rayiçler dikkate alınarak saptanması gerektiğine hükmetmektedir [20].
Olay 1 (Bedelin Hiç Belirlenmemiş Olması): Bir iş sahibi, sanayi sitesindeki fabrikasına ek bir depo inşa edilmesi için bir yüklenici ile anlaşır. Sözleşmede inşaatın teknik özellikleri, kullanılacak malzemenin cinsi ve teslim tarihi belirlenir, ancak piyasadaki demir ve çimento fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle taraflar bedel kısmını boş bırakarak "işin bitiminde hesaplaşılacağı" hususunda sözlü mutabakata varırlar. Eser tamamlanıp teslim edildikten sonra yüklenici, Bayındırlık Bakanlığı güncel birim fiyatlarını baz alarak çok yüksek bir fatura gönderir. İş sahibi faturaya itiraz eder ve uyuşmazlık yargıya taşınır. Hukuki analiz: Somut olayda taraflar arasında bir bedel kararlaştırılmadığından TBK m. 481 uygulanacaktır. Hâkim, Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatlarını değil, deponun yapıldığı tarihteki ve yerdeki mahalli piyasa rayiç bedellerini esas alacaktır [27]. Uzman bilirkişi heyeti, deponun değerini ve yüklenicinin yaptığı (işçilik, malzeme, genel gider vb.) reel masrafları, adil bir kâr payı da ekleyerek tespit edecek ve iş sahibinin ödemekle yükümlü olduğu bedel bu şekilde hüküm altına alınacaktır [10, 18].
Olay 2 (Bedelin Yaklaşık Olarak Belirlenmesi): Bir site yönetimi, binaların dış cephe mantolama işi için bir yapı firmasıyla sözleşme imzalar. Sözleşmede, "İşin tahmini maliyeti 500.000 TL olup, nihai bedel metraj hesabına göre ortaya çıkacak ve bu bedel en fazla +%10 oranında artabilecektir" şeklinde bir ibareye yer verilir. İş teslim edildiğinde yapı firması, malzeme giderlerindeki artışı gerekçe göstererek 650.000 TL talep eder. Hukuki analiz: Taraflar, bedeli yaklaşık olarak belirlemiş ve bir "üst sınır" (%10) öngörmüşlerdir. TBK m. 481 uyarınca nihai bedel, işin bitiminde eserin değerine ve yüklenicinin masraflarına göre hesaplanacak olsa da, yaklaşık bedel tespitinde taraflarca konulan alt ve üst sınırlar bağlayıcıdır [13, 15]. Bu nedenle, eserin reel değeri ve yüklenicinin giderleri 650.000 TL'ye tekabül etse dahi, yüklenici sözleşmede belirlenen üst sınır olan 550.000 TL'den (500.000 TL + %10) fazlasını talep edemeyecektir [16]. Yüklenici bu rizikoya katlanmak zorundadır [11, 14].
Türk hukuku öğretisinde (doktrin) TBK m. 481 ile TBK m. 482 bağlamında ciddi bir terminolojik eleştiri ve tartışma bulunmaktadır. 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun (eBK) 366. maddesini karşılayan TBK m. 481, "Yaklaşık Bedel" (Değere göre bedel) başlığı altında gerçek anlamda ücretin sınırlarının belirlendiği hâlleri düzenlemektedir. Buna karşılık, eBK m. 367'nin karşılığı olan ve iş sahibine sözleşmeden dönme hakkı veren TBK m. 482 hükmünün başlığı eBK döneminde "Keşif Bedelinin Tecavüzü" iken, kanun koyucu TBK m. 482'nin kenar başlığını "Yaklaşık bedelin aşılması" olarak değiştirmiştir [31, 32].
Öğretide (Turgut Öz, Cem Baygın, M. Alper Gümüş, Hasan Erman gibi yazarlar), "Keşif bedeli" (tahmini masraf) ile "Yaklaşık bedel" (ücret sınırlarını çizen bedel) kavramlarının birbirinden tamamen farklı hukuki kurumlar olduğu ısrarla vurgulanmaktadır [17, 33]. TBK m. 482'nin lafzına giren "yaklaşık bedel" ifadesi, uygulayıcılar nezdinde sanki TBK m. 481'deki kurumun devamıymış gibi algılanarak kavram karmaşasına yol açmıştır [33, 34]. Öğretiye göre, TBK m. 482'nin madde metni ve gerekçesi incelendiğinde yasa koyucunun niyetinin eski BK m. 367'deki "keşif bedeli" (masraf tahmini) kurumunu aynen korumak olduğu görülmektedir; dolayısıyla TBK m. 482 metninde geçen "yaklaşık bedel" ifadesi aslında "keşif bedeli"ni kastetmektedir [35]. Hukuk güvenliğinin sağlanması ve kavramsal karmaşanın giderilmesi adına, TBK m. 482'deki "yaklaşık bedel" ibaresinin doktrin eleştirileri dikkate alınarak yeniden "keşif bedeli" olarak değiştirilmesi gerektiği savunulmaktadır [23, 36-38].
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.